× "

şiraze halı modelleri

" arama sonuçları
lal rengi masal,<b>şiraze</b>..

lal rengi masal,şiraze..

biliyor musun, bir zemheri gününde, yine elimde mektuplar yola çıktığımda tam da başımın üzerinde beyaz bir kelebek... hafif kanatları huşu içinde dönüyor... dönüyor... dönüyor... işte o gün sonrası şiraze, ben her bahar beyaz kelebekleri aradım her güne beyaz kelebek görme umuduyla başladım uyan şiraze, doğrul... kelebekler seni bekliyor, düş değil gerçek kelebekler seni bekliyor... revnakı güzelliğinin, tüm zamanlarımı doldurduğunda en onulmaz derdin tam orta yerine düştüğümün idrakinde değildim elbet kimseye düş bahçelerimden geçen katarların ağırlığını duyurmadım duymayın da artık beni... bundan son...

taraflıyım <b>şiraze</b>..

taraflıyım şiraze..

unuttum ben her şeyi ve bir de bu her şeyle beraber kendimi. ne yana bakarsam bakayım şiraze yüzümde aynı ifade, ne yöne gidersem gideyim aynı rutin duruştayım; heyecansız ve isteksiz ve tâkatsiz ve bütün şatafattan, süsten, debdebeden arınmış. aklımın bir köşesinde hep şeb-i arus şiraze. sıradan bir gün, akşam üzeri; “git” emrine uymanın rahatlığı içinde, yeryüzü şekillerinin çeşitliliği arasında gezinmedeyim. her yerde dağ ya da ırmak; her yerde çöl ya da vâdi; her yerde deniz ya da göl; her yerde orman ya da bozkır... her yer aynı işte şiraze; yollar, yollar, yollar... bir kere gittim diye duramıyorum, b...

ya yaşamalıydı insan ya da ölmeli,<b>şiraze</b>..

ya yaşamalıydı insan ya da ölmeli,şiraze..

  hiç vuslat demedim ben, vuslat demedim de vus’at dedim şiraze kül kalsın istemediğimden belki geride, kıvılcımı ateşten daha çok sevdim. alevleri hep bana sıçradı, oysa başlatan ben değildim yangınları. ne kadar kaçtıysam o kadar kovalandım, ne kadar saklandıysam o kadar arandım. yine de şiraze gizlenebilecek tek bir mekân bulamadım. harfleri havaya savurdum hangi mevsim aldırmadan ne farkederdi kış olmuş ya da yaz... söz uçardı; uçar ve kaybolurdu, duyan unuturdu. karakum’da kavrulan aral’da nasıl serinlerse, sözleri kalkan eyledim yangınlarıma şiraze. kul olmaya geldim mâdem, kul olayım istedim; âyetler birer ışık... ya yaşamalıydı insan ya ...

aşk,belki her bitenle başlayandı <b>şiraze</b>..!

aşk,belki her bitenle başlayandı şiraze..!

      önce birşeyleri resmetmenin güçlüğünü farkettim. sen resmedilemeyecek kadar gizlerden örülme imişsin. oysa ki, öyle garip bir acı yerleşmişken neyi söylemeli, kime ne anlatmalı, kimden ummalı bir çıkış. olmayacağını bile bile... seni büyüten, besleyen seni bir başka raftan alıp bir başka rafa koyan ve bir türlü en uygun mekanı bulamayan, hasılı hiçbir mekanı yakıştıramayan sana... aşk belki... diyerek çıktım yola. aşk belki, her bitenle başlayandı. ben kapattım gözlerimi görmek için. ben kararttım manzarayı seni bulmak için. ben bende aramaya başladım, aşk dediğim benden doğandı. tüm gerç...

ne çok acı biriktiriyoruz <b>şiraze</b>..

ne çok acı biriktiriyoruz şiraze..

       hep acı mı biriktiriyoruz şiraze? acılar mı büyütüyor bizi, acılar mı dolduruyor böyle içimizi, acılar mı değiştiriyor birzamanlarki her şeyimizi? ne çok acı biriktiriyoruz şiraze. her dolabın içinde, her sandığın bohçasında, her çekmecede, her defterin birçok satırında, yatak çarşaflarının yamalarında... ne çok acı biriktiriyoruz biz şiraze. oysa gülen gözlerimiz vardı, derlerdi “ne çok yakışıyor size tebessüm”. koşarak inerdik merdivenleri, müzik ruhumuzun gıdasıydı, satın aldığımız her kitabı bir solukta bitirecek bol zamanla çevriliydik; sinemalara gider, tiyatro üzerine alkış tutardık... ...

ne çok acı biriktiriyoruz <b>şiraze</b>..

ne çok acı biriktiriyoruz şiraze..

      ilk kez düsünce sıcak gezen sokaklara sevda, tüm serinligi dokunurdu uzanıp... geceydi gece gece korku dolasırdı agaç gövdelerinin gerisinde, isçiler yürürdü ben beklerdim duvar diplerinde hem korkardı pabuçlarım hem götürürlerdi beni sahilin en karanlık yerine gece indiginde uyurdu bagıranlar her seye harfi r için korkularım pusardı köselere en köselere.. şimdi en acayip evhamlar üzerime üzerime geliyor şiraze. dolunay mı düşecek yoksa. ya dünya mı yarılacak orta yerinden. ya arabalar mı girecek penceremden salon koltuğuma. yağmur başladı devrilecek mi ağaçlar. şiraze her ş...

<b>şiraze</b>..

şiraze..

    geceleri bir mum karşısında oturup salınışına bakıyorum alevinin. öyle narin kıpırdanışı var ki şiraze, dinginliğine doyamıyorum. azar azar yanıp, yandıkça azar azar erimek ve nihayetinde kaybolup gitmek... şiraze ben yandıkça haykırıyorum. şiraze ben eridikçe korkuya kapılıyorum. şiraze ben ebede kayışımı tedirgin izliyorum. benden bir ben, benden daha bir ben doğuyor sabaha; diyorum “kimsin?” “aslınım” diyor. aslıma bakıp kendimi onda bulmaya çalışıyorum; diyorum “ne kadar güzelsin.” “güzelsin” diyor. “bahar açmış saçlarında bak.. * alıntı ...

al yalnızlığımı,ört üzerine <b>şiraze</b>..

al yalnızlığımı,ört üzerine şiraze..

  ”ınziva medresesinin münzevi talebesiyim şimdi ya sen?” al yalnızlığımı ört üzerine şiraze. al şiraze yalnızlığımı, ört üzerine. belki o vakit bırakıp her şeyi, gelirim biryerlerden başlamak için yeniden. hani yalnızlığa pek alışmışların cesareti de gün gün kırılırmış da aydınlıktan dahi korkar olurlarmış. bir yaprak hışırtısı, en şiddetli yağmurlardan birinde gökte damar damar çizilen şimşek ve ardından patlayan gürültü; konuşmalar, konuşmalar, konuşmalar... korkular çok, bil ki korkular ille de sebepli şiraze. al yalnızlığımı ört üzerine. bitsin benliliğin hükmü üzerimde. “sevdiğini incitir insan” diyenleri haklı çıka...

öfkeliyim <b>şiraze</b>..

öfkeliyim şiraze..

      ben ki aşkı dökmüşüm şiirlerime, sense aşkın bizzat kendisi olmuşun… ah şiraze! aşkı yeni baştan tarif ediyorsun bana iyiliğin ne demek olduğunu öğrettiğin gibi… mutluluğu sen hak ediyorsun,şiraze… şair gülruya hiddetin bir hiçâ hiçten bilinmez ki ferdada neler gizlidir öfkeliyim bugün. öfkeliyim şiraze. bulutlar salkım saçak geçiyorlar göğümden, güneş arada göz kırpıyor, baharınsa sonu geldi buralara, kış camın ardında esiyor. öfkeliyim şiraze. nereden başlayacağımı bir türlü bilemediğim ruh esintilerimin gerisinde oradan oraya şiraze, oradan oraya şiraze, bazen ...

şiir ve <b>şiraze</b>..

şiir ve şiraze..

      şiirime şiraze senin bakışların yâr. gel sar beni şiraze bizi kıskansın ağyar. öyle bütünleşelim beni sen sansın ağyar. üşüyorum şiraze beni yüreğinle sar. şiraz semalarında gözlerin yıldız yıldız. ey siyah saçlı ceren, bakışı efsunlu kız. üşüyor kalbim sensiz, şiraze kalbime sız. ah şirazlı güzel kız, gözleri yıldız yıldız! taş atıp da gittiğin denizler dalga dalga. sana gelen yollarım diken kaplamış cılga. kiraz dudaklarında çiy damlası öpüşüm. o uzun kirpiklerin gönlüme düşen gölge. şiraze bir efsane, sözcükleri büyülü. şiraze ki içimde sevda bağının gül&u...

şiraze ...

“gök âşık olmasaydı, göğsü de pâk olmazdı güneş âşık olmasaydı, parıldayan ışığı olmazdı” * şimdi ah nöbetimin gecelerinden birinde, semada raks eden sitarelerin en mes’ud anlarına şahid olan gözlerimde birikir yokluğunun acısı. şimdi şiraze, anladım ki yokluğundur beni aşka aşık, deli divane eden. olmasaydın hep böyle, keşke olup olup olmasaydın böyle. ben anka, her seferinde yanıp kül olmayacaktım, kendimi yakıp yeniden yanmaya koşmayacaktım. belki şiraze, seni sevmekle buldum ayinelerin gerisinde meftûn oluşu. belki şiraze, seni herdem yitirmekte buldum bengisuyu. belki şiraze hep belki... “aşk denizi bir çömlek gibi kaynatır aşk dağı k...

aşk-ı şiraze

    “aşk denizi bir çömlek gibi kaynatır aşk dağı kum gibi ezer eritir aşk gökyüzünü çatlatır aşk sebepsiz yeryüzünü titretir”  aşk şiraze, bir köşede sıkışıp duvara ince çizgiler atmak zorunda kalışımdır. aşk şiraze, tozlu sokakları bir başıma geçip ruhumu hüzzam besteler ile zenginleştirişimdir. aşk şiraze, hep var olduğuna inandığım sevgiliye bir türlü kavuşamama bilincini kabullenemeyip açan her bahar çiçeğine   küsüşümdür. aşk şiraze, aradan geçen yılları umursamaz aşkıma bir nokta koyamayışımın insafsız virgülü...

şiraze’den şiraze’ye saklı mektuplar 13

"seni içimin en ücra köşesine gizledim; ürkek, tedirgin, temkinli...” her temmuz, bana şehrimi anımsatıyor dünyanın her neresinde olursam olayım. çok zaman geçirip, çok anı biriktirdiğim; bol tuzlu denizinde, üzerimde taşıyıp da sevmediğim her ne var ise dalgalarıyla atmaya çalıştığım; salkım saçak dolaşırken, siyah etek uçlarımdan yerlere istemediklerimi saçtığım; kavurucu güneşinin altında, incir kokulu yollarda, nar çiçeği endamında her bakan göze dokunup saklandığım; aşk tadında gece yürüyüşlerine çıktığım... minik temmuz sıcağı şehrimi yeniden yaşamak arzusu doluverince gözlerime, yüreğimdeki pır pır eden kanatları susturamıyorum işte...

şiraze’den şiraze’ye saklı mektuplar 10

  al yalnızlığımı ört üzerine şiraze. al şiraze yalnızlığımı, ört üzerine. belki o vakit bırakıp her şeyi, gelirim biryerlerden başlamak için yeniden. hani yalnızlığa pek alışmışların cesareti de gün gün kırılırmış da aydınlıktan dahi korkar olurlarmış. bir yaprak hışırtısı, en şiddetli yağmurlardan birinde gökte damar damar çizilen şimşek ve ardından patlayan gürültü; konuşmalar, konuşmalar, konuşmalar... korkular çok, bil ki korkular ille de sebepli şiraze. al yalnızlığımı ört üzerine. bitsin benliliğin hükmü üzerimde.   “sevdiğini incitir insan” diyenleri haklı çıkaracak kadar kapanışım. rüzgar ektiğim günlerin sonrasında biçilen fırtınalarım. geceleri katettiğim menzillerim. bir şiire vurulup da hiçbir şiiri çözemeyişim. yapmak istediklerimi yaptıklarım...

şiraze’den şiraze’ye saklı mektuplar 8

“seninle konuşmalıydım şiraze çok çok önceleri ilk karşılaştığımda, bir park duvarı üzerine oturmuş yoldan geçenlerin nereye gittiklerini merak eden bakışlar taşımaktaydın yanında ben de belli ki senin henüz farketmediğin o eşsiz güzelliğini doya doya seyredebilme telaşıyla bir köşe buldum kendime affına sığınarak aşık oldum sana bilmedin üzerindeki küçük çiçekli, fırfırları ayak bileğinizi okşayan bordo etek tüm sadeliğiyle içime akıyordu hep gözlerindeki o pus hiç gitmedi... hiç gitmedi... anladığım oydu ki; hiç de gitmeyecekti   neden bu kadar üzgün sardunyalarla süslüyordun gördüklerini? neden hep aynı yere geçip, aynı yalnızlığın içinde kayboluyordun? neden hep susuyordun? neden hep susuyorduk? neden hep... seninle konuşmalıydım şiraze ne kadar da benden oldu...

Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !