× "

efsunlu sözler

" arama sonuçları

aşığın destanı

  bir kız bilirim güneşten saklı saçları her sabah her sabah  takılr bakışlarım rüzgarına peygamber çiçeği gibi açar baştan başa dolar kokusu sokağa efsunlu bir alev gibi sarmış içimi gönül mabedinde tütsülenir ruhum çaresiz ağına düşmüşüm bir kere gönül mabedini bekleyen bir kulum bu bir aşk değil beladır haktan düşerse aklıma gecenin bir yerinde hayali donar kalır usumda titrer durur bütün azalarım sabah olur saat yedi otuz doğar sokağın başına sanki zöhre yıldızı  aşığın destanına sığmaz edaları nazları kalbimin ucunda nefesim sabrım son hadde aşkın bu sahanesinde ölüm haktır ki hak...

göz yaşım

boğaza düğümlenen hisler kalpten yükselen hüzünler gözyaşı olup süzülürler... bazen, bir bebeğin gözlerinde  anlatılmak istenen meramın karşılığı, bazen, bir çocuğun gözlerinde  kaybolan oyuncağının ya da annesine siteminin ifadesi, bazen, bir annenin gözlerinde dünya sıkıntılarının ağırlığının ya da evladının yaşattığı bir acının neticesi, bazen, bir babanın gözlerinde ekmek kavgasının nihayetinin ya da gizli köşelerde duygularının encamının hikayesi, bazen, bir sevgilinin gözlerinde aşkın peylenen efsunlu zevkinin ya da hicranlı anların damla damla şekli, bazen ise, yaradana sunulan yakarışın ve de gönülden yapılan duanın sa...

hayata ve aşk'a dair anlamlı sözler

zor olan ayrılmak değildir. asıl zor olan ayrılıktan sonra o kanatan, acıtan bekleyişlere direnmektir. zor olan unutulmayan hatıraları unutmaya çalışmaktır. zor olan severek ayrıldığın sevdiğini bi daha asla görememektir. zor olan yatağına uzanıp keşke dedirten umutlarının göz göre göre tükenmesini izlemektir. zor olan dedim ya, ayrılığın kendisi değil ayrılığın ertesidir.   sen de biliyordun sevgili ''var mı bi diyeceğin?'' diye sorarken nefesimin yetmeyeceği kadar çok konuşulacak şey olduğunu...! bu yüzden aceleyle sordun , aceleyle cevapladım. "yokluğun , varlığıma armağan olsun"..!!   hayatın pençesiyle kan revan yere serili aciz bünyelerin boş sol yanları.beyin göç...

ey çocuk..

  fakir bir köyde doğan yoksul sonbaharın sessiz rüzgarlarında hayallerini demleyen,görmediği gözden muradını kesmeyen,çakıl taşlarından oyun belleyen,açlığı nefsinin gemi olmuş bir aşk bu.güzel,renkli gözleri ,iri ,kırmızı yanakları olmayan.aile bulamıyor kendine,kimse bu yabanı kendine yakıştırmıyor,hakir görülüp inkar ediliyor.ince,narin elleri olsa belki, belki efsunlu sözler dökülse dilinden, olur belki..   köyde dolaşırken bir gün, bir çocuk görmüş yaban, olamaz demiş; 'onun güneşe inat parlayan bir sureti var.gözümden düştün be güneş ,benim gönlümün müjdecisi bu surettir artık.hem onun bir bakışla hayat bu...

putperestlik

insanların, allah teâlâya yapmaları gereken ibadet, göstermeleri gereken saygı, sevgi ve korkuyu, onun dışında herhangi bir mahluku mabud kabul ederek ona yöneltmeleri hali. put, ayet ve hadislerde "sanem” ve "vesen” şeklinde de isimlendirilmektedir. "asnâm-putlar”, "sanem” kelimesinin çoğuludur. ibnul-esîr, en-nihâye, adlı kitabında "sanem" kelimesini; "allah'dan başka ilâh edinilen şey" diye tanımlamaktadır. bu da müşriklerin taptıkları putlar anlamına geldiği gibi, allah'ın nizamına ve hâkimiyetine engel olan tüm tağutlar manasınadır. allah'ın nizamına ne şekilde olursa olsun engel olan ve bu manada putlara, heykellere ve büstlere değer veren kimseler de aynen putperest müşrikler gibidirler. namaz kılsalar, oruç tutsalar, hac yapsalar da, onlardan hiçbir farkları kalmaz. yine ibnül-esî...

özlem sence nedir?

(yakın bir geçmişte, uzun bir dönem sadece sesiyle tanıdığım bir arkadaşın “özlem sence nedir?” sorusuna cevaben yazılmıştır:)) insanoğlunun en asil yanı; doğasında duyguların bu denli yoğun bir biçimde var olabilmesidir sanırım. geçmişe dönüp baktığımızda göçüp gitmiş nice neslin duygularının ne kadar ince ve güçlü olduğunu anlayabiliyoruz. tarihi bir konağın işlemeli kapısından tutun da, üzerine insan ruhunun sinmiş olduğu mimari eserlerden insanın duygularının ne mahiyette olduğunun ipuçlarını görebiliyoruz. duygular çeşitlidir ve hepsinin ortak bir noktası ise duygularımızı anlatmaya kalktığımızda ifade edilebilmelerindeki zorluktur. nasıl ifade edebilirsek edelim ne yapar...

özlem sence nedir?

(yakın bir geçmişte, uzun bir dönem sadece sesiyle tanıdığım bir arkadaşın “özlem sence nedir?” sorusuna cevaben yazılmıştır:)) insanoğlunun en asil yanı; doğasında duyguların bu denli yoğun bir biçimde var olabilmesidir sanırım. geçmişe dönüp baktığımızda göçüp gitmiş nice neslin duygularının ne kadar ince ve güçlü olduğunu anlayabiliyoruz. tarihi bir konağın işlemeli kapısından tutun da, üzerine insan ruhunun sinmiş olduğu mimari eserlerden insanın duygularının ne mahiyette olduğunun ipuçlarını görebiliyoruz. duygular çeşitlidir ve hepsinin ortak bir noktası ise duygularımızı anlatmaya kalktığımızda ifade edilebilmelerindeki zorluktur. nasıl ifade edebilirsek edelim ne yapar...

efsunlu saatlerde sıcaklığı vardı ellerinin,

efsunlu saatlerde sıcaklığı vardı ellerinin, ben seni seçtim sevgilim, matemi olmayan bir bedenden, aşkına aşkımı katarak geçtim, gördüm ellerinde hüzün, bir tutam sevda ile gülen yüzün vardı, çocukluğun vardı,çocukluğum gibi, o masumluğun bana hep yüreğini anlatırdı, ve ben özledim seni durmadan sevgilim, yokluğuna yağan her yağmurda kendimi, aşkına karışan sensizlik bildim, durduğum yerde ıslanıyor şimdi gözlerim, ben seni seçtim sevgilim,ki sen, hasret çeken gecelerimde yüreğime bir büyüsün, aç perdelerini aşk'ın,kaldır gökyüzünü, seni sevdiğimi koskoca bir şehir görsün, ve duy ama inanma, ne dostunu dost,ne düşmanını düşman bilir bu dünya, aşkla başlar hayat,aşkla biter her düşen gibi sevdaya, ben seni sevdim sevgilim,seni seçtim, ve yazacak aşkı olmayan bir şair gibi değil, yüreği...

yalnız allah'a güven...

  on yedinci lem’a’nın 14. notasının 3. remzinin son paragrafında bahsedilen, ‘madem böyledir; hazer et. dikkatle bas. batmaktan kork. bir lokma, bir kelime, bir dane, bir lem’a, bir işârette, bir öpmekte batma’ cümlesinde ne anlatılmak istenmektedir?” insan kendisini tanısın, tanımasın; her yönüyle derinliği olan bir varlıktır. yaşadığı hiçbir hâtırayı gerçekte unutmaz. tattığı hiçbir acının, kederin ve elemin izini hâfıza arşivinden silemez. tattığı hiçbir lezzetin hâtırasını dimağından çıkaramaz. insan ne geçmişini unutabilir; ne geleceğe dayalı ümit ve emellerinden vazgeçebilir. bazan lâf olsun diye söylenmiş bir tek kelime, ona, geçmişinde iz bırakan bir hâtıra sayfasını açar ve öyle bir manyetik alan meydana getirir ki, insan âdetâ aynı ola...

@$k

akşam güneşi kızıla çalarken ağır ağır şafak sökerken yada insanın içini titreten soğuğuyla kendini unutup onu düşünmektir ağzına dolanan nakaratlarla şarkıların hep onu anlatması kulaklarına efsunlu sözler fısıldamasıdır aynada kendini görememek şemalini canlandırmak sırlı camda kaybolup gitmektir aksinin içinde ağlamak gecenin kapkara göğsüne başını yaslayarak şakaklarına akların düşmesi karanlığa inat kan ağlarken gözlerin, yüreğinin umut beslemesidir ateşiyle yanman, uslanmaz hasretin şerlerinden kurtulmak elsiz ayaksız zebanilerin küllerinden yeniden doğabilmektir aklına gelenleri söyleyememen bildiğin kelimelerle şairlerin ve şiirlerin bir parça anlatmasına rağmen kifayesiz kalmasıdır annenin yüreğinden evladına uğurlanan dualar şefkatidir ya da bir babanın kucaklamaktır cananını ...

bil diye...

               sarıl diye...          sadece bir kez olsun sarıl diye, ve darılma diye asla...          kırılacaksın diye korkarken ay'ı astılar göğe... kızıldı... küçükken de kızıldı o, sakalları da kızıldı... dedeliğinden sebep, aklar düşmeye başlamıştı yüzüne... aklar düşmüştü kızıllığına, aydınlamıştı. bense bir masalın en orta yerinde durup öylece düşler kuruyordum... masalların gerçek yanlarını tutup çekiyordum kendime doğru, hepsi de birer birer geliyordu... ne uysaldı gerçekler, ya da hakkını veriyorlardı rollerinin...          gerçeklerle savaşırken, sevişmezken as...

putperestlik

putperestlik   insanların, allah teâlâya yapmaları gereken ibadet, göstermeleri gereken saygı, sevgi ve korkuyu, onun dışında herhangi bir mahluku mabud kabul ederek ona yöneltmeleri hali. put, ayet ve hadislerde "sanem” ve "vesen” şeklinde de isimlendirilmektedir. "asnâm-putlar”, "sanem” kelimesinin çoğuludur. ibnul-esîr, en-nihâye, adlı kitabında "sanem" kelimesini; "allah'dan başka ilâh edinilen şey" diye tanımlamaktadır. bu da müşriklerin taptıkları putlar anlamına geldiği gibi, allah'ın nizamına ve hâkimiyetine engel olan tüm tağutlar manasınadır. allah'ın nizamına ne şekilde olursa olsun engel olan ve bu manada putlara, heykellere ve büstlere değer veren kimse...

sözler ve şiirler

                               en güzel sözler ve şiirler   ben seni unutmak için sevseydim adını kalbime değil güneş çıktığı zaman kaybolacak olan buğulu cama yazardım... ayrılık rüzgerları sevgisiz okyanuslarda limansız bıraksalarda beni kalbimden koparıp alamazlar sana olan sevgimi :) aşk aşık olduğunu hissetdiğin anda değil, karşı tarafa hissettirdiğin anda ortaya çıkar..! hani uzaktaki yıldızlar parlak gelir ya insana uzakta olduğun için tutkunum sana hani en güzel aşklar imkansız gelir ya insana uzakta olduğun için aşığım sana gönlüm aşk deryasında sürüklenen bir saldı senin eşsiz va...

Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !