![]()
![]()
Webloglar (Ağ Günlükleri)
Webloglar internet üzerinden sağlanan yeni bir hizmet türüdür. Daha önce “~” işareti ile girilebilen kişisel sitelerin bir şekilde normal internet ortamına taşınması olarak ele alınabilir. Bir internet sitesinin kendi içinde kullandığı alanın bir kısmını blog hizmeti için ayırmasıyla gerçekleşen bir tür web sitesidir. Bu hizmeti veren siteler, üyelerine yayın yapabileceği bir alan sağlarken aynı zamanda ona hazır bir site olarak kurulmuş bir sayfa vermektedir. Burada en önemli avantaj, bir web sitesi kurmak için web tasarımı bilmek, alan adı almak ve servis sağlayıcı ücreti ödemek gerekmektedir. Ancak blog hizmeti veren site size hiçbir ücret talep etmeden ücretsiz bir alan, bir alan adı sağlamaktadır. Özellikle internette kullanıcı olarak bulunan insanların bir şekilde web yayını yapmasına imkân tanıyan zahmetsiz bir hizmettir. Bu özellik blogların her kullanıcıya ulaşabilmesine neden olmaktadır.
Editoryal düzenleme ile halka haber ulaştıran günümüz medyasına alternatif olarak blog üzerinden hiçbir kısıtlama olmadan yayın yapan bir tür “yurttaş gazeteci” olarak görülen blogcular, kendi yazdıkları haberleri, hikâyeleri ve bunun gibi kişisel yazıları paylaşmaktadır. Blogların en önemli özelliği en son yazılan yazının en üstte yer alması yani kronolojik sıraya göre düzenlenmiş web siteleri olmasıdır. Bu sitelere yazılan yazılara yorum yapılabilmesi de etkileşim sağlamaktadır. Blogcuların yani blogerların bazıları, sitelerden ya da gazete ve TV’lerden kendi seçtikleri haberleri yayınlayarak bir çeşit haber sitesi hizmeti vermektedir. Ancak bu yurttaş gazetecilik kavramı ile farklılık gösteren bir kavramdır. Yurttaş gazetecilik kavramı yurttaşın yanında yer alan ve onun sorunlarına öncelik veren gazetecilik anlayışını yani yine uzmanların yürüttüğü gazetecilik olarak karşımıza çıkarken, blogla birlikte önümüze atılan yurttaş gazeteci kavramı yurttaşın gazeteci olmasını içermektedir. Ancak blogun sağladığı bu editoryal düzenlemeden uzak habercilik anlayışı yine uzmanların elinde hayat bulursa anlamlıdır. Günümüzde medyanın ajans haberciliği yaptığı düşünüldüğünde halkta haberi basit ve herkesin yapabileceği basit bir bilgi aktarımı olarak görmektedir. Oysa iletişim fakültelerinde, gazetelerin kendi içinde verilen eğitimler sonrası bile bilgiyi enformasyona dönüştüren haberi iyi bir şekilde yazabilecek insen sayısı sınırlı kalmaktadır. Gazetecilik mesleği bile habercilik gibi medyayı taşıyan bu en önemli olguyu iyi bir şekilde yapabilecek yetişmiş ve tecrübeli eleman sıkıntısı çekerken haberin üretiminin bu kadar basit olarak görülmesi şaşırtıcıdır.
Bloglarda haber yapan insanlar her ne kadar iyi niyetli olsalar da gördükleri ya da fotoğrafını çektikleri olayları yazmaları uzman bir gazetecinin ele alması ve yazmasıyla bir görülemez. Burada karşımıza çıkan blogların hem internet gazeteciliği hem de geleneksel medya için çok iyi bir kaynak olduğudur. İngiltere’nin başkenti Londra’ya 2005’te yapılan saldırı sırasında blogcuların gönderdiği resimler ve bilgiler o karmaşa içinde bilgi elde etmekte güçlük çeken haber kurumlarının blogculara açtığı haber havuzlarına aktarılmıştır. Bu da gösteriyor ki haber kurumları için bloglar vazgeçilemez bir bilgi kaynağı görevi görmektedir.
Videoblogların çalışmasında çok basit bir mantık işlemektedir. Kameraya çekilen ya da bir yerlerden indirdiğiniz video dosyalarını, üyesi olduğunuz videoblogging sitesine yükledikten sonra videonun tanımı yapılmaktadır. Dosyanın başlığı ve hangi kategoride yayınlanmasını istenildiği belirtildikten sonra verilen kodları (yayınlama için gerekli flash kodları) bloga ekledikten sonra görüntü izlenmeye hazır hale gelmektedir[1].
Atakan’ın ifade ettiği gibi:
Vay canına neymiş bu ‘blog’, dedikleri. Bilen, bilmeyen ‘blog’ diyor başka bir şey demiyor. Blog’dan blöğgh geldi... Neymiş, ‘Web log’un (Ağ günlüğü) kısaltması olan, ‘blog’lar hayatımızı değiştirecekmiş! En ufak bir teknik bilgisi olmayan kullanıcının bile İnternet’te kendi yayınını yapmasını sağlamaları sayesinde bugüne kadar büyük sermayelerin elinde olan medya sektöründe artık bireylerin borusu ötmeye başlayacakmış. Blog teknolojisiyle İnternet üzerinde kendi gazetenizi yayınlamak çocuk oyuncağıymış. İnsanların tüketim alışkanlıklarına artık ‘blog’lar yön verecekmiş[2]...
Yurtsan Atakan yazısına bu şekilde sert bir üslupla bloga karşı olan bu tavrı, yazının devamında daha makul ve kanıtlara dayalı bir şekilde ortaya konmaktadır.
Atakan’ın ifade ettiği gibi:
Bu konudaki en güzel tanımı Hürriyet e.yaşam yazarı Batuhan Okur yapmıştı; ‘Bazılarının Gutenberg’in matbaayı icat etmesi ile eşdeğer tuttuğu ‘blog’ konusunu, ben o kadar önemli bir değişiklik olarak nitelemesem de ‘blog’ların İnternet’in sağladığı yeni bir komünikasyon metodu olduğunu, eski metotları ortadan kaldırmasa bile yerlerinden oynatacağını düşünüyorum’ demişti. Evet, hepsi bu. Gerçi eski metotları yerlerinden oynatacağından bile şüpheliyim. e.günlükler hızla çoğalıyor, doğru. Ama sonlarını da bu hızlı çoğalma getirecek. Gelecekte, neredeyse herkesin bir e.günlüğü olduğunu düşünün. Peki bu kadar günlüğü kim okuyacak? Sadece birkaç tanıdık ve arama makinelerinden gelen birkaç geçici ziyaretçi... e.günlüklerin gelecekteki okunurluk oranı günümüz kağıt defterde tutulan günlüklerden sadece biraz daha fazla olacak. Bir de aralarından sıyrılan birkaç tanesi, ama sadece birkaç tanesi konvansiyonel medyaya rakip olabilecek kadar başarı kazanacak, hepsi o kadar[3].
Yazının ortaya koyduğu gibi blogların her şeyi yerinden oynatan bir yapısı şu an için görülen bir değişim değildir. Ama bloglarla birlikte haberin daha fazla kaynaktan yararlanarak gelişmeye başladığı ve uzman kaynaklarla sınırlı kalmayarak bloglardan yararlanmaya başladığı gözle görülür bir gerçektir. Sabah yazarı Mehmet Barlas ise internet gazeteciliği de yapan bir isim olarak karşımıza çıkmaktadır.
Barlas’ın ifade ettiği gibi:
İnternet haber sitelerindeki "Pijamalı Gazeteciler"in kimler oldukları artık biliniyor. Pijamalı gazeteciler diye, internet haber sitelerini, zaman ve mekana bağlı olmadan hazırlayanlara deniliyor. Bunlar internete bağlanılabilen herhangi bir yerde, her an bilgisayarlarından sitelerinin haberlerini tazeliyor, yayına sokabiliyorlar. Londra'daki son terörist saldırılar ise, internet haberciliğindeki "Yurttaş Gazeteciler"i (Citizen Journalists) ön plana çıkardı. Yurttaş gazeteciler diye de, bir olaya tanık olup, cep telefonlarındaki kameralarla çektikleri fotoğrafları internet sitelerine gönderenlere ve gördüklerini telefon ve emaille aktaranlara deniliyor. Bunların aktardıkları görüntü ve bilgiler çok gerçekçi ve yerinden olduğu için, olay derinine yansıtılıyor.Bir de "Bloggerler" var. Bloggerler bireysel haberciliği seçen internet gazetecileri. Bunlar dijital fotoğrafçılığı çok iyi kullanıyorlar. Yazdıkları haberlerle, dünya çapında önemli olayları gün ışığına çıkartabiliyorlar. Bloggerlerin global ölçekteki arama motorları "Technorati.com"a veya bunların yazıştıkları "Weblogs.com"a girdiğiniz zaman, bloggerlerin ilgilendikleri konuların sınırsızlığını da anlarsınız.. Örneğin son Londra olaylarında başta BBC olmak üzere internet siteleri ve arama motorları hemen bloggerler için havuzlar oluşturmuşlardı. Pek çok fotoğraf o havuzlardan elde edildi[4]...
Medya Nasıl Yanıltıyor kitabının yazarı Benjamin Radford ise blogları tam olarak anlatmasa da bu tür iletişim imkânlarını “Referans Gazeteciliği” başlığı altında değerlendirerek internet kullanıcısı sıradan insanın gazetecilik çabalarının ne kadar boş bir çaba olduğunu ortaya koymaya çalışmaktadır.
Radford’un ifade ettiği gibi:
İnternet mesaj panolarının artan popülerliği sayesinde, büyük ölçüde internet kullanıcılarının uydurduğu materyalle hazırlanan “haber” makalelerinin yazılması an meselesiydi. Bu kalıp gazeteciliğe iyi bir örnek, Eileen Livers’ın 5 Mayıs 2000’de, İVillage’de yayınlanan “Erkekler de Ağlar” başlıklı yazısı. Yazı, erkeklerin, duygularını neden ve nasıl gösterdiklerinden bahsediyor. İVillager Tabitha’nın şöyle diyor, “ağlayan erkekler cesurdur...” ve “iVillager Lana bir şey peşinde...” gibi cümlelerle dolu. Bu yarı-anonim forum herhangi birinin, herhangi bir şey söylemesine olanak sağlıyor... İnternet kullanıcılarının, görüşleri ve belirli konular hakkında yazı yazmasında kökten yanlış bir şey yok. Ama aynı zamanda, gazetecilik olarak adlandırmak için biraz acemice yazılar. Sağlaması yapılabilecek çok az gerçek var; bu metinlerin çoğu, ne hakkında konuştuğunu belki bilen, belki bilmeyen sıradan insanlar tarafından, sıradan insanlar hakkında yazılıyor. Parçadaki bilgilerin çoğu doğru, çünkü bunlar tartışılmaz bir şekilde kişisel görüşler ve daha önce gördüğümüz gibi, görüşlerin gerçeğe dayalı olması gerekmez. Eğer (kurgusal) iVillager Betty “birçok erkeğin toplum içinde ağladığını” söylerse, bu tamamen kendi fikridir, belki alıntılamaya değerdir ve herhangi birinin fikrinden ne daha az, ne daha çok değer taşır. Kaynaklar, kendi isimleri dahil her şey hakkında yalan söylüyor da olabilirler ve/veya uyduruyor olabilirler. Bunu, doğası gereği, kanıtlanabilir gerçekler ve bilgili kaynaklarla görüşmeler yapan bildiğimiz gazetecilikle kıyaslayın. Anket sonuçlarının bile, gerçeğe dayanması gerekir: Belli bir görüş belirten kişi sayısı bile. Metodlar incelenebilir ve sorgulanabilir; anketlerin doğruluk derecesi ortaya çıkarılabilir ama tanıklar ile ilim arasında köklü bir fark olduğu kesimdir[5]...”
Radford’un bu örneği ve ortaya koyduğu bakış açısı internet üzerinden yayın yapmaya ve görüşlerini anlatmaya çalışan blogcuların nasıl bir yapısı olduğunu ortaya koymaktadır. Özellikle bu tür yayınların güvenirliğini tartışmaya açan yazar, kişisel görüş ve fikirlerin kaleme alındığı bu yapılan yayınların gazetecilikle kıyaslanamayacak bir yapıda olduğunu ortaya çıkarmaktadır.
Blog haberciliğinin gelişimi birçok yazar ele alınırken, burada da gördüğümüz gibi bazıları blogları habercilikte yeni bir bakış açısı gibi görürken, bazıları blogların sadece çok abartılan bir iletişim türü olduğunu düşünmektedir. Bu açıdan bakıldığında yeni medyanın yeni olanaklarından biri olan blog ve getirdikleri şua an için yeni bir tartışma başlatsa da bu tartışmaların sonuçlanması ve belli tezlerin geçerlilik kazanması için daha çok zamana ve bilimsel nitelikli makalelere ihtiyacımız var gibi görünmektedir.
[1] Gökberk Can, “Web Günlüklerinde Yeni Moda Videoblog”, PC net, Sayı:103 (Nisan 2006), s.142.
[2] Yurtsan Atakan, “ Bilen Bilmeyen Blog Diye Tutturdu” ,www.hurriyet.com, 27 Mayıs 2005, http://www.hurriyetim.com.tr/yazarlar/yazar/0,,authorid~52@sid~436@nvid~582667,00.asp, (21 Nisan 2006).
[3] Atakan, par. 6–7.
[4] Mehmet Barlas, “Yurttaş Gazeteciler, Bloggerlar ve Habercilik”,www.sabah.com.tr, 10 Temmuz 2005, http://www.sabah.com.tr/2005/07/10/yaz09-10-148.html, (16 Nisan 2006).
[5] Benjamin Radford, Medya Nasıl Yanıltıyor, 1. Baskı, İstanbul: Güncel Yayıncılık, 2004, ss. 143–144.