× "

eşeklerde çiftleşme

" arama sonuçları

gördünüz mü hiç?

dünyada yaşayan canlı türleri ;insanlar,hayvanlar ve bitkiler olmak üzere üç ana gruba ayrılmaktadırlar. bu canlılar içinde çevresine ve hemcinslerine zarar vermeyen tek canlı türü bitkilerdir.kalan diğer canlılar insanlar ve hayvanlar ise zararlarını saymakla bitiremeyiz.hayvanlar sadece açlık gereksinimlerini gidermek dışında hemcinslerine zarar vermezler "rahatsız edilmedikleri sürece"... insanlar kendilerine hayatın bahşettiği "beyin"denilen o muhteşem ödülü ne yazık ki çok kötü bir şekilde değerlendirirler.hiç bir hayvan türü zevk için diğer canlıyı öldürmezken maalesef insanlar kişisel çıkarları devreye girince,vicdani duyguları devre dışı kalır,düşüncelerinde "ben"im olsun da nasıl ve ne şartlarda olursa olsun yeter ki "ben"im olsun,ben kazanırken başkalarına zar...

nazım ile piraye

        nazım hikmet yaşamı boyunca bir çok kez aşık oldu.nazım' ın en güzel aşk şiirlerinin yazdığı, en uzun süre evli kaldığı kadın ise piraye'ydi. nazım hikmet ile piraye'nin aşkı dillere destan oldu. nazım hapse girince bu aşk daha da güçlendi. büyük şair, 13 yıl süren mahpusluğun son demlerine yaklaştığı zaman bu kez münevver andaç'a aşık oldu. piraye ise nazım'a duyduğu büyük aşka rağmen aradan çekilmek zorunda kaldı.nazım ile piraye genç kadın eşinden henüz boşandığı sırada tanıştılar.sanat eleştirmeni ile 16 yaşında evlenen piraye nin 2 çoçuğu vardı.bunlardan biri eleştirmen mehmet fuat bengü' ydü. nazım piraye' yi çok sevdi ,evlilik yaşamlarının 13. yılında büyük şair ceza evindeydi.nazım 1933 den 1950 ye kadar 17...

şıpsevdilerin sevdiği sümüklü böcekler..

  -- illa bir sebebi olması gerekmiyor; mutluyum yahu.. kendim dahil herkesi seviyorum bugün.. bir sümüklü böcek sevilir mi veya insanların ölümüne sebep olan keneye karşı sevgi beslenilir mi..? ben seviyorum.. sümüklü böceği de keneyi de.. en çok da kadınları..   -- kadınlar mübarek varlıklardır.. içlerden güven vereni çok azdır ama vardır.. ki bunlar da moda sahili'nde yürürler, gülümserler, saçları ile yüzünüzü okşarlar.. çok güzel espriler yaparlar.. bunlar yetmiyormuş gibi bir de sabah saatlerinde dünyanın en güzel "günaydınnnnn" mesajını çekerler.. kadınlar mübarek varlıklardır.. güven vereni azdır, yalan söylemeyeni nadirdir ama yine de vardır..   -- sıcak havadan nefret ederim.. kahır mevsimidir yaz mevsimi.. lâkin dün, şehr-i istanbul sıcağı içime işle...

bilenler dediler ki

kategori: siir   dolunay semadan mehtapta suya;dans edip girerken seni düşündüm.her zerremde mevcut aşk denen rüyâhayatı sararken seni düşündüm.yüceler yücesi ulvi bir duygu,yâr uğruna duydum yürekte kaygı,“aşk” denen ilk önce insana saygıbu fikre ererken seni düşündüm.bir ümit peşinde kırk yıl koşarken,hayal edip yüce dağdan aşarken,sevgi verip garip kulla coşarkenbir devran sürerken seni düşündüm.bir hasret çilesi giden her zaman,gül, eğlen efendim geçiyor devran,sevince şenlenir sevince cihanmutluluk sorarken seni düşündüm.bir gül yüz; periler kıskanmış onu,hicranla bitmesin bu aşkın sonu,gam keder içinde yanmasın günüsana gül dererken seni düşündüm.bir efsunlu bakış, bir mana gözde,ne şirin güzellik mevcuttur yüzde,ressam halil, inan, bu yürek sizde ben seni arar...

eşşeklerin aşkı büyük olur!

hiçbirimiz eşek değiliz. eşek bir hayvandır. koca gözlü, koca kulaklı, şirin ve aptal bir hayvandır. atgillerin uzaktan akrabasıdır. merkebin hısmı, katırın ahbabıdır. cinsî cibilliyeti budur. biz eşek değiliz ve olamayız. ama hepimiz eşşeğiz. hem de ne eşşek! çünkü bizim aşkımız büyük olur.   kavuşamazsın aşk olur. eşşeksen büyük aşk olur. çünkü eşşeklerin aşkı büyük olur. herkes aşık olur. eşeklerde aşık olur. ama sadece eşşekler duracağı yeri bilmezler. benzer bir durum eşeklerde bir başka konuda görülür. bazı eşeklerin taze yonca için yardan yuvarlandığı bilinir.   ama sadece eşşekler yar için yoncaların arasında yuvarlanır gider. çünkü eşekler bayırdan korkmaz, eşşekler de hayırdan… eşekler hoşaftan, eşşekler huzurdan anlamaz. daha doğrusu hazzetm...

çankırı hapishanesinden mektuplar ııı

çankırı hapishanesinden mektuplar ıııbugün çarşamba : - biliyorsun - çankırı'nın pazarı. demir kapımızdan geçip kamış sepetimizde bize kadar gelecek yumurtası, bulguru, yaldızlı, mor patlıcanları... dün köylerden inenleri seyrettim : yorgundular, kurnaz ve şüpheli, ve kaşlarının altında keder. erkekler eşeklerde, kadınlar çıplak ayaklarının üstünde geçtiler. herhalde içlerinde senin bildiklerin vardır. herhalde iki çarşambadır pazarda : kırmızı başörtülü "kibirsiz" istanbulluyu aramışlardır...20.07.1940nazım hikmet ran ...

büyükada...

                      adalara giderken iskeleden nostaljik bir fotoğraf alınmaz mı? klasik her yerde gördüğünüz kareler ama güzel değil mi? istanbul bi başka güzel.... uzun lafın kısası, geçtiğimiz hafta sonu büyükada ya gittik. şimdilik yıllık izine çıkmadığımız için günübirlik gezilere devam ediyoruz....ve iskeleden ayrılıyoruz..     seviyorum eminönü iskelesini...uçuşan martılar, deniz, harika bir manzara yani.... yaşayan bilir. vapurumuz birazdan hareket edecek...    fotoğraf meraklısı ben makinamı aldığım gibi başladım çekmeye. (tabi amatör) bu görmüş olduğunuz resim meşhur topkapı sarayı nın bir bölümü. sarayburnundan görülebilen bir kısmı. aslında içerden görmeni...

hazreti bilal aşkı

mesnevi'den hikayeler 6.cilt hazreti bilal aşkı efendisi, bilal'i terbiye etmek için diken dalı ile dövmekte o da dikenlere canını feda etmekteydi. efendisi neden ahmed'i anmaktasın diyordu... sen, kötü bir kulsun, benim dinimi inkar ediyorsun. efendisi onu güneş altında dövmekte, o da "ahad" diye övünmekteydi. derken sıddıyk, o taraftan geçti, onun "ahad" demesini duydu. gözü doldu gönlü incindi, o "ahad" sözünden bir aşina kokusu aldı. sonra onu tenhaca görüp nasihat verdi, dedi ki: inanışını kafirlerden gizli tut. allah gizli şeyleri bilir, maksadını gizle. bilal tövbe ettim dedi. ertesi gün sıddyk, erkenden bir iş için oradan geçiyordu. yine "ahad" sözüyle dayak sesini duydu. gönlü ateşlendi. yine nasihat etti, o da tövbe etti ama aşk gelince tövbes...

mektuplar-03

mektuplar- 03 bugün çarşamba: - biliyorsun - çankırı'nın pazarı. demir kapımızdan geçip kamış sepetimizde bize kadar gelecek yumurtası, bulguru, yaldızlı, mor patlıcanları... dün köylerden inenleri seyrettim: yorgundular, kurnaz ve şüpheli, ve kaşlarının altında keder. erkekler eşeklerde, kadınlar çıplak ayaklarının üstünde geçtiler. herhalde içlerinde senin bildiklerin vardır. herhalde iki çarşambadır pazarda: kırmızı başörtülü 'kibirsiz' istanbulluyu aramışlardır... nazım hikmet...

nazım hikmet şiirleri

  nazım hikmet şiirleri   açlık ordusu yürüyoraçlık ordusu yürüyor yürüyor ekmeğe doymak için ete doymak için kitaba doymak için hürriyete doymak için. yürüyor köprüler geçerek kıldan ince kılıçtan keskin yürüyor demir kapıları yırtıp kale duvarlarını yıkarak yürüyor ayakları kan içinde. açlık ordusu yürüyor adımları gök gürültüsü türküleri ateşten bayrağında umut umutların umudu bayrağında. açlık ordusu yürüyor şehirleri omuzlarında taşıyıp daracık sokakları karanlık evleriyle şehirleri fabrika bacalarını paydostan sonralarının tükenmez yorgunluğunu taşıyarak. açlık ordusu yürüyor ayı ini köyleri ardınca çekip götürüp ve topraksızlıktan ölenleri bu koskoca toprakta. açlık ordusu yürüyor yürüyor ekmeksizleri ekmeğe doyurmak için hürriyetsizleri hürriyete doyurmak için aç...

kalemimden dökulen son sözler

bugün kalemimden döküldü bi kaç satır bebeğim için.... oyuncak bi bebeğim war annem almıştı 2. sınıfa giderken o gün bugündür hiç ayrılmadık ayrılmııcasda belkide annemin benim için yaptığı en güsel şelerden biriydi.....bugün öğrendim ki insanlar büyüdükçe umutlar azalıyor,acılar büyüyormuş bebeğim....insanlar değişiyor,dünya dönmeye dewam ediyor,zaman akıp gidiyormuş biz farkında olmadan....etrafımdaki insanları bir bir kaybediorum bugünlerde ve kaybettikçe görüyorumki aslında hiç haketmeyen insanlara vermişim haketmedikleri değerleri....düşündükçe canım acıo...düşündükçe bu hayata weripte,insanlara veripte karşılığında gözyaşı aldığım şeleri içim yanıo bebeğim... sende böyle yapma olurmu? beni hiç bırakma.hep o kocaman kahverengi gözlerinle bak bana,hiç kafanı çevirme,arkanı dönme bana...

vatandaş

    bugün çarşamba : - biliyorsun - çankırı'nın pazarı. demir kapımızdan geçip kamış sepetimizde bize kadar gelecek yumurtası, bulguru, yaldızlı, mor patlıcanları... dün köylerden inenleri seyrettim : yorgundular, kurnaz ve şüpheli, ve kaşlarının altında keder. erkekler eşeklerde, kadınlar çıplak ayaklarının üstünde geçtiler. herhalde içlerinde senin bildiklerin vardır. herhalde iki çarşambadır pazarda : kırmızı başörtülü "kibirsiz" istanbulluyu aramışlardır...20.07.1940 nazım hikmet ran           ölü bir kente sürülmüş, tutuksinsi bir sokakta tek başınasorumsuz bir denizde gülümser.bencil renklerden uzak, beneklikülü eşildi mi ışıl ışıl.her türlü sevgide yaprak verendağıtmadan, bölüşmeden yana.özgürlükten, yoksullardan yanaba...

sevenler hep boşa sevmiş

  dolunay semadan mehtapta suya;dans edip girerken seni düşündüm.her zerremde mevcut aşk denen rüyâhayatı sararken seni düşündüm.yüceler yücesi ulvi bir duygu,yâr uğruna duydum yürekte kaygı,“aşk” denen ilk önce insana saygıbu fikre ererken seni düşündüm.bir ümit peşinde kırk yıl koşarken,hayal edip yüce dağdan aşarken,sevgi verip garip kulla coşarkenbir devran sürerken seni düşündüm.bir hasret çilesi giden her zaman,gül, eğlen efendim geçiyor devran,sevince şenlenir sevince cihanmutluluk sorarken seni düşündüm.bir gül yüz; periler kıskanmış onu,hicranla bitmesin bu aşkın sonu,gam keder içinde yanmasın günüsana gül dererken seni düşündüm.bir efsunlu bakış, bir mana gözde,ne şirin güzellik mevcuttur yüzde,ressam halil, inan, bu yürek sizde ben seni ararken seni düşündü...

yazı

çankırı hapishanesinden mektuplar ısaat dört, yoksun. saat beş, yok. altı, yedi, ertesi gün, daha ertesi ve belki kim bilir... hapisane avlusunda bir bahçemiz vardı. sıcak bir duvar dibinde on beş adım kadardı. gelirdin, yan yana otururduk, kırmızı ve kocaman muşamba torban dizlerinde... kelleci memed'i hatırlıyor musun? sübyan koğuşundan. başı dört köşe, bacakları kısa ve kalın ve elleri ayaklarından büyük. kovanından bal çaldığı adamın taşla ezmiş kafasını. "hanım abla" derdi sana. bizim bahçemizden küçük bir bahçesi vardı, tepemizde, yukarda, güneşe yakın, bir konserve kutusunun içinde... bir cumartesi gününü, hapisane çeşmesiyle ıslanan bir ikindi vaktini hatırlıyor musun? bir türkü söylediydi kalaycı şaban usta, aklında mı : "beypazarı meskenimiz, ilimiz, kim bilir nerde kalır ö...

eşeklerin aşkı büyük olur

hiçbirimiz eşek değiliz. eşek bir hayvandır. koca gözlü, koca kulaklı, şirin ve aptal bir hayvandır. atgillerin uzaktan akrabasıdır. merkebin hısmı, katırın ahbabıdır. cinsî cibilliyeti budur. biz eşek değiliz ve olamayız. ama hepimiz eşşeğiz. hem de ne eşşek! çünkü bizim aşkımız büyük olur.   kavuşamazsın aşk olur. eşşeksen büyük aşk olur. çünkü eşşeklerin aşkı büyük olur. herkes aşık olur. eşeklerde aşık olur. ama sadece eşşekler duracağı yeri bilmezler. benzer bir durum eşeklerde bir başka konuda görülür. bazı eşeklerin taze yonca için yardan yuvarlandığı bilinir.   ama sadece eşşekler yar için yoncaların arasında yuvarlanır gider. çünkü eşekler bayırdan korkmaz, eşşekler de hayırdan… eşekler hoşaftan, eşşekler huzurdan anlamaz. daha doğrusu hazzetmez. ...

Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !