...:::KURBAN BAYRAMIMIZ MÜBAREK OLSUN:::...


YANIK YÜREKLER...OSMAN ŞİMŞEK



Tanıtım Yazısı:

Yanık Yürekler

Çöle dökülen o suyla dünyanın dört bir yanındaki küskün çöller Cennete döndü…
Sibirya’da kardelenler, Vietnam’da ıhlamurlar çiçek açtı.
Kara kıtanın yanık çölleri suya kavuştu.
Önden giden atlılar, kırık testiyle giderdiler susuzluğunu.
Kırık testiyle aştılar ıssız çölleri.
Yanık bir yürekten çağlar kırık testinin suyu.
Nice yiğitler yanan çöllerde içenlerin canına can katan o suyla serinlediler.
Nice kahraman bacılar Sibirya’nın soğuklarında o yanık yürekten gelen sıcak esintilerle ısındılar. Gurbetin dayanılmaz sancılarına şifa oldu, kırık testinin suyu.

Osman Şimşek
http://www.hayatinrengi.net/kitapsever-bolum/31309-yanik-yurekler-osman-simsek.html

__________________________________________________________________________________
_______________________________________________________________________________________
©KITAP_ZAMANIYorum (0) :: Yorum yaz!28/12/2008

40 kere Hac sevabı alınan dua

İbrahim aleyhisselam, (Elhamdü lillahi kable külli ehad, vel hamdü lillahi ba’de külli ehad, elhamdü lillahi alâ külli hâl) diye dua edince, Hak teâlâ, (Yâ Cebrail, dostuma selam söyle! O üç kelamı üç defa söyledi, ben azimüşşan da, ona kırk defa kabul olunmuş nafile hac sevabını verdim. Bu duayı okuyan her Müslümana da, aynı sevabı ihsan ederim) buyurdu. (Miftahül cenne)

Elhamdü lillahi kable külli ehad = Her şeyden önce Allahü teâlâya hamd ederim.

Elhamdü lillahi ba’de külli ehad = Her şeyden sonra Allahü teâlâya hamd ederim.

Elhamdü lillahi alâ külli hâl = Her halükârda Allahü teâlâya hamd ederim

Dua Ufku

http://www.altinnesil.gen.tr/40-kere-hac-sevabi-alinan-dua.html


__________________________________________________________________________________
_______________________________________________________________________________________
©DUALARYorum (0) :: Yorum yaz!28/12/2008

Ben seni görmeden sevdim

Ben seni görmeden sevdim

Yorgun gecelerde titreyen bir yanı yetim, bir yanı öksüz yüregimle sevdim seni

Ey gönül bahçemde büyüttüğüm nazlı çiçek

Ey sevdamın adı, aşkın gerçek anlamı

Bu hasret bu gurbet söyle söyle ne zaman bitecek

Ben seni görmeden sevdim

Yolunu gözledim bir Medine sabahı

Ellerimde güller, güller ki kokunu aldığım

Kokunu alıp yandığım, yanıp yanıp ağladığım

Ben seni görmeden sevdim

Gözlerini gözlerime değdir efendim

Ellerini ellerime

Sevmeyi senden öğrendim ilkin

Sevilmesi gereken her şeyi senden

Şefkat seninle mana buldu

Buz çöllerini seninle aştım

Abı hayat sundun sıcak ikliminle

Gözlerini gözlerime değdir

Ellerini ellerime efendim

Ben seni görmeden sevdim

Bahar yüzlü insanlar bildim etrafında pervane

Onlardan biri olmak istedim hep

Her emrine amade

Seninle yaşamak

Seninle ölmek

Seninle ağlamak

Ve seninle tebessüm etmek

Aynı sofrayı seninle paylaşmak istedim

Ama en çok seni, seni görmek istedim

Göremesem de

Ben seni görmeden sevdim

Veysel Karani sabrıyla büyüttüm sevgimi

Hüznü yoldaş ettim

Kah yeller gibi estim yemende

Kah mecnun gibi düştüm çöllere

Bil ki, ölüm kapımı çalıp geldiğinde

Ne zaman nasıl kimbilir nerede

Ben seni görmeden sevdim


Ben seni görmeden sevdim

Rüyalarım var sana dair

Özlemlerim var sana

Al yüreğim senin olsun Sultanım

Uyandır beni aşka

Ey gül-i vefa

Ey rahmet sanağı

Yağmur yağmur tane tane düştünde gönlüme

Kurak topraklarım hayat buldu gelişinle

Ben Leyla çölünde seraplar gördüm çok zaman

Boş hülyalara daldım, kayboldum

Su içtiğim pınarlara ateşler dokundu

Ben aşkımın hicranını sırtımda taşıdım

Ben seni görmeden sevdim


Seni görmeden seven milyonlarca sevdalı gibi

En berrak duygular besledim sana

En nadide hisleri

Gel efendim, al götür beni uzaklara

Düşmeden gülün tuzaklara

Gözlerimde yaş akar durur

Bu ayrılık beni yakar vurur

Gözlerini gözlerime değdir

Ellerini ellerime efendim


__________________________________________________________________________________
_______________________________________________________________________________________
©KAINATIN_EFENDISINE_SAV_Yorum (0) :: Yorum yaz!28/12/2008

(S.A.V.)'e



__________________________________________________________________________________
_______________________________________________________________________________________
©KAINATIN_EFENDISINE_SAV_Yorum (0) :: Yorum yaz!28/12/2008

KURBAN BAYRAMIMIZ MÜBAREK OLSUN...



__________________________________________________________________________________
_______________________________________________________________________________________
Yorum (1) :: Yorum yaz!6/12/2008

TEŞRİK TEKBİRLERİ

TEŞRİK TEKBİRLERİ


"Allahü ekber, Allahü ekber, lâ İlâhe illallahü vellahü ekber, Allahü ekber ve Lillahilhamd''

Teşrik tekbirlerini getirmek vaciptir.
Erkek, kadın, misafir, mukîm, her mükellefe vaciptir.
Arefe gününün sabahının farz namazını kılımıyla başlar, Kurban bayramının dördüncü günü ikindi namazı farzının kılımıyla biter.
Toplam 23 vakit farz namaz arkasından teşrik tedbirleri getirmek herkese vaciptir.
Tekbirler farz namazın selamına bitişik olarak bir defa söylenerek yerine getirilir.
Teşrik günlerinde namazı kazaya kalanlar, tekbirleride kaza eder.
Teşrik günleri dışında kazaya kalan namaz kılınırsa tekbirler getirilmez.
Kadınlar bu tekbirleri gizli olarak getirirler.


--------------------------------------------------------------------------------

Kaynak:
1) Açıklamalı, Muamelatlı, En Geniş İslam İlmihali, Ali Fikri Yavuz, İstanbul Eski Müftüsü, Çile Yayınevi, 1977
2) İlmihal 1, İman ve İbadetler, Türk Diyanet Vakfı, 1999
http://www.islamiyet.gen.tr/kurban_bayrami/tesrik_tekbirleri.php


__________________________________________________________________________________
_______________________________________________________________________________________
©Mubarek_Gunler_Ve_AylarYorum (0) :: Yorum yaz!6/12/2008

Kurban, Allah Tealâ'nın ihsan buyurduğu varlığa bir teşekkürdür.

Kurban, kurban bayramı günlerinde ibadet niyetiyle belli hayvanlardan birini keserek yapılan bir ibadettir. Kurban, Allah Tealâ'nın ihsan buyurduğu varlığa bir teşekkürdür.

Kurban ibadeti İslâmiyetten önce de vardı

Cenab-ı Hakk'ın dostu olma şerefiyle şereflenmiş bir peygamber olan İbrahim (a.s.) bir adakta bulunmuş, bir oğlu olduğu takdirde onu Allah'a kurban edeceğini adamıştı. Aradan geçen zaman içerisinde oğulları olmuş ama o, adağını nasılsa unutmuştu. Rüyada oğlunu kurban ediyor görmüş ve irkilmişti. Hz. İbrahim bu rüyayı üç ayrı gece görmüştür. Peygamberlerin rüyası vahiy olduğu gibi onlar tarafından yapılan tabirleri de vahiydir. İbrahim a.s. da rüyasını, oğlunu kurban etmesi gerektiği şeklinde tabir etmiş ve böylece bu tabir de vahiy olmuştur. Artık Hz. İbrahim'in bu vahyi yerine getirmesi gerekiyordu.

Elbette bu çok zordu ama Allah'tan aldığı vahye uymaması daha zordu. İbrahim a.s büyük bir imtihan karşısında olduğunu anladı. Hiç tereddüt etmeden Allah'a teslim oldu ve durumu oğlu İsmail aleyhi's-selâm'a açmaya karar verdi.

Şimdi konu ile ilgili olarak Kur'an-ı Kerim'in açıklamalarını dinleyelim: Allah Teala buyuruyor:


"İbrahim 'Ey Rabbim, bana iyilerden (bir oğul) ihsan et' dedi. Biz de kendisine yumuşak huylu bir oğul müjdeledik. Oğlu yanında koşacak çağa gelince, 'Ey oğlum, ben seni rüyamda boğazladığımı gôrüyorum, bir düşün, ne dersin ?' dedi. (İsmail) Babacığım, sana ne emrolunuyorsa yap. İnşaallah beni sabredenlerden bulacaksın.' dedi. Her ikisi de Allah'a teslim oldular (Allah'ın emrine boyun eğdiler). İbrahim, oğlunu şakağı üzerine yatırdı. Biz de ona şöyle seslendik: 'Ey İbrahim, rüyana gerçekten sadakat gösterdin, şüphesiz ki bu apaçık bir imtihandı.' Dedik ve ona (İsmail'e karşılık ) büyük bir kurbanlık fidye verdik. Kendisine sonradan gelenler için de iyi bir nam bıraktık. Selam olsun İbrahim'e. İşte biz iyilik yapanları böyle ödüllendiririz. Çünkü 0, bizim mümin kullarımızdandır." (1)
Görülüyor ki, Kur'an da Hz. İbrahim'in gördüğü rüyanın vahiy olduğunu teyit etmiştir. Çünkü Cenâb-ı Hak kendisine seslenirken: "Ey İbrahim, gördüğün rüyaya gerçekten sadakat gösterdin." buyurmuştur.
İbrahim a.s, Allah'ın emrine boyun eğerek oğlunu kurban etmek üzere şakağı üzerine yatırınca Cenab-ı Hak, İsmail'in yerine bir koyun kurban etmesini emretmiştir. Bu, Allah'ın insanlığa büyük bir lütfudur. Allah, insanları Hz. İbrahim'in aracılığı ile insanı kurban etmekten korumuş olmasaydı muhtemelen insanlar, insan kurban etme, gibi korkunç bir geleneğe sahip olabilirdi ve insanları bu korkunç gelenekten kimse de kurtaramazdı.


İbrahim a.s oğlu yerine Cenâb-ı Hakk'ın kendisine gönderdiği koçu kurban etmiştir. Böylece kurban Hz. İbrahim'den sünnet olarak bize intikal etmiştir.

Kurban, insanın Allah'a yaklaşmasına ve O'nun rızasını kazanmasına vesile olan bir ibadettir. "Kurban" kelimesinde bu mana vardır. İnsan kurban kesmekle İbrahim (a.s.) gibi Allah'a ve O'nun emirlerine bağlılığını, gerekirse O'nun rızasını kazanmak için her fedakârlığa katlanacağını göstermiş olur.

Allah'ın hoşnutluğunu kazanmak için yapılan her şeyde esas olan iyi niyettir. Kurbanda da böyledir, iyi niyet ve ihlas esastır. Bakınız, bu konuda Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyuruluyor:
"Onların (kurbanların ) ne etleri ne de kanları Allah'a ulaşır. Fakat O'na sadece sizin takvanız ulaşır.'' (2) Esasen Allah Teâla ancak takva sahiplerinin yapmış oldukları ibadetleri kabul eder. Maide suresindeki şu ayet-i kerimeler bu konuyu bir örnek vererek açıklıyor. Allah Tealâ buyuruyor.


"(Ey Muhammed) Onlara Adem'in iki oğlu ile ilgili haberi hakkıyle oku. Hani her ikisi birer kurban sunmuşlardı, birinden kabul edilmiş, diğerinden kabul edilmemişti (Kurbanı kabul edilmeyen ötekine).
-Seni öldüreceğim, demişti. Diğeri ise :
- Allah, yalnız kendisinden korkanlardan kabul eder, dedi ve devam etti : "Allah'a yemin ederim ki sen beni öldürmek için bana el uzatsan da ben seni öldürmek için sana el uzatacak değilim. Ben, alemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım.'' dedi. (3)

Görülüyor ki, kurban kesenlerden biri iyi niyeti ve Allah'tan korkması sebebiyle sunduğu kurban kabul görmüş, diğeri ise kötü niyeti sebebiyle kurbanı kabul edilmemiştir.

Sevgili Peygamberimiz de bu konuda şöyle buyurmuştur :
"Amellerin kıymeti ancak niyetlere göredir. Herkesin niyet ettiği ne ise eline geçecek olan ancak odur.''(4)

Kurban, İslâm'daki sosyal yardımlaşma ve dayanışmanın bir başka örneğidir. Her gün dünyada sayısız hayvan kesilir ve bundan çoğunlukla varlıklı kimseler yararlanır. Halbuki kurban bayramında kesilen kurbanlardan daha çok yoksullar ve hayır kurumları istifade eder.

Kurban Bir İbadet midir Yoksa Gelenek midir?

Kurban bir gelenek değil, kitap ve sünnetle meşrûiyeti sabit olan bir ibadettir. Kurban da zekat gibi Hicretin ikinci yılında meşru kılınmıştır. Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyuruluyor:
"Kurbanlık deve ve sığırlar, Allah'ın size olan nişanelerinden kıldık. Sizin için onlarda hayır vardır. O halde onları ön ayaklarından biri bağlı olduğu halde keserken üzerlerine Allah'ın adını anın. Yanları yere yaslandığı vakit onların etlerinden yiyin, kanaat edip istemeyene de, isteyene de yedirin. Böylece onları sizin emrinize verdik ki, şükredesiniz."(5)

Peygamberimiz de bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuşlardır:
"Ademoğlu kurban bayramı günü, Allah katında kurban kesmekten daha sevimli bir iş yapmamıştır. Şüphesiz ki o kesilen kurban kıyamet günü boynuzları ve kılları ile gelir. Hiç şüphe yok ki, kurbanın kanı yere düşmeden önce Allah katında kabul görür. Öyle ise gönüllerinizi kurban ile hoş edin."(6)

Peygamberimiz kurbanı tavsiye ederlerken kendileri bizzat kurban keserek de örnek olmuşlardır. Müslim'in rivayetine göre Enes (r.a.) şöyle demiştir :
"Allah'ın Resûlü, beyaz renkli iki koç kurban ederdi." (7)

Kurbanın Hükmü

İslâm alim ve müçtehitleri kurbanın hükmü hakkında farklı içtihatlarda bulunmuşlardır.

İmam Azam Ebû Hanife'ye göre kurban vaciptir. Delili de:"Rabbin için namaz kıl ve kurban kes"(8) âyet-i kerimesinin delâletiyle peygamberimizin :
"Kimin hali vakti yerinde olur da kurban kesmezse namazgahımıza yaklaşmasın."(9) Hadisindeki vaid (korkutma) dır. Böyle bir korkutma ancak vacip olan bir ibadetin terki için yapılır. Yani İmam Azam demek istiyor ki, kurban vacip olmasaydı peygamberimiz onu terkedene böyle bir tehditte bulunmazdı.

Şâfiî, Mâliki ve Hanbelîler ile Hanefîlerden İmam Ebû Yusuf'a göre ise kurban vacip değil, sünnet-i müekkededir.(10)
Kurbanın sünnet olduğunu söyleyenlerin dayandıkları delillerin bir kısmı aşağıdaki hadis-i şeriflerdir:
Ümmü Seleme (r.a.)' den rivayete göre Peygamberimiz şöyle buyurmuştur:
"Bilinen on gün girdiği vakit elinde kurbanı olup kurban kesmek isteyen kimse (bedeninden) asla bir kıl almasın, tek bir tırnak kesmesin."(11)
Bu hadis-i şerifte Peygamberimiz kurbanı kişinin isteğine bırakmıştır. Bu ise onun vacip olmadığını gösterir.
Bir başka hadis-i şerif ise meâlen şöyledir:
"Üç şey vardır, bunlar bana farz, size nafiledir. Onlar da vitir, kurban ve kuşluk namazıdır."(12)

Kurbanın hükmü (yani vacip mi sünnet mi olduğu) hakkındaki bu farklı görüş ve içtihatlar sebebiyle; bir kimsenin zekât, hac, sadaka-i fıtır, ve kurban borcu olduğu halde vefat edip bu borçlarının ödenmesi için malının üçte birini vasiyet etse (ki ancak malının üçte birini vasiyet etmeye mezundur) malının üçte biri yeterse borçlarının tamamı ödenir. Malının üçte biri borçlarını ödemeye yetmediği takdirde önce zekât borcu ödenir. Çünkü borçların içerisinden önemli olanı zekâttır. Bu borcu ödendikten sonra malı artarsa haccı yaptırılır. Bundan sonra sadaka-i fıtır borcu ödenir. Daha sonra da malı kalırsa kurban borcu ödenir.

 

1- Saffât, 100-111.
2- Hacc, 37.
3- Maide, 27-28.
4- Buharî, Bedülvahiy, 1.
5- Hacc, 36.
6- Tirmizî, Adâhî, 1; İbn Mâce, Adâhî, 3.
7- Müslim, Adâhî 3, İbn Mâce, Adâhî, 2.
8- Kevser, 2.
9- İbn Mâce, Adâhî, 2.
10- Mebsût, c. 12, s. 8, Neylülevtar, c. 5, s. 126.
11-Müslim, Adâhî, 7.
12- Ahmed b. Hanbel.
13- Bedayiu's-sanayi, Beyrut, 1974, c. 5, s. 64.
14- Reddülmuhtar, c. 5, s. 309.
15- Buhari, Adâhî, 1.
16- Müslim, Hac, 19.
17- Et-Tergib ve't-Terhîb, Beyrut, 1968, c. 2, s. 154.
18- Ebû Davût, Salat, 245.
19- Mecmeu'zevâid, Beyrut, 1967, c. 2, s. 198.



--------------------------------------------------------------------------------


Kaynak:
1) Diyanet Aylık Dergisi 2000 Mart'dan yararlanılmıştır
http://www.islamiyet.gen.tr/kurban_bayrami/kurban_ve_kurban_bayrami.php


__________________________________________________________________________________
_______________________________________________________________________________________
©Mubarek_Gunler_Ve_AylarYorum (0) :: Yorum yaz!6/12/2008

Kurban Kimlere Borçtur?

Kurban Kimlere Borçtur?

Kurban, mukim olan ve sadaka-i fıtır nisabına malik olan her kadın ve erkek müslümana vaciptir.
Bu tariften şu anlaşılıyor: Müslüman olmayan, seferde bulunan müslümana ve fakir olana kurban vacip değildir.

Hz. Ebû Bekir ile Hz. Ömer seferde bulunduklarında kurban kesmemişlerdir. Şayet seferde olan kimse kurban kesmek isterse, kurban kendisine vacip olduğu için değil, nafile olarak kesebilir, kesmediği takdirde sorumlu olmaz.

İmam Azam Ebû Hanife ile Ebû Yusuf'a göre kurbanın vacip olmasında akıl ve erginlik çağına gelmiş olma şart değildir. Yani zengin olan çocuğun ve delinin mallarından babaları veya vasileri kurban keserler. Bu kurbanlardan sadece kendileri yiyebilir, başkaları yiyemez.

İmam Muhammed ile İmam Züfer'e göre kurbanın vacip olması için akı1 ve erginlik çağına gelmiş olma şarttır. Bu itibarla zengin olan çocuklarla deli olanların mallarından kurban kesilmez. (13) Fetvâ da bu görüşe göredir, yani zengin de olsalar çocuklarla delilerin kurban kesmesi gerekmez. (14)

Kaynak: 14- Reddülmuhtar, c. 5, s. 309.
http://www.islamiyet.gen.tr/kurban_bayrami/kurban_kimlere_borc.php


__________________________________________________________________________________
_______________________________________________________________________________________
©Mubarek_Gunler_Ve_AylarYorum (0) :: Yorum yaz!6/12/2008

Kurbanın Bedelini Yoksullara Vermekle Kurban Kesilmiş Olur mu?

Kurbanın Bedelini Yoksullara Vermekle Kurban Kesilmiş Olur mu?

Bazı kimseler hemen her yı1 kurban bayramında bu soruyu sorarlar: Hayvanı kesmeden canlı olarak veya bedelini yoksullara vermekle kurban kesilmiş olur mu? Kurbanın rüknü, kurban edilmesi câiz olan hayvanlardan birini kesmek olduğundan, hayvanı kesmeden canlı olarak veya bedelini yoksula vermekle kurban ibadeti yerine getirilmiş olmaz, bu ancak sadaka olur.
Yalnız kurban kendisine vacip olan kimse satın aldığı kurbanı her hangi bir sebeble kurban günlerinde kesmez veya hiç kurban satın almaz ise kurban günleri geçtikten sonra, bu kimse kurbanlık hayvanının kıymetini fakirlere sadaka olarak verir. Satın alıp kesmediği kurbanını ise canlı olarak fakire verir. Kurban günleri geçtikten sonra daha önce satın alınmış kurbanlık artık kesilmez.

Kurbanı kesebiliyorsa kendisi keser. Çünkü bu bir ibadettir. Onu, kişinin kendisinin yapması, başkasına vekâlet vermesinden daha faziletli ve sevaptır. Peygamberimiz vedâ haccında yüz deve kurban etmiş, bunların altmış üç tanesini bizzat kendileri kesmiş, kalanlarını da Hz. Ali'ye vekâlet vererek kestirmiştir.(16) Şayet kendisi kesemiyorsa o takdirde ehil olan birisine vekâlet vermek suretiyle kestirir ve kendisi de orada hazır bulunur. Peygamberimiz kızı Hz. Fâtıma'ya :
"Kurbanın kesilirken orada hazır bulun. Zira işlemiş olduğun her günah, kurbanın kanından ilk damlası yere düştüğünde, bağışlanır" (17) buyurmuştur.

Az önce de söylediğimiz gibi, kesebiliyorsa kendisi, kesemiyorsa ehil olan birisine kestirmelidir. Hayvan kesmede ehil olmayan yani bunu beceremeyen kimseler, hayvana eziyet ederler ki, bu haramdır, günahtır. Bir ibadet yapılırken günah işlenmez.
Hemen her yıl kurban bayramı günlerinde televizyon ekranlarına yansıyan görüntüler, seyredenlere büyük rahatsızlık vermektedir. Bu görüntülerin ortadan kalkması, kurbanların ehil olan kimseler tarafından kesilmesine bağlıdır. Ehil kimse bulamayanlar kurbanlarını mezbahalarda kestirmelidirler.

Yurtdışında bulunanlardan kurbanlarını memleketlerinde kestirmek isteyenler, bir tanıdıklarına vekâlet vermek suretiyle kurbanlarını kestirebilirler. Böyle yaptıkları takdirde hem kurbanları kesilmiş, hem de daha iyi değerlendirilmiş olur.

Kaynak:
1) Diyanet Aylık Dergisi 2000 Mart'dan yararlanılmıştır p>
http://www.islamiyet.gen.tr/kurban_bayrami/kurbanin_bedelini_yoksullara_vermekle_kurban_kesilmis_olurmu.php


__________________________________________________________________________________
_______________________________________________________________________________________
©Mubarek_Gunler_Ve_AylarYorum (1) :: Yorum yaz!6/12/2008
Sayfa Toplam:144
Önceki Sayfa | Sonraki Sayfa
Tasarim© ynsm2006




isLamList.Net  || Musluman Bir Neslin Secimi ||