× "

dik durmak ile ilgili sözler

" arama sonuçları

.: ayrılık nickleri - duygulu kişisel iletiler :.

yüreğime bir beden büyük gelen umutları üzerimden çıkarıp gidiyorum sensizz buraların tadı tuzu yoqhh düşünsene yedigim salatada bile seni arıyorum... simdii bana söylermisn.. bi hıyarın eksikligi bu kadar mıı...bellı olur ..!!..?? el değmemiş ıntiharlarım var ßenim.. . mecalsis yaşamalarım .. | |sen bilir misin asildir gözyaşları hiç yere düşmedikleri için; benim gözyaşlarım da asil sevdiğim adamın yüreğine bile düşmediği için..| | ßéynim ßüyü diyor süreqli ruhuma yüréğim isé git.. git uzaklara.. |ڪے m0dern zamanlarda aşk , düttürüdürü müdür?๏̯͡๏)ڪے istemem in...

9.sınıf dil ve anlatım dersi konu anlatımı-ıv. ünite sözcük (kel

a. sözcükte yapıkök: bir sözcüğün anlamı ve yapısı bozulmadan parçalana-mayan en küçük parçasıdır.kelimenin kökünün, kelimenin tamamı ile ilgili olmalıdır. örnek: “okul” kelimesinin kökü, “oku” fiilidir. fakat bu kelimede “ok” kısmı da bir anlam taşır. ama okul ile ok arasında bir ilgi yoktur. kökler iki çeşittir: isim köklerifiil kökleri1. isim kökleri : isim kökleri cümle içinde “isim, zamir, zarf, sıfat, edat, bağlaç ve ünlem” göreviyle kullanılabilir.örk: göz,ev,yol,güzel…2. fiil kökleri : hareketleri, işleri anlatan köklere denir. örnek: gel-, otur-, v...

abdullah-ı dehlevÎ

hindistan evliyâsından. silsile-i aliyye denilen büyüklerden olup, seyyiddir. 1745 (h. 1158)'te hindistan'ın pencab şehrinde doğdu. 1824 (h. 1240) senesinde delhi'de vefât etti. kabri şâhcihân câmii yakınındaki dergâhındadır. binlerce seveni her zaman ziyâret edip, feyz almaktadır.abdullah-ı dehlevî hazretlerinin babası, abdullatif efendi âlim, sâlih, zâhid, dünyâya rağbet etmeyen, yüksek haller sâhibi kâdirî yolunda bir zât idi. bu yolu hızır'la görüşmüş olan hocası şeyh nâsırüddîn kadîrî'den aldı. ayrıca çeştiyye ve şettâriyye yollarından da feyz almıştı. tasavvuf yolunda kemâle, olgunlaşmaya çalışırdı. h...

abdullah-ı dehlevÎ hz

abdullah-ı dehlev&ıcirc;hindistan evliyâsından. silsile-i aliyye denilen büyüklerden olup, seyyiddir. 1745 (h. 1158)'te hindistan'ın pencab şehrinde doğdu. 1824 (h. 1240) senesinde delhi'de vefât etti. kabri şâhcihân câmii yakınındaki dergâhındadır. binlerce seveni her zaman ziyâret edip, feyz almaktadır.abdullah-ı dehlevî hazretlerinin babası, abdullatif efendi âlim, sâlih, zâhid, dünyâya rağbet etmeyen, yüksek haller sâhibi kâdirî yolunda bir zât idi. bu yolu hızır'la görüşmüş olan hocası şeyh nâsırüddîn kadîrî'den aldı. ayrıca çeştiyye ve şettâriyye yollarından da feyz almıştı. tasavvuf yolunda kemâle, olgunlaş...

süper egzersiz programı

süper egzersiz programıhaftalık olarak uygulanan egzersiz proğramının, genellikle günlerini evde geçiren yaşlılarda düşmeleri önleyebildiği ve vücudu dengede tutabildiği saptandı. 70-84 yaşları arasında bin 90 avustralyalı denek üzerinde yapılan araştırmada, haftada toplam bir saat egzersiz yapan deneklerin, düşme sorunlarını önleyebildikleri belirlendi. egzersizin yaşlılarda vücudu daha dengeli hale getirdiği, görme sorunuyla ilgili dikkatsizlikleri azalttığı gözlendi. egzersiz proğramını bir yıl uyguyan deneklerde, düşme oranının yüzde 14 azaltığı kaydedildi. yeni araştırmalarda, 85 yaşın üzerindeki yaşlılarda egzersiz proğramının ne gibi pozitif etkiler ortaya koyabileceği gözlenecek. araştırma raporu, bri...

9. sınıf dil ve anlatım dersi ıv.ünite sözcük (kelime) bilgisi s

9. sınıf dil ve anlatım dersi ıv.ünite sözcük (kelime) bilgisi sözcükte yapı, ekler, yapılarına göre sözcükler, yeterlilik fiili, b. sözcükte anlam, 2. anlamları bakımından kelimelerin gruplandırılmasııv.ünite sözcük (kelime) bilgisia. sözcükte yapıkök: bir sözcüğün anlamı ve yapısı bozulmadan parçalana-mayan en küçük parçasıdır.kelimenin kökünün, kelimenin tamamı ile ilgili olmalıdır. örnek: “okul” kelimesinin kökü, “oku” fiilidir. fakat bu kelimede “ok” kısmı da bir anlam taşır. ama okul ile ok arasında bir ilgi yoktur.kökler iki çeşittir:1. isim kökleri2. fiil kökleri1. isim k...

hikmetli sözler

neleri bilmediğini bilen çoktur, güçlük, neleri hiçbir zaman bilemeyeceğini bilmektir.(cenap şehabettin)   bilim, ahlaksız bir adamın elinde, kötülük yapmak için güçlü bir silahtır. (fonvizin)   vermede nasıl bir üstün olma niteliği varsa, almada da bir boyun eğme niteliği vardır. (montaigne)   herkesin kendine göre bir takim dertleri vardır, ama bu kimin de gramladır, kimin de kiloyla. (cervantes)   her derde bir deva bulunur. lakin ahlaksızlık illetini iyi edecek bir ilaç yoktur. (hazret-i ali)   bir devlet, yasayan ve kendine karşı çıkanı ne kadar koruyabilirse o kadar güçlüdür. (paul valery)&n...

abdullah-ı dehlevÎ

abdullah-ı dehlevÎ hindistan evliyâsından. silsile-i aliyye denilen büyüklerden olup, seyyiddir. 1745 (h. 1158)'te hindistan'ın pencab şehrinde doğdu. 1824 (h. 1240) senesinde delhi'de vefât etti. kabri şâhcihân câmii yakınındaki dergâhındadır. binlerce seveni her zaman ziyâret edip, feyz almaktadır.abdullah-ı dehlevî hazretlerinin babası, abdullatif efendi âlim, sâlih, zâhid, dünyâya rağbet etmeyen, yüksek haller sâhibi kâdirî yolunda bir zât idi. bu yolu hızır'la görüşmüş olan hocası şeyh nâsırüddîn kadîrî'den aldı. ayrıca çeştiyye ve şettâriyye yollarından da feyz almıştı. tasavvuf yolunda kemâle, olgunlaşmaya çalışırdı. haram yemekten son derece sakınır, kırlarda yetişen meyvelerle yetinir, nefsini terbiye etmek için uğraşırdı. sahrâlarda allahü teâlânın ism-i şerî...

l - m - n ile başlayan deyimler

a      b      c-ç       d        e-f       g        h        ı-i   k        l-m-n      o-ö-p-r      s-ş    t-u-ü     v-y-z laçka olmak: 1. herhangi bir iş gevşek ve düzensiz yürütülmek. 2. mil ya da vida gibi makine bölümleri eskiyip aşınarak işe yaramaz hâle gelmek."bu vidalar laçka olmuş, kol tutmuyor." lafa boğmak: birinin söz söylemesine fırsat vermeyip meseleyi gereksiz ve boş sözlerl...

yazım (imlâ) kuralları

düzeltme işaretidüzeltme işaretinin kullanılacağı yerler aşağıda gösterilmiştir:1. yazılışları bir, anlamları ve okunuşları ayrı olan kelimeleri ayırt etmek için, okunuşları uzun olan ünlülerin üzerine konur: adem (yokluk), âdem (insan); adet (sayı), âdet (gelenek, alışkanlık); alem (bayrak), âlem (dünya, evren); alim (her şeyi bilen), âlim (bilgin); aşık (eklem kemiği), âşık (vurgun, tutkun); hakim (hikmet sahibi), hâkim (yargıç); hal (pazar yeri), hâl (durum, vaziyet); hala (babanın kız kardeşi), hâlâ (henüz); şura (şu yer), şûra (danışma kurulu).uyarı : katil (< katl = öldürme) ve kadir (< kadr = değer) kelimeleriyle karışma olasılığı olduğu hâlde katil...

l - m - n ile başlayan deyimler

llaçka olmak: 1. herhangi bir iş gevşek ve düzensiz yürütülmek. 2. mil ya da vida gibi makine bölümleri eskiyip aşınarak işe yaramaz hâle gelmek."bu vidalar laçka olmuş, kol tutmuyor."lafa boğmak: birinin söz söylemesine fırsat vermeyip meseleyi gereksiz ve boş sözlerle anlaşılmaz kılmak, gürültüye getirip uzatmak.laf (söz) altında kalmamak: bir münakaşa sırasında söylenen her dokunaklı söze karşılık vermek, söz altında ezilmemek.laf (söz) aramızda: "söyleyeceğim sözleri başka biri duymasın, bilmesin, konuştuklarımız aramızda kalsın" anlamında kullanılır."laf aramızda, ali yine öç alacağım demeye başlamış."laf atmak: 1. dokunaklı sözlerle sataşmak, uzaktan işittirmek. 2. karşılıklı söyleşmek, konuşmak. 3. sözle sarkıntılık etmek."laf atarak beni tahrik etmeye çalışıyorl...

abdullah-ı dehlevÎ

abdullah-ı dehlevÎ hindistan evliyâsından. silsile-i aliyye denilen büyüklerden olup, seyyiddir. 1745 (h. 1158)'te hindistan'ın pencab şehrinde doğdu. 1824 (h. 1240) senesinde delhi'de vefât etti. kabri şâhcihân câmii yakınındaki dergâhındadır. binlerce seveni her zaman ziyâret edip, feyz almaktadır.abdullah-ı dehlevî hazretlerinin babası, abdullatif efendi âlim, sâlih, zâhid, dünyâya rağbet etmeyen, yüksek haller sâhibi kâdirî yolunda bir zât idi. bu yolu hızır'la görüşmüş olan hocası şeyh nâsırüddîn kadîrî'den aldı. ayrıca çeştiyye ve şettâriyye yollarından da feyz almıştı. tasavvuf yolunda kemâle, olgunlaşmaya çalışırdı. haram yemekten son derece sakınır, kırlarda yetişen meyvelerle yetinir, nefsini terbiye etmek için uğraşırdı. sahrâlarda allahü teâl...

abdullah-ı dehlevÎ

hindistan evliyâsından. silsile-i aliyye denilen büyüklerden olup, seyyiddir. 1745 (h. 1158)'te hindistan'ın pencab şehrinde doğdu. 1824 (h. 1240) senesinde delhi'de vefât etti. kabri şâhcihân câmii yakınındaki dergâhındadır. binlerce seveni her zaman ziyâret edip, feyz almaktadır.abdullah-ı dehlevî hazretlerinin babası, abdullatif efendi âlim, sâlih, zâhid, dünyâya rağbet etmeyen, yüksek haller sâhibi kâdirî yolunda bir zât idi. bu yolu hızır'la görüşmüş olan hocası şeyh nâsırüddîn kadîrî'den aldı. ayrıca çeştiyye ve şettâriyye yollarından da feyz almıştı. tasavvuf yolunda kemâle, olgunlaşmaya çalışırdı. haram yemekten son derece sakınır, kırlarda yetişen meyvelerle yetinir, nefsini terbiye etmek için uğraşırdı. sahrâlarda allahü teâlânın ism-i şerîfini anarak dolaşır,...

beğendiğim sözler

içindeki gücü açığa çıkar! insanoğlunun içinde uyuyan güçler vardır; kendisi bilse şaşırır. çünkü bu güçlere sahip olduğu aklından bile geçmez. bu güçleri uyandırıp eyleme geçirebilse, o kişinin hayatında büyük bir devrim olurdu.swette marden her zaman daha iyisini ara amacımız imkansızı mümkün, mümkünü kolay, kolayı da zarif ve zevkli yapmanın yollarını bulmaktır.dr.feldenkrais kendine inanma cesaretini göster harikulade şeyler ancak içlerindeki bir şeyin koşulların üzerinde olduğuna inanma cesaretini gösterenler tarafından yapılmıştır.bruce barton   - başarının asansörü yoktur. oraya merdivenle çıkılır. - ilmin evvelinde otoyol yoktur. patika yoldan sonra, otoyol gelir. - ilim sofrasına acı soğanla başlanır. bal sonunda yenilir. - tek tuşla ilim öğrenilse idi...

abdullah-ı dehlevÎ

hindistan evliyâsından. silsile-i aliyye denilen büyüklerden olup, seyyiddir. 1745 (h. 1158)'te hindistan'ın pencab şehrinde doğdu. 1824 (h. 1240) senesinde delhi'de vefât etti. kabri şâhcihân câmii yakınındaki dergâhındadır. binlerce seveni her zaman ziyâret edip, feyz almaktadır.abdullah-ı dehlevî hazretlerinin babası, abdullatif efendi âlim, sâlih, zâhid, dünyâya rağbet etmeyen, yüksek haller sâhibi kâdirî yolunda bir zât idi. bu yolu hızır'la görüşmüş olan hocası şeyh nâsırüddîn kadîrî'den aldı. ayrıca çeştiyye ve şettâriyye yollarından da feyz almıştı. tasavvuf yolunda kemâle, olgunlaşmaya çalışırdı. haram yemekten son derece sakınır, kırlarda yetişen meyvelerle yetinir, nefsini terbiye etmek için uğraşırdı. sahrâlarda allahü teâlânın ism-i şerîfini anarak dolaşır,...

Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !