× "

amerikanca konuşma

" arama sonuçları

argo dili ile edebi dilin farkı

  argo kelimesinin dilimizde kullanılan anlamından bahsetmeden önce bu kelimenin fransızca’daki ilk kullanılış anlamlarına bakmak gerekmektedir. “roquefort, argo kelimesinin xvı. yüzyılın en ünlü serserisi, derbederlerinin başı ve argo gramercilerinden biri olan ragot’nun adından geldiğini söylemektedir. genin, argonun serserilerce de kutsal sayılan bir dil olması dolayısıyla yine bu anlamda rumca kutsal anlamına gelen hieros kelimesinden geldiğini söylüyor (devellioğlu,1980:14-15). devellioğlu, argo kelimesinin arka planı hakkında bu bilgileri verdikten sonra argoyu şöyle tarif eder: “toplumda belli bir gruba veya sosyal bir sınıfa mahsus olan ve genel bir dilin koynunda asalak bir kelime hazinesi bulunan konuşma ...

murat birsel ile gündemdekiler

tarih:  medya:         tv 8 – 26 mayıs 2004 murat birsel ile gündemdekiler programı dr zeynel abidin erdem’in canlı yayın konuşması tv8 murat birsel : sayın zeynel abidin erdem hoş geldiniz.   dr. zeynel abidin erdem : teşekkür ederim. mb : sizi hemen hemen herkes tanıyor, özellikle ankara’da da seyircilerimiz var. ben müsaade ederseniz onlara sizin kim olduğunuzu anlatayım. zae : teşekkür ederim. mb : diyelim ki amerika’ya gidiliyor, başbakanın olduğu bir airbus var. tamamen resmi heyet, gazeteciler var, bizler varız. bu uçak kalkıyor ve bütün türkiye’yi yönetenler amerika’...

dil sürekli gelişen, değişen, canlı, sosyal bir varlıktır

>>>dil sürekli gelişen, değişen, canlı, sosyal bir varlıktır<<< dil sürekli gelişen, değişen, canlı, sosyal bir varlıktır dil, kalıplaşmış, değişmez, durgun (statik) bir yapıya sahip değildir. aksine, kendi yapı ve işleyişinin gerekli kıldığı özelliklere, tarihî, sosyal ve kültürel şekillenmelere bağlı olarak, zaman içinde az çok değişip gelişerek yol alan sürekli bir akış halindedir. ünlü dilbilimci, wilhelm von humboldt, bu gerçeği dilin bir eser (ergon) değil, bir faaliyet (energia) olduğu şeklinde dile getirmiştir. eğer dil, bir eser olsaydı, bir kere oluştuktan sonra bir daha hiç değişmemesi, olduğu gibi kalması gerekirdi. halbuki, dil bir değişme ve gelişme gücüne sahiptir...

prof.dr. oktay sinanoğlu ile dilimiz türkçe üzerine söyleşi

  bayrak fm1de ve bayrak dergisinde yayınlanan ropörtaj .. prof. dr. oktay sinanoğlu ile bir söyleşi: mehmet mutluoglu: sayın prof. oktay sinanoğlu'nu sizler için değerli bayrak fm radyosu dinleyenleri için davet ettik. kendileri lütfettiler bizi kırmadılar bu mütevazı kardeşlerini, bu mütevazı bayrak dostlarının kırmadılar ve stüdyomuza kadar geldiler. biz kendilerine teşekkür ediyoruz; ve hoş_geldiniz diyorum. sınanoglu: ben teşekkür ederim. sizin bayrak dostlarınız bizim kardeşlerimizdir. onlara seslenmek bizim için büyük bir şereftir. vazifedir. ...

dil sürekli gelişen, değişen, canlı, sosyal bir varlıktır

 dil, kalıplaşmış, değişmez, durgun (statik) bir yapıya sahip değildir. aksine, kendi yapı ve işleyişinin gerekli kıldığı özelliklere, tarihî, sosyal ve kültürel şekillenmelere bağlı olarak, zaman içinde az çok değişip gelişerek yol alan sürekli bir akış halindedir. ünlü dilbilimci, wilhelm von humboldt, bu gerçeği dilin bir eser (ergon) değil, bir faaliyet (energia) olduğu şeklinde dile getirmiştir. eğer dil, bir eser olsaydı, bir kere oluştuktan sonra bir daha hiç değişmemesi, olduğu gibi kalması gerekirdi. halbuki, dil bir değişme ve gelişme gücüne sahiptir. bu gücü dolayısıyla dilbilimciler tarafından, sürekli olarak yenilikler doğuran bir kaynağa benzetilmiştir. tarih boyunca akıp giden bu de...

dil sosyal bir kurumdur

şimdi gelelim dilin sosyal bir varlık, sosyal bir kurum oluşuna: yukarıda dil-düşünce bağlantısını açıklarken, dilin, insanın iç dünyası ile dış dünyası arasında bağlantı kuran bir araç olduğunu söylemiştik. bu da öncelikle konuşma ile gerçekleşir. ancak, konuşmanın gerçekleşebilmesi için insanın tek olarak bulunması yeterli değildir. bir kimse düşünce ve duygularım konuşma yoluyla başkalarına aktarabildiğine göre, dilin var olabilmesi, aynı zamanda insan topluluklarının varlığına bağlıdır. eğer insanlar toplum halinde yaşamamış olsalardı, dile ihtiyaç duyulmaz, dil olmasaydı, o zaman da insanların bir arada yasayarak bir toplum oluşturmaları söz konusu olmazdı. bu itibarla, dil. tek bir...

yılmaz erdoğan şiirleri

alkol ikindisibiz ne zaman içsek, köfte geç gelir ve oturur muhabbetin terkisine çıplak bir efkar sözcüğü biz ne zaman içsek, sabah akar meycinin cebine günde kaç kez öpüşür ki akrep ile yelkovan biz ne zaman içsek, iç değilizdir aslında. dışımızda bronz bir akşam sözcüğü, çırıl bir efkar sözcüğü delikanlı kıvamında sevda değilse de tabansız sevişmelerdeki el değmemiş pişmanlık biz ne zaman içsek, iç değilizdir aslında. bu alkol ikindisi şiirle şimdi burda açılsaydın adımın baş harfi gibi belki ağustos kokardı ağustos sen, fikrini ipotek etmiş kiralık sevdalara senine boyuna sevilmiş sen yalanı sevdasından büyük s...

yazı

türkçemiz ''turkche''leşmesin.!bu konuyu daha önce eklemiştim ama bu şekilde daha fazla kitleye ulaşacağını düşündüğüm için yeni bir başlık olarak açtım  ülkesini, yüksek istiklâlini korumasını bilen türk milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır."m.kemal atatürk elimizden geldiği kadar türkçemizi düzgün kullanalım. eğer türkçemizin yıl 2026 türkçe'miz nasıl bir bakın.... konusundaki gibi olmasını istemiyorsak biraz daha duyarlı davranmalıyız. bazı örnekeler veriyorum şimdigüzel erkek“güzel” sözcüğü nitelendirme sıfatı olarak kadın, kız ve çocuklar için kullanılır. erkek için...

şiirlerrsel

kaç kere geldin hayatımave sonra kaç kere gittinben durgun sularda yüzerkensen çalkandalı bir denizdingeldin... gittin geldim..... gittinsöylesene canım ben seni kaç kere sevdim...seviyorumm cümlesi yetersiz kalırmıbir duyguyu anlatırken???hani laf cambazıydım ben kelmelerimi yitirdim seni seyrederken...şimdi soruyorum!!!madem gidecektin niye geldin???madem beni hiç olmadığı kadar kimsesiz,öksüz yetim bırakacaktı yokluğun?neden doldurdun hayatımdaki boşluğu...bıraksaydın yürek içindeki kocadelikle yaşamaya devam etseydi.alışmıştı nede olsa...işin kötüsü nice şairde sonradanilhama dönüşen acılarada benzemiyorbenimkisi...ne sadece gözlerin ne sadece ellerin,ne sadece kokun...sensizde yapabilirim sanıyordumama yanılmış içimdaha gitmek için arkanı döner dönmezherşeyini çok özledim......

mahir çayan - yeni oportünizmin

bilindiği gibi, aydınlık sosyalist derginin 12. sayısında çıkan "türkiye'nin düzeni üzerine" adlı yazıda sergilenen görüşün biz sağ oportünist bir görüş olduğunu belirterek, genel olarak bu yazıda atıfta bulunarak milli demokratik hareket etiketi altında uç veren bu sağ oportünizmi "sağ sapma, devrimci pratik ve teori" yazısıyla aydınlık sosyalist derginin 15. sayısında eleştirmiştik. bu yazımız "proleter devrimci aydınlık"ın 16. sayısında "aydınlık'ta dünya ve türkiye" 17. sayısında da şahin alpay imzalı "işçi sınıfı ve milli demokratik devrim" yazılarında yeni oportünizmin eleştirisine hedef oldu. (her ne kadar "proleter devrimci " aydınlık'ın yazarı adımızı vermiyorsa da yazısını, bizim yazımızın eleştirisi üzerine kurmuş olduğunu en dikkatsiz okuyucu bile anlamıştır. ) &nbs...

bunları biliyormusunuz ? ( "hadi canım sendeee" dediğimiz şeyler

bazı bitkiler kar olduğu halde nasıl çiçek açabilir? kar yağdığı halde çiçek açabilen bitkilerden biri olan kardelenin, bu denli soğukta canlanmasına neden, soğanıdır. kardelen soğanı, donun ulaşamayacağı kadar toprağın derinliğinde olduğundan, oradaki sıcaklıktan faydalanarak, havanın birazcık ısınmasıyla birlikte filiz sürer. kardelen'in yüksekliği,10-20 santimetre arasında olup, her taç yaprağının ucunda küçük, yeşil bir nokta vardır. bu bitkiye, çimenlik yerlerde, akarsu yataklarında ve ormanlarda rastlanır. çok ilginç bilgiler 1. ınsan kalbi, kani pompaladiginda yarattigi basinc ile kani 10 metre uzaga firlatabilir. 2. bir domuzun orgazmi 30 dakika surer. 3. basinizi surekli olarak bir duvara vurarak saatte 150 kalori harciyabilirsiniz. 4. bir karinca agirlig...

en son eklenenler...!!!!

                                                        kaç kere geldin hayatımave sonra kaç kere gittinben durgun sularda yüzerkensen çalkandalı bir denizdingeldin... gittin geldim..... gittinsöylesene canım ben seni kaç kere sevdim...seviyorumm cümlesi yetersiz kalırmıbir duyguyu anlatırken???hani laf cambazıydım ben kelmelerimi yitirdim seni seyrederken...şimdi soruyorum!!!madem gidecektin niye geldin???madem beni hiç olmadığı kadar kimsesiz,öksüz yetim bırakacaktı yokluğun?neden doldurdun hayatımdaki boşluğu...bıra...

türkçe günlükleri-feyza hepçilingirler

2 eylül cumartesi "köyün çobanı, altın saçlı bir kıza âşık olur. fakat kızın âşığı çoktur. kızın anası da nazlanır, vermez kızını kimselere. ne çobana ne de başkasına. çoban kızın gönlünün kendinde olduğunu bildiğinden sabırla anasının gönlünün olmasını bekler. fakat diğer âşıklar sabırsızdır. alır kızı kaldırırlar dağa. çoban dağlara düşer ve aramaya başlar sarı saçlısını. kızın ölüsü bulunur; ama çoban hâlâ bağırmaktadır dağlarda 'sarım saklı sizde... sarım saklı... sarım saklı..." türkçe öğretmeni özden can, ayvalık'ın sarımsaklı'sıyla ilgili böyle bir söylence duyduğunu yazmış. kulağa pek inandırıcı gelmes...

atatürk ve türkçe

dil, türkçe, türkçe’nin dünya dilleri arasındaki yeri ve önemidil nedir?hiç kuşkusuz düşünme, düşündüklerini uygulama, yaratma, yenilikler ortaya koyma bakımından bütün varlıklardan değişik nitelikler, yetenekler taşıyan tek canlı insanoğludur. bu nitelikleri, onun aynı zamanda konuşan bir varlık olmasını sağlamış; toplum biçiminde yaşayan insan. dil denen bildirişme dizgesini de ortaya koymuştur.       insan yavrusu doğumunu takip eden zaman boyunca etrafında gördüğü nesneleri, önce tanımağa, sonra da adlandırmağa başlar. bu onun hayattaki en temel ihtiyaçlarından birisi olan konuşmanın başlangıcıdır. insan, konuşmadan yaşayamaz.      dış dünyadan zihnimize yansıyan bilgiler tanımayı, anlamayı, kavramayı, düşünmeyi doğurur. psiko-sos...

türkçemizi hukuksal düzenle korumak/ çetin aşçıoğlu*

bilim teknik 07.01.2006 türkçemizi hukuksal düzenle korumak dili yabancı dillerin etkisinden hukuksal düzenlerle korumanın uluslar düzeyinde en çarpıcı örneği fransa'da gerçekleştirildi. burada amaç dilin kötü kullanımıyla yozlaşmasına son vermek ve yurttaşları yabancı sözcüklerin kapalı anlamlarından ve yarattığı olumsuzluklardan korumak oldu. türk ulusu dilini de yabancı dillerin boyunduruğundan kurtarmalıdır. m. kemal atatürk (1930) çetin aşçıoğlu* osmanlı'da, türkçemiz arapça ve farsça'nın etkisiyle kirlenmiş; halkın anlamadığı osmanlıca denilen yazı dili ortaya çıkmıştır. halkın konuştuğu türkçeyi küçük gören osmanlı aydınlarının ürünü olan osmanlıca'da türkçe sözcük %20 dolaylarında idi. dilbilimci şemsettin sami, o dönemde, osmanlıca'...

Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !