× "

bir bardak çay resmi

" arama sonuçları
bir yaşam içinde hayat gerçeği

bir yaşam içinde hayat gerçeği

bir yaşam içinde hayat gerçeği     bu yazmış olduğum bir gerçek hayattan alınmıştır,  abartısız bir gerçek okurken dikkatinizi çeke bilir,  birilerini incitmemek için isim vermemeye, özen gösterdim gerçekleri yalnızca gerçekleri, sizlerle paylaşıyorum    ilk çocukluk, yıllarına inelim-  çocukluk yılları yalnız utangaç çekingen biriydim,  kimseyle konuşmaz çevremdeki çocuklar oyun oynarken,  ben ve benden bir yaş büyük olan ablamla pencereden, oyun oynayan  çocuklara bakardık, annem babam fazlasıyla sert ve yasakları kuralları  vardı, uymadığımızda dayak atarlardı hat...

allah kerim..yaşanmış bir hikaye

allah kerim" yaşanmiş bir hikaye yılların marangozuydu. saçlarını o küçük atölyesinde ağartmıştı. eskisi kadar işi yoktu artık. fabrika mamulü eşyalar piyasayı istila etmişti. el işi özel imalat meraklıları dışında kimse gelmiyordu dükkânına. hani neredeyse birer sanat eseri olan masalar, sehpalar, kitaplıklar yapar, geçimini bununla sağlardı. en iyi tahtaları kullanır, görülmedik bir özenle çalışırdı. tahta mı gerekiyor, keresteciye mutlaka kendisi gider; ceviz, gürgen, çam cinsinden en iyi tahtaları bizzat seçip alırdı. üzerlerinden en az bir yıl geçmedikçe bu tahtaları asla kullanmaz, kurumalarını beklerdi. bu yüzden de yaptığı eserlerinde en k&u...

su arıtma cihazı satıcısı ile bilinçli bir tüketicinin tartışmas

su arıtma cihazı satıcısı ile bilinçli bir tüketicinin tartışmas

  yazının orjinali facebook da  "tartışma panosu" adlı grubun aynı resminin altındadır ... ceren  ee bulmuşlar yolunuuuu ne yapsınnnnn  bizim halkımız şimdi araştırarak alması gerekir li kazıklamaya çalısanlar ortada kalsınn 04 şubat, 19:21 ·   bilir  ahh ah neder öyle bilinçli insanlar .. aldığımız hangi ürünün üzerindeki içindekiler bölümünü okuyoruz ki ? markası reklamı ve ambalajı en çok ilgimizi çeken :) 04 şubat, 19:26 ·  yasin  ürünlerin genetiğiyle oynadıkları yetmiyo gibi insanlarında genetiğiyle oynuyorlar ne yiyip ne içecesherşeye ila&cce...

bir öykü

ormanların gümbürtüsüethem baran   perdenin gerisinde beliren günün ilk ışıkları ile birlikte meşe ve gürgenlerin altında sarı düğün çiçekleri, çuha çiçekleri, yıldız yıldız orman laleleri mi açmıştı? öyle olmalıydı. defne ve nar ağaçlarının oraya doğru da mührüsüleyman, yılanyastığı ve sütleğenler…bahar gelmişti demek. kalkmalı.yatakta doğruldu. perde iyice ağarmıştı. deniz ışığa boğulmuştur şimdi. göz alıyordur. bu ışığı kaçırmamalıydı. çıkıp denizi uyandırmalıydı. sonra dönüp ormana bakmalıydı şöyle aşağıdan yukarı. ağaçlara bulaşan sis ağır ağır çekilmeliydi. güçlükle kalktı. yatağın, geceyi uykusuz geçiren ılıklığı odanın ağır ve yapışkan havasına karışıp pencerenin önüne birikti. perdeyi aralayıp dışarı baktığında düşecek gibi oldu. ne kadar çok ev yapmışlardı köy...

ince belli bardakta demli çay

deniz, temiz hava, yosun kokusu, muhteşem manzara ve tabiki de yanında ince belli bardakta demli çay.. bu resmi mudanya da meşhur bir cafe de çekmiştim sizlerle paylaşırım diye, kısmet bugüneymiş.. çay sevmeyenlerin bile içesi gelir.. bir de yanında sıcak bol susamlı simit oldumu değmeyin keyfime.....

çayın tanımı (güzel bir yorum)

    yasli bir teyze anlatti, bak diye basladi söze ... çayin alt demligi evdeki kaynanadir; devamli kaynar durur.. üst demlik evdeki gelindir; alt demlik kaynadikça o olgunlasir, demlenir... gelinin kocasi ise bardaktir; biraz kaynana doldurur onu biraz da gelin... çocuklar çayin sekeridir; tat verir... görümce ise çay kasigidir; arada bir gelir ve karistirir gider... kaynataya gelince; o da bardak altidir; dökülenleri bir araya toplar... çay deyip de geçmemek lazim demek ki... bi durmak, dusunmek lazim .....

marangoz | yaşanmış bir öykü

yılların marangozuydu. saçlarını o küçük atölyesinde ağartmıştı. eskisi kadar işi yoktu artık. fabrika mamulü eşyalar piyasayı istila etmişti. el işi özel imalat meraklıları dışında kimse gelmiyordu dükkânına. hani neredeyse birer sanat eseri olan masalar, sehpalar, kitaplıklar yapar, geçimini bununla sağlardı. en iyi tahtaları kullanır, görülmedik bir özenle çalışırdı. tahta mı gerekiyor, keresteciye mutlaka kendisi gider; ceviz, gürgen, çam cinsinden en iyi tahtaları bizzat seçip alırdı. üzerlerinden en az bir yıl geçmedikçe bu tahtaları asla kullanmaz, kurumalarını beklerdi. bu yüzden de yaptığı eserlerinde en küçük bir ayrılma, eğilme, bükülme olmazdı. imal ederken pek az çivi kullanırdı, “demir çivi eşyanın ömrünü kısaltır” derdi. işinde gayet titizdi. az konuşur, soru...

marangoz / yaşanmış bir öykü

yılların marangozuydu. saçlarını o küçük atölyesinde ağartmıştı. eskisi kadar işi yoktu artık. fabrika mamulü eşyalar piyasayı istila etmişti. el işi özel imalat meraklıları dışında kimse gelmiyordu dükkânına. hani neredeyse birer sanat eseri olan masalar, sehpalar, kitaplıklar yapar, geçimini bununla sağlardı. en iyi tahtaları kullanır, görülmedik bir özenle çalışırdı.tahta mı gerekiyor, keresteciye mutlaka kendisi gider; ceviz, gürgen, çam cinsinden en iyi tahtaları bizzat seçip alırdı. üzerlerinden en az bir yıl geçmedikçe bu tahtaları asla kullanmaz, kurumalarını beklerdi. bu yüzden de yaptığı eserlerinde en küçük bir ayrılma, eğilme, bükülme olmazdı. imal ederken pek az çivi kullanırdı, “demir çivi eşyanın ömrünü kısaltır” derdi. işinde gayet titizdi. az konuşur, sorulan ...

bir oyku (marangoz)

yılların marangozuydu. saçlarını o küçük atölyesinde ağartmıştı. eskisi kadar işi yoktu artık. fabrika mamulü eşyalar piyasayı istila etmişti. el işi özel imalat meraklıları dışında kimse gelmiyordu dükkânına. hani neredeyse birer sanat eseri olan masalar, sehpalar, kitaplıklar yapar, geçimini bununla sağlardı. en iyi tahtaları kullanır, görülmedik bir özenle çalışırdı. tahta mı gerekiyor, keresteciye mutlaka kendisi gider; ceviz, gürgen, çam cinsinden en iyi tahtaları bizzat seçip alırdı. üzerlerinden en az bir yıl geçmedikçe bu tahtaları asla kullanmaz, kurumalarını beklerdi. bu yüzden de yaptığı eserlerinde en küçük bir ayrılma, eğilme, bükülme olmazdı. imal ederken pek az çivi kullanırdı, “demir çivi eşyanın ömrünü kısaltır” derdi. işinde gayet titizdi. az konuşur, soru...

çay ve çaykur'un tarihçesi

çay ve çaykur'un tarihçesi 1- tekel genel müdürlüğünce yürütülen çay yetiştirme, alım, işleme ve satış işlemleri sektörün gelişip büyümesi üzerine; 440 sayılı “iktisadi devlet teşekkülleri, müesseseleri ve iştirakleri hakkında kanun”a dayanılarak 06.12.1971 tarih ve 1497 sayılı “çay kurumu kanunu” çıkarılmıştır. (18.12.1971 tarihli resmi gazetede yayımlanmıştır.)bu kanun ile çay kurumu tüzel kişiliğe haiz, faaliyetlerinde özerk ve sorumluluğu sermayesi ile sınırlı bir iktisadi devlet teşekkülü(idt) olarak kurulmuştur. ilgili olduğu bakanlık gümrük ve tekel bakanlığıdır. bu kanun ile tekel’e verilen tüm yetkiler, tarım, üretim ve pazarlama dahil tüm faaliyetler çay kurumu genel müdürlüğüne devredilmiştir. 01.03.1973 tarihinden itibaren çay kurumu genel m...

marangoz | yaşanmış bir öykü

yılların marangozuydu. saçlarını o küçük atölyesinde ağartmıştı. eskisi kadar işi yoktu artık. fabrika mamulü eşyalar piyasayı istila etmişti. el işi özel imalat meraklıları dışında kimse gelmiyordu dükkânına. hani neredeyse birer sanat eseri olan masalar, sehpalar, kitaplıklar yapar, geçimini bununla sağlardı. en iyi tahtaları kullanır, görülmedik bir özenle çalışırdı. tahta mı gerekiyor, keresteciye mutlaka kendisi gider; ceviz, gürgen, çam cinsinden en iyi tahtaları bizzat seçip alırdı. üzerlerinden en az bir yıl geçmedikçe bu tahtaları asla kullanmaz, kurumalarını beklerdi. bu yüzden de yaptığı eserlerinde en küçük bir ayrılma, eğilme, bükülme olmazdı. imal ederken pek az çivi kullanırdı, “demir çivi eşyanın ömrünü kısaltır” derdi. işinde gayet titizdi. az konuşur, soru...

marangoz | yaşanmış bir öykü

yılların marangozuydu. saçlarını o küçük atölyesinde ağartmıştı. eskisi kadar işi yoktu artık. fabrika mamulü eşyalar piyasayı istila etmişti. el işi özel imalat meraklıları dışında kimse gelmiyordu dükkânına. hani neredeyse birer sanat eseri olan masalar, sehpalar, kitaplıklar yapar, geçimini bununla sağlardı. en iyi tahtaları kullanır, görülmedik bir özenle çalışırdı. tahta mı gerekiyor, keresteciye mutlaka kendisi gider; ceviz, gürgen, çam cinsinden en iyi tahtaları bizzat seçip alırdı. üzerlerinden en az bir yıl geçmedikçe bu tahtaları asla kullanmaz, kurumalarını beklerdi. bu yüzden de yaptığı eserlerinde en küçük bir ayrılma, eğilme, bükülme olmazdı. imal ederken pek az çivi kullanırdı, “demir çivi eşyanın ömrünü kısaltır” derdi. işinde gayet titizdi. az konuşur, soru...

- sizce... ben bu resmi niye çektim? :)

  bilgisayarımda daha önceden çekmiş olduğum resimleri düzelteyim dedim bugün. hoop, başladım düzeltmeye. resimleri; haziran, temmuz, ağustos diye ay-ay ayırıyom böyle. öf o kadar çok resim çekmişim ki... neyse, bi baktım ki karşımda bu üstteki resim.  6 buçuk ay önce çekmişim. bu resmi niye çekmiştim ki ben?... tabi canım, şeyden ötürü. aaa, durun cevabı ben söylemeyeyim diğmi. ben biliyom ki ne için çektiğimi. biraz heyecana ne dersiniz.   eveeet arkadaşlar ben bu üstteki resmi niye çektim? cevaplarınızı bekliyom.   ödül : doğru yanıtı kız arkadaşlardan biri verirse; benden ince belli bardakta bir bardak demli çay + ve bir imzalı fotoğrafımı kazanacak.   doğru yanıtı erkek arkadaşlardan biri bilirse de bir bardak sigara kazanacak.  bir bardak...

bir şair ve bir site: betül tarıman

betül tarıman,7 eylül 1962'de edirne'nin keşan ilçesinde doğdu. ilk ve orta öğreniminianadolu'nun çeşitli kentlerinde tamamladı. hacettepe üniversitesi edebiyat fakültesi tarih bölümü'nü bitirdi. ilk şiiri ağustos 1992 tarihli kıyı dergisinde çıktı. şiirlerinive yazılarını varlık,gösteri,şiir odası, yenibiçem, edebiyat ve eleştiri, son kişot, insan, bahçe başta olmak üzere çeşitli dergilerde yayınlandı. şiirlerle fotoğraf sergisi açtı.kurduğu şiir atölyesinde şiir çalışmalarını sürdürdü. şair ve yazar rıfat ılgaz anısına 2001 yılından bu yana şiir dalında verilen şiir ödülü'nün kurucusu oldu. dünya yerel yönetimler ve demokrasi aka...

..::.bana türkçe bir ekmek ver..::..

                                                                                  deniz gezmiş  mayıs, benim için öfke ve direniş ayıdır. mayıs, benim için hüzün ve yenilgidir. mayıs ayı bitmez. tam bitecekken yine gelir ve kendisini hatırlatır... mayıs ayı, eve geldiği ürpertici bir gecede, bizim çocukları astılar, diye kesik kesik ağlayan babamdır... bu ülkenin onuru, masumiyeti, dire...

Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !