odatv davası’nda savunma yapan haber müdürü barış terkoğlu,“artık bu mahkemeden adalet beklemeyi, hukuk beklemeyi, kendi adıma aptallık sayıyorum. olmayan...
3. dünya savaşı, akp ve said nursi naber lan? yıldız tilbe dinlediğini topluluk içinde söylemenin medeni cesaret gerektirdiği şu günlerde istiyorum ki birazcık da olsa daha az kasıntı, daha az şerefsiz ve daha fazla objektif olabilelim. üniversite festivalinde kenan doğulu'da öküz gibi eğlenip eve gidince facebook'ta led zeppelin şarkısı paylaşmayalım. ama olmayacak la bunlar, hala evde "fatmagül'ün suçu ne" seyredip, ekşi sözlük'te "battlestar galactica" sevdiğini belirten entry'ler gireceksin di mi? olum, kimseyi inandıramıyorum ama hümanist değilim la ben, çünkü insan böylesine kasıntı, böylesine başkalarına kendini beğe...
açıklamalar bu yazı atatürk'ün çeşitli konuşmalarından ve el yazılarından derlenmiştir... üzerinde önemli durulması gerekir. (1)- varlıklar bilgi'yi iki yoldan edinirler. birincisi, içgüdü dediğimiz doğuştan genleri ile getirip taşıdığı bilgi, diğeri de tabiattan, aileden, mektepten ve toplumdan öğrendiği bilgi!.. birincisine insiyak(içgüdü), ikincisine tahsil(eğitim) de denir. insan onbinlerce yıllık serüveni boyunca insiyaki bilgiler'ini kaybetmiştir... bunlar ancak bizim "ilkel" dediğimiz toplumlarda bir ölçüye kadar yaşar... ama "medeni" insan, eğer içinde bulunduğu toplumun kurumlarından bilgi almazsa, sudan ç...
„düşüncenin her korkudan azad olduğu bir ülke bir ülke ki insanları dimdik, dünya duvarlarla bölünmemiş, kelimeler gönlün derinliklerinden fışkırır, emek kemale uzatır kollarını, aklın ırmağı alışkanlıkların karanlık çölünde kuruyup gitmemiş, ne olurdu tanrım! benim yurdum da böyle bir ülke olsa!“ - tagor „kelimeler sükûtu delip tane tane dağılıyorlardı şuur prizmasına. ne kadar seviyordu onları. hepsi ne kadar doluydu, ne kadar anlamlı, ne kadar haşmetli, ne kadar şefkatli, ne kadar canlı… türkçe kimin kalemine bu kadar yakışmıştı? mürekkep kimin kaleminden böyle şifalı bir iksir olup akmıştı? kitabın...
aydın türk (amerika’da yaşıyor. ateizm.org’un editörü) ateist olmaya ne zaman ve nasıl karar verdiniz. bunu çevrenizle paylaştığınızda neler yaşadınız? bu bir karar meselesi değil. noel babaya inanan bir çocuğun, noel baba diye birşey olmadığını anladığı zaman yaşadığına benzer bir durum. yani bir zorunluluk. o çocuğun artık noel babaya inanmaması bir seçim değildir. bir karar vererek geri dönülecek bir konu da değildir. insanlar “ben bari ateist olayım” diye karar vererek ateist olmaz. inançlarını kaybederler, yanlışlığını görürler, öğrendikleri bilgiler onlara bu durumun adının ateizm olduğunu söyler, onlar da bu etiketi kabul etmeye psikolojik olarak hazırla...
uzun süredir suçununun ne olduğunu bilmeden hapis yatan barış terkoğlu mahkemeye adeta ateş püskürdü... odatv davası’nda savunma yapan haber müdürü barış terkoğlu, “artık bu mahkemeden adalet beklemeyi, hukuk beklemeyi, kendi adıma aptallık sayıyorum. olmayan şey istenmez, beklenmez” dedi. konuşmasını “artık yeter! söz bitti!” diye bitiren terkoğlu, mahkeme heyetine şu sözlerle seslendi: “bu maalesef ülkemin aydınının kaderi. benim ülkemin aydını magosa’da namık kemal’in gözlerinden vatanına bakmayı öğrendi. zekeriya sertel’in gözünden bekirağa’da yatmayı, sabiha sertel’in gözünden tan baskını&rsquo...
odatv davası’nda savunma yapan haber müdürü barış terkoğlu,“artık bu mahkemeden adalet beklemeyi, hukuk beklemeyi, kendi adıma aptallık sayıyorum. olmayan şey istenmez, beklenmez” dedi. konuşmasını “artık yeter! söz bitti!” diye bitiren terkoğlu, mahkeme heyetine şu sözlerle seslendi: “bu maalesef ülkemin aydınının kaderi. benim ülkemin aydını magosa’da namık kemal’in gözlerinden vatanına bakmayı öğrendi. zekeriya sertel’in gözünden bekirağa’da yatmayı, sabiha sertel’in gözünden tan baskını’nı öğrendi. benim ülkemin aydını nazım hikmet’in gözünden sürgünü, sabahattin ali’nin göz&uu...
alıntı: http://www.dusunadasi.org/ temel demirer pazartesi, 17 ekim 2011 18:40 “bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın, diyerek yaşattığınız yılanların bir sonraki hedefi siz olursunuz.”[2] devrimci 78’liler federasyonu’nun düzenlediği “12 eylül’den günümüze emek, özgürlük ve demokrasi mücadelesi-2” başlıklı oturuma, “değişti” denilen şeyin hâlâ “değişmediği”nin ve hiçbir şeyi asla ama asla unutup/ unutturmadan gelecek için bugüne bağlamanın “olmazsa olmaz” olduğunun altını çizerek başlamak istiyorum… evet l. f. ...