× "

bulanık tutkusu

" arama sonuçları

b harfi ile başlayan deyimler

-b- baba adam:ağır başlı, iyi yürekli, olgun, hoşgörülü, yaşlıca adam."ne baba adammış meğer, ailesinden değil, komşularından bile kimseyi ihmal etmedi." babası tutmak (veya babaları üstünde olmak): çok fazla öfkelenmek, kızgınlığı her hâliyle belli olmak."iş meselesini konuşamadım, çünkü babaları üstündeydi odasına girdiğimde." babana rahmet: "yaptığın iş, söylediğin söz çok yerinde; allah senden razı olsun" anlamında hoşnutluk, memnunluk bildirmek için kullanılır. baba ocağı (evi veya yurdu): dededen, babadan kalma ev; toprak, yurt."borçları yüzünden baba evini satmak zorunda kaldı." babasının hayrına (mı?): hiçb...

genç ölmek / necip tosun

genç ölmek / necip tosun

arkadaşlarla saatlerdir yağan yağmurdan korunmak için bir saçağın altına dizilmiş, sise batmış evlere, küçük gölcüklere, yağmurla birlikte dökülen ağaç yapraklarına bakarken, heyecanla, yeni izlediği filmi anlatsın diye nihat’ın konuşmasını bekliyoruz. çatılardaki antenler rüzgârda sallanıyor, buruşuk, sararmış yapraklar küflenmiş demir korkulukları aşıp balkonlara doluyor. saçaklardan sızan damlalar saçlarımızı sırılsıklam etmiş, ayakkabılarımız su kaçırıyor ve hafiften titriyoruz. nihat nihayet burnunun üstüne birikmiş yağmur damlalarını silip konuşmaya başlıyor. yağmurdan balkonlara ağaç altlarına sığınmış serçeler, kargalar, güvercinler susuyor, he...

b ile başlayan deyimler

  b baba adam:ağır başlı, iyi yürekli, olgun, hoşgörülü, yaşlıca adam."ne baba adammış meğer, ailesinden değil, komşularından bile kimseyi ihmal etmedi." babası tutmak (veya babaları üstünde olmak): çok fazla öfkelenmek, kızgınlığı her hâliyle belli olmak."iş meselesini konuşamadım, çünkü babaları üstündeydi odasına girdiğimde." babana rahmet: "yaptığın iş, söylediğin söz çok yerinde; allah senden razı olsun" anlamında hoşnutluk, memnunluk bildirmek için kullanılır. baba ocağı (evi veya yurdu): dededen, babadan kalma ev; toprak, yurt."borçları yüzünden baba evini satmak zorunda kaldı." babasının hayrına (mı?): hi...

deyimler b

  deyimler - b  b baba adam: ağır başlı, iyi yürekli, olgun, hoşgörülü, yaşlıca adam."ne baba adammış meğer, ailesinden değil, komşularından bile kimseyi ihmal etmedi." babası tutmak (veya babaları üstünde olmak): çok fazla öfkelenmek, kızgınlığı her hâliyle belli olmak."iş meselesini konuşamadım, çünkü babaları üstündeydi odasına girdiğimde." babana rahmet: "yaptığın iş, söylediğin söz çok yerinde; allah senden razı olsun" anlamında hoşnutluk, memnunluk bildirmek için kullanılır. baba ocağı (evi veya yurdu): dededen, babadan kalma ev; toprak, yurt."borçları yüzünden baba evini satmak zorunda kaldı." babas...

deyimler sözlüğü-b

baba adam: ağır başlı, iyi yürekli, olgun, hoşgörülü, yaşlıca adam."ne baba adammış meğer, ailesinden değil, komşularından bile kimseyi ihmal etmedi." babası tutmak (veya babaları üstünde olmak): çok fazla öfkelenmek, kızgınlığı her hâliyle belli olmak."iş meselesini konuşamadım, çünkü babaları üstündeydi odasına girdiğimde." babana rahmet: "yaptığın iş, söylediğin söz çok yerinde; allah senden razı olsun" anlamında hoşnutluk, memnunluk bildirmek için kullanılır. baba ocağı (evi veya yurdu): dededen, babadan kalma ev; toprak, yurt."borçları yüzünden baba evini satmak zorunda kaldı." babasının hayrına (mı?): hiçbir &cce...

hayal ve gerçek arasında insan : mutluluk üzerine

zamanımızın çoğununu, gelecekteki kendimizi memnun ve mutlu edecek yarınlar inşa etmek için harcıyoruz. anlık mutluluğumuzu, keyfimizi sağlayacak şeyler yerine, gelecekteki kendimizin refahı için sorumluluk alıyoruz. aslında her ne zaman bir şey "istiyorsak" - bir promosyon, evlilik, araba, dondurma - onu elde ettiğimizde, bizim parmak izimize sahip o, bir saniye, bir dakika veya on yıl sonraki kişinin, bizden miras aldığı şeyden hoşlanacağını umarak davranıyoruz.oysa tıpkı onu mutlu edeceğini düşünerek geleceğini planladığımız çocuklarımız gibi, kendi zamansal neslimiz de oldukça nankördür. olması için çok çabaladığımız şeyler gelecekteki kendimizi mutlu etmezken; olmaması için elimizden geleni yaptığımız, ...

cümle düzeyinde anlatım bozuklukları

cümle düzeyinde anlatım bozuklukları anlatımı etkili kılmanın tek yolu, sağlam cümleler kurmaktır. çünkü anlatımın temel birimi cümledir. anlatımımızdaki başarımızla, cümlelerimizdeki sağlamlık arasında doğrudan bir bağlantı vardır. kısa tanımıyla cümle; bir yargı birimidir. yargının tam olarak görülebilmesi cümlemizin, ortak dilin yerleşmiş kurallarına uygun olmasına bağlıdır. bu da cümledeki öğelerin yerinde kullanılmasıyla, öğeler arasındaki bağlantının sağlanmasıyla gerçekleşir. bu konunun daha iyi anlaşılabilmesi için cümlenin öğeleri, cümlenin yapısı, fiilimsiler, fiil çatıları… gibi konuların iyi kavranmış olması gerekir. cümle düzeyinde en sık rastlanan ...

yolcular

ego kayalıklarını aşmaya çalışan aşıkların romanıinsanın insanla savaşması neden ?açgözlülükbencillikkin, gibi düşmanlarımızburnumuzun dibinde duruyorken !..süleyman göker 1999-2000ikinci plana düşen tutkumarmara’nın o bilinen, güzel, sâkin eylül sabahlarından biri henüz ışımamıştı... erkenden kalktı, karagöz avı için akşamdan hazırladığı takımlarının bulunduğu küçük sandığı kolunun altına, kepçesini de eline aldı. evdekileri uyandırmamaya özen göstererek sessizce çıktı. sâhil yakındı. baş tarafından iskeleye bağlı, kıçtan demirli sandalını ipi biraz esneterek yakınlaştırdı, önce takım sandığı ile kepçeyi koydu baş tarafa, sonra kendi atl...

deyimler-b

bbaba adam: ağır başlı, iyi yürekli, olgun, hoşgörülü, yaşlıca adam."ne baba adammış meğer, ailesinden değil, komşularından bile kimseyi ihmal etmedi."babası tutmak (veya babaları üstünde olmak): çok fazla öfkelenmek, kızgınlığı her hâliyle belli olmak."iş meselesini konuşamadım, çünkü babaları üstündeydi odasına girdiğimde."babana rahmet: "yaptığın iş, söylediğin söz çok yerinde; allah senden razı olsun" anlamında hoşnutluk, memnunluk bildirmek için kullanılır.baba ocağı (evi veya yurdu): dededen, babadan kalma ev; toprak, yurt."borçları yüzünden baba evini satmak zorunda kaldı."babasının hayrına (mı?): hiçbir çıkar gözetmeksizin."babasının hayrına mı yaptı sanıyorsun senin işini?"bağ bozmak (bağbozumu): 1. bağda son kalan ürünün toplanması. 2. bu işlerin yapıldığı mevsim (güz), gün."bağb...

yaşayabilme sanatı üzerine

                                                                      canım çok sıkkındı. bir dört yıl öncesinden bahsediyorum. arkadaşa mesaj yazıp "canım japonya'da pilav yemek, dahası alıp başımı gidip oralarda bir ömür sürmek istiyor." demiştim. arkadaşım "daha makul şeyler istediğinde bana gel olur mu!" diye hafif taşlamıştı. aklımın sinemasında bir an öyle geldi yerleşti şuuruma. mesaj yazmakların haftada yüz kontöre mal olduğu zamanlardı.     &...

saf şiir yoktur

saf şiir yoktur   günün ya da gecenin belirli saatlerinde, yararlı nesneleri sessizce, dikkatleincelemek meşakkate değer: tahıl ya da madenle gereğinden de yüklü, uzun, tozluyolları kat etmiş tekerlekler, kömür çuvalları, fıçılar, sepetler,marangoz araç-gereçleri. bu nesnelerin insan ve yeryüzüne dokunuşları, gerçekliği bozan lirikşair için değerli dersler taşıyabilir. eskimiş yüzeyler, insan elinin verdiği a-şınma, bu nesnelerden-zaman zaman trajik, ama hep  acıklı-doğan her şey, gerçek-liğe küçümsenmemesi gereken bir çekicilik verir.  insandaki bulanık katışma onlarda ayırt edilir:kümelere yönelme,gereçlerin kul-lanımı ve eskimesi, el ya da ayak izi her yüzeye nüfuz eden insan varlığının sü-rekliliği.  aradığımız, işte bu şiir. asitle, insan elinin emeğiyle aşınmış,...

saf şiir yoktur / pablo neruda

saf şiir yoktur / pablo nerudagünün ya da gecenin belirli saatlerinde, yararlı nesneleri sessizce, dikkatle incelemek meşakkate değer: tahıl ya da madenle gereğinden de yüklü, uzun, tozlu yolları kat etmiş tekerlekler, kömür çuvalları, fıçılar, sepetler, marangoz araç-gereçleri. bu nesnelerin insan ve yeryüzüne dokunuşları, gerçekliği bozan lirik şair için değerli dersler taşıyabilir. eskimiş yüzeyler, insan elinin verdiği aşınma, bu nesnelerden -zaman zaman trajik, ama hep acıklı- doğan her şey, gerçekliğe küçümsenmemesi gereken bir çekicilik verir.insandaki bulanık katışma onlarda ayırt edilir: kümelere yönelme, gereçlerin kullanımı ve eskimesi, el ya da ayak izi her yüzeye nüfuz eden insan varlığının sürekliliği.aradığımız işte bu şiir. asitle, insan elinin emeğiyle aşınımış, yasal ve y...

hediye uğruna

kar olabildiğince şiddetini arttırmış ve yerini tipiye bırakmıştı. karşı tepelerde beyaza bürünmüş çam ağaçları ortadan kaybolmuş yerini buzlu camın ardından görünürcesine puslu bir manzaraya bırakmıştı. - ‘’ sanırım yolumuzu kaybettik. ‘’dedi, genç adam. tek başına olmasına rağmen çoğul cümle kullanarak kendine cesaret vermek istemişti. gözlerinde korkudan hiçbir iz yoktu ama ne yalan umudunu yavaş yavaş kaybetmiyor da değildi.oysa ne kadar kolay olacaktı. - ‘’ hemen bir saate kadar dönerim canım. ‘’ derken güzel karısına; - ‘’ şimdi boş gitmek olmaz.karşı tepelerden bir tavşan vurup hemen dönerim. ‘’ diyerek evden ayrılmıştı. yeni evlenmişlerdi: ahmet öğretmen mersin’in sımsıcak deniz ikliminden torosların zirv...

üç kitap/ üç yazar

doğan hızlan'la 'edebiyat daima'yı konuştuk "ben kuşaklar arası bileşkeyi bulmaya çalışıyorum" duayen kelimesi doğan hızlan için çok yerinde bir tanımdır hiç kuşkusuz. sanat yaşamına katkısı hiçbir şekilde tartışılamaz. daima 'iyi'yi gözeten tavrıyla bu kez 'edebiyat daima' adlı denemeleriyle okurla buluşuyor. biz de haliyle, hızlan ile görüşüp enfes bir sohbet gerçekleştiriyoruz. eleği duvardan indirmeyi salık verdiği o zamandan söze başlayıp, denemeye, günümüz yazınına dek söyleşiyoruz ve 'edebiyat daima' diyoruz!.. erdem öztop -sevgili doğan hızlan, en son geçen dönemde, çok güzel bir yaşam felsefesine sahip olduğunu imleyip, herkese eleği duvardan indirmeyi salık verdiniz! bu eylemin izdüşümlerinden yola çıkarak başlayalım istiyorum...

saf şiir yoktur

günün ya da gecenin belirli saatlerinde, yararlı nesneleri sessizce, dikkatle incelemek meşakkate değer: tahıl ya da madenle gereğinden de yüklü, uzun, tozlu yolları kat etmiş tekerlekler, kömür çuvalları, fıçılar, sepetler,marangoz araç-gereçleri.bu nesnelerin insan ve yeryüzüne dokunuşları, gerçekliği bozan lirik şair için değerli dersler taşıyabilir. eskimiş yüzeyler,insan elinin verdiği aşınma, bu nesnelerden -zaman zaman trajik,ama hep acıklı- doğan her şey, gerçekliğe küçümsenmemesi gereken bir çekicilik verir.insandaki bulanık katışma onlarda ayırt edilir: kümelere yönelme, gereçlerin kullanımı ve eskimesi, el ya da ayak izi her yüzeye nüfuz eden insan varlığının sürekliliği. aradığımız işte bu şiir. asitle, insan elinin emeğiyle aşınımış, yasal ve yasanın dışında her çeşit işin be...

Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !