hâla devam ediyor mu bilmiyorum, ama biz ilkokuldayken “münazara” adıyla tartışmalar yapılırdı. bazen aynı sınıf içinde, bazen sınıflar arasında, dinleyiciler ve jüri huzurunda yapılan bir etkinlikti bu ...
biliyordum ışıklarında bir bir kaybolacağını gülüşlerimin tüm tellerinden kurtardığım çocukluğum şimdi kulaklarımda içimin fırtınalarını yağmurlarla eskittim yıkılmadan kalkılmıyordu ya tüm ...
seni hapsettim yansımadığın yerlere. şimdi kim koşar peşinden o güvercinlerin ? beni bil demiştim hatırlıyor musun, sonra da onar kelimelerinle . ...
serencam kokusuna tutulmak bu olsa gerek, tanımadığım bir yüze küfredecek kadar masumdu oysa öykü(m).. bilinene bir tekme de ben atsam, balkondan sallansa kemikleri ...
bugün ör saçlarımı en güzel üç renkle. solumdan yakala beni, tırmalamasın keskin hüzünler. en bırakılası haliyle bir gülün, kırmızılığında nefes biriktir, incelsin gözümüzün önündeki çizgiler ...
anılar düşlerimi kışkırtıyor dişlerimin arasında acı veriyorum sana son kez eksik bir tanımlamaydı bakışın baş baş üstünde vazgeçtim noksan gelişmelerden sözlerimden son kez akacaksın hiçbir matem uzun süreli d ...
seni kusuyorum .. ...
...
kördü .. ...
bakışından damladı ya yumruğunun gücü kanın aktı ya sisli bir sabaha akacaktı yaşım çalınmış kimliğimin üzerine biraz daha zamanın olsaydı yaralandığın sokakta köpekler havlarken susturulmuş bir ömür gibi ...