ALSANCAK
• 6/1/2009 - MANİLER
| MANİLER HAPİSHANE ÜZERİNE Hapishane önünde uzanıp yattım. Gardiyanlar gelince kan tere battım Ana ben bu canı devlete sattım Kader böyleymiş kime ne diyem Hapishane önünde bir dolu testi Hapishane önünde sam yeli esti Sılada yavrular umudu kesti Kader böyleymiş kime ne diyem Hapishane önünde sıra söğütler Gardiyanlar gelmiş mahkum öğütler Anam babam sılada beni arzular Kader böyleymiş kime ne diyem Akçadağ'dan çıktım da ayrıldı dağlar Bu hapishane adamı zincire bağlar Sıladan ayrılan da ah çeker ağlar Kader böyleymiş kime ne diyem Hapishane önünde bir dolu testi Hapishane önünde sam yeli esti Sılada yavrular umudu kesti Kader böyleymiş kime ne diyem Hapishane önünde sıra söğütler Gardiyanlar gelmiş mahkum öğütler Anam babam sılada beni arzular Kader böyleymiş kime ne diyem Akçadağ'dan çıktım da ayrıldı dağlar Bu hapishane adamı zincire bağlar Sıladan ayrılan da ah çeker ağlar Kader böyleymiş kime ne diyem Ayrılık günleri erişti Ağla hey gözlerim göremem gayri Ecel geldi damağıma yapıştı Oğullar sizleri göremem gayri ÖLÜM VE AHİRET ÜZERİNE Kara yerler kalın olur Kazındıkça derin olur O'na giden kayıp olur Kara yerler kanmaz yerlere Eridi koptu canım yürekten Ciğerim kemap oldu ah'ı firaktan Ben de bir gül idim koptum dalımdan Konduğum allardan kalamam gayrı Bu dünya hayli bir ancak İşi hep aldanmak ancak Bu almalar vermeler ne olacak Bunların ardından bir kül kalacak Aramızı karlı dağlar alınca Dost eline artık gidip gelinmez Güzel niyet gerek Hakkı talebe Beyhude laf ile menzil alınmaz Dedi bu devranın geçer bozulur Gül bahçesinin gülleri solar Saraylar yıkılır vücutlar çürür Arif olan saltanata aldanmaz |
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 6/1/2009 - MANİ
| MANİLER Pancar pezzik değil mi? Ucu nazik değil mi? Ben sevdim eller aldı Bana yazık değil mi? Mendilim pile pile Ben düştüm gurbet ele Yedi mendil çürüttüm Gözyaşım sile sile Elmayı yarı böldüm Çamura düştü sildim Yar kadir bilmezdim Gurbete düştüm bildim Armut dalda dal yerde Bülbül öter her yerde Duracak mısın Şu garip yerde? Dağda kestim kereste Kuş besledim kafeste Dediler yarin hasta Yetiştim son nefeste Atımı bağladım iğde dalına Oturdum ağladım kendi halime Verin elime bir defter bir de kalem Yazayım çizeyim ben o zalime Mani benim ezberim Kan ağlıyor gözlerim Ben o yarin yolunu Ölenedek gözlerim |
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 6/1/2009 - FİLİSTİN MESELESİ
 GARP MESELESİ ŞARK MESELESİ FİLİSTİN MESELESİ Son bir haftadır Filistin yanıyor,insanların üzerine bombalar düşüyor.Hastahaneler bombalanıyor,Cankurtaranlar bombalanıyor,Çocuklar ölüyor.Dünya denen B.M.A.B., ABD'de ve de sözde dindarlar da ses seda çıt yok.Çünkü Filistin Meselesi” bir milliyyet meselesi” olmuştur.”Dahası olamamıştır.”Filistin meselesi “bir kabile meselesi haline getirilmiştir” Hamas Kabilesi,El Fetih Meselesi Hayır bu mesele artık bir kabile meselesi olmaktan çıkmalı ve bir Arnap-Yahudi meselesi,Bir Müslüman Yahudi Meselesi haline gelmelidir.Araplar İngiliz ve aberikan bankalarındaki paralarını bir haftalığına çekip Türk bankalarına yatırsalar Filistin Meselesi kalmaz İsrail Devleti bile çöker bu varsayım değildir..Bir avuç yahudi bütün sermayesiyle,kitle iletişim vasıtasıyla Türklerin ve Filistin Araplarının üzerine giderken Türkler B.M-A.B- .ABD ve AGİK denen angaryalarda bou boşuna hak arayıp umutla umutsuzlyuk kapılarında dilenmişlerdir.1992 yılını hatırlayın daha dün denecek bir zamanda ırplar Boşnaklara sırf Osmanlı Türklerinin bakiyesi oldukları gerekçesile”Kosova” nın intikamını alıyoruz diyerek saldırırkan imdat beklenen Batı Sırplara işinizi bitirene kadar müddet katliama devam demediler mi.Öldürülen yüzbinlerce boşnak için batı ne yaptı.Srebrenika katliamlarının sonucunda şehit edilen boşnakları hatırlayan var mı?Avrupalılar ve de Yahudiler vururken yani öldürülenler Türk ve Müslüman olan diğer milletler olurken Batı zevkten dört köşe oluyordu.Yıl 1974 Kıbrıs'ta Türkler EOKA çeteleri tarafından öldürülürken batı da çıt çıkmıyordu.Fakat Türkiye 20 Temmuz 1974 sabahı Kıbrıs'a çıkarma yapınca batının bütün güçleri işbirliği yaparak Türkiye'yi Kıbrıs'ta çıkmak için ambargo üstüne ambargo koydular.Ve o günden bugüne Türkiye'yi krıbrıstan çıkarıp Kıbrıs'ı helen toprağı yapabilmek için var güçleriyle savaşıyorlar.15 Mayıs 1919' da İsmir'i batı desteğiyle işgal eden Yunamlılar'ın İzmir'den Palotlı'ya kadarolan bölgede üç yıl boyunca yaptığı zulümler karşısında batı ne yaptı?İzmir,Manisa,Aydın,Uşak cayır cayır yanarken onlar ne yaptılar biliyor musunuz? Evet tarihi ne de çabuk unuttuk.Bugün düşmandan medet dileniyoruz. Türkiye'nin 30 yıldan beri içinde bulunduğu anarşi ve terörün hedefi Büyük İsrail Devletinin önünü açmaya yöneliktir.Yani Vaaad edilmiş topraklar Türk toprakları içerisinde kalıyor.İşte Filistin bu Büyük İsrail Devletinin önündeki en büyük engellerden biridir.O'nu ortadan kaldırdıkları vakit diğer Arapların esamesi bile okunmayacaktır.Evet Yahudi Filistin'e Sırf Osmanlı Türk'ünün Mirasçısı ve gelecekteki kurulması çalışmaları devam eden Büyük Kürdistan'ın Hayır olamdı,Büyük Ermenistan'ın hayır gerçekte Büyük İsrail'in yani büyük Yahudi Devletinin önünde en büyük bir engel olarak durumaktadır. Bazı zavallılar da ABD'de yeni seçilen Obama'dan İslam dünyasına bir hayır geleceği ümidiyle bekleyedursunlar bak Obama'dan da Vaşhingtan'dan da ses yok sadece katliama onay var.Irak'a,Afganisitan'a demokrasi getirdiler şimdi sıra Filistin'de tabii ki sınmrası da sıra Türkler'de . Bağışlayın beni! Kenarlarında renkli çiçekler olan mektup kağıtlarına yazmak isterdim. Kelebek kanatları boyamayı, Kuşların ötüşünü dinlemeyi, Hatta uçurtma uçurmayı da öğrenebilirdim. Bağışlayın beni. Top ateşleri, bomba gürültüleri arasında doğdum ben. Yaşım 13. Ninniler yerine, makinelilerin takırtılarıyla büyüdüm. Renklerden ilk önce, kan kırmızısını tanıdım. Çiçeklerden önce, ölülerin arasında dolandım. Hiç saklambaç oynayamadım kelebeklerle. Üç yaşımdayken, en büyük abimi, sekizimdeyken, ortancayı kaybettim.
Babamı ellerini bağlayarak götürdüklerinde dokuzundaydım. Gömdüğümüzde onumda. Ablam 15’inde terk etti evi. 15’inde kızlar okula gider. 17’sinde dantel örer. Çeyiz sandığı düzer. Bizim burada 15’inde kızlar savaşa gider. Seçme hakkı tanımaz zorbalar bir genç kız olsan bile sana. Ya evinde oturup ölümü bekleyeceksin. Ha bugün, ha yarın diye diye yaşarken öleceksin. Ya da… Ölümlerin ateşinden sesleniyorum size duyuyor musunuz? Filistin’im ben anlıyor musunuz?
Ama yine de yaşıyorum işte. Çünkü kanlı topraklarda büyürken yaşamayı… Çiçek boyamayı değilse de, mezar taşlarında çiçek büyütmeyi… Kelebek kovalamayı değil ama, tüfek tutmayı öğrendik. Sokak aralarında mermi kovanlarından oyuncak yaptık. Patlamamış el bombaları topladık. Mayınların üstünde sek sek oynadık. Bu kadar nefret, bu kadar acı arasında yaşamayı… Karanlıklar arasından güneşe bakmayı becerdik. Onun için kocaman ve karadır gözlerimiz. Onun için hâlâ sımsıcaktır, düşmana taş atarken nasırlaşan minik ellerimiz. Evimizi yıktılar dün. Bir baştan bir başa mahallemizi yaktılar. Mermi kovanlarıyla misket oynarken biz, üzerimize bombalar attılar. Üç arkadaşım can verdi. Üç küçük çocuk. Bağışlayın beni, kurtaramadım! Sarkmıştı omzumdan aşağı kanlı kolum, uzatamadım. Elim düştü yere, kolum çaresiz… Kanlarımız karıştı birbirine, arkadaşlarım sessiz. İşte orada kankardeş olduk biz. Gözlerim karardı önce. Başım döndü. Ama uyumak istemiyorum. Uyursam arkadaşlarım bu dünyadan göçer diye korkuyorum. Bağışlayın beni! Tutamadım kendimi. Yapıştırmadım alnıma, açık dursunlar diye gözbebeklerimi. Kaybettim kan kardeşlerimi. Yaşım 13.
Burada çocuklar çocuk olmaz. Bebeler bile yaşamak için beşikten siper yapar. Çünkü İsrail denilen zorbanın Amerikan bombaları, beşiklere bile mezar kazar. Ölümlerin içinden büyüyorum. Minicik yüreğimle, ateşlerin arasından, öfkeyle geliyorum. Dudaklarımdan dökülen özgürlük türkülerini duyuyor musunuz? Filistin’im ben anlıyor musunuz ?!? |
|
|
|
FİLİSTİN MESELESİNİ ANLAMAK İÇİN BATI MESELESİNİ -ŞARK MESELESİNİ ANLAMAK LAZIMDIR. Garp meselesinin iki safhası vardır; Siyasi Garp meselesi; medeni garp meselesi. O halde, önce siyasi garp meselesini tetkik edelim. Avrupalılara karşı daima aldanmamızın başlıca sebebi, medeni Avrupa ile siyasi Avrupa’yı daima birbirine karıştırmamızdır. Avrupa’nın birçok yüksek zekâlı âlimleri, yüksek ruhlu şairleri, yüksek idealli filozofları vardır. Bunları okuduğumuz zaman, kendimizi seçkin dehalar karşısında görürüz. Bunlar bize “doğru”,güzel, iyi ideallerin mükemmel örneklerini gösterirler. Bunların eserlerini ve hayatlarını öğrendikten sonra hüner ve vazifelerine hürmet etmemek elimizde değildir. Bu yükselmiş insanlar, bize medeni Avrupa’yı gösterirler. Bizim başlıca hatamız, Avrupa’nın siyasilerini, diplomatlarını, tüccarlarını da fikir kahramanlarına benzetmemizdir. Avrupa’nın filozofları, şairleri, âlimleri kendi milletleri ve ümmetleri için yazı yazarlar. Bundan dolayıdır ki, eserleri sevgiyle, iyilikseverlikle, şefkâtle doludur. Hal bu ki, Avrupa’nın diplomatları ile askerleri de düşmanlıkla; kötülükle doludur. Bir milletin âlimleri onun zekâsı, şairleri kalbi, filozofları iradesidir. Bunların birleşmesinden o milletin harsı, yani iç hayatı meydana gelir. Diplomatlar ve askerleri ise, onun dışındaki düşmanlarını görmeğe ve ezmeye yarayan gözleri ve pençeleri gibidir. Avrupalıların başlıca düşmanları ise biziz. O hâlde medeni Avrupa’ya karşı duyduğumuz saygı ve güven hislerini, asla siyasi Avrupa’ya karşı duymamalıyız. Avrupa’nın bize karşı olan siyaseti iki tarih devresine ayrılır. Birinci devirde Avrupa’nın hakkımızdaki siyâseti sınıf dini idi. O halde, önce bu siyasetin ne olduğunu arayalım; Dini siyaset: Hıristiyanlık esasen inhisarcı bir dindir. Kendisinden başka, hiçbir dinin yeryüzünde yaşamasına razı olamaz. Onun nazarında Hıristiyan ümmetinin dışında selâmet kurtuluş, hidayet yoktur. Buna göre Hıristiyanlıktan başka olan her din, insanlık için bir kötülüktür. Böyle bir din karşısında İslâm dinini görünce, tabii ona düşman olur. Hıristiyanlıktan İslâmiyet’e en tabii hareket ise haçlı akınlarıdır. İşte Türkiye bu gün siyasi batının diplomatları tarafından kuşatılmıştır. Brüksel’de Berlin’de, Vaşhington’da AT. Adına AB adına Türkiye’ye dayatılan bütün şartların arkasında bitmek tükenmek bilmeyen Avrupa’nın siyasilerinin” Haç’ın girdiği yere bir daha Hilal giremez ”düsturunu hayata geçirmeleridir. Türkiye’nin açıkça kovulmayarak kapıda bekletilmesi de ap ayrı bir batı Siyasetinin temelini oluşturmaktadır. Türkiye Türklere bırakılmayacak kadar önemlidir. Diyen Avrupa Türkiye’nin başka ufuklara doğru yol almasını önlemek için sürekli ev ödevleri vererek sürekli umutlandırarak her defasında bir bahane ile umutla gerisin geriye göndermektedir. Böylece Türkiye yıllardan beri Avrupa’nın kapısında beklemekten kendisini kurtararak yakın ilişkide bulunması gereken Türk Dünyası ile yeterince ilişki kuramamıştır. Oysaki Türkiye’yi bekleyen üç yüz milyonluk koca bir Türk Dünyası mevcuttur. Kollarını açmış beklemektedir.

|
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 24/9/2008 - TÜRK ÇOCUĞU'NA 50 ÖĞÜT
| Başkalarına iyi örnek olmaya çalışmalıyız.İnsanların birbirlerine sözden çok daha fazla ve hatta sadece hareket tarzlarıyla etkide bulunduklarını unutmamalıyız. Başkalarının iyi olmalarına çalışmanın en iyi yolu kendimizi bir örnek olarak ortaya koymaktır.Atalarımız bir Ata Sözünde “kişinin ayinesi iştir lafa bakılmaz” demişlerdir.Yani kişinin sözünden çok hareketlerinin nasıl olduğuna bakmamız gerekmektedir.Bir başka Ata Sözünde de “Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol”. Denildiğini bilmeyenimiz yoktur.Bu sözü her zaman hareket tarzlarını beğenmediğimiz kişilere söylemekteyiz.Ana ve babasına ,geçmişlerine minnettar ve saygılı,karısına,kocasına ve çocuklarına şefkat ve sevgi ile bağlı,arkadaşlığa vefalı,başka milletlerden nefret etmeden kendi milletini canından çok seven,bütün insanlara karşı doğru ve iyi olan ,bütün insanların üzüntülerine paydaş olan ,karşısına çıkan dertleri elinden geldiği kadar azaltmaya çalışarak yerine neşe koyan,doğruyu,güzeli,bilim ve sanatı seven insan mükemmel bir insandır.Türk çocukları bu erdemleri taşıyan bir milletin çocuklarıdır.Onlarda fert,aile,yurt ve insanlık vazifelerinde kendilerine düşeni içlerinden gelerek ve severek yapacaklardır. Türk çocukları… Kendinize,ailenize ve insanlığa karşı vazifelerimizi tam yapmak için söz verelim. Aşağıda yazılı olan ahlâk kurallarından yaptıklarımızı kuvvetlendirmeye ,eksiklerimizi tamamlamaya çalışalım.Bütün varlığımızın temeli olan milletimizin yarını,bizim bu vazifeleri yapmamıza bağlıdır: 1-Temiz olacağım,vücudumu,elbiselerimi,eşyamı temiz tutacağım,kirden kaçacağım,her türlü hastalığın en kötü yuvası olan kirden herkes gibi ben de iğrenirim. 2- Her gün açık havada gezeceğim,oynayacağım,vücudumu işleteceğim. 3- Uykum,yemeğim,çalışmam,eğlencem belli saatlerde olacak, günüm düzenli geçecek. 4-Yemede ve içmede kendime hakim olacağım.Büyümeme engel olan ,vücudumu yıpratan şeyleri ağzıma koymayacağım. 5- Bütün günümü güler yüz,tatlı sözle geçireceğim. 6- Dilime hakim olacağım,kaba kötü sözler söylemeyeceğim. 7- Duygularıma hakim olacağım,kaba kötü şeyler istemeyeceğim. 8- Hareketlerime hâkim olacağım,kaba kötü hareketler yapmayacağım. 9- Verdiğim sözü mutlaka yerine getireceğim,yapamayacağım şey için asla söz vermeyeceğim.Evvelce söz verip sonra yapamayacağımı anladığım bir hal olursa bu yanlışımı söz verdiğim insandan özür dileyerek düzelteceğim. 10-Verdiğim kararları mutlaka yerine getireceğim.Küçük olsun,büyük olsun iyi ve doğru olduğuna inandığım şeyi düşündüğüm zaman yapacağım. 11- Her yerde,her işte,her zaman doğru söyleyeceğim,yalandan iğreneceğim. 12-Kimsenin malını sahibinden izinsiz almayacağım.Kimsenin yerine sahibinden izinsiz oturmayacağım,kimsenin parasına dokunmayacağım. 13-Korkak olmayacağım,her güçlüğü cesaretle yeneceğim. 14- Benden ileri veya geri olan arkadaşların arasında bulunurken ileride onlara yetişmeye çalışacağım.Geride kalanlarla alay etmeyeceğim.Onları aşağı görmeyeceğim. 15- En ileri olduğum zaman da benden geri arkadaşlarımla eğlenmeyeceğim.Onları küçümsemeyeceğim. 16- Benden daha zengin olanları,daha güzel,daha kuvvetlileri,daha ileri gidenleri kıskanmayacağım. 17- Oynarken arkadaşlarıma nazik,terbiyeli ve doğru davranacağım.Kazanırsam böbürlenmeyeceğim. Kaybedersem yaygara yapmayacağım. 18- Arkadaşlarımla oynarken mızıkçılık yapmayacağım,oyunda işler bölünürken herkesin hakkının verilmesini kabul edeceğim,toplu oyunlarda kendimi değil bağlı olduğum öbeğin kazanmasını düşüneceğim. 19- Her halimi en evvel kendim kontrol edeceğim,kusurlarımı evvelâ kendim bulacağım,başkaları haklı olarak kusurlarımı gösterdiği zaman teşekkür ederek düzeltmeğe çalışacağım. 20-Daha iyiye,güzele,doğruya doğru gideceğim.Fenadan,çirkinden,kötüden sakınacağım. 21- Tutumlu olacağım .Akıllı ve yarını düşünen bir insan gibi eşyamı,paramı kullanacağım.Cimri ve müsrif olmayacağım. 22- Büyüklerimi sevecek ve dinleyeceğim.Daima benim iyiliğimi düşünen büyüklerime itaat borcumdur. 23- Evimde anneme,babama,büyüklerime elimden gelen hizmetleri yapmaktan sevinç duyacağım. 24- Ailemin bana yedirebildiğinden,giydirebildiğinden her bakımdan verebildiğinden fazlasını istemeyeceğim. 25- Evde kendi işlerimi kendim göreceğim.Bu benim için bir sevinç olduğu gibi büyüklerimi de memnun edecektir. 26- Kendimden küçük kardeşlerimi koruyacağım.Büyük kardeşime saygı göstereceğim.Ailemin menfaati olan her işte kendi menfaatimi düşünmeyeceğim. 27-Ailemin saadetinin,neşesinin devamına gücümün yettiği kadar çalışacağım. 28-Ailemin sıkıntılı,üzüntülü günlerinde gücümün yettiği kadar üzüntüleri paylaşmağa çalışacağım. 29- okulumu seveceğim. 30-Öğretmenime içimden sevgi ve saygı duyacağım. 31- Yurdumu ve bütün Türkleri seveceğim 32- Bayrağımı seveceğim. 33- Yurdum,milletim için,her yaşta yararlı olmaya çalışacağım. 34- Yurdumun,milletimin adını her yerde yükselteceğim. 35- Türk gibi büyük,şerefli bir milletin evladı olduğum için daima göğsüm kabaracaktır. 36-Bütün hareketlerimle bu milletin evladı olduğuma hak kazandığımı göstereceğim. 37- Yurdumun nizamlarına ve kanunlarına seve seve itaat edeceğim.Diğer çocukların da aynı yolda yürümesi için çalaşacağım. 38- Okulumun nizamlarına uyacağım.Diğer çocukların da seve seve itaat etmesi için çalışacağım. 39- Yurduma faydalı bir iş tutacağım. 40-Tembellikten ve tembellerden iğreneceğim.Çünkü tembellik bir hırsızlıktır. Başkalarının çalışmalarından faydalanıp karşılığında hiçbir şey yapmamak demektir. 41- Yaşıma göre karşılaştığım her vazifeyi atlatmayı hiç düşünmeden yapacağım. Kolay da,güç de olsa ,vazifem vazifemdir ve onun mutlaka yapılması gerekir. 42- En çok sevdiğim,bana en çok sevinç veren şey çalışmaktır.Onun için her türlü vazifeyi seve seve yapacağım. 43-İşimi tam yapacağım.Yarım işten iğreneceğim. 44- İşimi en evvel kendim kontrol edeceğim.kusurlarımı evvelâ kendim bulacak ve başkalarının haklı ve yerinde tenkitlerine teşekkür edeceğim. 45- Her işte,her yerde ve her zaman milletimin menfaat ve saadetini her şeyden üstün tutacağım. 46-İşimde en ileri olmaya gayret edeceğim. 47- Benden daha fakir olanlara,yardıma muhtaç bulunanlara elimden geldiği,gücümün yettiği kadar hizmet etmeği iş bileceğim. 48-Haklarımın tanınmasını isteyeceğim.Ben de başkalarının haklarına sevgi ve saygı göstereceğim. 49-Arkadaşlarıma ve bütün insanlara karşı kalbimde iyilik duyguları taşıyacağım. 50- Başkalarından titizlikle aradığım hallerin kendimde olup olmadığına dikkat edecek ve bütün hareketlerimle başkalarına iyi bir örnek olmağa çalışacağım. |
|
|
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 24/9/2008 - MİLLİ TİMSALİMİZ BAYRAK
“Bayrak,bir milletin varlığının timsalidir;şerefinin,namusunun,abidesidir;tarihimizin hatırasıdır.Bayrak kumaşı arşınla ölçülen ve para ile satın alınan şey değildir;sakın onun kıymetini pamuk,yün,keten,ipek olmasında aramayınız.Onun kıymeti,temsil ettiği Türk milletindedir.Türk bayrağı,Türk milleti demektir.Onu atalarımız yüzlerce asırdır ayaklar altında ezdirmediler;biz onu daima şanlı,daima yüksek olarak aldık;çocuklarımıza,çocuklarımızın çocuklarına,kıyamete kadar hep böyle kanımız kadar kırmızı,alnımız kadar ak,lekesiz,pürüzsüz bırakacağız.” Garp milletlerinin bayrakları,Hırıstiyanlıktan müteessir olarak,ekseriyette haçlıdır. Mesela İngiliz bayrağı beyaz zemin üzerine St.George’un kırmızı haçını temsil ederdi.Bugünkü İngiliz bayrağı,bu kırmızı haçla,mavi zemin üzerine beyaz kutru St.Andrew haçından ve İrlandanın kırmızı kutru St Patrick haçından mürekkeptir.İsviçre bayrağı,kırmızı zemin üzerine beyaz haçtır. Türk bayrağının tarihi yüzlerce asır evvele dayanır.Türk’ün gök bayrağı dünyaya ün salmıştır.Türk timsalini göklerden almayı tercih etmiştir.Pek eski zamanlarda bile Türk yeni Doğmuş hilâli bayrağında kendi varlığının timsali olarak kullanmıştır. 
|
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 24/9/2008 - POPÜLER KÜLTÜR
Toplumun dinamik gücü olan gençlik,millet geleceğinin garantisidir.Gençliğin durumunu inceleyerek yarının ne olacağını tayin etmek mümkündür.Bunun içindir ki,her millet, gençliğine ayrı bir önem verir.Onu büyük bir itina ile ,yarına zinde ve kuvvetli olarak hazırlamaya çalışır.Çünkü yarının umut kaynağı,geleceğin sahipleri olarak gençlik aynı zamanda yekpare bir vücut olarak da memleketin dinamik direnme gücünü teşkil edecektir.
Türk gençliğinin hedefi,milletini asgari müştereklerde değil,onu anlayarak azami müştereklerde birleştirmek olacaktır.İşte o zaman Türk Milletinin kalkınması hayal değil,gerçek olacaktır.
Böylece ,dünü anlayan,yarına sahip çıkan Milli hedeflere yönelen,milli ve hâkim iradesi ile gençlik gelecek nesillerin ülkü ve mefkure kaynağı olacaktır.
Kültür milletlerin hayat damarıdır.Bu sebeple kültürsüz bir millet düşünülemez.Çünkü,bir milletin manevi yapısı ve sosyal sahadaki gücü, o milletin kültürüne bağlıdır.
Kültürsüz bir millet düşünülemeyeceği gibi,kültürü yok olmuş bir millette düşünülemez.Kültürü yok olan millet,kültürüyle beraber yok olur.Kültürü bozulmaya yüz tutmuş,kültür bağları zayıflamış milletlerde yıkılma yolunda olan milletlerdir.
Bu sebeple çağımızdaki mücadelenin başında kültür mücadelesi yer alır.Günümüzde görülmeyen fakat milletler arasında bütün şiddetiyle devam eden kültür savaşıdır… Ve bu savaşta,kültür bağları kuvvetli olan kültürü sağlam olan milletler kazanır.Kültürü inhitata yüz tutmuş milletler ise her devirde olduğu gibi kaybolup gider.
Milletlerin gelişmesi kültürün üstünlüğüyle mümkün olur.Yani kültür üstünlüğü fertlere,dolayısıyla millete düşünme ve hareket üstünlüğü verir.Bu nedenle fertlerin Milli kültür nimetlerinden hisselerini almaları lazımdır.O zaman fertlerin duyuş ve düşüncelerindeki asgari değil,azami ayrılıklar da ortadan kalkar.Gerçek bir dayanışma temin edilmiş olur.Zaten gerçek bir dayanışma temin edilmedikçe iktisadi kalkınmadan netice alınamaz.
Esasen toplumun Milli hedeflere sevk edilmesi,içtimai kalkınmanın sağlanmasıyla mümkün olur.(1)
(1)Mehmet Başaran”Tarihin Işığında Türkiye’nin Kurtuluş Hareketi” Oymak Yayınları2.baskı sh.91-93
Popüler Halkın zevkine uygun,halk tarafından tutulan.Herkesin tanıdığı,ünlü.(1) Popüler Müzik:Herkes tarafından tanınan,herkesin bilip tanıdığı müzik.
Kültür:Tarihi toplumsal gelişme süreci içinde yaratılan bütün maddi ve manevi değerler ile bunları yaratmada,sonraki nesillere sözlü ve yazılı aktarmada kullanılan,insanın doğal ve toplumsal çevresine hakimiyetin ölçüsünü gösteren araçların bütünü,hars,muhakeme,zevk ve eleştirme yeteneklerinin öğretinim ve yaşantılar yoluyla geliştirilmiş olan biçimi .Bireyin kazandığı bilgi,fizik kültürü kuvvetli bir kişi.(2)
Kültür,Bir insan topluluğunun(milletin) nesilden nesile aktardığı,gelenek hâlinde devam eden maddi ve manevi varlıklarının,değerlerinin bütünü;inanç,fikir,bilgi,sanat,âdet ve gelenekleri,bütünüyle yaşayış ve davranış şekli.hars.
“…Kültür,derli toplu olarak ”Bir millete şahsiyetini veren, diğer milletler arasındaki farkı tespite yarayan,tarihin seyri içerisinde teşekkül etmiş kendine hâs maddi ve manevi varlık ve değerlerin âhenkli bütünüdür.” Şeklinde tarif edilebilir.(Prof.Dr.Emin Bilgiç ”Kültür Davamız” s.27)
Bir ferdin veya milletin mânevi kıymetlerini işlemesi,çoğaltması ve geliştirmesi de kültür adını alır.(Mehmet Kaplan ”Büyük Türkiye Rüyası s.272)
Kültür bir nesilden diğerine,gelenekler ve öğretim yoluyla aktarılır,kişilerin onu benimsemesi ,ona sahip çıkması ile devam eder,gelişir ve zenginleşir.(İsmail Hakkı Tekinel) HAZIRLAYAN RIZA KARDAŞ Z.GÖKALPtERBİYENİN SOSYAL VE KÜLTÜREL TEMELLERİ 1” S.3 M.E.B.İST.1997 Miletlerin tarihinde kültürünü unutan milletlerin şahsiyetlerini muhafaza ettikleri varlık ve bütünlüklerini devam ettirdikleri asla görülmüş değildir.(İ.H.Tekinel s.3 (Rıza Kardaş”Z.Gökalp”Terbiyenin Temelleri 1 )
Bir medeniyetten öbürüsüne geçerken ,yahut düpedüz yaşarken kaybolan şeylerin yanı başında ,zamana hükmeden gerçek saltanatlar da vardır.Bir kültürün asıl şerefli tarafı da onlar vasıtasıyla ruhlara değişmez renkleri getirmesidir.(A.Hamdi Tanpınar”Beş Şehir s.205)
Çocuk dünyaya geldiği zaman beraberinde ne dini,ne de ahlâki ne hukuki ,ne estetik ,ne iktisâdi ne de mantıki bir vicdan getirmez.Bu vicdanına kendi milleti,kendi milletinin kültürü verir.(Rıza Kardaş “Z.Gökalp ”Terbiyenin Temelleri 1 s.42)
Türk kültüründe yiğitlik ön plânda gelen bir duygudur.(Mehmet Kaplan Hikaye Tahlilleri s.23)
1-Kültür,bir milletteki dini,ahlâki,hukuki,his,estetik,iktisadi müesseselerin toplamı demektir.( R.Kardaş “Z.Gökalp”Terbiyenin Temelleri 1 s.30) 2-Bir milletin fikir ve sanat eserlerinin bütünü. 3-Bir kimsenin bilgi,terbiye,alışkanlık,zevk,kritik edebilme vb.bakımlardan gelişmiş olmalı hâli. 4-Bir kimsenin herhangi bir sahada kazandığı bilgi,görgü,spor kültürü,Tarih kültürü.
Kültür Akımı:Bir toplumun kültüründen bâzı unsurların başka bir topluma geçişi.
Milli Kültür(Sosyoloji) ortak inanç ve uygulamalar etrafında toplanması ,ortak inanç ve uygulamalar yaratmış en büyük topluluk olan” millet” in sahip olduğu ve onun ayırt edici vasfını tayin eden kültür unsurlarının bütünüdür.
Milli Kültürün temel unsurlarının başında hiç şüphesiz dil bulunmaktadır.Kanaatimizce,tarihsiz bir milli kültür söz konusu olamaz. (Emin Bilgiç”Milli Kültür Davamız s.1712)
Kültürel:Kültüre âit,kültürle ilgili,Yunus Emre’nin ilahileri,bütün Anadolu’da Türklerin arasında vicdan birliği,yani dayanışma bağı husule getirdiği için,kültürel bir harekettir.(R.Kardaş Z:Gökalp ”Terbiyenin Temelleri 1. s.297)
Her milletin kültürel,yani milli bilgileri kendisine mahsustur.(R.Kardaş s.173)
Kültürlü:Kültürü gelişmiş olan,Kültür sahibi kimse.
Kültürlü bir insan bir çok şeyler okumuş,düşünmüş ve iyice sindirmiş olan insandır.Kültürlü bir millet maddi ve mânevi imkânlarını geliştirmiş,iptidailikten yüksek bir medeniyet seviyesine ulaşmış olan millettir.(Mehmet Kaplan Büyük Türkiye Rüyası s.277)
KÜLTÜRLÜ:Kültürlü olma hali, Kültürsüz :Kültürü olmayan kimse.
(1) ÖRNEKLERİYLE TÜRKÇE SÖZLÜK M.E.B.ANKARA 1995 C.2 S.1826-1827
Popüler kültür diyerek yabancı milletlerin kültürlerini almak o millet için yıkılışa gitmek sonucunu doğuracaktır.İşte bu noktada Milli Kültür popüler Kültürün yerini almalıdır.Daha doğrusu Milli Kültür ve Milli Şuur Birlikte olmak,hatta birbirinin yerini tutmak mecburiyetindedir.Bir millette Milli şuur olmadıktan sonra o memleketin dağı taşı altın olsa on para etmez.Neden mi derseniz.Adamın birinin söylediği şu sözü nakledeyim “oğlum Deli malı neyleyim.Kazansam üç günde har vurup harman savuracak,Oğlum akıllı malı neyleyim.”oğlum akıllı olursa zaten kazancını bilecek o halde üzülmeme gerek yok.demiş Biz de çocuklarımıza,bilhassa gençlerimize Milli şuuru verirsek o gençlerimiz okulunu bitirdiğinde soluğu Amerika’da Avrupa’da almayacaktır.Dikkat edersek Amerika ve Avrupa’da çalışan çok önemli sayıda çok önemli buluşlar yapmış Türkler mevcuttur.Bu Türkler Milli şuura sahip olsalardı bugün bu bilgilerini öğrenim gördükleri sıralarını işgal ettikleri memleketlerine faydalı olmak için kullanırlardı.Üç kuruşluk menfaat için gidip te oralarda kalmazlardı.Ayrıca memleket içinde kalan gençlerimizde milli şuur olmayınca memleketimizin tabii kaynaklarını milletimizin lehine kullanamayız.O madenleri gemiler dolusu hammmade olarak başkalarına satarız ve onlardan işlenmiş mamul olarak satın almaya devam ederiz.İşte bu da milli şuursuzluğun bir başka halidir.
Tarım devrimi ile yerleşik hayata geçen insanın Sanayi Devriminden sonra üretimi artırmak zorunda kalmıştır.Bu dönemde büyük aile yapısı yerini çekirdek aileye bırakmıştır.Sanayi Devrimi farklı bir kültür dokusu oluşturmuştur.Osmanlılar Sanayi Devrimini kaçırdıkları için gerileme dönemine girmişlerdir.
İnsanlık tarihi büyük bir dönüşüm yaşamaktadır.Sanayi Devrimi yapıldığı dönemde nasıl ki,Tarım Toplumu geri bir konumu temsil etmişse,bugün Bilgi Çağının yaşandığı bir devirde ,Sanayi Toplumu da geri bir konumdadır.
Teknolojiye hakim olan milletler bağımsızlıklarını güçlendiren nadir milletlerden biri olacaktır.Milletlerarası Camia içinde itibarlı,saygın bir yer almak istiyorsak geleceğin teknolojilerini keşfetmek ve onları Türk Milletinin hizmetine sunmakla başlamalıyız.Teknolojiyi bir defa almak ya da yapmak yetmez.Onu günün şartlarına göre değiştirmek ve geliştirmek en başta gelir.Bunun için de Bilime büyük bir önem vermeliyiz.Taklit değil,neden ve niçinler bilinerek çok büyük bir araştırma gayreti ile çocuklarımızı yetiştirmek gerekmektedir.Zaten eğitim sistemimiz de artık ezberlemekten yana değil, neden ve niçinleri anlamak yolunu secmiştir.Çocuğun kitaptakileri aynen ezberlemesi değil,konu hakkında bir fikir sahibi olabilmiş midir.Konu hakkında yorum yapabilmekte midir?Buna yönelmekte değil midir? İşte biz de tam bu ortamda İlmi araştırma merkezleri kurarak gençlerimizi buralarda yetiştirmeliyiz.Ferdin kıymeti milletine sağladığı yararla ölçülür.Popüler Kültür derken çocuklarımızı Televizyon ve gazetelerin sürekli gündemde tuttuğu artist taklitleri ve kabadayılık.külhanbeylik vb.gibi alanlarda değil,geleceğin Türk iyesi’ni kuracak Bilim Merkezlerine bu gençleri yönlendirmek sanırım Internet kafelerinde ne idüğü belirsiz sitelere esir olmaktan kurtaracak, bu suretle de gençlerimiz Türk Devletine,Türk Milletine büyük hizmetler verecek bir seviyeye ulaşacaktır.Gençlerimiz Avrupa’yı taklit etmeyi bir popüler kültür sanabilirler aslında bu kötü bir taklittir.Madonna’yı taklit etmek onun yaptığı hareketleri taklit etmek Türk gençlerine bir değer katmayacaktır.Atatürk ne diyor:” Türkiye bir maymun değildir.Hiç bir ülkeyi taklit etmeyecektir.O sadece özleşecektir.” Türkiye özleşmeye kendi değerlerini yenilemekle başlamalıdır. Özleşmesi ve kendi Milli benliğini kaybetmeden sürdürebilmesi için ise Bilime sarılması ve başka milletlerden üstün olmakla başarılır.Bilimi elinde tutan Millet diğer milletleri esir almaya muktedir olacaktır.Günümüzde batı toplumların doğu toplumlarına bilhassa İslam toplumlarına hakim olmasında batının ezici teknoloji üstünlüğü yatmaktadır.
Bilgi açığımızı kapatabilmek için araştırma yapmanın yanı sıra bilgilere ulaşabilmenin yöntemleri üzerinde durulmalı Türk gençleri neyi nereden araştırmalı.Milletin beyin gücünün yönetimi ve eğitimi ile modern ve çağdaş bir Türkiye meydana gelecektir.Yetiştirdiği beyinleri Amerika ve Avrupa’ya kaçırmaya devam eden bir Türkiye yarının ilim ve fen Türkiyesi olamaz.Bu beyin göçünün Türkiye’mizden kaçık gitmesine bir son verilmelidir.Türk’ün parasıyla okuyup adam olaak bir ferdi tam hizmet vereceği sırada başka milletlere kaptırmak Türk milleti için acı ve çok büyük bir kayıptır.Kaybolan her bir Türk çocuğu Türkiye’nin uzun bir süre geri kalması ve batı toplumlarının hakimiyetinde esir olması demektir.
Türk gençliği,kendi kültür ve değerlerini tanımadan şehirleşme ve sanayileşme sürecinin karşısında savunma mekanizmasız bırakılmamalıdır.Bir Türk ferdi yabancı yazarları,yabancı kültürü tanımadan önce kendi yazarlarını ,kendi kültürünü çok iyi bir şekilde tanımalıdır.Bunun için de ilköğretim ve Orta öğretimde Milli Kültürün Türk gençlerine yeterince benimsetilmesi gerekir.Çocuk,genç bu Milli kültürü benimsedikten sonra başka milletlerin yazar ve kültürleri karşısında eziklik duymaz.Onların takdir edilecek yönlerini alır.Ama taklit etmekten geri durur.Milli Kültüre sahip bir Türk ferdi,Kültürel batı ile siyasi batının farklı olduğunu görecek ve Göte’yi Şekspir’i okuyup takdir ederken Avrupa’nın Türkiye üzerindeki emellerini unutmayacaktır.
Son elli yılda köylü nüfusu % 80’den % 50’ye indirmiş Türkiye Türklüğünde kültür;hakim kültür;şehirli Türk kültürüdür.
Türk gençleri popüler kültür diyerek batının kültürünü değil,Türk kültürüne yabancılaşmadan çağdaş bilim ve teknik bilgilere sahip bir fert olarak dürüst bir şekilde hizmet etmesi temeline dayanan bir Milli Kültür popüler kültürün yerini almalıdır.Popüler Kültür Türk Halkının sevdiği kültür olmalıdır.Popülerin halk tarafından beğenilen anlamına geldiğini kabul ediyorsak buna inanmalıyız.Her milletin kendine mahsus bir Milli ülküsü ve Milli bir Kültürü vardır.Bu gün gençlerimize popüler kültür diye medya tarafından sunulan kültür aslında Avrupa’nın milletlerinin Milli Kültürüdür.Her Milli ülkünün arkasında o milletin maddi ve manevi bütün tarihi vardır.
“Milli Tarih Şuuru ,her milletin geleceğe yönelişte ,yönünü belirleyen en etkili elemanlardan biridir…”
“Milli idealleri(Milli Ülkü) zayıflatılmış,saptırılmış veya çarpıtılmış bir milletin 21.yüzyılda artık yaşama hakkı kalmamıştır.
“Lisan - Millimiz olan Türkçe ,dünyanın en güzel dili değilse bile en güzel dillerinden biri olduğunda asla şüphe yoktur….)Ş.Sami (İngilizce taklitçilerini düşündürecek bir söz bu söz.)
Her cemiyet ileri medeniyeti,medeni ilerlemeyi aynı tarzda anlamıyor.Bunun sebebi sadece bu türlü cemiyetlerin içinde yaşadıkları fiziki,coğrafi şartlar değil, o cemiyetlerin insan ve eserine karşı koymuş oldukları kıymet hükümleridir.Bu itibarla her cemiyetin ayrı bir hüviyeti,ayrı bir kültürü vardır.
Her millet kendi eğitim ülküsünü kendi tarihinden ve coğrafyasından alır;yani her milletin eğitim ülküsünü kendi tarihi beli eder ve ona dünya üzerinde milletlerarasında bir mevki,bir etki alanı sağlar.
Bir milletin kuvveti şu kaynaklardan meydana gelir;1.Fertlerin cemiyeti koruma ve yükseltme uğrundaki işbirliğine getirdiği gayret ki, içtimai şuur denilen kuvvet kaynağından doğar,2.Fertlerdeki sıhhat ve ahlâk,3.Toprağın alt ve üstündeki tabiat zenginliği derecesi,4.Bu tabiat zenginliğinden istifade edecek ilim,teknik,sermaye ve iş kabiliyeti derecesi.
Bir millet için her zaman amaç şudur;tabiat enerjisine insanınkini de katarak,en iyi teşkilatla milleti medeniyet lideri yapmak.
Bu hedefe doğru giderken bir milletin kuvvetlenmesine engeller de vardır.1.Tabiattan gelen zararlar.2.Diğer milletlerden gelen zararlar.3.Milletin kendi içinden olup ta,milli gayeye göre hareket etmeyen insanlar;tembeller,ahlâksızlar,doğru yoldan sapanlar.
Bir insanın milletine faydalı bir fert olabilmesi için ilk şart milletinin ülkü edindiği gayeyi canla başla benimseyerek bunu hiçbir zaman hiçbir hareketinde göz önünden ayırtmamaktır.Bu da her şeyden önce,insanda içtimai şuurun,milli duygunun daima canlı ve dirik olmasına bağlıdır.Fertlerde bu az ise bir memleketin dağı taşı altın olsa beş para etmez.
Ferdin değeri,milletine getirdiği değer ile ölçülür.Herhangi bir şeyin veya olayın içtimailiği derecesi cemiyete faydalılığı veya olsa da olur olmasa da lığı ile ölçülür.Alman milletinde Göte,İngiliz Milletinde Şekspir,Türk Milletinde Ömer Seyfettin böylesi birer edebi şahsiyettirler.Şekspirsiz bir İngiliz,Götesiz bir Alman,Ömer Seyfettinsiz ,Mehmet Akifsiz bir Türk düşünülebilir mi?Bunlar milletlerinin Milli şuur temsilcisi olmuştur.
Cemiyete en faydalı şey şüphesiz ki,onun tekamülünü tahakkuk ettirme yollarında kan ter döken insanlar ile bu tip insanların içinde bütün kuvvetleriyle çalıştığı iktisadi,siyasi,terbiyevi,sıhhi,adli kurumlardır.
İçlerinde böyle insanlar çalışan kurumlardır ki,bir cemiyet ve millet(uzviyet)e benzer.(uzviyet) gibi çalışan bir cemiyet demek;gaye uğrundaki el birliği ile çalışmanın uzviyetin hücreleri gibi (natürel çalışması) demektir.Bunda fertler cemiyetin korunma ve yükselmesinde.cemiyet kudretinin artmasında karşılıklı yardım ve iş bölümü ile ahenk içinde çalışırlar ki bu hal pek iyi bir (içtimai nizam) dan doğar.(içtimai Nizam kuvvetlendikçe de cemiyet kudreti onunla orantılı olarak artar.Bunun neticesi olarak fertler veya iş öbekleri arasındaki menfaat çatışmaları azalır.Biri hepsi için hepsi biri için yaşama ülküsü kuvvetlenir.
Genel içtimai nizam o kadar mükemmel olmalıdır ki,herhangi bir iş öbeği aynı zamanda hem birbirleriyle, hem de cemiyetin genel düzeniyle âhenkli olabilmelidir.Hiç bir iş sınıfı öteki sınıflara zarar vermemelidir.
İşte böyle olan cemiyet Tabii Cemiyet denilir.Uzviyete benzetecek olursak millet bedenin tümüne;devlet de dimağa benzetilebilir.Tabii Cemiyet derecesine yükselebilmiş bir millette fertler;Milli Ülküyü sağlayan işlerde sıkı ve yüksek bir işbirliği yapabilirler.
Cemiyette uzviyet benzeyişi ,yani biyolojiye dayanış herhangi bir maksat için kurulmuş küçük hususi cemiyetlerde görülmektedir.
Bir cemiyet ve millet bulunduğu yerde kendini koruyabilmesi için oraya intibak etmesi gerekir.Herhangi bir tabii muhit ortasında en küçük bir cemiyet alalım.Bu cemiyet karşılıklı korunma ve yükselme gayesini güdüyorsa,harici tesirler bu cemiyeti dağıtmaya doğru zorlama yapınca durum cansızların üstünde vukua gelecek olan gibi değildir.Cemiyet mukavemet eder,tedbirler alır.dağılmaz.
İntibak ,ferdi uzviyette;Ruhi veya görevsel(fonksiyonel) değişiklikler ile olmaktadır.Cemiyetlerde buna benzer,görevsel bir içtimai değişiklik ile olabilir.Bütün millet karşısında iş sınıflarının ve fertlerin iş görümleri o tempoya göre olacaktır.Milletin kuvveti Milli Ülküye canla başla bağlanıp çağdaş iş metodu ile yardımlaşarak ve dayanışarak çalışmayı bilen;bu yolda büyük sıkıntılara,mahrumiyetlere katlanan ve fikirlerini bu mahrumiyet ve sıkıntılardan çıkarıp bunları sevinç,elem,kan,ter ve canla yoğurmayı bilen insanlardan gelir.
Her türlü kahramanlarla dolu Türk tarihi Yüce Türk Milleti,bugünkü çocuklarından şunu istiyor;
Bu çapta insan olmak.(2)
Gençlik çok çabuk geçen bir çağdır.Bu çağı boşa geçirmemek gereklidir.Gençlik su gibi akıp gider.Bu çağda yabancılaşan fertler başka milletlerin yemi olmaya mahkumdurlar.Bir söz vardır.Gavurun ekmeğini yiyen gavurun kılıcını sallar.Popüler kültür derken popüler kültürün Türk Milli Ülküsüne göre tarifi ve tanımı yapılmadığı,her önüne gelenin popülerlikte bahsettiği bir ortamda yetişen gençler Popüler kültürü ancak top,pop,ve uyuşturucuda aramaya başlamaktadır. İşte tam da bu noktada popüler olanın Türk Milli Ülküsü içerisinde bir yer etmesi konusu yerini belirtmelidir.Popüler olan nedir,ne değildir? Türk halkının sevdiği,beğendiği her şey popüler olmalıdır.İnönü devrinde Sivas’da köylüye Viyolonsel dinletenlere köylünün verdiği cevap malumdur.Sivas Sivas olalı böyle zulüm görmedi.Popüler diyerek halka ait olmayan değerleri medya kanalıyla meşhur edip halka zorla benimsetmek popülerlik değil,olsa olsa anti popülerlik olabilir.Gök alp ’Halka Doğru’da harsın temellerinin halktan alınması gerektiğinden bahseder.Bu konuda aydınların bozulmuşluğundan ve halkın saf Türk harsını taşıdığına ve bozulmanın daha az olduğuna inanır. Gençlerimiz de Popüler Kültürü ararken Halka doğru inmelidir.Bu sebeple önce Türk kültürü tam anlamıyla araştırılmalı ve özümsenmelidir.Yeni değerler gerekse o konuda da toplumun kurallarını benimsemek gereklidir. Popüler Kültür bazılarının zannettiği gibi üç beş kelime İngilizce konuşmak yarı Türkçe yarı İngilizce kelimelerle konuşmak hiç değildir.İşte burada çok önemli bir mesele ortaya çıkmaktadır.Avrupa Emperyalizminin Osmanlı İmparatorluğuna giriş vasıtalarından biri ve en önemlisi Yabancı Dil olmuştur.Yabancı dil öğrenmekle yabancı dilden eğitim yapmak birbirine karıştırıldığında ortaya çıkan manzara içler acısı bir hal almaktadır.Milletin kaynakları boş yere heba olmaktadır.Popüler kültür insanların boş bırakılması başka milletlerin kültür sahasının tesirine bırakılması demek değildir.Böyle algılanırsa gelecekteki gençlerimiz bize ait olmayacaktır.Başka milletlere ait olacaktır.Nasıl ki son birkaç yıldan beri Almanya’ ve Avrupa’daki Türk çocuklarının kaybedilmesinden bahsediyor ve Türk Anadilinin ve Türk kültürünün öğretilmesi ve benimsetilmesi için bir takım tedbirlerin alınması gerektiğinden bahsediyor ve tedbir almaya çalışıyoruz.O halde yarının yöneticisi olacak bugünün gençlerini yetiştirirken de gerek Milli Eğitim Bakanlığımız gerekse Kültür bakanlığımız gençlerimizin yetişmesi hususunda gerekli kültürel yapıyı oluşturacaklardır.Popüler kültür bir yabancılaşma,yabancı taklitçiliği olarak algılanmamalıdır.Türk gençlerinin kendi kültür değerlerini yeniden yorumlama ve yaşama biçimi,yeni çağa ayarlanması biçiminde olmalıdır.Doğru dürüst Ana dili Türkçe’yi öğrenememiş,Toplumun kutsallarına saygı duymasını bilmeyen bir gençlik popüler gençlik değildir.Dikkat edersek Türkiye’mizde sadece iki bakanlığımızın ismi başında Milli kelimesi mevcuttur.
.Milli Eğitim ve Milli Savunma bu Milli ibareleri boşuna konulmamıştır.Eğitim Milli olmalıdır..Popüler Kültür Değil , Milli Kültür gençlere verilmelidir.O Halde konu popüler kültür ve gençlik değil Milli Hars(Kültür) ve gençlik olmalıdır.Atatürk’ün dediği gibi hedefimiz Muasır Medeniyet Seviyesinin üstüne çıkmak asıl ülkümüzdür.Sadece muasır medeniyeti yakalamak yetmez mutlaka mu muasır medeniyetin üstüne çıkmamız gereklidir. Türk gençleri bu bilinçle yetiştikçe Avrupalarda ve Amerikalarda borç aramak mecburiyetinde kalmayız.Kültür üremek çoğalmak anlamına geldiğine göre her geçen gün yeni değerler üretmek ve rotaya koymamız gerekir.O halde gençlerimize her geçen gün yeni şeylerin ortaya konması gerektiği benimsetilmelidir.İlim de teknikte,fende batıdan önce biz yüzlerce buluş yapabiliyor ve patentlerini satabiliyorsak işte o anda kültürümüz popüler olmaya hak kazanacak ve dünya da saygın yerimizi alacağız.Ferdin kıymeti,değeri milletine kazandırdığı fayda ile ölçülür demiştik,İşte böylece üretimimiz arttıkça milletimiz çok şey kazanacaktır. O zaman biz de mutlu olacağız.Toplumumuzda.
Bir cemiyetin bütün fertlerini birbirine bağlayan,yani aralarında dayanışma husule getiren müesseseler,toplamı o cemiyetin kültür müesseseleridir.Bu müesseselerin toplamı o cemiyetin kültürünü teşkil eder.
Türk Milli İrfanını yükseltmek ve Türk çocuklarına benimsetmek Türk Milli Eğitiminin en büyük ülküsü olmalıdır.Türk Milli irfanı bir ülkü olarak Türk fertlerinde yeşermediği takdirde Milli Kültürden söz edemeyiz. Başka milletlerin kültürünü sahiplenen nesiller başka milletlerin varlığını devam ettirir.Biz kendi çocuklarımızı kaybederiz.Onun için çocuklarımıza Popüler Kültürden çok Türk Milli Kültürünü benimsetmek daha faydalı olacaktır.Köksüz ağaç olmayacağı gibi Milli Kültürden yoksun fertlerden oluşan halk yığınlarının da Millet olarak devamı mümkün değildir.
(2) M.Rahmi Balaban “Bir Milletin Kuvveti Gençlik” YENİ BİLGİ DERGİSİ 1 EKİM 1947 SAYI 5 CİLT 1 SH. 11-13
|
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 24/9/2008 - ŞANLI TÜRKLER NİCOLDU?
Önde giden yüce hakan Pusatından odlar çakan Kutluk hanı koca Bukan Şanlı Türkler nice oldu, Koçlar buğralar kırdıran Kara çadırlar kurduran Ünü dünyayı dolduran Şanlı Türkler nice oldu. Ala dağda esti hazan Düşmanı yel gibi bozan Söyle Saluroğlu Kazan Şanlı Türkler nice oldu. Cengiz’e hibe mi ettin Bunca malı mülkü nettin Harzemoğlu Celalettin Şanlı Türkler nice oldu. Esareti gider güce Adı özünden yüce Kazan Han’ı Hatun Ece Şanlı Türkler nice oldu Üç kıtaya elçi salan Tahtlar yıkıp taçlar alan Düsturu adalet olan Şanlı Türkler nice oldu (1) (1) ZİYA GÜLER “İÇEL KÜLTÜRÜ” YIL MAYIS 1991 SAYI 15 S.13 |
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 24/9/2008 - ALDIĞIMIZ FİYATA
Sultan Aziz'in 1867 Paris Seyahatinde 3.Napolyon,bir gün Hariciye Nazırı Keçecizade Fuad Paşa'ya bir sohbet esnasında buhrancı bir devreye girmiş bulunan Girit Meselemize bir hal çaresi bulunmak lâzım geldiğini anlatır.
Adayı yunanlılara satıp kurtumamzı(!) teklif eder ve kaça satacağımızı da sormayı ihmal etmez.
Hazırceaplığı ile tanınan Paşa'nın cevabı pek pmeşhurdur.
-Aldığımız fiyata!
Bilindiği gibi Girit binlerce şehidin kanı pahasına alınmıştı.(!) |
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 24/9/2008 - ALDIĞIMIZ FİYATA
Sultan Aziz'in 1867 Paris Seyahatinde 3.Napolyon,bir gün Hariciye Nazırı Keçecizade Fuad Paşa'ya bir sohbet esnasında buhrancı bir devreye girmiş bulunan Girit Meselemize bir hal çaresi bulunmak lâzım geldiğini anlatır.
Adayı yunanlılara satıp kurtumamzı(!) teklif eder ve kaça satacağımızı da sormayı ihmal etmez.
Hazırceaplığı ile tanınan Paşa'nın cevabı pek pmeşhurdur.
-Aldığımız fiyata!
Bilindiği gibi Girit binlerce şehidin kanı pahasına alınmıştı.(!) |
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 24/9/2008 - Birleşin ey Türk Dünyası
Birleşin ey Türk Dünyası,dünya ara birleşin, Akıllılık eyleyin,sırlaşın,tedbirleşin, Uyumsuzluk etmeyin şimdi,dikleşin,keskinleşin birleşin sıkısıkıya,birleşin baturlaşın Ya Celaleddin Mukanna,ya Timur,Babürleşin
Aldanmayın hiç bu günler,dost düşman sözüne Düşman edememeli Türk'ü Türk'ün özüne Hiç inanmayın,sizi oyalayanın yalancı sözüne Birleşin ey Türk Dünyası,dünya ara birleşin, Akıllılık eyleyin,sırlaşın,tedbirleşin,
Dost olsanız cihanda,pek çok imkân olacak Sizi düşman eden hainlerin evleri viran olacak Bu tarihi mertler yurdu,dönüp Turan olacak Birleşin ey Türk dünyası,dünya ara birleşin Akıllılık eyleyin,sırlaşın,tedbirleşin,
Birleşin Özbek ve Tacik,Türkmen ve Kazak ile Uygur,kırgız ve tatar,hem de Karakalpak ile Hem Azeri,Başkırt ve Mesket birleşin Birleşin ey Türk Dünyası,dünya ara birleşin Akıllılık eyleyin,sırlaşın,tedbirleşin,
Artık yeter,gurbet elde gezmeyin Türkistan'a dönün Bir beden ve bir can olun,bu vatana dönün Pirimiz,sultanımız,kutlu imana dönün Birleşin ey Türk Dünyası,dünya ara birleşin Akıllılık eyleyin,sırlaşın,tedbirleşin,
Ne günahımız var bizden yüz çevirmeyin uluslar bizi burda dağlatıp,dışarda yürümeyin uluslar Halimize sessiz bakıp,ilgisiz durmayın uluslar Birleşin ey Türk dünyası,dünya ara birleşin Akıllılık eyleyin,sırlaşın,tedbirleşin.(1) ------------- Dedehan Hasanoğlu "Türk yurtları Dergisi Sayı 4 Ekim-Kasım-aralık 1990 sh.61
|
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|