3/5/2008

>> hayat-ım

''hayat, ne yapacağını kendin tayin edebildiğin vakit birinci tekil iyelik eki alır.''

    Hayatında gizli özne olabilmeyi sevebildiğin vakit... Hayat tamamen senin hayatın olur... O sebepledirki her gizden korkulmaz. Zaten her gizemde korkutmaz...
    Hayatınızdaki dolaylı tümleçlere, zarf tümleçlerine ve diğerlerine söz verin... Söz verinki hayat sizin olsun...

26/4/2008

>> Yazmak ve Yazarlık

      ''Yazar, yazabildiği kadar yazardır. Ve düşündüğü kadar güzel yazar. Düşünmedense herkes yazar...''''
      kırmızı başlıklı kızın başlığına oya işlemesi yapar anadolunun insanı o denli bayılır estetiğe sanırmısınız ki televizyonlar üstündeki ince oya işlemeleri alaturkalık ibaresidir. Her dantel gayriresmi bir estetik göstergesidir. O sebepledir ki anadolu insanı herşeyde estetik arar yaptığı yemekte, oynadığı oyunda, okuduğu kitapta, yaptığı müzikte ve hatta avrupalaşma çabalarında bile o sebepledir ki kolay kolay memnun edemezsiniz anadolu insanını sıcaklık arar... samimiyet arar... doğruluk arar... güzellik arar... estetik arar... o denli uzundur ki bu liste tam manası ile memnuniyet sağlamak mümkün gözükmez ama gene anadolu insanının küçük şeylerden büyük mutluluklar yaşama yetisine sahip olması dengeler herşeyi tarlada açan çicekten, yağan yağmurdan ve daha nice ufak tefek şeyden mutluluk  çıkarır... Yani tam manası ile memnun edilemesede tam manası ile mutlu edilebilir anadolu insanı...
       Bunca sözün yalnızca bir konuya giriş maksatlı kullanıldığından baz alırsak ya yazarın istediği konuyu anlatmak için doğru cümleler kullanamadığını ... konu çevresinde dolanıp manadan manaya atlayarak doğru konu üzerinden ilerleyemediğini yahut anlatılacak konunun hakikaten anlaşılabilmesi için bir ön bilginin mutlak suretle verilmesi gerektiğini çıkarabiliriz bu kararı vermekte sanırım yalnız okurum hakkı olmalıdır.Yazının başında da belirttiğim üzere ''Yazar, yazabildiği kadar yazardır. Ve düşündüğü kadar güzel yazar. Düşünmedense herkes yazar...''
      Anadolu insanının estetik tutkusunu kısaca tanımlamaya çalışmamda ki gaye hedef kitlesi anadolu insanı olan yazarların ve yazan kişilerin hedef kitlelerine ne denli daha çok sokulabileceklerini anlatmaya çalışmak...
      Yazılan yazıdaki estetik ögesi :  Anadolu insanı birşey okumaya başlamadan önce ilk evvel yazıya göz gezdirir... Yazı ne denli karışık ve şekilsizse okunma ihtimalide o denli azalır. Bilinmelidir ki okunmayan yazıya hangi düşünce kaynaklık ederse etsin. Okunmayan yazı, boşa harcanmış düşünme süresidir. Estetik öğesi başlıbaşına bir yazının okunurluk ihtimalini karşılamasada bu ihtimalde azımsanmayacak bir yere sahiptir. Düşünün yazdığınız yazıyı okutamıyorsanız yazmanın ne manası var. ''Yazar düşündüğü kadar güzel yazar. Düşünmedense herkes yazar.'' Lakin şu yazıdan şöyle bir çıkarımda bulunmakta yanlıştır. '' Yazı şekil itibari ile güzel olduktan sonra ne yazarsam yazayım okunurum'' Bu düşünce belki ilk yazı için düşünüldüğünde doğruluk payı olan bir cümledir. Fakat daha sonraki yazılarda okurlar gereksiz düşünceleri, saçma sapan çıkarımları, acıtasyon destekli hayat hikayelerinizi vb. okumazlar... Okuyorlarsada onlar okur olamazlar.



Dip Not(1) : Hayatı iki kişilik yaşama arifesinde olmamdan ötürü yokum... Siz ben yokmuşum gibi davranmaya devam edin.
Dip Not(2) : Beni merak edip mail atan bir yığın kişinin varlığını hissetmek insana müthiş bir mutluluk ve güç veriyor hepinize ayrı ayrı teşekkürler
Dip Not(3) : ''Denenmeyen Kalmadı'' en çok satılanlar arasına giremesede 2.000 sınırını geçti. =)
    
      

5/3/2008

>> bekle beni dünya


***

    Avuçlarından süzülen kum taneleri yaşamın iplerini elinden kaçırışını simgeler gibiydi Dudakları yakarma arifesindeymiş gibi küçülmüş eriyen yanaklarının ortaya çıkardığı elmacık kemiği daha bir belirginleşmişti. Gözleri içinde bulunduğu ayrılığın her zerresini göz pınarlarında biriktirdiğinden olacak ağırlaşmıştı... Ellerini gökyüzüne doğru kaldırdı. Gözlerini ağırlaştıran yaşları elmacık kemiğini takiben özgürlüğe bırakırken '' Bekle beni dünya'' dedi..Dünyanın kendisini beklemeyeceğini bile bile

2/3/2008

>> Varlığımı farkettim yahut .....

     Buralarda yokken; kendimle konuşma girişiminde bulundum. Bir süre sona kendimden sıkıldım. Sustum.
     Buralarda yokken; Dvd koleksiyonuma 50 den fazla yeni film kattım. Bir kaçını birden fazla olmak üzere tamamını izledim.
      Buralarda yokken; Kolanın içine nescafe konulduğunda uyku ile bağlantı kurulamadığını fark ettim. Şiddetli mide ağrısına rağmen karışım bağımlısı oldum.
      Buralarda yokken; yazdıklarımı paylaşmadığımda ne kadar rahat yazdığımı fark ettim. Her gece 00.00 - 02.00 arası oturup karanlık yazılar yazdım. Bu yazılarımı ''Denenmeyen Kalmadı'' isimi altında toplayıp yüz küsür sayfalık bir kitap vücuda getirdim.
      Buralarda yokken; Hayatıma giren kadınlardan ailesinle görüşüp ailesi tarafından  '' Senden adam olmaz '' iması ile reddedildiğim kişi dışında kalanların tamamını aldattım. Bu aladatma ayinleri sırasında gene dişileri kullandım.
  
    Buralarda yokken; Varlığımı farkettim yahut kaybettim
 

27/2/2008

>> sıradaki parçayı ...

    uzun zamandır radyo dinlemediğimi farkettim az evvel.. halbuki lise yıllarında ders çalışmaya çalışırken radyo dinlemeye bayılırdım... Saçmada olsa yerel radyolarda çalışan radyocu arkadaşların geyiklerini dinleyerek hem tatmin gücümü arttırır hemde benden daha kötü espiri yapan kişilerin varlığından haberdar oldukca gaip bir özgüven kazanırdım.. O zamanlar sıradaki parçayı Almanyada yaşayan amca kızına, Avusturyadaki dayı oğluna armağan etmekte pek bir modaydı... Bugün tarihi eser sıfatı kazanmış olan radyomu kurcalarken fark ettimki radyom hala frekans bulmakta zorlanıyor.. hala radyocuların bir çoğu saçma sapan geyikler yapıyor ve hala birbirlerine şarkı armağan eden radyo dinleyicileri mevcut... Anladım ki geçen bunca sürede hiçbirşey kaybetmemişim.. radyolar hiç değişmemiş... Unutmadan bu yazıyı olurya bir radyocu falan okursa sıradaki parçayı kendim için istiyorum birde değişmeyen ve gelişmeyen sizler için mümkünse oynak birşeyler olsun malum ağlanacak halimiz varsa toplum olarak gülmeye bayılırız...

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->