15.11.2006 - Oğuzhan Akay'dan denemeler...
İNSAN OLMALI
Derler ki: İnsan biraz çocuk olmalı. Bir balon gördüğünde 'istiyorum' diye tutturmalı…İnsanın eteğini çekiştireceği bir annesi olmalı…Yolda yürürken biraz da etrafına bakmalı değişik hayatları görmek için (aman çukurlara ve İnşaat kenarlarına dikkat)…İnsan gecenin bir vakti yatağından fırlayıp 'seni seviyorum' diye bağırmalı. İnsan, gecenin bir vakti yatağından fırlayıp 'seni Seviyorum' diyebileceği bir sevgili olduğuna inanmalı…İnsan sabah uyandığında yatağının baş ucunda bir gül ile bir not bulmalı: 'uyandırmaya kıyamadım'…İnsan heyecan duymalı yeni günün getirdiği ışıklar için…İnsan sinirlenmeli, kavga etmeli, inandığı değerler için…İnsan, arada aşık olmalı, Sonunda acı olduğunu bilerek…İnsan bazen de sarhoş olmalı. Bir türkü tutturup sokakları arşınlamalı…İnsan, anlamsızca beklemeli telefonun çalmasını, belki o arar diye…İnsan efkarlanmalı tabii biraz da, sırf efkar olsun diye…İnsan ara sıra kocaman olmalı, dünyalar kadar, herkesi kucaklayabilmek için…İnsan bazen kendi olmalı, bazen herkesten bir parça…İnsan bazen de aptal olmalı, inanmak istediği şeylere inanmalı…Hoşgörülü, kalender olmalı, bir derviş kadar…Daha çok dinlemeli, bir bilge gibi…Hayata küsmesi ve barışması, bir çocuk kadar kısa sürmeli…Özel olduğunu, biricik olduğunu bilmeli, ama şımarmamalı…Arkadaşlarından, dostlarından yüz çevirmemeli, bazen sadece hatırlarını sormak için aramalı… Bu cümleleri alabildiğine uzatabiliriz. Ama sanırım ana fikir ortaya çıktı. İnsan olmak zor zanaat…Tabii kolayına kaçanlar da var. Hayatı hem kendisine, hem yakınlarına zehir edenler. Onların yanından hemen uzaklaşın. Yaşam enerjinizi, insan sevginizi, umutlarınızı tüketmelerine izin vermeyin.Herkesin , her türlü değeri yok ettiği, içini boşalttığı bir ortamda, hiç olmazsa siz kendinizi koruyun. Şair Yusuf Alper "İnsan bir İnsandır" adlı şiirinin son beşliğinde şöyle seslenir: "İnsan bir sevdadır/her sabah külünden yeniden doğar/Elini yüzünü yıkar, öper çocuklarını/Öper kalemini, karısını, güneşi/İnsan bir insandır –çoğu zaman-" Bitki de, taş toprak da, hayvan da, bulut da, denizde bir damla da olmak iyi ama, insan olmak var ya, insan olmak, dünyaya bedel…Hem de çoğu zaman değil her zaman. Galiba Şamanlar ve Budistler bunu bizden daha güzel kavramış durumdalar.
İLİŞKİLER
Son yıllarda internet aşkları revaçta. Aşkın olduğu her yerde ise hayal kırıklığının yaşanması doğal. Üstelik internetin "chat" odalarında, sanal kimliklerle dolaşan insanların 'gerçeği yalnızca gerçeği söyleyeceği'ni sananları büyük düş kırıklıkları bekliyor. Erkek sandığınız kişi kadın, yetişkinler çocuk, genç sandığınız yaşlı, güzeller çirkin, karakterliler karaktersiz, aşırı cüretkarlar pısırık ve içe dönük çıkabiliyor. Bunlar olmasa bile chat'ten sıkılıp tanışmak isteyenler çok kısa sürede sadece gerçek yaşamın can sıkıcı tablosuyla yüzleşiyorlar. Sanal dünyanın sahteliği yerini gerçek dünyanın sahteliğine terkediyor. Aslında hepimiz, aslında istediğimiz özellikleri taşımayan kişilere sanki o özellikleri varmış gibi davranıyoruz. İşte ilişkide bu aşamaya aşk evresi diyoruz. Karşımızdaki kişise o özelliklerin olmadığının farkına vardığımızda, tıpkı sinemadaki gibi ışıklar yanıyor, film bitiyor. Bazıları ışıkların yandığının farkına hiç varmıyor. Çünkü uyuyorlar. Bu uyku, kişisine göre 5, 10, hatta 20 yıl sürebiliyor. Çevrenize şöyle bir bakın. Çok iyi anlaşıyorlar diye düşündüğünüz kaç kişi halen birlikteler. Ataerkil aile düzeninden çekirdek aileye geçen (bazı bölgelerde geçemeyen) toplumumuzda, örnek alabileceğimiz bir evlilik modeli yok. 20 yıl önce elele tutuşup gezmenin ayıp karşılandığı bir ülkede, şimdi her şey serbest. Kadınlar ekonomik özgürlüklerini elde ettikleri anda eşit, reşit ve rahat. Erkekler, İletişim Özürlü Yeni Sorumsuz Yaratıklar olmanın, kadınlar, Cep Telefonuyla Her Pozisyonda Konuşan Yaratıklar olmanın keyfini yaşıyorlar. Ve sonra hayatları boyunca ayrı yaşamış, yetişmiş iki insanın bir birlikteliği yürütmesini (ekonomik, toplumsal, kültürel çatışmaları da ekleyin) bekliyoruz. Amerikan'vari reçeteler, elde etme, elde tutma, etkileme, avlama yöntemleri adlı yazılar, kitaplar işe yaramıyor, ama ilgi topluyor. Belki bilmediğimiz bir şey kalmıştır diye topluyor bu ilgiyi. Acaba diyorum, evliliklerde sözleşme sistemine geçilse işe yarar mı? 5 yıl sonunda, taraflar sözleşme yenilese ya da otomatikman boşansalar. İnternet üzerinden zahmetsiz boşanma servisinin yurt dışında başladığını düşünürsek hiç de yabana atılacak bir fikir değil. Yoksa internete mahkum kalırsınız. Evlenecek olanlar sağdaki kutuyu, boşanacaklar soldaki kutuyu "tıklasın". Barışmak isteyenler Sinan Çetin'i arasın. Çıkışlar alttaki kutudan. Kolay çözümler dünyasına hoşgeldiniz!
GÜNDE 3 KEZ OKUNACAK BİR YAZI
Gürültü ve patırtının ortasında sükunetle dolaş, sessizliğin içinde huzur bulunduğunu unutma. Başka türlü davranmak açıkça gerekmedikçe, herkesle dost olmaya çalış. Sana bir kötülük yapıldığında, verebileceğin en iyi karşılık unutmak olsun. Bağışla ve unut. Ama kimseye teslim olma. İçten ol, telaşsız, kısa ve açık seçik konuş. Başkalarına da kulak ver. Aptal ve cahil oldukları zaman bile dinle onları, çünkü, dünyada herkesin bir öyküsü vardır. Yalnız planlarının değil, başarılarının da tadını çıkarmaya çalış. İşinle ne kadar küçük olursa olsun ilgilen, hayattaki tek dayanağın odur. Seveceğin bir iş seçersen, yaşamında bir an bile çalışmış olmazsın. İşini öyle sev ki, başarıların bedenini ve yüreğini güçlendirirken, verdiklerinle de yepyeni hayatlar başlatmış olacaksın. Olduğun gibi görün ve göründüğün gibi ol. Sevmediğin zaman sever gibi yapma. Çevrene önerilerde bulun ama hükmetme. İnsanları yargılarsan onları sevmeye zamanın kalmaz. Ve unutma ki, insanlığın yüzyıllardır öğrendikleri, sonsuz uzunlukta bir kumsaldaki tek bir kum taneciğinden daha fazla değildir. Aşka burun kıvırma sakın, o çöl ortasında yemyeşil bir bahçedir. O bahçeye layık bir bahçıvan olmak için, her bitkinin sürekli bir bakıma ihtiyacı olduğunu unutma. Kaybetmeyi ahlaksız bir kazanca tercih et. İlkinin acısı bir an, ötekinin azabı bir ömür boyu sürer. Bazı idealler o kadar değerlidir ki, o yolda mağlup olman bile zafer sayılır. Bu dünyada bırakacağın en büyük miras dürüstlüktür. Yılların geçmesine öfkelenme, gençliğe yakışan şeyleri gülümseyerek teslim et geçmişe. Yapamayacağın şeylerin, yapabileceklerini engellemesine izin verme. Rüzgarın yönünü değiştiremediğin zaman yelkenlerini rüzgara göre ayarla. Çünkü dünya, karşılaştığın fırtınalarla değil, gemiyi limana getirip getirmediğinle ilgilenir. Ara sıra isyana yönelecek olsan da hatırla ki, evreni yargılamak imkansızdır. Onun için kavgalarını sürdürürken bile kendi kendinle barış içinde ol. Hatırlar mısın doğduğun zamanları, sen ağlarken herkes sevinçle gülümsüyordu. Öyle bir ömür geçir ki, herkes ağlasın öldüğünde, sen mutlulukla gülümse. Sabırlı, şefkatli, bağışlayıcı ol. Eninde sonunda bütün servetin sensin. Görmeye çalış ki, bütün pisliğine ve kalleşliğine rağmen dünya yine de insanoğlunun biricik güzel mekanıdır... Hayatınızda bu ve benzeri önerileri daha önce duymuşsunuzdur. Ama ben size bugün hepsini birarada sunuyorum. İfadeler, Ermiş'in yazarı Halil Cibran'ın sözlerini andırıyor. Her kim yazmış olursa olsun, sevindiğinizde, üzüldüğünüzde, kızdığınızda, umutsuzluğa kapıldığınızda, aşık olduğunuzda, heyecanlandığınızda okuyun. İlaç gibi geldiğini göreceksiniz.
"Müsaitseniz Size Aşık Olabilirmiyim?" kitabından alıntıdır...
|
|
Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
7.11.2006 - İnsanız sonucta:)
bazen pişmanlık duyar insan.. yaptıklarından ya da yapamadıklarından.. ama fırsatlar, değerlendirdiği kadardır!
bazen mutluluk duyar insan.. uçan bir kuştan ya da sıcak bir dokunuştan hissettiği, kısacık ama bir ömre bedeldir!
bazen kızgınlık duyar insan.. bir kişi yüzünden ya da yaptığı hata yüzünden işte, o anlar, hem kendine hem sevdiklerine cezadır!
bazen umut eder insan.. beklediği gelecek diye ya da hayat ona istediğini verecek diye ama aldığı karşılık, umut ettiği kadardır!
bazen kıskanır insan.. ne için kıskandığını bilmeden ya da elindekini kaybetme korkusundan ama farkına varamadığı, boşa güdülen duygudur!
bazen sevinir insan.. kaybettiğini bulduğunda ya da bir mektup aldığında o anda, duygular, taşan bir pınardır!
bazen sıkılır insan.. kalabalık içinde çektiği yalnızlıktan ya da sebepsiz yaşananlardan kaybettiği, boşa geçen onca zamandır!
bazen sever insan..hemde delicesine çok şirin bir köpeği ya da yüreğini okuyan sevgiliyi o vakit, kalp, sevilen için atandır!
bazen şanslıdır insan.. çoğu insana göre nefes alıyor olmaktan ya da üretebiliyor olmaktan hepsi, kendi çabası kadardır!
bazen yaşar insan.. güzel bir mekanda ya da çamur içinde hayatı ise baktığı gözlük kadardır!
bazen okur insan.. farkına varmadan ya da farkına vararak okunulan, hayatına yansıttığı kadardır!
|
|
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
24.4.2006 - Elma ve Sarap
Kadinlar agactaki elma gibidir. En iyileri en ust dallarda bulunur. Erkeklerin cogu dusup incinmekten korktuklari icin ust dallara uzanmak istemezler. Onun yerine yere dusmus curukleri toplarlar cunku onlari elde etmek daha kolaydir. Yukaridaki elmalar ise kendilerinde ararlar sucu ve sorarlar nerede hata yapiyorum diye. Aslinda gercekten hatasiz ve muhtesemlerdir. Sadece dogru erkegin ortaya cikip cesaretini ve yuregini toparlayip o ust dallara ulasmasidir butun olay.
Erkekler ise ...
Erkekler ise iyi birer sarap gibidir. Koruk olarak baslarlar, mayhos ve tatsiz. Kadinlar tarafindan canlari cikana kadar cignendikten sonra ancak bir yemegin yaninda gidecek kadar tatlanirlar...
|
|
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
24.4.2006 - BEŞ ÖNEMLİ DERS
Birinci ve de En Önemli Ders.
okulun en iyi>ögrencilerinden biriydim. Son soruya kadar soluk almadan geldim ve orada çakıldım kaldım. Son soru şöyleydi:
"Hergün okulu temizleyen hademe kadının ilk adı nedır?.."
Bu herhalde bir çeşit şaka olmalıydı. Kadını yerleri silerken hemen hergün görüyordum. Uzun boylu, siyah saçlı bir kadındı.
50'lerinde falan olmalıydı. Ama adını nerden bilecektim ki!.. Son soruyu yanıtsız bırakıp kağıdı teslim ettim. Süre biterken bir öğrenci, son sorunun test sonuclarına dahil olup olmadığını sordu.
""Tabii Dahil" dedi, hocamız.. "İş yaşamınız boyunca İnsanlarla karşılaşacaksınız. Hepsi birbirinden farklı insanlar. Ama hepsi
sizin ilginiz ve dikkatinizi hak eden insanlar bunlar. Onlara sadece gülümsemeniz ve 'Merhaba' demeniz gerekse bile.."
Bu dersi hayatım boyunca unutmadım. Hademenin adı HATİCE
>> > > > > >İkinci Önemli Ders Yağmurda Otostop!..
Bir gece vakit gece yarısına doğru otoyolun kenarında duran bir ORTA YAŞLI kadın gördüm. Bardaktan boşanırca yağan yağmura rağmen,
bozulan arabasının dışında duruyor ve dikkati çekmeye çalışıyordu. Geçen
her arabaya el sallıyordu. Yanında durdum. Hem İSTANBUL'da yardıma kalkışması pek
olağan şeylerden değildi. Onu kente kadar götürdüm. Bir taksi durağına bıraktım.
Ayrılırken ille de adresimi istedi verdim. Bir hafta sonra kapım çalındı. Muazzam bir konsol televizyon İndiriyordu adamlar. Bir de not ekliydi, armağanda.. "Geçen gece otoyolda bana yardımınıza teşekkür ederim. O korkunç yağmur sadece
elbiselerimi değil, ruhumu da sırılsıklam etmişti. Kendime güvenimi yitirmek
üzereydim,siz çıka geldiniz. Sizin sayenizde ölmekte olan kocamın yatağının
baş ucuna zamanında ulaşmayı başardım. Biraz sonra son nefesini verdi. Tanrı
bana yardım eden sizi ve başkalarına karşılık beklemeksizin yardım eden herkesi kutsasın!..
En İyi Dileklerimle, Bayan .........XXXXX."
>> > > > > >Ücüncü Önemli Ders Size Hizmet Edenleri Hep Hatırlayın..
Bir pastanın üç otuz paraya satıldığı günlerde 10 yaşında bir çocuk
pastaneye girdi. Garson kız hemen koştu.. Çocuk Sordu:""Çukulatalı pasta kaç para?.."
5 MİLYON!.." Çocuk cebinden çıkardığı bozukları saydı. Bir Daha Sordu:
"Peki dondurma ne kadar?"
"3,5 MİLYON" dedi Garson kız sabırsızlıkla...Dükkanda
yığınla müşteri vardı ve kız hepsine tek başına koşuşturuyordu. Bu çocukla
daha ne kadar vakit geçirebilirdi ki..Çocuk parasını bir daha saydı ve;
"Bir dondurma alabilir miyim lütfen" dedi.
Kız dondurmayı getirdi. Fişi tabağın kenarına koydu ve öteki masaya koştu. Çocuk dondurmasını bitirdi. Fişi kasaya ödedi. Garson kız masayı temizlemek üzere geldiğinde, gözleri doldu birden. Masayı sanki akan göz yaşları temizleyecekti. Boş dondurma tabağının yanında çocuğun bıraktığı
1,5 MİLYON LUK bahşiş duruyordu..
>> > > > > >Dördüncü Önemli Ders Yolumuzdaki Engeller.. > > > > >
Eski zamanlarda bir Kral, saraya gelen yolun üzerine kocaman bir kaya koydurmuş, kendisi de pencereye oturmuştu. Bakalım neler
olacaktı?.Ülkenin en zengin tüccarları, en güçlü kervancıları, saray görevlileri birer birer geldiler, sabahtan öğlene kadar. Hepsi kayanın etrafından dolasıp saraya girdiler. Pek çogu Kralı yüksek sesle
eleştirdi.Halkından bu Kadar vergi alıyor, ama yolları temiz tutamıyordu. > >
Sonunda bir Köylü çıkageldi. Saraya meyva ve sebze getiriyordu.
Sırtındaki küfeyi yere indirdi, iki eli ile kayaya sarıldı ve ıkına
sıkına itmeye başladı. Sonunda kan ter içinde kaldı ama kayayı da yolun
kenarına >çekti. Tam küfesini yeniden sırtına almak üzereydi ki,
kayanın eski yerinde bir kesenin durduğunu gördü. Açtı.. Kese ALTIN doluydu. Bir de
Kralın notu vardı içinde..
"Bu ALTIN'lar kayayı yoldan çeken kişiye aittir" diyordu
Kral.Köylü, bügün dahi pek çoğumuzun farkında olmadığı bir ders almıştı.
"Her engel, yaşam koşullarınızı daha iyileştirecek bir
>> > > > > >Beşinci Önemli Ders Önemli Olan Vermektir..
Yıllar önce hastanede çalışırken, ağır hasta bir kız
getirdiler. Tek yaşam şansı beş yaşındaki erkek kardeşinden acil kan nakli idi.
Küçük oğlan aynı hastalıktan mucizevi şekilde kurtulmuş ve kanında o hastalığın mikroplarını yok eden bağışıklık oluşmuştu. Doktor durumu beş yaşındaki Oğlana anlattı ve Ablasına kan verip vermeyeceğini sordu.
Küçük çocuk bir an duraksadı. Sonra derin bir nefes aldı ve "Eğer kurtulacaksa, veririm kanımı" dedi. Kan nakli yapılırken, Ablasının gözlerinin içine bakıyor ve gülümsüyordu. Kızın yanaklarına yeniden renk gelmeye başlamıştı, Ama küçük çocuğun yüzü de giderek soluyordu.. Gülümsemesi de yok oldu. Titreyen bir sesle doktora sordu: "Hemen mi öleceğim?.." Ufaklık, doktoru yanlış anlamıştı,
Ablasına vücudundaki bütün kanı verip, öleceğini düşünüyordu.
|
|
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
My Blog's
Kategoriler
ders_sunumlarim
Arkadaşlarım
• muha
|