Tanım


ben ayşen tekin.okul yıllarından bu yana bir takım hobilerim oldu.fakat takı ve boncuklarla daha farklı bir keyif yakaladım , bunları da sizlerle paylaşmak çok güzel.

Google

st patrick's day images

BAĞLANTILARIM

» Ana Sayfa
» BEN KİMİM
» ARŞİVİM
» ARKADAŞLARIM
» aysentekin@gmail.com
myspace


st patrick's day images

LİNKLERİM


Mutfakta Zen(tijen inaltong)
gelincikler(gülay)
Has Mutfak
nagice
zuhal yalcın
www.aysentekin.com
aysentaki
didems
myspace

st patrick's day images

ARKADAŞLARIM


        Takı Tasarımcıları Portalı
            gelinciklerden Takılar

              gümüş toplarla takım...(925 ayar)

               ben sevdim bu gümüş toplarla çalışmayı,hızımı alamadım
              yine birşeyler yaptım.bu kez küpe ve kolye de ekledim bilekliğe
              aslında altın la çalışmak istiyordum ama çok para tutuyor.
              böyle bir takım 14 ayar altınla yaklaşık 2ytl ye çıkıyor....
              neyse bunlarda güzel oldu...ellerime sağlık...nazar boncuklu fon ise bayram çikolatasının kutusu...böylece onu da değerlendirip fon olarak kullandım.bu arada sevgili gülçin"e teşekkür tekrar..
              o öğretti bu çalışmayı.www.turuncudunya.blogcu.com




              Tarih: , 8/10/2008
              Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı

              YEMEKTEYİZ

              benim MÖNÜ"M
              kremalı brokoli çorbası
              mevsim salata
              fırında kuzu incik
              düdüklü tencere pilavı
              sebze bağı ile cevizli erişte
              kivi soslu puding


              show tv "nin yeni başlayacak olan yarışması
              YEMEKTE"YİZ de bende yarıştım.program 13 ekim
              pazartesi günü başlıyor.saat 17.30"da
              her hafta 5 kişi yarışıyor.
              5 kişinin evlerine konuk oluyoruz.
              yemekleri yiyor ve oylama yapıyoruz.SONRA O HAFTA"NIN
              birincisini seçiyoruz.
                show tv ekibi ile çok güzel bir beşgün geçirdim.
              fakat televizyon çok zor bir iş...gece yarılarına kadar çekimler sürdü.
              show tv ye teşekkürler.. sonuç mu....bekleyelim görelim.....seyredelim....
              SÜPRİZ  olsun.


              Tarih: , 8/10/2008 Kategori: YEMEK
              Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı

              925 ayar gümüş toplar

              gümüş toplarla ördüğüm bileklik,
              925 ayar gümüş toplar kullandım.


              Tarih: , 28/9/2008
              Yorum (4) | Yorum yaz | Bağlantı

              gaye döşer"le öğleden sonra(camdan kalp,bu şarkı adı tabi ki)

              BUGÜN BEN NELER  YAPTIM...ÇOK GÜZEL VAKİT GEÇİRDİM...
              SEVGİLİ GÜLÇİN ile BERABER ,SEVGİLİ GAYE DÖŞER"E GİTTİK.
              GÜLÇİN www.turuncudunya.blogcu.com  cam boncuklarımızı yaptık.çok eğlendim.sevgili GAYE"nin kursları devam ediyor...
              çok orjinal objeler hazırlamış yeni sezon için..çok güzeldi hepsi...
              www.beadycats.com
              tel:0216 3867396




              ayşenin boncukları

              Tarih: , 11/9/2008
              Yorum (3) | Yorum yaz | Bağlantı

              ben anne olmasaydım eğer.......

              Ben anne olmasaydım eğer...

                 
               
              Topuksuz ayakkabılarla da şık olunabileceğini bilmeyecektim.

              Hamileliğim esnasında 80'li kilolara kadar çıkıp kendi çapımda ilk defa bir alanda rekorumu kıramayacaktım.

              O küçücük ellerle renkli kartonlardan yapılmış bir kâğıt parçasının bu kadar değerli olabileceğini öğrenemeyecektim.

              Kan yapsın diye danadili haşlayıp üzerine yumurta kırıp ağzının tadına da uysun diye çikolatalı pudingle karıştırmak gibi yaratıcılığın sınırlarını zorlayan tarifler keşfedemeyecektim hiç.

              Su almak için elimde kumanda ile buzdolabını açtığımda kumandayı buzdolabına koyacak kadar ya da evden çıkarken telsiz telefonu çantama atacak kadar kendimden geçmeyecektim.

              Birinin canı yandığında ötekinin bu acıyı hissedebilmesinin sadece ikiz kardeşlerde olduğunu sanacaktım.

              Sabahın köründe gözü kapalı mutfağa kadar gidip, süt ısıtıp yine gözü kapalı dönme yeteneğini kazanamayacaktım.

              Üzümün çekirdeklerini tek tek çıkarmak için insanüstü bir uğraşa asla girmeyecektim.

              Bir insanın gaz çıkarması beni bu kadar mutlu edemeyecekti.

              Büyüdüğünde arkadaşlarınla birlikte partilerde Süper Anne olarak eğlenmeyi hayal edemeyecektim.

              Babanla belki daha az kavga edecek ama sevginin evlat denilen başka bir boyutuna giremeyecektik.

              Sevginin böylesine karşılıksız olanını hiç tadamayacaktım.

              Telaşsız sevişmenin hayalini kuramayacaktım.

              Annemi bu kadar çok sevdiğimi anlamayacaktım.

              Annesinden zorla ayırdılar diye 'Uçan Fil Dumbo!' çizgi filminde böğürerek ağlamayacaktım.

              Geceleri kesintisiz uyuyacak, hafta sonunda sabahları istediğim saatte kalkacaktım ama uyandığımda yanağıma konmuş minik ellerin sıcaklığı ısıtmayacaktı yüreğimi.

              Çantamda sürekli bisküvi, ıslak mendil, bir adet oyuncak, düşer bir yerin kanar diye ayıcıklı yara bandı taşımayacaktım.

              Acıyı geçiren öpücüğün gücüne inanmayacaktım.

              38,5 derece ateş beni de yakıp kavurmayacaktı.

              Yağmur sonrası çamurlu sularda zıplamanın keyfine varamayacak, sen bir lokma daha fazla yiyesin diye kalabalığın ortasında kafamda peçete dansı yapmayacaktım.

              Sen olmasaydın eğer yaşamın karmaşıklığını unutup tekrar basit yaşamayı öğrenemeyecektim.

              Sen olmasaydın eğer ben asla 'anne' olmayacaktım.

              Bir çocuk doğduğu anda, bir anne doğarmış... Bu lafın doğruluğuna inanmayacaktım!
               

               

               


              Tarih: , 9/9/2008
              Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı

              PAKİZE BARIŞTA"DAN BİR YAZI


              Bugün kitap yazısı yok.

              En yakın arkadaşım acı çekiyor çünkü.

               O kadar içi yanıyor ki, yüzlerce kilometre öteden çektiği acının harareti telefondan akıp kavuruyor beni.

               Arkadaşım bu kadar acı çekerken kitap okuyamam ben.Oturup sessizce kederlenirim sadece.

               Onun acısını ehlileştiremem zira. Çaresiz kalmanın ne demek olduğunu anlarım olsa olsa.

              Böyle bir zamanda insanın kitap yazısı yazamayacağını da bilirim, denemem bile.

              Arkadaşımın köpeği öldü. Sekiz yıldan beri mecbur kalmadıkça yanından hiç ayırmadığı tüylü arkadaşı, can yoldaşı, ortağı öldü. Çok az mecbur kalırlardı ayrılmaya, sekiz yılda sekiz kere değildir saysak, bu defa da sadece birkaç gün için ayrılmışlardı ama, hayatın zalim yanına denk geldi işte. En çok da bu dokunur ya insana, son nefesinde sevdiğinin yanında olamamak İnsan ya da hayvan, güçsüzün ve masumun ölümü daha da acı veriyor insana, hele o bir dostsa.

               Bir hayvanın dostluğu, insanın pek çok perdelerini kaldırır; hatta bir insan dostluğundan daha da çok kimi zamanHayvan dostluğu insanın özüne doğru uzanan gerçek bir yolculuktur zira; insan o yolculukta karşılaştığı manalar içinde sevginin en durusuna rastlar ve kendi hayatının manasının özüyle tanışır. Bu bir tür bütünlüktür bana göre.

              İnsan odaklı olmayı aşmadır aynı zamanda; insanın doğaya olan egemenliğinin anlamı birdenbire yıkılıverir o zaman.

              Bir hayvanla yaşamamış olanlar anlamaz, ne türlü can yakar kaybı.

              hayvanlar mazlumdur çünkü, konuşup anlatamazlar dertlerini, sağlıklıyken bile merak eder insan; bir yerleri ağrıyıp sızlıyor mudur acaba, acı duyuyor mudur yoksa, çarpıntısı olur mu zaman zaman, diplerde derinlerdeki korkuları ne türlüdür, başı ağrır mı bazen, yeteri kadar sevildiğine inanıyor mudur gibi bir sürü soru sorar insan kendine.

              Bütün soruların cevapları bir köpeğin bakışlarında gizlidir der ya Kafka, insan, ne kadar derinlere dalsa da yeterince cevap çıkaramadığına inanır hep.

              Arkadaşım yasta şimdi. Her şeyden öyle sakınırdı ki tüylü dostunu, onun mütemmim cüz’üydü sanki o.

              Bir köpek, bir insanın mütemmim cüz’ü olur mu hiç, demeyin!
              öyleydi...

              Arkadaşım onun dostluğunu kazanmıştı çünkü. Köpeklerin dostlukları, insanlarınkine benzemez; onların dostlukları sonsuzdur, hiç kesintiye uğramaz ve bitmez. Arkadaşımla köpeğinin dostlukları da öyle derin ve sonsuzdu işte.

              Hiçbir hayvan sıradan değildir, hepsinin ayrı ayrı çok ilginç karakterleri vardır, ama arkadaşımın köpeğinin bir eşi benzeri yoktu bana göre. O müzisyen bir köpekti, olağanüstü hassastı kulağı, ritm duygusu vardı, dans ederdi sevdiği müziklerle. Çok derin bir aşkla bağlıydı sahibine, ama özgür de bir ruhu vardı aynı zamanda, canı istemediğinde asla itaat etmezdi, öyle yetiştirilmişti çünkü. Heyecanlı bir hayvandı, her an yeni ve çok heyecanlı bir şeyleri bekler gibiydi, heyecanlandıkça da kendi etrafında döner dururdu hızlı hızlı; kimbilir belki de bu heyecanına yenildi kalbi.

              İnsan sevdiği birinin çektiği acıyı, o kalibrede duyamayışından utanıyor en çok; o acıya asla dokunamayacağını, birazını olsun ondan alamayacağını, hafifletemeyeceğini biliyor olmak köşeye sıkıştırıyor ruhunu.

              Bir köpeğin, bir kedinin veya herhangi bir başka hayvanın dostluğunu kazanmak sessiz yaşanan bir ayin gibidir; onların bakışlarında gizli olan cevaplara insan ancak bu şekilde ulaşabilir bence.

              Hayatlarına bir hayvanı kabul etmeden yaşayanların eksik yaşadıklarına inanırım ben. Ama yine de bugüne kadar bir hayvanınız olmasa da, sokak köpeklerinin size nasıl baktıklarına, gözlerinin içine sizi nasıl çektiklerine dikkat edin bir; bunun farkına vardığınızda her şeyi anlamaya başlayacaksınız bence....


              Tarih: , 6/9/2008
              Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı

              düdüklü tencerede pilav...

              düdüklü tencerede de pirinç pilavı olurmu demeyin,öyle

              güzel olur ki vazgeçemezsiniz.yapmanız gereken tek şey
              bir ölçü pirinç,
              bir ölçü su..
              kullandığınız yağ(tereyağı,mısırözü vs)
              tuz,
              veya su yerine bir ölçü domates rendesi
              veya bir ölçü tavuk suyu...
              pirinci sıcak suda ıslatıp, 15 dakika bekletmek yeterli
              düdüklünün içine yağı,suyu,tuzu vs.koyup kaynatır ve arkadan
              süzmüş olduğumuz pirinci ilave edip kapağını kapatırız.düdükten
              tısss sesini duyunca en küçük ocağa alıp,altını iyice kısıp, tam
              5 dakika pişiririz.ama kesinlikle 5 dakikayı geçirmiyoruz.
              dikkat etmemiz gereken tek şey ölçülerin birebir olması ve ateşin
              çok kısık olması....sonuçta tane tane dökülen pilavınız hazır...
              pirinç baldo,,basmati hiç farketmez
              sonuç MÜKEMMEL...DENEYİN DERİM...sevgiler...
              ayşen tekin


              Tarih: , 17/8/2008
              Yorum (3) | Yorum yaz | Bağlantı

              İSTANBUL..........

              BU ŞEHİR HİÇ UYUMAZ MI.......**?

              Tarih: , 29/7/2008 Kategori: SIIR
              Yorum (2) | Yorum yaz | Bağlantı

              limon yağı denediniz mi...?

              artık salatalarda bu yağı kullanıyorum.
              çok hoş bir rayiha ya sahip...içimi ferahlatıyor
              her salatanın içine,piyaz da,hatta domates ezmenin içine bile
              katabilirsiniz,yaratıcılık size kalmış....yapılışı ise çok basit.....
              bir su bardağı sızma zeytinyağı içine 3  adet limonu rendeleyip
              bir kaç saat veya bir iki gün bekletip sonra yağı süzgeçten geçirmek,
              hepsi bu kadar..limonun o ferahlatan aromasına inanın bayılacaksınız.
              benim gibi salata ya çok düşkünseniz vazgeçilmeziniz olacağına eminim
              sevgiler.....ayşen tekin...




              Tarih: , 24/6/2008 Kategori: YEMEK
              Yorum (2) | Yorum yaz | Bağlantı

              DERYA BAYKAL İLE" KANYON AVM "DE öğleden sonra

              bir mutfak firmasının düzenlemiş olduğu etkinlikte

              sevgili DERYA BAYKAL ile tanıştım,bütün yaratıcı yönüyle yine döktürdü..

              sevgili sibel hanımda oradaydı..çok tatlı,çok kibar,hoş bir hanım 

              Bu arada DERYA BAYKAL"ın televizyon ekranında şişman ,ama

              normalde zayıf olduğunu gördüm..yani sanatçılar hep söyler ya ekran bizi kilolu

              gösteriyor.doğruymuş.....güzel bir öğleden sonrası idi.

              ayşenin boncukları

               


              Tarih: , 24/5/2008
              Yorum (2) | Yorum yaz | Bağlantı

              takilar grubuna
              katılmak için tıklayınız

              <- Son Sayfa | Sonraki Sayfa ->