× "

özeleştiri nasıl yazılır

" arama sonuçları

ediz hun bilgi istiy

ediz hun hakkinda daha fazla bilgi istiyorum cd'siz format hakkında yardımcı olurmusunuz 5800 temasını nasıl indirebilirim temizlik ile ilgili ayetleri yazarmısınız 45-55 yaş grubundaki insanların tüketmesi gereken et süt tahıl meyve sebze miktarı atatürkün ögrenim hayatı ve hayatı hakkında önemli bir olay 5-15 yaş arası ne yer toplam kaç gram lütfen söyleyin hz mehdi hakında görüşler. planlı bebek nasıl yapılır? toplumsal dayanışmanın bizler ve ülkemiz için önemi dalgıc pompa kumanda devresi lif ipinden örülen hırka modelleri atatürkün hayatında disiplin ve sabır anlayışı ağlatan süper aşk şiirleri ...

türkçe dersi paragraf soruları ve çözümler

    1. (ı) yurdumuzda tek türüyle tanınmasına karşın, ortancaların bilinen 23 türü var. (ıı) bunlardan biri, boyu 15 20 metreye ulaşan sarmaşık türü. (ııı) bir başkası ise sonbaharda yaprakları şarap rengini alan türü. (ıv) ortancalar, kimi türleri dışında, batıya bakan yönde dikilmeyi seviyor. (v) sabah güneşinin, narin çiçeklerini yakma tehlikesi olduğundan, bu bitkiyi asla doğuya bakacak yönde dikmeyiniz. (vı) dikerken, büyüyüp serpileceklerini hesaba katarak, iki bitki arasında 1, 52 metre boşluk bırakmayı unutmayınız. bu parça iki paragrafa bölünmek istense ikinci paragraf hangi cümleye başlar? a)ll. b)lll. c) ıv. d)v. e) vı. ...

necip tosun'la söyleşi / osman özbahçe

necip tosun'la söyleşi / osman özbahçe

nitelikli edebiyat edebiyata yabancılaştırılıyor osman özbahçe   osman özbahçe: birinci kitabınızda bir tane bile aşk hikâyesi yok. daha ilginci ikinci kitabınızda da aşk hikâyesi yok. sizce bu bir durum tespiti mi? neden diye sormak istiyorum; çünkü herkes aşk hikâyesi yazar. siz niye yazmıyorsunuz?   necip tosun: evet, ortalık aşktan geçilmiyor. ama anlatılanlar gerçekten bir öykünün aradığı aşklar mıdır tartışılır. oysa aşk ve hikâye birbirine çok yakışır. hikâyesiz aşk ölmeye mahkûmdur. bu yüzden her ölümsüz aşk bir hikâyeye ihtiyaç duyar. onların aşkını hikâye dile getirir. yaşanmış bir aşkın kanıt...

şiir nereye

 şairden şiire ya da şiirden şaireşiir nereye         şiirin ilkeli ilkesizliği karşısında “şiir nasıl yazılır” da şiirin gitmesi gereken yer ya da olması gereken yerde olmalı? bu anlamda “şiir nasıl yazılır” sorusunun önemi pek yok. hatta hiç yok... şiirin nereden geldiği ve nereye gittiği / gideceği önemlidir.            bu anlamda şiir nereye sorusu da bir belirsizlik yani bir bilinmezlik taşıyor. çünkü şiir yazılır yazılmaz veya yazıldığında popüler zaman karşısında nereye gideceği ve ne kadar uzak bir zamanla buluşacağını kestirmek zordur. şiirin zamanla şiir olarak kalması buna bağlı. şiirin zaman karşısındaki kalıcılığı s&...

öztürkçe ile birleşik sözcükler üzerine notlar tahir balcı öztür

öztürkçe ile birleşik sözcükler üzerine notlar (tahir balcı)  1) hasan eren “eski dilci” kavramını öz türkçe akımı ve atatürk’ün “türk dil kurumu” yanlıları için; “yeni dilci”leriyse şimdiki “türk dil kurumu” yanlıları anlamında kullanmaktadır.2) doğan aksan, devrimi sonucunda 25.000 kadar yeni sözcüğün benimsenmiş olduğunu, kuruluş biçimi tartışılan sözcük sayısının 50′yi aşmadığını, bu oranın ise % 0,5 olduğunu belirtmektedir. türk dili’yle ilgili birçok şey yazılıyor. yazılanların çoğu “eski dilciler” ile “yeni dilciler” arasındaki bir tartışı niteliğinde. ör...

veysel çolak, fethi naci ve şiir eleştirisi

 fethi naci ve şiir eleştirisi fethi naci şiire hep yakın durur aslında. ilk eleştirisini de behçet necatigili’in ilk kitabı ‘kapalı çarşı’ üzerine yazar ve aksu dergisinde yayımlar. bunun sonrasında cahit sıtkı tarancı’nın ‘otuzbeş yaş’ üzerine yazacaktır. (1945-1946) 1953’te ise ‘kurtuluş yolu’ adlı yazısıyla orhan kemal’in bir öyküsünün eleştirisini, aralıksız yenileri izleyecektir. rauf mutluay’ın saptamasıyla “… ilk yapıtıyla toplumcu sanatın ilkelerini koymaya çalışan ve bilimsel bir tutumu benimseyen bir eleştirmen olarak tanındı. edebiyat merakı içinde yürütülmüş bir iktisat öğreniminin sağladığı iki yanlı gö...

70’li yılların şiirinde yaşam ve imge

 ‘kuşbakışı ‘70’li şiir  çok ‘şey’ söylendi, yazıldı ‘70’li şiire ilişkin. hep olduğu gibi bu konuda da bilimsellikten uzak kalındığı için ‘70’li şiir kavrayışından hiçbir sonuç çıkartılamadı. işin kolayına kaçılarak, bu şiir deneyinden uzak duruldu ve bu şiir bütünüyle yadsındı. çünkü, “1970’li yıllarda yazılan ‘toplumcu-gerçekçi’ şiirin, daha çok  kötü örneklerine bakıldığı içindir ki, sapla samanın karıştırıldığı çok oldu. yazılanın önce şiir olması gerektiğini ileri sürmek başka bir şeydi, şiire politik içeriği yakıştırmamak başka bir şey. giderek ne ...

yazın türleri ile ilgili test

1. deneme, edebiyatın en zor dallarından biri. çünkü günümüzde yazılmış en uysal dene­me bile özünde bir karşı çıkma tohumu taşı­yor. ikinci güçlük, sesin tınısını bulmak. azarlayıcı bir tınıyla mı sesleneceksiniz oku­ra, kendi eşitiniz olarak mı? denemeden başka ürün vermemişseniz işinize bir güçlük daha katılır. okur, tanımadığı, kişisel değer­lerinin neler olduğunu bilmediği biriyle karşı karşıyadır çünkü. sırma koksal, "okumanın halleri" adlı yapıtında, deneme'ye özgü bu pürüzlerin altından başarıyla kalkıyor. daha ilk sayfalardan, türkçenin kıvraklıklarını algı­lamış bir yazarla karşılaşıyorsunuz. onun ya­zılarında adlarını verdiği, alıntılar yaptığı ki­taplar ve yazarlar, okuru kültür açısından sindirmeye yönelik baskı öğeleri değil. ufak ayrıntılardan örülmüş...

yargı’nın harakirisi

yargıtay başsavcısı, ak parti’nin kapatılması istemiyle anayasa mahkemesi’ne başvurduğu andan itibaren, bir an bile, bu başvurunun hukuk ile ilişkisinin kurulamayacağını sokaktaki çocukların bile fark edeceği apaçıktı. o yüzden, hiç kimsenin, ister yargıtay başkanı olsun, ister yarsav yöneticileri olsun, ister chp ve dsp’nin tepesindekiler olsun, “hukuka saygı”dan söz etmeleri, “yargı bağımsızlığı”ndan dem vurmaları ve anayasa mahkemesi kararının beklenmesi çağrısını yapmalarının bir değeri yoktur. yargıtay başsavcısı’nın mesleğinin hukukçuluk olması, başvurusunun “siyasi” karakterini gizleyemiyor ve başvuruyu “hukuki”leştiremiyor. nitekim, yargıtay başsavcısı, attığı adımın öylesine altında kalmıştır ki,...

şöhreti "aşk oyunu" dizisiyle yakalayan ve şu sıralar "doktorlar

izzet’le çok mutluyum     röportaj: büşra bozok   yasemin ergene, ileride pişman olmamak için sevişme sahnelerinde rol almayacağını söyledi. yasemin ergene fotoğrafları için tıklayın şöhreti "aşk oyunu" dizisiyle yakalayan ve şu sıralar "doktorlar" dizisinde canlandırdığı ela karakteriyle büyük beğeni toplayan yasemin ergene, ileride pişman olmamak için sevişme sahnelerinde rol almayacağını söyledi: "cüretkâr bir karakteri oynamayacağımı herkes bilsin. ben küçük bir yerde yaşadım, ailem hâlâ orada... onların sıkıntı çekmesini, aramızda sorun çıkmasını istemem bu yüzdende hiçbir filmde ya da dizide sevişmem." doktorlar dizisinde canlandırdığı ela karakteriyle büyük beğeni toplayan yasemin ergene, hem kariyeri hem de özel hayatı hakkında k...

yasemin ergene röportaj,resim,doktorlar,yasemin ergene izzet özi

                        yasemin ergene, ileride pişman olmamak için sevişme sahnelerinde rol almayacağını söyledi. yasemin ergene fotoğrafları için tıklayın şöhreti "aşk oyunu" dizisiyle yakalayan ve şu sıralar "doktorlar" dizisinde canlandırdığı ela karakteriyle büyük beğeni toplayan yasemin ergene, ileride pişman olmamak için sevişme sahnelerinde rol almayacağını söyledi: "cüretkâr bir karakteri oynamayacağımı herkes bilsin. ben küçük bir yerde yaşadım, ailem hâlâ orada... onların sıkıntı çekmesini, aramızda sorun çıkmasını istemem bu yüzdende hiçbir filmde ya da dizide sevişmem." doktorlar dizisinde canlandırdığı ela karakteriyle büyük beğeni toplayan yasemin e...

batı edebiyatı ve akımlar

batı edebiyatı ve akımlar batı edebiyatından etkilenen aydınların oluşturduğu yeni edebiyata geçmeden önce, aydınlarımızı derinden etkileyen batı edebiyatını genel yönleriyle bilmeliyiz. özellikle batı şair ve yazarlarının savunduğu ve bizim aydınlarımızın da değişik yönlerden temsil ettiği edebiyat akımlarını bilmeden tanzimat, servet-i fünün ve diğer dönemlerin düşünce dünyalarını anlayamayız. bu nedenle batı etkisindeki türk edebiyatına geçmeden batı edebiyatı ve akımları inceleyeceğiz. batı edebiyatıbatı’ya açılan türk aydınları batı’nın 19. yüzyıldaki edebiyatıyla tanışmışlardır. bu da romantizm, realizm dönemlerine denk gelir. ancak batı’daki bu edebiyat anlayışları da kendinden önceki anlayışlardan bir etkilenme sonucunda meydana gelmiştir. bu nedenle 19. yüzyıla...

bir gecenin yaşattıkları

bir grup gerilla, dersim-ovacık yolu üzerinde eylem yapmıştı. eylem birkaç saat önce yapılmış olmasına rağmen tüm çevre köyler duymuştu. köyde, genç yaşlı, kadın erkek herkes bu eylemi konuşuyor ve gündüz ortasında böyle bir eylem yapmanın imkansızlığını anlatıyorlardı. silah seslerine ve inanılmaz eylem haberlerine yabancı değildik. hemen hemen her gün bir patlama haberi veya gerilla macerası duyuyorduk. ama gündüz ortasında, merkeze bu kadar yakın bir caddede eylem yapılmış olması şaşırtıcıydı. belki de bizi şaşırtan, cesaretin büyüklüğü idi. sizlere bir çatışmada nasıl direndiğimizi, eylem anında kalp atışlarımızın nasıl hızlandığını veya bir yoldaşın kanının elimizi nasıl yaktığını anlatmayacağım. ne açlıktan ne susuzluktan ne de günlerce soluduğumuz barut kokusunun ağırlığından bahset...

neden ???

neden ?   bir yazı yazılır, sanılır ki eksiklikler araştırılıyor yüzlerimize vuruluyor. hayır, iş aslında öyle değil. yazan, dert sahibi olmuş sizlerin dertlerinizi, üzüntülerinizi kendi üstüne katmer eklemiş sizin üzüntünüzle birlikte. siz üzülmüşsünüz onu daha çok üzmüşsünüz, sevinmişseniz, sanki sevincinizin eseri, onun olmuşcasına sizden çok sevinmiş. ağlamanıza dayanamamış, belki sizden çok ağlamış, burukluğunuz ise onu kalpten yıkmıştır, neşelerini kaçırmıştır. bir müjde verdiniz ya ona, -aman allahım-, çocuktan da çocuklaşıyor o zaman sevinçten.   "ne oluyor? neden toparlanamıyorlar?" diye düşünmekten kafa patlatıyor, "öyleyse eksik bendedir" diye özeleştiri yapıyor kendine:   "onlara yeterli bilgi verebilseydim, bundan da öte, anlattıklarımı kâmilen yaşasaydım...

sarsıntılı bir imge/ necmiye alpay

portre   sarsıntılı bir imge doğan kitap, can yücel’in şiir kitaplarını basmaya devam ediyor. en son, ''gökyokuş / kuzgunun yavrusu''nun yeni basımı çıktı. bu yılki can şenliği yapılamadı ama can yücel üstüne söylenecek sözler, yapılacak çözümlemeler tükenmekten çok uzak. necmiye alpay nealpay@yahoo.com can yücel’i anlatan sıfatların en başında ''baba'' sıfatı geliyor. sevenleri arasındaki lakabı, ''can baba''. kişiliğiyle sınırlı bir adlandırma değil bu; bir şiir bütünü anlamındaki can yücel’le de bağlantılı. her şiir bütününün yarattığı bir imge olur zihnimizde; can yücel’inki, sarsıntılı bir imge. sarsıntılı olması için ''baba''lığı bir başına yetebilirdi. ama bundan öte, taşıdı...

Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !