× "

bir noktadan kaç doğru geçer

" arama sonuçları

bir roman nasıl yazılamaz(turan-mete'nin kutsal anısına)

  istanbul.. adına ne yazsam boş değil mi? ne kadar anlatırsam seni, güzelliğinden bir o kadar anlam yitirirsin biliyorum. somut hiçbir şey seni anlatamaz;sen bizim zihnimizde bir mit, bir inanç, bir arzu, bir özgürlük ve aşksın değil mi? bağırma birkaç kelam ettim diye. bu kadar anlamlı iken sen, benim kelimelerimle basitleşemezsin.         *********** her filmde başrolü oynaması gereken şehir, istanbul; bir yanımın tutsak kaldığı diğer yanımın şiddetle kaçtığı, beni bana anlatan bu korkuyu: defalarca yıkmak, kendisi gibi içindekileri de boğmak,hepsini suyuna gömüp sifonu çekmek istedim. ne yazıktır ki delice tutsak olduğum bir yasak aşk gibi sevgilim diyemes...

hayrettin karaman'la yapılan bir söyleşinin düşündürdükleri!

  iyi bilgi’de hayrettin karaman ile içtihat ağırlıklı yapılan söyleşiden bana ilginç gelen bölümler üzerinde kendi kendime burada mavi yazı rengi ile düşünmek istedim :   ne­ler oku­yor­du­nuz? fik­rî bes­len­me kay­nak­la­rı­nız ne­ler­di o dö­nem­de? eli­me ge­çen her ki­ta­bı oku­yor­dum. fa­kat özel­lik­le os­man­lı’nın 1908 meş­ru­ti­yet in­kı­lâ­bın­dan son­ra ye­tiş­miş os­man­lı-is­lam mü­nev­ver­le­ri­nin ki­tap­la­rı­nı, dö­ne­min der­gi­le­ri­ni ok...

ahmet ümit: bir kent mutlu değilse mutlu olamazsın

rawin sterk 'istanbul hatırası' ile yazarlığında yeni bir aşamaya geldiği konuşulan ahmet ümit polisiye romanın türkiye’deki en önemli yazarlarından biri. son kitabı modernizme, paraya, çarpık şehirleşmeye karşı bir çığlık. istanbul hatırası’nın meselesi derdi biraz da çok kültürlülük. etnik, dinsel zenginlikleri, halkları, kültürleri, bütün bunları anlatmaya çalışan ahmet ümit’e göre 3 bin yıl önce new york, çorum’du. dünyanın başkenti çorum’du, istanbul’du… son kitabıyla istanbul’u 7 dönem, 7 padişah, 7 olay üzerinden günümüze bağlayan ahmet ümit ‘bir kent mutlu de...

bir sinek bile yaratamazlar

  "bir sinek bile yaratamazlar..." tek bir sinek bile insanoğlunun ürettiği tüm teknolojik araçlardan çok daha üstündür. dahası sinek "canlı"dır. uçaklar ya da helikoperler birzaman kullanılır sonra çürümeye bırakılır. sinek ise kendisinin benzerlerini üretir. "ey insanlar, (size) bir örnek verildi şimdi onu dinleyin. sizin allah'ın dışında tapmakta olduklarınız - hepsi biraraya gelseler dahi- gerçekten birsinek dahi yaratamazlar... onlar, allah'ın kadrini hakkıyla takdir etmediler. ş&uu...

olasılık teorisi

olasılık teorisi fiziksel ve sosyal bir olgunun kesin olarak belirlenmesi olanaksız da olsa, bu tür olgular yeterince gözlendiklerinde belirli bir düzenleri oldukları saptanabilir. bu düzenin matematiksel ifadesini elde etmek, olguların gerçekleşmesine ilişkin yargılarımızı, önermelerimizi sayılaştırmak olasılık teorisinin sunduğu araçlarla olanaklıdır. basitçe ifade edersek olasılık, rastlantısal bir olguya ilişkin bir önermenin kesine yada olanaksıza ne kadar yakın olduğunu gösteren bir sayıdır. ‘’0’’ olanaksızı ‘’1’’ ise kesini simgeler. olasılık, objektif yöntemlerle ve/veya sübjektif süreçte hesaplanabilir. bu büyük ölçüd...

çok çalışıyorum ama bir türlü başarılı olamıyorum diyenler için

eğer her şeyi anımsayacak olsaydık, hiçbir şeyi anımsamayacak kadar hasta olmamız gerekirdi. w. james   okulda matematik öğrenmek için binlerce saatimi harcadım. binlerce saatimi dil ve edebiyat öğrenmeye verdim. binlerce saatim fen bilgisi, coğrafya ve tarih derslerine gitti. sonra kendi kendime sordum: ben belleğimin nasıl çalıştığını öğrenebilmek için acaba kaç saatimi ayırdım? her gün kitapları okuyup, notlar tutarken kullandığım gözlerimin nasıl görev yaptığını öğrenmek için acaba ne kadar zaman harcadım? öğrenmeyi nasıl gerçekleştirdiğimi bilmek için kaç saat ders aldım? beynimin nasıl çalıştığını öğrenebilmek için kaç saatimi verdim? nasıl düşündüğümü, nasıl hatırladığımı, düşüncenin yapısını, onun bedenime etkisini öğrenebilmek için neleri feda ettim? cevabı...

ilginc bir kac bilgi - 2

niçin ayı bazen gündüz de görüyoruz? ay sadece gece görülebilir diye bir şey yok. gündüzleri de periyoduna bağlı olarak ay da tepemizde, bütün yıldızlar da. ama güneşin atmosferimizde yansıyan ışınları onları görmemize mani oluyor. atmosferimiz olmasaydı gökyüzü gündüzleri de karanlık olacak, güneşle birlikta yıldızları da görebilecektik. ay dünyamıza çok yakın olduğundan gökyüzünde görüntü olarak yıldızlardan çok büyük görünür. eğer konumuna göre güneşten iyi ışık alabilirse gündüzleri de gökyüzünde rahatlıla görünebilir. ayın yüzeyi bir asfalt yol yüzeyi gib...

ıslahatçı bir alim: ibn teymiyye - 1

  tarihin bazı dönemlerinde yetişip parlayan simalar vardır. bu simalar akmakta olan tarih nehrinin yatağına müdahale eder, sonra da kaybolup giderler. ancak onların tarih nehrine yaptıkları bu müdahale nehrin yatağını değiştirir. artık nehrin başka yöne doğru aktığı görülür. böylesine güçlü etkide bulunup yaşadığı asra damgasını vuranlar, elbette bu gücü kaba kuvvetlerinden almazlar. bu güç, akletme melekesini doğru bilgi ile temasından neş'et eder. bu güç itminan olmuş kalbin yalnızca allah rızası için atmasıyla elde edilir. bu güç sayesinde cahiliye karanlığı yerini kur'an aydınlığına bırakır. bu gaye ile cehd ederek allah'ın dinini bidat ve hurafelerden temizlemeğe gayret edenlerden birisi de şüphesiz ibn teymiyye'dır. bu çalışmamızda biz, ibn teymiyye'yi ta...

güneşin sıcaklığı kaç derecedir?

güneşin sıcaklığı kaç derecedir? güneş, kendi adiyla anilan sistemin merkezindedir. güneş�in yuzey sıcaklığı yaklasik 5500 derece, merkez sıcaklığı ise en az 15 milyon derecedir. çapi dunya�nin çapinin 109 kati, dunya�ya. olan uzakligi ise dunya�nin çapinin 215 katidir. kutlesi, butun gezegenlerin toplam kutlesinin 743, dunya�nin kutlesinin ise 330.000 katidir. butun güneş sistemi�nin ve tabii ki dunya�daki hayatin enerji kaynagidir.güneş'in dunya'miza uzakligi, güneş'in buyuklugu, güneş'teki reaksiyonlarin gucu hep çok ince hesaplara baglidir. bizim de yasamimiz bu çok ince hesaplarla belirlenmistir. tum bu degerlerdeki çok ufak bir degisiklik bile dunya'daki hayatin yok olmasina sebep olacaktir. tum bu kritik degerle...

tuzka'nın hayalinde bir "an" deliliği...

tuzka'nın hayalinde bir "an" deliği...   sabah, yeryüzü gerinerek uykusundan uyanırken, yapraklardaki çiğ tanelerini silkeler. ve o çiğ taneleri altında yürüyen birileri hep vardır. hüseyin de gerinerek kalkardı yatağından. uzun parmaklarıyla yüzünü sıvazlar ve çoğunlukla parmaklarını seyrederdi. karısı uyanmadan, yatak, yatak odası, hiçbir şey uyanmadan önce parmakları ve o vardı. bir piyanist olmadığı için hiç üzülmedi ya da para sayan bir veznedar. o hüseyin’di işte, rast gele bir adam. sabahın melekleri kapıları günah karasından temizlerken o işine gitmek için evinden çıkmış olurdu. işim dediği yer, yeryüzüne açılan bir yarıktan ibaretti. aslına bakarsanız o yarıktan birkaç kilometre aşağıda, hüseyin, ekmeğine kazma sallıyordu. kömür karası, günah karası gibidir, yap...

mezopotamyalıların sayı sistemi 60 tabanlı bir sayı sistemidir.

mezopotamyalıların sayı sistemi 60 tabanlı bir sayı sistemidir. bu sayı sistemi günümüzde de, denizcilik ve astronomi de kullanılmaktadır. bizim sayı sisteminde 10 ve 10 nun kuvvetlerini kullandığımız ve sayıları buna göre basamaklandırdığımız gibi, onlar da sayıları 60 ve 60 ın kuvvetlerine göre basamaklandırmaktadırlar. bu sayı sisteminin en önemli özelliği basamaklı, yani  konumlu, bir sayı sistemi olmasıdır. saatin 60 dakika, günün 24 saat ve dairenin 360 dereceye bölünmüş olması bize bu sayı sisteminden kalan miraslardan sadece bir kaçıdır. mezopotamyalıların 60 tabanlı bir sayı sistemi seçmiş olmalarının nedeni bilinmemektedir. bu konuda ileri sürülen belli-başlı üç görüş ya da varsayım şunlardır: 1).  60 sayısının 2,3,4,5,6,10,12,20,30 gibi çok sayıda bölenleri olması onu ...

" bir sinek bile yaratamazlar..."

kuran'da bahsi geçenler sinek " bir sinek bile yaratamazlar..."   " ey insanlar, (size) bir örnek verildi şimdi onu dinleyin. sizin allah'ın dışında tapmakta olduklarınız -hepsi biraraya gelseler dahi- gerçekten bir sinek dahi yaratamazlar... onlar, allah'ın kadrini hakkıyla takdir etmediler. şüphesiz allah, güç sahibidir, azizdir. " (hac suresi, 73-74) tek bir sinek bile,insanoğlunun ürettiği tüm teknolojik araçlardan çok daha üstündür.dahası sinek "canlı"dır. uçaklar ya da helikopterler bir zaman kullanılır, sonra çürümeye bırakılır.sinek ise kendisinin benzerlerini üretir.    karasinek, yiyecekleri yemeden önce, hortum biçimindeki ağzında bulunan tüpleriyle ona do...

bir nurcunun itirafları

ben a......., ...9.197. yılında gaziantep'in bir ilçesinde doğdum. babam emekli memur, annem ev kadını idi. ailemin kalabalık olması nedeniyle maddi durumumuz çok kötüydü. babam hayatında birkaç defa evlenmişti ve 10'dan fazla çocuğu vardı. ben en küçükleriydim...ilk eşi vefat etmişti, ikinci eşini çocuk olmayınca boşamış, sonra annemle, daha sonra bir başkasıyla evlenmişti. benden büyük ağabey ve ablalarımın birkaç tanesi sadece ilkokula gitmiş ama bitirmeden ayrılmış, diğerleri ise hiç okula gitmemişti. bense muhakkak okumak istiyordum.eskiden okula kayıt yaptırmak için öğretmenler ev ev gezer, yaşı gelenleri okula kaydederlerdi. hiç unutmuyorum, yaşım geldiğinde öğretmenler...

bir dersim gezisinden notlar

    bir dersim gezisinden notlar      sonbaharda bir başka güzeldir dersim ı pülümür’den mamekiye’ye son bir kaç yıldır, hep yaz tatilinde memlekete giderdim. ama bu sefer, eylül ortasından ekim ortasına kadar süren bir sonbahara denk geldi. istanbul’dan kiraladığım otoyla erzincan üzeri pülümür’e doğru yola koyulduk. yolda bir gece konakladıktan sonra, ikinci gün balaban deresi’ndeki köyümüzdeydik. birinci gün uyum sağlamaya çalışıp dinlendikten sonra, iki-üç gün bölgeyi gezdik. köylerde kalmış olan dostlarımızı ziyaret edip, bilgi edinmeye çalıştık. derê balabanu/balavanu (balaban deresi), geniş sayılabilecek bir coğrafyaya tekabül eder. batıdan doğuya doğru, uzunlamasına erzincan’ı geçtikten sonra kistım (avcılar)-tany...

bir yazım öyküsü

bu bir yaşam öyküsü mü? değil... bence yaşadıklarına paralel bir yazarın yazım öyküsü.. yeni denemelerle, yazımda bir çığır açtığı için bu tartışmanın ortasına getirdim koydum... benim en beğendiğim, itiraf etmeliyim kıskandığım (bugün için değil/ çağına göre değerlendirdiğimizde; yazım tekniği yönünden kilometre taşı oluşturan biçim denemelerine gıptayla bakmamak olanaksız) yazarlardan biri.. virginia ( stephen) woolf 1882 yılında, londra’da, döneminin ünlü eleştirmen, yayıncı ve düşünürü “the dictionary of national biography” nin ilk editörü sir leslie stephen ile, sanatçı bir aileden gelen, güzelliğiyle ünlü julia prinsep’in çocuğu olarak dünyaya geldi. evde eğitim gördü.. ancak victoria döneminde pek az kız çocuğuna tanınan bir özgürlükle babasının z...

Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !