BLUEJOURNEY DÜNYASINA HOŞGELDİNİZ Ana Sayfa | Profilim | Arşiv | Arkadaşlarım
yaşadıgım yerler ve deniz

Resimlerle Bozburun Tarihi29/3/2006
MARMARİS/BOZBURUN

 


























0 Yorum | Yorum yaz | Bağlantı

DENİZ VE YACHTING29/3/2006

Mavi Yolculuk ve Guletler

Bursa’nın iskenderi, Maraş’ın dondurması, İzmir’in kızları… Bozburun denildiğinde ise, ilk akla gelen “guletler” oluyor. Bu küçük kasabaya bağlı (2004 yılı liman kayıtlarına göre) tam 183 gulet var... Kasabanın nüfusunun yaklaşık 1900 kişi civarı olduğu düşünülürse her 10 kişiye bir gulet düştüğünü hesaplanabilir.

Gulet yapımı, bir sanattır. Bozburun halkı da bir nesilden diğerine atalarının bu sanat öğretisini taşıyor ve bu geleneği devam ettiriyorlar. Bir rivayete göre karşı komşu Simi’den Bozburun’a gelen ilk gulet ustaları, bu sanatı kasaba halkına öğretmiş.

Bozburun, bugün dünyanın dört bir tarafından gelen talebe yetişmeye çalışırken guletin en kalitesini, sanatkâr ustalarının ve işçilerinin emekleriyle harmanlayıp müşterilerine sunuyor. O tersaneler hiçbir zaman boş kalmıyor.

Guletler, en son teknolojiyle donatılıyor. Radarından klimasına her türlü imkânla zenginleştirilen bu tekneler çok konforlu ve kaliteli olmalarıyla tanınıyorlar.

Bozburun halkı, guletleri üretmekle kalmayıp, onları aynı zamanda işletiyorlar da… Denizciliği iyi bilen bu deniz insanları Marmaris, Bodrum gibi turistik yörelerde çalışıyor ve bu konudaki engin tecrübeleriyle ülkemizde kaliteli turizmin timsalleri oluyorlar.

Bozburun guletlerinin hepsi birbirinden farklı... Artık küreselleşmiş dünyamızın olumsuz bir sonucu olan seri üretimin tek tiplileşmesi, Bozburun’da üretilen guletlerde görülmüyor. Çünkü onlar insan terinin, emeğinin, tecrübesinin ve yaratıcılığının birer ürünü… Çünkü onların hepsi birer sanat eseri… Bozburun halkı, her sene geleneksel olarak gerçekleştirilen “Gulet Festivali” ile aylardır emek verdikleri eserlerini sergiliyor, diğer guletlerle yarışıyor ve birer sanatçı ruhuyla ürettikleri eserlerini, bu defa mutlu ve huzurlu birer anne edasıyla seyrediyorlar.
0 Yorum | Yorum yaz | Bağlantı

29/3/2006

0 Yorum | Yorum yaz | Bağlantı

GEZİ YERLERİ29/3/2006

Gezilecek Yerler

Efendim, Bozburun’a geldiniz… Eğleniyorsunuz, deniz kenarında uzanıp kitap okuyorsunuz, Ege’nin keyfini çıkarıyorsunuz. Ama etrafta da görülmesi gereken birçok güzellik var. Eğer tarihi mekanları, gezip dolaşmayı ve değişik yerler keşfetmeyi seviyorsanız işte size bazı tavsiyeler...

Marmaris
Marmaris, tarih, doğal güzellikler ve sınırsız eğlencenin birbirine karıştığı, inanılmaz güzellikte bir kent.

Akdeniz ve Ege'nin birleştiği, yemyeşil çam ve günlük ormanlarının, masmavi koylara uzandığı yerde kurulmuş olan Marmaris, bir kez görenlerin hayran olduğu ve bir daha vazgeçemediği benzersiz bir tatil beldesi.

Marmaris, her yıl sayısız yerli ve yabancı turistin akınına uğrayan, ünü tüm dünyada duyulmuş önemli turizm merkezlerimizden biri. Marmaris'e hem kara, hem deniz hem de Dalaman üzerinden (Marmaris'e 1 saat uzaklıkta) hava yoluyla ulaşmak çok kolay.

Hem sakin, huzurlu bir tatil geçirmek isteyenlerin, hem de hareketli, kıpır kıpır, eğlence dolu bir macera arayanların bir araya gelebileceği nadir yerlerden biri Marmaris…

Marmaris'ten, tarihi ve doğal güzellikleriyle ün kazanmış birçok bölgeye günübirlik turlar bulmak mümkün. Özellikle yakın koylara yapacağınız tekne turları, tatilinizin en unutulmaz anları olacak.

Gündüzleyin; Turunç, Sedir Adası, Çiftlik ya da istediğiniz diğer harika yerlerden birinde, Ege koylarının en güzel mavi ve yeşil tonlarının doya doya tadını çıkaracağınız bir turun ardından, günbatımına yakın Marmaris'e geri dönmek, akşam serinliğinde, yat limanında yürümek ve alışveriş yapmak, ardından barlar sokağında geçirilecek çılgın bir geceye hazırlanmak Marmaris'te yapabileceklerinizin yalnızca bir kısmı.

İçmeler
Marmaris’te çılgın bir gece geçirdiniz, birazcık sakinlik istiyorsunuz… İçmeler, tam size göre… Marmaris körfezinin batı ucunda yer alan bu eşsiz koy, elit bir tatil için vazgeçilmez bir turizm merkezidir.

İçmeler adını kaynağını çamlardan alan İçmeler isimli bir su kaynağından almıştır. Bu özel suyun sindirim sistemine iyi geldiği bilimsel olarak kanıtlanmıştır. İçmeler’in oldukça düzenli ve çekici bir sahil şeridi vardır. Restoranlar, barlar, gece kulüpleri, eğlence ve alışveriş merkezleri kente ruh katar.

Ama içmelerin esas dokusu Sanatçılar sokağı’ndan gelmektedir. Sokakta geleneksel el sanatlarından Marmaris’li ressamların resimlerine kadar pek çok sergi görülebilir. Ayrıca Botanik Parkı’ndan hemen ileride kurulmuş olan Su Parkı, çocukların akınına uğrayan eğlence merkezlerinden birisidir.

Ayrıca sahil şeridinin hemen arkasına kurulmuş olan İçmeler Köyü, otantik ve moderni bir arada sunan yapısıyla turistlerin akınına uğramaktadır. Buradan başlayarak yürüyüşünüze devam ederseniz yol sizi apayrı bir dünyaya götürecektir. Dağların buluştuğu yerde göreceğiniz kanyon, sizin gibi macera tutkunları için apayrı bir deneyim olacaktır.

Palamutbükü
Palamutbükü, Datça’nın merkezine 25 km. uzaklıkta. Koyun açığında küçücük bir ada bulunuyor. 2 kilometre uzunluğunda kum ve çakıl karışımı bir kumsalı olan Palamutbükü’nün denizi çok temiz. 25 metre netliğe sahip su, zıpkınla balık avcılığına da çok uygun.

Sedir Adası
Marc Anthonius ve Kleopatra’nın büyük aşk yaşadıkları, altın rengi kumsalların içinde Roma Çağı’ndan kalma harabeler ve at nalı şeklindeki antik tiyatronun bulunduğu Sedir Adası, Marmaris’e 15 km uzaklıkta bir cennet parçası...

Zeytin ağaçlarıyla kaplı adanın kumsalı tek kelimeyle muhteşem. Oolotik adı verilen kendine has kumu ve türkuazdan laciverde uzanan benzersiz denizi, adayı gerçekten özel kılıyor. Rivayete göre adadaki kum, Kleopatra ve Antonius için Mısır’dan özel olarak taşınmış.

Knidos
Gökova’nın güneybatı ucunda zamanının en büyük şehirlerinden antik çağın önemli heykeltıraşı Preksiteles’in vatanı olan Knidos’un kalıntıları yer alıyor. Bugün Knidos’a sadece deniz yoluyla ulaşılabiliyor. Aynı binlerce yıl öncesinde de olduğu gibi…

Knidos, Halikarnassos’un “Altı Kent” ten çıkarılışından sona karada kalan tek kent. “Altı Kent”in en kutsal yeri, Apollon tapınağı burada yer alıyor. Heredotos’a göre Knidos, Sparta’dan gelen kolonistler tarafından kurulmuş. Üç kapıya sahip kent surları iyi korunmuş. Ancak kentin kuzeyindeki antik tiyatronun doğu kesimi tamamen yıkılmış. Antik tiyatro 5 sıralı ve 2 diozomadan oluşuyor. Burada bulunan dikdörtgen biçimindeki tapınağın hangi döneme ait olduğu bilinmiyor. Tapınağın batısında ikinci bir odeon, güneyinde dorik bir stoa, yapıların biraz aşağısında Dionizinos tapınağı üzerinde kurulan kilise bulunuyor.

Ayrıca unutmadan şunu da ekleyelim ki tarihin en önemli astronom ve matematikçilerinden Eudoksos (MÖ 4000) ve ünlü mimar Sostrato da Knidos’ludur.

Turunç
Marmaris’e 20 km mesafedeki Turunç’a günlük tur tekneleri sıklıkla uğruyor. İri kumlu plajı ile ünlü olan beldeye, Marmaris’ten kara ve deniz yolu ile ulaşım mümkün. Turunç plajı aynı zamanda “Mavi Bayrak” ödülü sahibidir.

Kaunos
Kaunos, Köyceğiz Gölü’nü Akdeniz’e bağlayan Dalyan Kanalı’nın hemen kenarında kurulmuş bir antik liman kenti. Mitolojiye göre Miletos’un oğlu Kaunos tarafından kurulan kentin tarihi, arkeolojik buluntulara göre MÖ 10yy.’a kadar iniyor. Baştan beri liman kenti olarak anılan bu ören yerinde Arkaik, Klasik, Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerine ait kalıntılar bulunuyor. Diğer taraftan ören yerinin kuzey yöndeki sarp kayalara oyulmuş kaya mezarları ilgi çekici bir görünüm sergiliyor.

Dalyan
Dalyan ilçesi deniz ve gölün birleştiği doğa harikası yerlerden biri. Adını doğal kanallar üzerinde yüzyıllardır yapılan Dalyan balıkçılığından alan yöre, Kaunos antik kentinin yanı sıra, soyu tükenmekte olan Caretta Caretta kaplumbağaları ile de tanınıyor. Kaplumbağaların uğradığı son kumsallardan biri olan İztuzu, doğal kumsallarıyla ünlü. Dalyan birbirinden güzel göllere sahip. Labirenti andıran kanallarda doyumsuz tekne gezileri ve koylarda doğayla baş başa deniz keyfi Dalyan’da sizi bekliyor. Mavi yengeçlerin sığınağı olan Dalyan deltası, kuş gözlemcilerinin de en favori alanlarından. Ancak Dalyan’a gelenlerin genelde en çok ilgisini çeken şey şifalı olduğu söylenen çamur banyoları. Burada bir zamanlar 40 tane kaynak varken bugün 4’ü turistlere hizmet vermekte. Romatizma, siyatik, kireçlenme gibi rahatsızlıklara iyi geldiği söylenen kaplıcalara 40-45’er dakikalık kürlerle giriliyor. Günde 3 kür halinde süren bir haftalık tedavinin ardından hastalıkların iyileştiğine inanılıyor.

Gökova "Bodrum'a gelip Gökova’ya açılmamak, sarayın kapısına gelip içeri girmemektir. " Halikarnas Balıkçısı Doğu-bati yönünde yaklaşık olarak 56 km uzunluğunda olan Gökova kıyı şeridi, Mavi Turların vazgeçilmez rotasıdır. Gökova'nın kuzeyinde deniz seviyesinden 1000 metre yüksekliğe ulasan Kıran Dağı’nın görünümü eşsizdir. Anadolu’nun bağrına doğru uzanan Gökova Cova diye adlandırılan bu eşsiz körfez, Kerme körfezi olarak da anılıyor. Gökova’da sanılanın aksine, körfez olmasına rağmen, acık deniz gibi her zaman hava bozabiliyor. Bazen dağlar arasına sıkışan rüzgârlar hortumlar bile oluşturuyor. Denizin Ağustos, Eylül aylarında uslandığı Gökova'ya, kaptanlar yazın sonuna kadar pek güvenmiyorlar. Denizin derinliğinin çok artabildiği Gökova’da, derin sularda yasayan birçok balık turu karsımıza çıkıyor. Kıyılarında birçok antik kenti barındıran Gökova, doğa güzellikleri yani sıra birçok antik kenti ziyaretçilere sunar.

Akyaka
Türkiye’nin en Güney Batı ucundaki Muğla ilinin sınırları içinde yer alan Akyaka, Gökova körfezinin doğu ucundadır. Marmaris ile Muğla’yı birleştiren yolun yaklaşık olarak orta noktasında bulunan Akyaka Beldesinin nüfusu kışın 1500 dolaylarında olup, yaz aylarında 3-4 bine ulaşmaktadır. Gökova körfezinin bittiği yerde, 1000 m.lik Sakartepe dağı ile kuzeyden, Gökova ovası ile güneyden kuşatılan Akyaka, bu konumu ile belki de Türkiye’nin en güzel yerlerinden biridir. “Gökova” ovasının sazlıklarına gelen yüzlerce değişik kuş çeşidi ile Akyaka ziyaretçilerine unutulmaz manzaralar sunar. Antik çağlardan beri üzerinde yerleşim olduğuna inanılan bu topraklarda Akyaka günümüzde yakın yıllara kadar gözlerden uzak küçük bir balıkçı köyü olarak varola gelmiştir. Akyaka’nın “keşfi” ise 1970’lere dayanır. O yıllarda çok küçük çaplı da olsa, bir turizm faaliyeti başlamıştır. Çıvar il ve ilçelerden gelen ziyaretçiler ile büyük şehirlerden kaçanlar, Akyaka’nın bakır doğasına, yazın bile hiç kesilmeyen tatlı meltemine akın etmeye ve yavaş yavaş Akyaka’da yazlık evler, turistik tesisler inşa etmeye başlamışlardır. Ve sonunda, 1980’lerdeki turizm patlaması ile birlikte Akyaka da bir patlama yaşamış, bugünkü “turistik belde” görünümünü almıştır. Yerli ve yabancı turistleri Akyaka’ya çeken “atraksiyonlar ” içinde “Kadın Azmağı”nın sevimli konukları olan su samurlarını da (lutra lutra) unutmamak gerekir. Ayrıca Akyaka’nın güneyinde yer alan “Gökova” sazlığının göçmen kuşları, flamingolar ve pelikanlar da Akyaka’ya ayrı bir güzellik katarlar. Akyaka’nın kuzeyindeki Sakartepe ise “yamaç paraşütçüleri” için biçilmiş kaftandır. Ayrıca “Kadın Azmağı” boyunca yer alan balıkçı restoranlarının ünü bütün Türkiye’ye yayılmış durumdadır.

Datça Muğla ilinin güneybatısında Gökova Körfezi ile Hisarönü Körfezi arasında Ege Denizi'ne doğru uzanan Datça Yarımadası havası, denizi, turistik tesisleri, başta Knidos antik kenti olmak üzere tarihi kalıntıları ve yerel özellikleri ile gezip görenlerin anılarından kolay kolay silinmeyecek bir beldedir. Datça hemen hemen sıfır nem, yüksek oksijen çadırı olarak anılan birkaç yerden biri olma özelliğinin yanı sıra endemik bitki türleriyle de dünya ekosistemleri içinde seçkin bir yere sahiptir. Klasik Grek mitolojisinde de olağanüstü nitelikler taşıyan bir ülke olarak anılır. "Tanrı yarattığı kulunun uzun ömürlü olmasını isterse Datça Yarımadası 'na bırakırmış " der tarihçi Strabon... Tarihle doğal güzellikleri iç içe yaşayabilirsiniz Datça'da. Renklerin en canlı tonlarıyla bezenmiş doğada binlerce yıl ötesine doğru gizemli bir yolculuğa çıkarken ayni zamanda sessizlikle bütünleşmiş maviyle yeşilin kucaklaştığı dantel gibi koyların güzelliği karşısında sonsuz huzuru tadabilir, katıksız mutluluğu yaşayabilirsiniz.

0 Yorum | Yorum yaz | Bağlantı

bozburun28/3/2006
Bozburun’da Yaşam

Orada bir köy var uzakta… Tepelerin arasında sıkışmış müthiş güzellikte bir koya kurulmuş… İlk bakışta Hollywood filmlerinde korsan gemilerinin İngiliz donanmasından kaçmak için saklandığı ıssız adalardaki koyları andırıyor. “Ben bu yeri daha önce görmüştüm!” diye kısa bir deja vu yaşadıktan sonra, aslında dünya üzerinde şehirden, dumandan, gürültüden uzak, dokusunu ve özgünlüğünü koruyabilmiş, hayatın ve insan ilişkilerinin insan gibi yaşandığı sanki cennetten kopmuş bir yere geldiğinizi fark ediyorsunuz. Duygularınız bu sefer pişmanlıkla, bir keşif yapmanın sevinci arasında gidip geliyor… “Keşke daha önce gelseymişim buraya!” diye hayıflandıktan sonra “Ama hayat böyle cennet parçalarında daha güzel ve ben böyle bir yeri şimdi keşfettim.” diye içinizden geçiriyorsunuz.

Bozburun, küçük bir balıkçı kasabası görünümünde olsa da ekonomik olarak benzerlerine oranla çok canlıdır. En büyük ekonomik kalemi gulet imalatı ve işletmesi olan Bozburun, 2004 yılında merkez limana kayıtlı olan 183 guletiyle (hepsi Bozburun'da imal edilmiştir.) Türk turizminin gelişimine çok büyük katkı sağlamıştır.

Bunun yanında balıkçılık da Bozburun'un önemli bir geçim kaynağıdır. Balık çeşitleri açısından dünyanın en zengin denizlerinden biri olan Ege'nin belki de en güzel koyuna sahip Bozburun, denizin bu cömertliğini olumlu yönde kullanmıştır. Marmaris'in ve çevre ilçelerin balık ihtiyacını büyük ölçüde karşılayan Bozburun halkı, balıkçılığı dünya normlarına uygun olarak, doğaya saygılı bir şekilde yapmaktadır.

Bu küçük kasaba, boyundan çok daha büyük işleri başarmaktadır.

Kayalık, bakir ve kıvrımlı tepelerin arasına sıkışmış Bozburun yarımadasının halkı da en az yörenin doğal dokusu gibi nadir görülen türdendir… Bozburun, hayat mücadelesi esnasında genelde büyük kentlerde kaybolan insancıl değerlerin tam anlamıyla korunduğu, yörenin en güzel teknelerinin yapıldığı ve en bol balığının çıktığı şirin bir balıkçı kasabasıdır. Ayrıca Muğla yöresinde arkeolojik dokusu korunabilmiş yegâne yerleşimlerden biridir.

Aslında Bozburun çok daha önce keşfedilmiş Anadolu insanı tarafından… Ülkemizin en eski yerleşimlerinden biri durumunda. Bölgenin tarihini anlatan “Karya” isimli muhteşem bir eser yazarak bu konudaki bilgi eksiğimizi kapatan değerli araştırmacı sevgili Bilge Umar'a göre Bozburun için 4000 senelik bir geçmiş söz konusu…

Bu özgün balıkçı kasabasının tarihi Umar'a göre M.Ö. 2000 yılına kadar uzanır. Karia halkı bu yöreyi Larymna, insanlarını da “Kum halkı” diye adlandırır... Kent, Bozburun körfezinin iç ucundadır ve hemen yanıbaşında, bir derenin taşıdığı alüvyonlarla oluşmuş genişçe bir kumsal vardır. “Poseidonion” diye de anılan kentin çevresinde kale ve mezar kalıntılarına kolaylıkla rastlanabilinir. Yerel halkın “Kale” dediği tepenin denize bakan yamacında surların ve dikdörtgen planlı burçların Leleg türü duvarları, kykop işçiliği örgüsüyle, olağanüstü güçlü yapıldığından olmalı, hayli etkileyici denebilecek bazı sur bölümleri günümüze kadar ulaşmıştır.

Bozburun yarımadasında bilinen 10 tarihi kent daha vardır.

Bybassos, Marmaris-Datça yolundan 20 km mesafededir. Kentten geriye ortaçağdan kaldığı düşünülen bir kale yıkıntısından başka bir şey kalmamıştır.

Hygassos, Organiye ve Turgut köyleri arasında kurulmuştur. Sağlık Tanrıçası adına M.Ö. 2000 civarlarında kurulan kentin kalıntıları çok iyi şekilde korunmuştur.

Kastabos ise Eren Dağı düzlüğüne kurulan kutsal bir kenttir. Karia dilinde Tapınak Düzlüğü anlamına gelmektedir. Bunun sebebi şehrin tepesinde bulunan Hemithea tapınağıdır zira bu kült yapı, döneminin önemli bir hac yeriydi. Kastabos, Umar'a göre küçük bir tapınak kentçiğiydi ve Bybassos'a bağlıydı. Her türlü korumadan yoksun tapınağın tüm blokları kaçak kazılarla yağmalanarak tahrip edilmiştir. Bu yüzden gerek tapınaktan gerek çevre yapılardan günümüze ulaşan kalıntılar önemsiz ve gösterişsizdir.

Syrna, bugünkü Bayır köyünün olduğu yerde kurulu bir kentçiktir. Yerleşim, Helenistik çağda buradaki Asklepios (sağlık tanrısı) tapınağıyla ünlüydü. Bugün kent surlarının bazı bölümleri ile bir takım yapıların temel kalıntıları görülebilmektedir. Ancak tahribat dolayısıyla tapınaktan günümüze kalıntı ulaşamamıştır. Efsaneye göre Syrna, Karia kralının kızıdır. Asklepios'un oğlu Podaleirios bu kızla evlenmiş, kral da yeni evlilere Bozburun yarımadasını hediye etmiş. Podaleirios, o yarımadada iki kent kurmuş ve bunlardan birine eşi Syrna'nın adını vermiştir.

Thyssanos kent kalıntıları ise Söğüt köyü ve çevresinde bulunmaktadır. Kalıntılardan görülebilenler birkaç duvar parçasından ibarettir. Ancak köyün yerlileri, görülenden çok daha fazlasının orada taş, toprak altında bulunduğunu yani tepenin şimdi bir ören yığını durumunda olduğunu, kazı yapılınca pek çok şeyin ortaya çıkacağını belirtiyorlar.

Phoinix kenti Taşlıca köyünün yakınında yer alır. Marmaris yarımadasının en önemli kent kalıntılarıdır. Yerleşim, Taşlıca köyünün güneybatısındaki Asar Tepesi ve çevresinde yer almaktadır. Geniş bir alana yayılan iyi korunmuş kamu binaları, nekropol kalıntıları ve sivil yapıları barındırır.

Tymnos, Rodos devletinin karşı yaka ülkesinde bulunan ilçe merkezlerinden biriydi. Bozburun'un 3-4 km güney doğusunda bulunduğu tahmin edilse de şu an tarihçiler, kentin tam yeri üzerinde söz birliğine varamamışlardır. Kısacası Tymnos'un yeri henüz belirlenebilmiş değildir.

Amos kalıntıları ise, Marmaris körfezindeki Hisar Burnu'nun çıktısında yer alan bir tepe üzerindedir. Hellenleşme döneminde Apollon'a tapan kentin ismini de buradan aldığı tahmin edilmektedir. Helenistik dönemde gelişmiş kentteki sur, tiyatro ve diğer kamu binaları iyi durumda ayakta kalmıştır.

Kasara, Bozburun Yarımadası'nın güney ucu yakınındaki, Serçe limanı olarak anılan körfezin kıyısında yer alır. Anlamı Karia dilinde “Büyük Güzel Köy” manasına gelen Kasara'nın, Amos gibi Helenistik çağda, Rodos devletinin karşı yaka ülkesinde bir ilçe merkezi olduğu bilinmektedir. Kent hakkında başka bir bilgi bulunmamaktadır.

Loryma'nın adına İ.Ö. 5.yy.'da Atina-Sparta savaşını anlatan Thouydides'in yapıtında rastlıyoruz. Helenistik çağda burası ilçe merkezi olan Kasara'ya bağlı bulunmaktaydı. Bugün Bozuk Körfezi diye anılan koyun kıyısında bulunan kent, her yönden gelen esintiye karşı pek güvenli bir barınak konumundaydı. Atina donanması, İ.Ö. 412 yılında, üs edindiği Sisam'dan Sömbeki adasına gittikten sonra geriye dönerken burada kısa bir süre konaklamıştı. Yine Atina donanması, İ.Ö. 395 yılında Knidos deniz savaşı öncesi burada toplanmıştır. İ.Ö. 305'te ise İskender İmparatorluğu dağılmak üzereyken o aralık Batı Anadolu'yu elinde tutan komutan Antigonos'un donanması, Rodos üzerine başarısız bir sefer sonrası yine burada bir araya gelmişti. Bu ilkçağ kentinin en dikkat çekici kalıntısı olan kale, uzun bir dil gibi denize uzanır. Kale, kentin körfez girişini savunma amacıyla yapılmıştır. Loryma'dan günümüze ulaşan kalıntılar yalnızca bazı sur parçalarıdır.

Görüldüğü üzere Bozburun tarih boyunca birçok medeniyetin beşiği olan bir coğrafya konumundadır. Tarih boyunca Anadolu insanını cezbetmiştir ve hala etmektedir.
1 Yorum | Yorum yaz | Bağlantı