Tarih: 10.04.2005 Sakarya-Fenerbahçe 90+3, Gol Luciano,
Tarih: 05.04.2008 Fenerbahçe-Kayseri 90+5, Gol Semih.
Tesadüf mü dersiniz? Başka bir şey mi bilmiyorum. Ancak kendimce bir şey biliyorsam Şampiyonluğun çok yakın olduğudur.
Bazılarımız bu sezon için yani daha her şey bitmeden şu ana kadar Fenerbahçe’nin yaptıkları ve yaşattıkları için teşekkür ediyorlar. Haklıdırlar da… Çok uzun zamandır baharı bu kadar şen şakrak karşılamıştık. Gerçi bugünleri yaşamasaydık da Fenerbahçe her zaman desteği ve teşekkürü hak ediyordu. Zaten taraftar olarak bizim görevimiz karşılıksız sevmek değil miydi? Öyleyse… Ancak burada atlanmaması gereken en önemli konu ise Fenerbahçe böyle günlerde kendisinden daha fazlasının istenmesini ve taraftarın beklentilerinin yükseltilmesini de hak ediyor. Eğer bu beklentiler gerçekleşmez ise artık eskisi gibi yıkımların yaşanacağına da inanmıyorum çünkü çoğu kişi tarafından biliniyor ki bu bir süreç ve hala devam ediyor. En azından hedefe ulaşma sürecinde ki bu senelik zaman diliminde yaşattıkları için Fenerbahçe’nin sonuna kadar teşekkür alkışını hak ettiğinide biliniyor.
Bu sürecin başında küçümsüyoruz dedik. Olmaz dediler. Sen kimsin ki ne kadar futbol biliyorsun ki sığınmışsın sevda yazılarının, çiçek böcek hikayelerinin arkasına onu bunu küçümsüyorsun dediler. Diğer kulüplerin bir hedefi olmadığı günlük yaşadıklarını ve başarılarını Fenerbahçe düşmanlığı futbol dışı destekler üzerine kurduklarını söyledik. Bu günlerin geçeceğini önemli olanın asıl takım kötü gününde kötü oynarken destek olmak dedik. Dinletemedik. Ama gel gör nedense bugün bize o olmaz diyenler bile 500 milyon Euro’luk takımı ya da 5 yazıyla (beş) Fenerbahçe değerinde ki takımı küçümsüyorlar. Yani bir başka deyişle artık olmazsa dükkan kapayıp gidecek halimiz yok ya evresini çoktan geçtik. Biz en büyük kupayı alabiliriz.. Olmadı mı? Bu sene yaşattığın heyecan ve başarılar için teşekkürler Fenerbahçe deyip öyle veya böyle düşeni değil hep beraber alkışlamamız lazım.Şimdi hep beraber en yüksek perdeden söylüyoruz. O bu şu değil hepimiz inanıyoruz.
Zico’ya pazar da limon bile sattırmayanlar bugün tribünlerde Zicoooo diye çığlık çığlığa… Dün Alex’i ıslıklayanlar bugün yere göğe sığdıramıyorlar. Hata futbolun içindedir sana güveniyoruz Volkan dediğimizde forum kurallarını çiğnememek için lütfedip bir rahmetli annemizin ismini ağzına almadığı kalanlar bugün Yıldırım Demirören’e Rüştü’yü aldığı için teşekkür ediyorlar. Dün Tarihimizin en güzel Şampiyonluğu olacak dediğimizde bu kadar iyimserlik pes doğrusu diyenler bugün en ön safta Şampiyon olacağız diyorlar. O kadar çok ki bu örnekler çubukluyu öldürenler, Şampiyon olamadık suçlu kim diyenler. Hepsi unutuldu mu? Evet unutuldu. Unutmak zorundayız. Çünkü artık bir tek gerçek var o da Fenerbahçe.
Aslında biraz düşünürseniz geçen sene ile bu sene karşılaştırıldığında değişen çok da bir şey yok Fenerbahçe de. Neredeyse maç skorları bile aynı. Geçen sene de Avrupa da yenilmeden elenmiştik, bu sene de yenilmiyoruz. Geçen sene de derbileri iç saha dış saha fark etmeden kazanıyorduk bu sene de kazanıyoruz. Geçen sene de kupa da hakem katliamı ile elenmiştik bu sene de elendik. Yine kanatlar aksıyor ve yine orta sahanın solu sağı öne çıktığında sol ve sağda 70 metre boşluklar kalıyor ve sol sağ bek problemi yaşıyoruz bu sene de yaşıyoruz. Değişen bir tek şey var sizin inancınız ve bunun Fenerbahçeli futbolculara yansıması çünkü onlarda artık inanıyorlar. Artık ne olursa olsun Fenerbahçe bu maçı alacak diyorsunuz ve Fenerbahçeli futbolcu da ne olursa olsun bu maçı alacağız diyorlar. Chelsea de Kayseri de böyle maçlar işte. İnancın zaferi. Yani Fenerbahçe geçen sene ki aynı Fenerbahçe sadece oynadığı maçların havası artık çok değişik.
Ya da biz artık Küçümseyi öğrendik ama şimdi sırada bu başarıyı kibire dökmeden sahiplenmek var. Sadece kendi taraftarımızla değil Fenerbahçe’ye inan Fenerbahçe ile gurur duyan diğer takım taraftarlarında kucaklamak var.
Chelsea maçında Fenerium üst tribünde Trabzon formasıyla sol yanımda bir genç vardı. Bu kadar Fenerbahçelinin arasında biraz tedirgin ve ürkekdi maç öncesi. Şarkılara katılıyor. Sahaya çıkan voleybol takımını alkışlıyor. Bir Fenerbahçeli gibi destekliyordu Fenerbahçe’yi… Yanımda da formalarıyla kızkardeşini ve babasını maça alıp gelmiş bir Fenerbahçeli genç. Daha maç başlar başlamaz Önder topu kaptırıyor basıyor küfrü. Trabzon formalı genç ise haykırıyor “Yapma Önder ne olur yapma”… Ya da “Ahhhhh” ama arkasından alkışlıyor. En son Önder Kezman’a orta yaptığında aynı genç küfrederek ne yapıyorsun türünden bir söylemde bulununca dayanamadım. Görmüyor musun Kezman’a orta yapıyor diye patladım. Dönüp de bu sefer savunmaya geçerek İngiliz takımına öyle orta yapılarak gol mü atılır sıfıra inip kesmek lazım demez mi? Ben de film koptu. Lan hayatın da kaç kere ŞL çeyrek finali gördün de o çeyrek finalde İngiliz takımıyla oynadın dedim ve bir anda ortalık sessizleşti. Kazım golü attığında gayri ihtiyari Trabzon’lu çocuğa sarıldım. Onunla sevindim. Çünkü o belki Trabzonluydu ama sahada ki Fenerbahçe’yi yanımdaki Fenerbahçeliden çok daha fazla Fenerbahçeli gibi destekliyordu.
Galatasaray’ın geçmişte UEFA kupasını aldıktan sonraki ve bugün bile hala yaptıkları hatalarını biz yapmayalım. Avrupa’da Türkiye’nin tek takımı olalım. Kazanılan başarıyı sadece Fenerbahçe ve Fenerbahçeliye mal etmeyelim. Diğer takım taraftarlarını da kucaklayalım. Fenerbahçe’nin başarısı Türk Futbolunun ve Türkiye’nin başarısıdır söylemlerini fazlaca kullanalım. Sözün özü Türkiye’yi ıskalamayalım o Trabzonlu genç sadece tuttuğu takımın forması ile maçı bizimle seyretsin ama o da Fenerbahçe’yi sevdiği için onun daha başarılı olmasını istediği için Fenerium’dan bir ürün alabilsin. Kimbilir belki yarın o tribünde sırf Avrupa maçları için Fenerbahçe formasını bile giyebilsin.
|