× "

ablalar için şiirler

" arama sonuçları

özgür olmak

özgür olmak   on yaşındaydım.okulun ilk açıldığı gün, güneş son çırpınışlarıyla bizi dürterken , sınıfımızın taze yağlıboya kokan gri kapısı yavaşça açıldı.çekinerek içeri girdiler. gonca ve özgür. gonca uzaktan akrabamız olurmuş. sonradan öğrendim.babasızmış .ilk defa babası ölmüş birini gördüm. neden ölmüş ki çocuğu bu kadar küçükken ? az daha bekleyememiş mi. gülmüyordu çok annesi hiç gülmüyordu. bense kahkahadan doğmuş bir prensestim. altından sarı ,ipekten yumuşak belime erişen saçlarım hergün tertemiz , hergün derli topluydu. sonra , masmavi nazar boncukları gibi kocaman g&oum...

bir masal gibi

    bir varmış... bir yokmuş... 1914 yılında birinci cihan harbi’nin patlamasıyla gelişen tarihi, coğrafi, sosyolojik olaylar içinde yaşanan bir aşk ve kahramanları. ölenlerden sonra kalanların anıları ile bir varmış... bir yokmuş...          emekli dişhekimi ümrân altınel ve merhum eşi, meslektaşı muzaffer altınel, çocukluğumda 'aile hekimimizdi'. bu insanlar mesleklerinin onurunu hep korudular ömür boyu. taşbaşına çıkan yol ayrımında  oturdukları " tarihi ev" hala ayakta. şimdilerde restore ediliyor...       ben ilkokula giderken, ahmet cemal mağden'in eski bahçeli evinin sırasında, avukat osman hilmi kurad...

fazıl hüsnü dağlarca

yani fazıl babafen fakültesinin, kimya’ya bakan tarafında, hani o zamanlar hasan paşa fırınının olduğu tarafta, biraz gidince kitapçıya benzer bir dükkan vardı, o dükkan fazıl babanın kitaplarla bezeli, oturma odası idi.1970’ de gördüm ben onu. edebiyata çok meraklı olduğum için, gelip geçerke , bu türkçesi mükemmel şaire bakardım, o baktığımı görürse, utanı , derhal kafamı çevirdim.kitaplarla dolu, bakımsız, tozlu, dağınık bir yerdi. bazen camında asılı bir şeyler olurdu. şiirler olurdu, okurduk.eski ti, önü bezli bir radyosu vardı, yalnızken hep açık olurdu. bezen silik tipli, ufak tefek bir genç sanki ortalığı toplardı, üniversite öğrencisiydi, orada tanış...

travmatik bir yaşam ve şiir perspektifinden:

ben arthur rimbaud          aykırı, hırslı ve bağımsız yaşam biçiminden kimler esinlendi bilinmez ancak, o kendi sınırlarını aşan ününe bu özellikleriyle sahip olmuş olabilir. bu aitlik duygusunda; verlaine’in, birikimlerinin, farklı çevre edinme düşünün ve doğrudan olmasa da onun geleceğini etkileyen çocukluğunun da rolü vardır kuşkusuz. onun yaşam öyküsünü okuyan birçok insan, çocukluğunda dahi, kurulu ve verili düzene karşı hep bir duruş sağladığına tanık olur. özellikle olumsuz yaşam biçimlerinin insanların; bir yerde saf tutmasını  ya da diğerine daha fazla inanmasını sağladığından ileri gelebilir bu durum. içinde bulunduğ...

yorumlarda kalanlar

akbulut köyü kabaalma yaylasıişte yayla dediğin budur. çok güzel bir kare yakalamışsınız. yeşilin her tonu var sevgili kibar yeşil abiciğim. yaylanın tanımı "deniz yüzeyinden yüksek, yaz mevsiminde oturulan serin ve yüksek yer." olarak geçmektedir. biz oralara hiç gitmezsek orası sadece kabaalmanın düzü olarak kalır. yayla tanmında olduğu gibi, yaz mevsimlerinde gidip oralarda oturup, soluklanırsak oralar artık ticari, kültürel, sosyolojik ve coğrafi olarak yayla olur ve yaylalarda nice kültür eserleri meydan gelir. türküler, öyküler, şiirler, şarkılar.... /dilekolay  03 temmuz 2008 01:49 keşkek günübir rüya gibi geldi geçti. 29 haziran 2008 pazar gü...

son sözler yaşanan aşkın mührüdür / osman coşkun

resim:babür pınar ı             yürüyordu! gözleri kapalı bir şekilde yürüyordu. etrafında olup bitenleri görmüyor, ağaçlar, insanlar, yoldan geçen arabalar hiçbir şey dikkatini çekmiyordu. o anda aklından kim bilir neler geçiyordu? karmaşık bir ruh hali hüküm sürerken birden durdu, çevresine şöyle bir göz gezdirdi. etrafında insanlar, dükkânlar, ağaçlar ve otobüs durağı vardı. durağa yöneldi istemsiz bir biçimde. yine az önceki hiçbir şeyi umursamaz tavır, hükmünü sürmeye başlamıştı üzerinde. durakta dolmuşu beklerken birden kafasını kaldırdı düşüncelerinden, etrafındaki insanları süzmeye başladı. ne kadar da boş görünüşlüydü insanlar, ne kadarda düşüncesizdiler? hepsinde anlamsız bir telaş ve anlamsız bir karmaşalık vardı. a...

birleşmiş milletler günü

birleşmiş milletler günü   24 ekim 1945 birleşmiş milletler örgütünün kuruluş tarihidir. örgüte üye tüm ülkelerde 24 ekim, birleşmiş milletler günü olarak kutlanır. birleşmiş milletler örgütü evrensel barışı, uluslar arasında güvenliği ve dayanışmayı sağlamak amacıyla kurulmuştur. uluslararası en büyük kuruluştur. bugün birleşmiş milletler'in 176 üyesi vardır. bu sayı gün geçtikçe artmaktadır.   24 ekim günü kuruluşa üye ülkelerin gazete, dergi, radyo ve televizyonları birleşmiş milletler'le ilgili yayınlar yapar. okullarda birleşmiş milletler'in kuruluş amacı, organları tanıtılır, çalışmaları, çabaları anlatılır.   tarih boyunca uluslararasında anlaşmazlıklar hep süregelmiş, sonunda çoğu zaman savaşlar olmuştur. savaşlar uluslararası anlaşmaz...

birleşmiş milletler günü

birleşmiş milletler günü   24 ekim 1945 birleşmiş milletler örgütünün kuruluş tarihidir. örgüte üye tüm ülkelerde 24 ekim, birleşmiş milletler günü olarak kutlanır. birleşmiş milletler örgütü evrensel barışı, uluslar arasında güvenliği ve dayanışmayı sağlamak amacıyla kurulmuştur. uluslararası en büyük kuruluştur. bugün birleşmiş milletler'in 176 üyesi vardır. bu sayı gün geçtikçe artmaktadır.   24 ekim günü kuruluşa üye ülkelerin gazete, dergi, radyo ve televizyonları birleşmiş milletler'le ilgili yayınlar yapar. okullarda birleşmiş milletler'in kuruluş amacı, organları tanıtılır, çalışmaları, çabaları anlatılır.   tarih boyunca uluslararasında anlaşmazlıklar hep süregelmiş, sonunda çoğu zaman savaşlar olmuştur. savaşlar uluslararası anlaşmaz...

şekker potakalı

roman kahramanı zeze çok çocuklu yoksul bir ailenin küçük çocuklarından biridir. olaylar işsizlik yüzünden ruhsal bunalımlar geçiren bir baba, kardeşlerinin sorumluluğunu üstlenmiş bir ağabey ve ablalar etrafında gelişir. küçük kardeşi luis henüz yaşananları algılayamayacak kadar küçüktür. anne karakteri ise siliktir. çünkü anne, ailenin geçimini sağlamak için çalışmak zorundadır ve çocuklarına ayıracak hiç vakti yoktur. kısacası aile fertleri zeze’yi anlayabilmekten çok uzaktır. zeze’nin mahalledeki insanlara yaptığı, çoğu kez zarar verme boyutuna ulaşan, şakalar ve yaramazlıklar, aslında yaşadığı yalnızlık duygusundan kaynaklanır. ama o çevresindeki insanların söylediği gibi kendini “şeytanın vaftiz oğlu” sanır. kötü bir çocuk olduğuna inanır. yüreğindeki sevgi aç...

hasan nail canat

hasan nail canat 1944 yılında kayseri'de doğdu. ilk ve orta öğrenim'ini kayseri'de yaptı. mahalli gazetelerde yazı ve şiirler yayımlayıp ilk şiir kitabını çıkardıktan sonra tiyatro çalışmalarına yöneldi. kurduğu tiyatrolarla anadolu'yu dolaştı. hilal tiyatrosu'nu kurup kendi yazdığı moskof sehbası (1969), dilsiz şeytan (1982) ve günahkar baba (1974) oyunlarını yönetti, kendisi de bu oyunlarda oyuncu olarak görev aldı. 1980'den sonra bir yandan da romanlar yazdı. önce geceoyuncuları topluluğu'nu kurdu. sonra bu topluluktan ayrılan ulvi alacakaptan ile birlik sanat'ın kurucuları arasında yer aldı. bazı film ve dizi filimlerde rol aldı.eserlerioyun:moskof sehbası, günahkar baba, dilsiz şeytan…roman: bir küçük osmancık vardı, nur dağındaki çocuk, ya...

çocukça şiirler 1

çember küçükken çemberini çevirirdim,,demirci komşu ekrem usta amcanın.***büyüdüm çevirmek istiyorum artık,ekvator'un çemberini,bana verin ellerimi...*** yeni çıktım yumurtadan yeni çıktım,güleceğim ablalar,***sırılsıklam tüylerim,kanadım yapış yapış,hava öyle soğuk ki...sonbaharın son günü,kış kapıya dayanmış,***yumurtadan yeni çıktım,uçacağım ablalar,***annem yok görünürde,biberonum tamtakır,babam kim bilir nerde?bir gün bile yaşamadan,bu da varmış kaderde,***yumurtadan yeni çıktım,öleceğim ablalar...*** küçük köpek bir küçük köpek,parka girecek,ne bulursa kemirecek,kaç küçük köpek,bekçi gelecek,***bir küçük köpek,atlayıp çöp kutusuna,ortalığa devirecek,kaç küçük köpek,çöpçü görecek,***bir küçük köpek,çok acıkacak,ne bulursa yiyecek,kaç küçük köpek,zabıtalar gelecek,***bir küçük...

Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !