× "

arta ajans izmir telefon

" arama sonuçları

acılarımdan arta kalan kafiyelerimdir sevdan

acılarımdan arta kalan kafiyelerimdir sevdan, bir de sensin geceden kalan hüznüm... öyle çok beceremem kafiyeler dizmeyi, ama çok iyi bilirim özlemeyi mesela. yitirdiğim yalancı bahçeleri yine yalancı bir baharda gözlerinde görmemdir bütün olay, ve hiç öpüş(e)medik senle, gözlüklerimiz birbirine çarpar diye. oysa gözlükleri çıkarmak aklımıza gelmemişti, giderken de sevebileceğimizi hiç düşünemediğimiz gibi, ve bir gecenin bizi bir özlemin izdüşümüne bırakacağını bilemezdim ... ...

geçmiş günlerden arta kalan kısa film tadında bir hayat

geçmiş günlerden arta kalan kısa film tadında bir hayat yaşamaktayım bu günlerde bedenim  kırk ruhum onaltı bundan olacak ki beden ağlamaklı... ...

betonart'tan arta kalanlar 5.dipnot

betonart’tan arta kalanlar 5. dedikodu faslı handan (kırımtay) ablanın işinde ki özeni, titizliğini ve doğum günü kutlamasında ki hayatım boyunca bir işe, bir şeye, birine yardımcı olabilmek düşüncesi ile yaşadım deyişini bir hayat felsefesi olarak yüreğime yazdığımı hissettim… kendisinin basın yayın mezunu olup, mimarlık dünyasında çalışması yazmayı çok seven benim beynimde apayrı şimşekler çaktırdı, yarına dair hayallerimde… banu (binat) ın şantiye günlüğünü yazma görevini vermesi, zorlu şantiye koşullarında günü gününe gönderemesem de benim için bir gururdu… banu ablanın izinden gideceğimi hissettim… deniz güner’...

betonart'tan arta kalanlar 4.unutulmaz anlar

betonart’tan arta kalanlar 4.unutulmaz anlar betonart ın her anı hayatımın en güzel anıları arasında yer alırken, beni özel olarak heyecanlandıran birkaç unutulmaz anıda yazarak ölümsüz hale getirmek istiyorum.  ilk kez diğer üniversitelerden mimar adayları ile karşılaştığım bir çalışma idi betonart 2011… mimar sinan, istanbul teknik, istanbul bilgi, dokuz eylül gibi mimarlık eğitiminde önem arzeden okulların hocalarının olduğu bir jüride fikrini savunmak anadolu’dan bir üniversiteden gelen birisi için çokta kolay bir şey değildi… mimarlık istanbul, ankara, izmir gibi metropol de okunmalı, köyde mimarlık okuyan öğrenciler var onlarla yüksek lisansta...

betonart'tan arta kalanlar 3.dipnot

betonart’tan arta kalanlar 3. dipnotlar henüz iş hayatına daha başlamadan, öğrenciliğimin devam edip, mimarcılık oynadığım şu günlerde gerçek hayatta bu oyunu oynama şansı bulmanın ayrıcalığını anlatmaya sözcüklerin yetmesini beklemiyorum, anlatılmaz yaşanır günlerdi betonart 2011 benim için…  orada bir arazi vardı işte köyde… köyün meydanı sayılacak kadar işleyen bir mekan… mekana anlam kazandırmak için orada olan yirmi mimar adayından birisi idim… tasarım sürecinin sancılarını bir zat yaşadım… burada işler okulda ki gibi değildi… hayal gücünüzün en üst noktasına varmaya çalışırken önünüze ekonomi gibi bir...

betonart'tan arta kalanlar 2.uygulama süreci

betonart’tan arta kalanlar 2.uygulama süreci köy halkına sabahın erken saatlerinde proje anlatılacak… kaygımız büyük, anlatmak istediğimiz anlaşılır mı, beğenilir mi beğenilmez mi? iki boyutlu çizimlere boş bakan gözleri üç boyutlu modellemelerin heyecanlandırdığını görüyoruz. maket imdadımıza yetişiyor tamda bu anda… anlatıyoruz heyecanla, dinleniliyoruz merakla ;) kepçe (excavatar) nin ilk vuruşu… o an titrediğini hissediyorum ellerimin. bir heyecan sarıyor bedenimi… yüzlerde heyecan, ilk vuruş… başlamak, denildiği gibi bitirmenin yarısı mıydı acaba… iki boyutlu çizimlerden üç boyutlu hale geçirmek için hayallerimizi var gü...

betonart'tan arta kalanlar- 1.tasarım süreci

2011 betonart’ tan ; arta  kalanlar   1 tasarım süreci ankara-çanakkale arasında on saatten fazla süren,  uzunca bir yolculuğun ardından sabahın ilk ışıklarıyla çanakkale otogar… buluşma saati 9:30 dan epey erken gelmiş olmanın sıkıntısında etrafa bakınırken, etrafına bakan genç birilerini daha görüyorsunuz ve soruyorsunuz betonart 2011 için mi geldiniz, yanılmıyorsunuz ki cevap evet. hemen arkasından isim, üniversite, nereden gelindiği gibi bir muhabbet. üç kişi, beş kişi, on kişi derken kalabalıklaşan genç bir masa ve genel koordinatör handan kırımtay’ın da gelişi ile artık macera başlıyor. çanakkale otogar da handan hanım’ın bizi bulması pek de zor o...

tensel bir yangından arta kalan, düşsel karaları çaldım gözlerim

      tensel bir yangından arta kalan, düşsel karaları çaldım gözlerime yokluğunu hoş görmeyeceğim işte! yarınlarımı yitirdim ya dün, olduğum yerde sayacağım inadına, hep aynı yanıklığımla seveceğim seni yine... yollarını içip yılların dibe vurduğunda, saçlarına ilişen akların bir tekini bile üstüne kondurmayan gecelerinin düş vurgunu olacağım! ...

bir kadından arta kalan..

 gözlerini açtığında acıyordu canı. güneştenmidir, uykusuzluktanmıdır bilinmez. ama acıyordu. ayakları üşüyordu. birbirine dolanmış vaziyetteki kollarını açtı yana doğru. ince pikesi yüzünün üstünde oldu birden. gözlerini açtı ve beyazdı heryer. beyaz pikesi dünyasını açmıştı. yavaş yavaş kaldırdı pikeyi üstünden. üşüyen ayaklarını birbirine sürttü. sonra onlara baktı. ellerine baktı. yan yastığına baktı. hepsi tekti, hepsi. ayaklarınını sürüyerek banyoya girdi. uzun saçlarını kokladı, sigara kokuyordu. dün kaça kadar ağlamıştı? kaç sigara içmişti? kime, niye özlem duymuştu? anımsamaya çalıştı aynaya bakarke...

arta kalanlar..

arayıp durduk kendimizi buruk hayallerin kıyısında umutsuzca geçmişin tozlu raflarında geleceğimizi temizlemeye çalışırken kurutulmuş bakire çiçekler ve kelebekler bulduk günlüklerimizin nemli sayfaları arasında. oysa çoktan mişli zaman diliminde yaşamaya kurulmuştu saatler artık duyuyorumların yerini, duymuştumlar görüyorumların yerini, görmüştümler ve en acı olanı seviyorumların yerini, sevmiştimler almıştı. önce saliseler, saniyeler, dakikalar, saatler tükenmişti farkına bile varmadan sonra günler, aylar, yıllar ve elinden oyuncağı alınmış bir çocuk gibi küskün şimdi aynalar. gözlerinde kim bu dercesine, şaşkın bakışlar.... sa...

verdim senden arta kalanı....

  arta kalanı küçük bir çocuğa verdim senden.. iştahlı... ellerine baktığın köfteci gibi,her hali memnun. inatçı... saçları dağılıyor,düzeltmiyor o,öyle umursamaz. şefkatli... küçük diline dokundum.     senden arta kalanı küçük bir çocuğa verdim. doymuyor. mum yakıyor,perde aralıyor,şarap içiyor, hiç okumuyor. göğsüne dokundum.     küçük bir çocuğa senden arta kalanı verdim. sürekli gülümsüyor,sakalları var. şehvetli. sakallarına da..     verdim senden arta kalanı küçük bir çocuğa. çocuk adam gib...

geçmişten arta kalan

geçmişten arta kalan tek şey bana senden yadigar yaralar. hatırladıkça kanayıp duran yaralar.. gün geçtikçe dahada çok acı veren yaralar. tam unuttum derken acıyla kıvranıp hatırlarım geçmişi. acısı dinmeyecek ve silinmeyecek yaralar…. ne yapsam ne etsem silinmiyordu. belki senin gelmen ve benim olmanla son bulacaktı bu acım. sen gelsen bile ben kabul etmezdim artık seni. imkansız olanaksızdı bu hep acıya mahkumdum ben. sonsuza dek benimle yaşayacak yaralardı bunlar… sen bana her zaman acı veren oldun. benden gitmiş olsanda izlerin hala silinmiyor benden. acı veriyor bana bütün geçmiş seninle olduğum zaman. derin bir yara açtın ve gittin sessizce. sen beni çaresiz bırakıp gittin be sevdiğim&helli...

arta dobroshi arta dobroshi arta dobroshi

arta dobroshi arta dobroshi arta dobroshi...

~~gidişinden arta kalan~~

 gidisinden arta kalan    gidisinden arta kalan   gidisinden arta kalan  tutunamadıgım bir hayat ve sende buz tutan zaman  bir de siyahlarım kaldı dingin mavilerimi yutan  gidisinden arta kalan  vurgun yemis bir beden  ve bir de suskun bir yürek bedenime agır gelen  gidisinden arta kalan  sessiz isyanlarda büyüyen ahım  ve bir de yoklugunun kara zehrine dokunan ruhum gidisinden arta kalan  esaretine gönüllü yıllarım  ve o yılların içinde asırlık yalnızlıgım gidisinden arta kalan  rengi geceye çalan sevdan  bir de gündüzlerim kaldı yokluguna boyanan gidisinden arta kalan  vurulan düslerim kaldı gözlerinde kaybolan  ve bir de send...

Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !