sabah işe gittiğimde bir önceki günün bombasının etkisi hala sürüyordu. öğleden sonra müdürümden randevu isteyip yanına gittim. güzel bir konuşma yaptık ...
sabah gözlerimi açtığımda hakan hala saçlarımı okşuyordu. inanamadım. uyumadın mı diye sorduğumda hayır cevabı beni çok şaşırttı ...
hakan ertesi sabah uyandığında biraz daha iyi durumdaydı, ama hala iyileştiği iddia edilemezdi. iş yerini arayıp izin istedi, ancak benim bugün mutlaka gitmem gerekiyordu. ona biraz etimek, çay ve ilacını verdikten sonra işe g ...
sabah uyanır uyanmaz e-maillerimi kontrol ettim, ama cemom’dan maalesef hala cevap yoktu. bugün her şey güzel olacak diye başlamak istedim güne. biraz motivasyon biraz gülümsemeye ihtiyacım var ...
sabah hakan’ın telefonunun alarm sesiyle uyandık ikimiz de. bu durumda ben geç kalmış oluyordum. apar topar hazırlandım ve tam evden çıkmak üzereyken hakan yanıma geldi ve bana sarılarak: “gece neden geldin di ...
her sabah olduğu gibi uyandım ve uyanır uyanmaz duşa girdim. hakan henüz uyanmamıştı. duştan çıktıktan sonra hakan’ı uyandırmaya koyuldum ...
ve sonuç ikisi de birbirini sevmiyor. bir tarafta sevgilim, bir tarafa en sevdiğim arkadaşım, dostum. ikisi de birbirini görmek istemiyor l blogumda yazım yayınlandıktan sonra telefonlar hiç susmadı ...
hakan’ın dün akşam iş yemeği olduğundan akşamımı cemom’la geçirmeye karar verdim. gün boyunca hakan’la bir türlü konuşamadım. benim toplantılarım, onun toplantıları derken akşam oldu ...
hakan’ın bana yapacağı süpriz sürekli aklımda başka birşey düşünemiyordum. işin ciddi olduğunu gördüğümde ise biraz korktum. cumartesi akşamı yaşamayı planladığımzı bu heyecan için ha ...
yanılıyor muyum bilmiyorum ama hakan sanki cem’i hiç sevmedi. belki de kıskandı bilemedim. 10 günlük bir tatilin ardından işe gitmek tahmin edileceği üzere epey zorlayıcı oldu ...