1624 Günlükleri


Kendi yazılarınızı e-posta ile göndererek yayınlatabilirsiniz. Kategori bölümünde "Misafir yazar" yazmayan tüm yazılar bana aittir. Teşekkürler.

Ana Sayfa | Profilim | Arşiv | Arkadaşlarım


Bir gün gelecek...

Tarih: , 24/6/2006 Kategori: Gundelik

                 Hep birlikte inandık bu yolda biz. Ne zaman bitti dersek o zaman kaybedecektik. Asla bitmeyecek. Asla kaybetmeyeceğiz. Bu yolda hep birlikte ilerleyeceğiz, kol kola birbirimizden kopmadan. Yerin zamanın önemi yok. Kopmak için bahaneye yok, zaman yok, neden hiç yok. Hep beraber adam edeceğiz bunları. Onlar istemedikçe, onlar karşı koydukça bizler onları insan yapacağız, bizler onlara "gerçek" yaşamı göstereceğiz. Yaşam bu değil, bugünkü değil...

 

                 Yaşamak bu değil, yaşamak çalışmak, rekabet değil. yaşamak insan olmak, olabilmek. Bunu göstereceğiz. Çalışmanın hayat olmadığını, hayatın çalışmak olmadığını. Hayatın, onu yaşamakla var olduğunu, doğayla var olduğunu göstereceğiz. Hayatın beton olmadığınıi para olmadığını, rekabet olmadığını göstereceğiz onlara. Onlar inanana kadar, onlar kabul edene kadar direneceğiz. Son kişiye kadar, son damlaya kadar!...

 

                 Bir gün elbet güneş doğacak, insanlar farkına varacaklar, hayatın hizmet olmadığını. Kendi hayatlarının patronları olduklarını farkedecekler.O zaman bizler de o güneşe bakıp iç geçireceğiz. Bu yoldaki anılarımızı tazeleyerek, anarak, gülerek. Yeni doğan güneşin arkasından gelen esintiye yüzümüzü döneceğiz ve onu hissedeceğiz benliğimizde, özgürlüğü hissedeceğiz. O zaman insan olduğumuzu hissedeceğiz.

 

                 Gün gelecek güneş batacak ve hepimiz bir tarafa atılmış olacağız, gün gelmiş hepimiz bir yerlerde kapalı olacağız. Ama birbirimizden kopmayacağız. Birbirimizi kaybetmeyeceğiz. Amaca giden yolda hepimiz zarar görsek de, amaca ulaştığımızda hepimiz zaferin mutluluğu ile yaralarımızı saracağız.

 

                 Bir gün gelecek batan güneş yine doğacaktır. İşte bizler o gün insan olacağız, o gün insan olmanın tadına varacağız...


Yerel devrim - evrensel devrim...

Tarih: , 12/6/2006 Kategori: siyaset

 

              Yerel düşünmek ne kapitalizm'i, ne de faşizm'i savunmaktır... Ancak sanırım ezbere dayalı bilgi ile bunu anlamak zor oluyor.

 

              Marx'ın evrensel işçi sınıfı hareketinde, orta sınıfa yer yoktu, hatta Marx orta sınıfı işçi sınıfına dahil etmişti. Bundan dolayı böyle bir hareket olasılık dahilindeydi. Ancak, Marx'ın öngörüsünün bugün hatalı olduğunu görmek zorundayız. Orta sınıf işçi sınıfına yaklaşmak yerine, tam tersine, onu ezen bir tavır takınarak burjuvaziye yakınlaşmakta ve mülkiyet sahibi olmaya başlamıştır. Yani burjuvalaşmaktadır. İşçi sınıfı ise gün geçtikçe ezilmekte ve azalmaktadır. Gelişen teknoloji ile kol emeği günden düne önemini yitirmekte, mavi yakalı işçi sınıfı yok olmaktadır. Aynı anda, bu teknolojiyi kullanacak bilgiye sahip olan orta sınıf, yani beyaz yakalılar ise, gün geçtikçe artmakta ve üretimde söz sahibi olmaktadır. Böyle bir ortamda nasıl evrensel bir işçi hareketi düşünüyorsunuz?

 

              İşçi sınıfı, gün geçtikçe erimektedir. Çünkü teknoloji, yani makineler onların kol emeklerinin yerine geçmektedir. Burjuvazi kâr elde etmek adına emeği sömürmeye çalışmakta, burjuvazi için çalışan orta sınıf mensubları ise, bu sömürüyü ileri boyuta götürerek, insan emeğini üretimden dışarı atmaya çalışmaktadır. Yani orta sınıf işçi sınıfının yanında değil, karşısındadır. Ekonomik, siyasal ve dolayısıyla -en önemli olan- birlik olma gücü burjuvazinin elindedir. Orta sınıfın elindedir. Çünkü, para kazanmak dışında yapacak işleri vardır. Ancak günden güne iş imkânları azalan işçi sınıfı tüm hayatını para kazanmak için harcadığından dolayı, kalkıpta -hele bir de sendikası yoksa- eylem yap(A)maz... Çünkü, ailesini ve kendisini geçindirebilmesi için para kazanmak zorunda. Sistem böyle.

 

              Bu durumda kalkıpta bana evrensel bir işçi hareketi bunu çözer demeyim lütfen... Hangi ülkede işçiler bu kadar örgütlü ve güçlü? Kapitalizm'in işlediği hangi ülkede işçiler hayatlarını gerçek anlamda sürdürebiliyor? Ve bunu düzeltmek için nasıl tüm dünyaya ulaşabileceksiniz ve hayatlarını zor sürdüren insanları eylemlere iteceksiniz? Merak ediyorum... Biraz gündeme, günümüze bakmanızı tavsiye ediyorum... Kurtulun kitapların tozlu raflarından. Herkes masa başında ve/veya teorilerle dünyayı kurtarır. Ancak, pratikte kurtarmak o kadar kolay değil ne yazık ki. Yüzlerce değişken, dinamik var.

 

              Orta sınıfın da burjuvazinin yanına geçerek işçi sınıfını yalnız bırakması, ilerleyen teknolojinin de işçi sınıfına karşı duruşu, kapitalizm'in kâr güdüsüyle birleştiğinde ortada ne evrensel işçi sınıfı kalıyor ne de işçi hareketi. Dolayısıyla elimizde tek şans yerel savaşımlar kalıyor. Bunu da yapmazsak, ileride o da kalmayacak. Çünkü, günden güne küreselleşen kapitalizm, evrensel hareketleri engellmiş, yavaş yavaş yerel hareketleri de engellemeye başlamıştır. Yerel hareketler de bir gün son bulduğunda kapitalizm büyük zaferini ilan edecek ve belki de dönülmez bir yola gireceğiz. Çünkü, kapitalizm'i yıkabilecek en büyük güç ekonomi değil, toplumsal hareketliliktir. Kapitalizm bunu da engelledikten sonra nasıl yıkacaksınız kapitalizm'i?

 

              Yerel devrimler, evrimler, hareketler her zaman bir diğeri için bir referans ve hareket noktası olacağından, bugün desteklenmesi gereken budur. Ancak, bunu desteklemek demek, bu ülke kurtulsun, diğerleri önemli değil demek değildir. Artık günümüzde tek merkezli yönetimler olmayacağından, tek merkezli devrimler de olmaz. S.S.C.B. pratiği gibi. Dolayısıyla, pek çok ülkede eş zamanlı ve/veya birbirini tetikleyen yerel devrimlerin olması veya hareketlerin başlaması, evrensel bir devrimi tetikleyecektir zaten. Ancak oturup tüm dünyada aynı anda başlayacak bir devrimi hayal etmek günümüzde çok zordur.

 

Teşekkürler.


Evrensellik, ulusallık...

Tarih: , 25/5/2006 Kategori: siyaset

                    Bir nasyonel sosyalisttir gidiyor... Anlamadım. Ulusal sol ile nasyonel sosyalizm'i de birleştirdiniz helâl... Her neyse... Sol'un, proleteryanın vatanı yoktur. Bu kesin bir bilgi. Ancak ulus-devlet sistemi içerisinde nasıl küresel bir savunma kuracaksınız? İlk önce ülkenizdeki işçilerin, sınıfların, insanların haklarını savunun koruyun bakalım ilk önce. 1 Mayısa İP'de katılacaktır. Katılmalıdır. Adı "İşçi Partisi". CHP'de katılacaktır. Katılmalıdır. Türkiye'de önemli bir partidir. Etkilediği halkın oranı çok yüksektir. İP'nin de aynı şekilde. Eğer siz bunlara "tu kaka parti" derseniz, kenara atıp kendinizi onlardan izole ederseniz, afedersiniz ama kimle hakkınızı koruyacaksınız? Neyle, hangi güçle yapacaksınız? Yüzlerce, belki binlerce sosyalist-komünist örgüt var T.C.'de. Peki hangisi hiç sorunsuz bir ekonomik yapıya sahip? Hangisi binleri alanlara "tek başına" indirebiliyor hak aramak için? Hiçbirisi. Ama İP ve CHP bunu yapabiliyor. Demek ki, gidilen yolda bir hata var. Demek ki, insanlar öncelikle kendilerini ve ülkelerini düşünüyorlar. Demek ki ulus - devlet sistemi içerisinde insanlar önceliği kendilerine veriyorlar. Bu sonuçları sadece bu olaylardan çıkartmaya gerek yok. Küçük bir sosyolojik araştırma ile aynı sonuç alınabilir. Hatta gazete haberleri veya küçük bir literatür araştırması ile...

 

                    Böyle bir durumda neden sol'u inatla ulusalcılardan arındırmaya çalışıyorsunuz? Bölmek için bu kadar çabalıyorsunuz? Evet, ne proleteryanın ne solun vatanı yoktur. Marx, evrensel bir işçi sınıfı hareketi öngörür. Ancak kendi ülkemizdeki işçiler sömürülürken, ülke bir sömürgeye dönüşürken nedir bu sosyalizm, komünizm gazı? Ülkeyi düşünmek milliyetçilik değildir. Bir laf vardır: "her koyun kendi bacağından asılır" diye. Öncelikle bu ülkeyi bir kurtarın, Evrensel siyasal, ekonomik, politik arenada bir yer edinin ülke olarak, hem de işçilerinizin ezilmişliğini üstünüzden atarak (Tıpkı Almanya, ABD, Fransa...vb. gibi, Güney Amerika ülkeleri gibi...), sonrasında ülke olarak, ülke içi sendikalar olarak yurt dışında küresel işçi hareketlerini destekleyin... Ama hemen yan dairenizde oturan işçiler açlıktan ölümle burun burunayken, tüm emekleri -hem de yabancılarca- sömürülürken, siz kalkıpta hala "evrensel işçi hareketi" diyorsanız, bu işte bir yanlışlık var demektir.

 

                    İşçi haklarını savunmak demek her yerde savunmaksa, öncelikle en yakınınızdan ve dolayısıyla durumunun düzeltilmesi en kolay oladan başlayın ki, uzağa eliniz yetişebilsin.

 

                    Örgütlülük, her yerde zırt pırt eylem yapmak değildir. Eylem her zaman herşeye yapılır. Ancak, bu eylemler ne kadar işlevsel oluyor? Ülkemizde bu eylemlere, 1 mayıslara kimler, neden katılıyor? bunları bir inceleyin. Gerçekten 1 Mayıslat işçi haklarını korumak için mi yapılıyor? Bence hayır... O eylemler amacından sapalı çok zaman geçti... Eylemler açlığı gidermiyor artık. Özellikle birliğin, beraberliğini ortak eylemin olmadığı eylemlerin... Sadece alanda halay çekmekle, slogan atıp dağılmakla birşeyler değişmiyor. O eylemin sesinin meclise gitmesi gerekiyor, burjuvaziye gitmesi gerekiyor!... Bunun için de güç gerekiyor. Bunun için ciddi bir örgütlenme, bunun için bir ekonomik güç, bunun için bir iktidar aracı gerekiyor. Örneğin, bir CHP'nin 1 mayısa katılması güzeldir. Çünkü ana muhalefet partisinin işçilerin yanında olduğunu gösterir iktidara... Ancak anlayana tabiki... Eylemlerin yanında, işçinin durumunu düzeltmek adına somut işler yapılmalıdır. 1 Mayısta ortak eylem kararı alıp, 3 mayısta (NOT: 3 Mayıs örnektir.) ülke genelinde greve gidilmelidir. 3 Mayısta, fabrikalar işçilerin olmalıdır. 3 Mayısta işçinin sesi fabrika sahibinden, burjuva sendikalarına, iktidara ve tüm burjuvazinin kulağına gitmelidir. Ancak böyle etkin olunur. Ancak böyle talepler yerine gelir. 300 kişi ile alanda halay çekerek, bayrak taşıyarak, slogan atıp sesini kısarak hiçbirşey değişmez. Ancak dayak yersin üstüne bir de...

 

                    Örgütlülük, birlik bugünler içindir. Bırakın İP'sini, CHP'yi, küçük burjuvazi'yi eleştirmeyi... Bırakın onlar da katılmak istiyorlarsa katılsınlar mücadeleye. Topluca, kol kola yürüyün ki, küçük burjuvazinin bile büyük burjuvaziye karşı olduğunu anlasınlar. Bırakın birlikte yürüyün ki, alanlarda çoğunluk olun, grevlerin, boykotların etki alanı da genişlesin, örgütlü, büyük, "gerçek" eylemler yapılsın bu ülkede artık.

 

                    Tek bir fabrika değil, tüm fabrikalar kurtulmalı. Tek bir şehir değil, tüm şehirler ele geçirilmeli. 3-5 kişi değil, 3 milyon - 5 milyonlar yürümeli alanlarda... Ancak böyle işçi sınıfı haklarına kavuşur. Bunlara kavuştuktan sonra zaten nihâi hedef sadece burjuvazi kalacak, o zaman da evrensel işçi hareketi başlama fırsatı bulacaktır...

 

                    Birazcık düşünelim...

                   

                    Teşekkürler.


Boşluk

Tarih: , 22/5/2006 Kategori: Gundelik

Sene 1789
Fransız devrimi...
Bir toplum Dünya'ya haykırıyor!
Köle olmayacağız!,
"Özgürlük", "Eşitlik" diye...

Sene 1917
Rus devrimi...
Bir toplum Dünya'ya haykırıyor!
Köle olmayacağız!,
"Barış", "Eşitlik" diye...

Sene 1923
Türk devrimi...
Bir toplum Dünya'ya haykırıyor!
Köle olmayacağız!,
"Özgürlük", "Barış" diye...

Sene 2004
Boşluk...
Sadece boşluk...


Hep birlikte, tam bağımsız Türkiye'ye!...

Tarih: , 20/5/2006 Kategori: siyaset

                     19 Mayıs 2006 - Ankara

 

                     Türkiye'nin tüm üniversitelerinden -tüm engellere rağmen- öğrenciler Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi'nde toplandılar. Yaklaşık 2000 kişilik bir topluluk oluşturdular. DTCF'nde düzenlenen"Gençlik Kurultayı"nda tüm üniversite ADD ve diğer kulüp, örgüt..vb. temsilcilerinin konuşmaları sonucunda, ortak bir karar alındı. "Türkiye Bağımsız Öğrenci birliği" adı altında tüm Türkiye çapında bir öğrenci örgütlenmesine gidiliyor.

 

                     Bu örgütlenme dahilinde, tüm öğrenci birlikleri, dernekleri, örgütleri, kulüpleri ve öğrenciler, ortak bir "Tam bağımsız Türkiye" sloganı çatısı altında birleşiyor. Her örgüt kendi içerisinde özerk olmak kaydıyla bu birlik kuruluyor.

 

                     Günümüz birlik olma günü... Dolayısıyla güç, sağ, sol çatışmalarını bir kenara bırakıp bu birliğe katılım sağlayalım. Sağlayalım ki, yarattığımız büyük güç ile çatışmalarımızı devam ettirebileceğimiz bir vatanımız olsun. Aksi taktirde her şey için çok geç olacak.

 

                     Şeriatçıların tüm devlet kademelerine sızdığı, etnik bölücülüğün böylesine tırmandığı, ekonomik düzenin al aşağı edildiği, sömürgeleştiği günümüzde, birlik olmak ve tüm bunları düzeltmek için ortak hareket etmek hepimizin ortak amacı ve ödevi olmalıdır.

 

                     "Hep birlikte, tam bağımsız Türkiye'ye!..."



{ Son Sayfa } { Sonraki Sayfa }
eXTReMe Tracker
lambo doors
Free Web Counters
lambo doors