× "

en cesur sevişmeler

" arama sonuçları

gerçek ten orgazm olamayan kadınlar, çözümü taklit yapmakta bulu

www.dovizanalizi.com gerçekten orgazm olamayan kadınlar, çözümü taklit yapmakta buluyorlar. işte kadınların orgazma ulaşmasını kolaylaştıran yollar... seks, hayatın bize sunduğu en güzel nimetlerden biri olduğu halde pek çoğumuz seksin en güzel anının, orgazmın tadına varamıyor ne yazık ki... halbuki, orgazma ulaşmak açısından kadınlar erkeklerden daha şanslı. bir kere kadınlar daha kolay ve üstelik aynı sevişmede defalarca orgazma ulaşabiliyorlar. buna da zincirleme orgazm deniliyor. erkekte ise ikinci bir orgazm için belli bir süre geçmesi ve erkeğin tekrar ereksiyon durumuna kavuşması gerekiyor. peki orgazm olamayan kadın ne yapıyor? orgazm taklidi! psikolog ayşe kayhana göre; e...

orgazm olmayı kolaylaştırmak için

  olamayanlar için basit öneriler...   seks, hayatın bize sunduğu en güzel nimetlerden biri olduğu halde pek çoğumuz seksin en güzel anının, orgazmın tadına varamıyor ne yazık ki…    halbuki, orgazma ulaşmak açısından kadınlar erkeklerden daha şanslı. bir kere kadınlar daha kolay ve üstelik aynı sevişmede defalarca orgazma ulaşabiliyorlar. buna da zincirleme orgazm deniliyor. erkekte ise ikinci bir orgazm için belli bir süre geçmesi ve erkeğin tekrar ereksiyon durumuna kavuşması gerekiyor.   peki orgazm olamayan kadın ne yapıyor? orgazm taklidi! psikolog ayşe kayhan’a göre; erkeği onore etmek, kaybetmemek, sorun çıkarmamak, cinsel ilgiyi kaybetmi...

harem-selamlık süren yaşamlar homoseksüellik oranını artırıyor

harem-selamlık süren yaşamlar homoseksüellik oranını artırıyor türban takıp sokaklarda dolaştı, modern kızla türbanlı kızın dostluğunu yazdıelif ergu ece vahapoğlu’yla bir yıl kadar önce bir seyahatte, hazırladığı kitabını konuşmuştuk. beni şaşırtmıştı ece... tesettürlü kadınları incelediğini ve roman yazdığını söylemişti. hatta türban takıp sokaklarda gezdiğini anlatmıştı. gazetecilik, sunuculuk ve köşe yazarlığı yapan ece bana yerli sex and the city karakteri gibi gelirdi. ece vahapoğlufoto galeri için tıklayınben de ön yargılıymışım! ece vahapoğlu “öteki” adlı kitabında son yıllarda en çok konuştuğumuz kutuplaşma konusunu iki kadının hikâyesi çerçevesinde anlatıyor. şimdi...

şiirler

adın bile yok yıllarca bekledim gelirsin diye ne gelen var ne giden sesin bile yok yolda görüp bir selam verirsin diye hep yolunu gözledim izin bile yok baktığın aynaya bin defa baktım ayna'da çerçeve'de yüzün bile yok bu ayrılığa inat herşeyi yaktım sen de kahrolmak nerde hüzün bile yok ben de karakışlar baharlar güzler bırak dört mevsimi yazın bile yok elimde ki sazımla döktürüyorum sen de bırak çalmayı sazın bile yok adım ali bayraktar deli diyorlar bırak soyadını adın bile yok içip içip tadıma doyamıyorlar kaç sene içtim seni tadın bile yok aşk'ı kağıda yazdım defterden taştı sen aşk'ı bilmezsin ki sözün bile yok aşk'a kardeş oldum ben hiç değişmedim bırak aynı ...

mavi

vi bir türküdür gözlerin...sessizlik siyaha boyanmış endam duyuyor musunuz odaklanmış göz donuk surat bu ne yorgunluk bekleyişin isim bulma çabası alabildiğine çöl görebildiğince buz her taraf ve sen gördüğüm ilk renk ayçiçek misaliyim.. gözlerin kıble gahım oldu alabildiğine derin doyumsuz bir melodi fısıldar gözlerimden içeriye şekli benzersiz ezgisi doyumsuz mavi bir türküdür gözlerin... bugün mavisin ya gökyüzüne yazık kıskanıp kararacak şimdi bir gürültüdür kopacak çığlık çığlığa sığınacak kuşlar saçaklara ve sen yıldırım gibi düşeceksin kanatlarım altına ya buna nasıl dayansın gözyaşı olup akacak sağa...

paradoksal sevişmeler

<!-- /* font definitions */ @font-face {font-family:"cambria math"; panose-1:0 0 0 0 0 0 0 0 0 0; mso-font-charset:1; mso-generic-font-family:roman; mso-font-format:other; mso-font-pitch:variable; mso-font-signature:0 0 0 0 0 0;} @font-face {font-family:calibri; panose-1:2 15 5 2 2 2 4 3 2 4; mso-font-charset:162; mso-generic-font-family:swiss; mso-font-pitch:variable; mso-font-signature:-1610611985 1073750139 0 0 159 0;} /* style definitions */ p.msonormal, li.msonormal, div.msonormal {mso-style-unhide:no; mso-style-qformat:yes; mso-style-parent:""; margin-top:0cm; margin-right:0cm; margin-bottom:10.0pt; margin-left:0cm; line-height:115%; mso-pagination:widow-orphan; font-size:11.0pt; font-family:"calibri","sans-serif"; m...

kırk yılda bir gibisin

  kırk yılda bir gibisin..   artık çok iyi anlıyorum. aşk varsa; o asıl, sevişmeden sonra başlayandır... peki başlamıyorsa; bir uçurum açılıyor ve orada, seviştikten önce ve sonra yitirilenler özleniyorsa... seni yargıladığımı düşünme; ama hissediyorum, görüyorum ve buna engel olamıyorum ne yazık ki... ve gördüklerim acı veriyor bana... çünkü buraya geldiğinden beri benimle sevişmeyi aklından geç irdiğin için, bana öylesine uzak ve öylesine yabancısın ki... hem nasıl da aceleci, hoyrat, nasıl da dikkatsizsin. ..   söylediklerimin hiçbiri geçmiyor sana... bana değil, sanki benden çok uzaktaki garip bir boşluğa bakıyorsun... orada bütün yitirdiklerini, ertelediklerini, isteyip de elinden kaçan bütün fırsatları görüyorsun sanki... fırın gibi sımsıcak bir odada, ba...

birgün........................

    98.2 karadeniz fm                                                     bir gün_bir gün güneşi kendi ellerimle kucaklayacağım,doğuşunu sıcak koynuma bastırıp uyanmayacağım,yağmurlar yağsın dokunmayacak gözlerime,bulutlar çıksın giz koyamaz koynumdakine.bir gün kendimi mutsuz hissediyorsam,sensiz bir geceye girdiğim yoldandır,tüm yollar neden sana çıkmıyor,hayatta kolay ne alındı ki kalsın ellerinde.bir gün bir kış gecesine demir atıyorsam,soğuk iliklerime kadar işlemişse karanlıkta,bir yıldız olsun hayatıma sadece göz...

ömer seyfettin - hikayeler

pireler   aşk filan değil... hani şu "rastlantı" dediğimiz, tarihi yapan, mutlulukları yaratan, yuvaları kuran belirsiz el yok mu? işte o, beni rose mayer'le birleştirmişti. yirmi yaşında ya vardım, ya yoktum. küçücük köpeğim koton'la izmir'in ikinci sınıf otellerinden birinde oturuyordum. bir gün karşımdaki odaya, iri mavi gözlü, sarı saçlı bir fransız kızı geldi. kederli olduğu yüzünden belli idi. otelciye kim olduğunu sordum.- paris'ten bir ermeni doktorunun peşine takılmış, doktorun ailesi kabul etmemiş, kovmuşlar. zavallı şimdi memleketine dönmek için vapur bekliyor- dedi.insanın yirmi yaşındayken kalbi ne faaldir! ben, bu basit serüveni hayalimde büyüttüm. ağlamaktan kızarmış iri mavi gözlü kızcağızın acılarını, üzüntülerini yaşamaya başladım. galiba vapurdan ...

denize düş salanlar (2)

soğuktu ve yağmur çiseliyordu, üşümeyen çocukların dinledikleri masallar kadar uyutulmuşluk egemendi geceye, kabineye kurulmuş devletçik oynayanlar istifaediyordu, salih adasının fransız işgalindeki satılmışlığına üzülerek ve birilerinin altına milyarlık çıkarları için peşkeş çekiliyordu: bekaretine tutsaklanmış zar yırtılmaları... çığlıklar anlık bir acının can tutsağından savrulan özgürlük,şekilleniyordu hayat ağır ağır nedametlerinin unutkanlığından yol alarak ne de çok ucuza satılıyordu hayat... "bedavaya gitti kızcağız" diyordu birileri...bedava yaşamıyor muyduk zaten, hava bedava, su bedava, bacak arasına düşen sızılar onlarda bedava..." isteseydi bir villa bile alabilirdi garibim" neden almamıştı ki altmışlık soluğundan gelecek olan yorgunluğun, can sızısına dayanma adına yaptığı fe...

isim sayınız 7 (yedi) ise!...

yedi sayısının yorumu : sayının gezegeni uranüs' tür. mistik ve esrarengiz yapınız yüzünden fanteziler ve gerçeği birbirinden ayırabilmek oldukça zor olsa gerek. ara sıra da olsa başınıza gelen akıl dağınıklığınız, çok yönlü olmanızdan kaynaklanmaktadır. bunun için de gücünüzü yanlış alanlarda kullanma riskiniz söz konusu olabilmektedir. cesur değilsiniz ancak açık sözlü ve sadakat sahibisiniz. özünüzde spiritüel bir yapının sahibisiniz, verimli bir araştırmacı yanınız söz konusudur. spiritüalizm alanında iyi bir eğitmensiniz, itinalı ve mükemmel çalışmalarınızla da büyük projelere imza atabilirsiniz. lakin kabiliyetlerinizin ortaya çıkması gereklidir. sosyal yapınız, kültürel seviyeniz, aktif olan araştırmacı bir ruha sahip oluşunuzun temelidir. bu tarz araştırmalara asil, uyumlu yakl...

öyle zamanlar vardır

hayat bu kadar kolay mı?arkadaşlıklar, dostluklar, kazançlar, sevgiler... kolay.!sevgimizi, aşkımızı bile kolay yaşamak istiyoruz.. bizi yormasın, zorlamasın, başımıza bela olmasın......istediğimiz zaman olsun, onun dışında yok olsun.... bir kumandanın ucunda olsun herşey, bir bilgisayarın düğmesinde, bir telefonun tuslarında.... ulaşmak, yaşatmak, canlandırmak, hissetmek için çaba harcamayalım. .. sanal dünya giriverdi hayatımıza tam da bu çağın günlerinde, çok da işimize geldi. sanal alemin, sanal insanları olduk hemen... duygularımızdan korkar olduk... hissetmek yok... hersey bir yalan... sanal alem değeri yok... düşünemedik ki kablonun diger ucunda gerçek insanlar oturuyor...dokunmayahissetmeyegöz göze gelmeye korkar olduk... bir bilgisayar, bir msn, bir kamera herşey tamam... insan ba...

sanki sen

      ipek böcekleri ipek böcekleri çin gibi çocuktum kozalarınızı biriktirdim japon bahçelerimi tırtıllar yedi kore'ye uçtu kelebeklerim ipek böcekleri ipek böcekleri kanaryalayamayan kapı zilleri biriktirdim ve yalnız kalabalıklar taç yapraklarımda kokulu zarfların içinde dudaklarını yürek yollarıyla postalayan kadınlar ve sularını denizlerin sömürdüğü göller onları da biriktirdim büyük bir özenle boğaz köprüsü'nde nöbetçi polislerden topladığım intihar mektuplarını ve kırık kollu dilenci çocukların dizlerime bıraktığı "düşmez kalkmaz bir allah'tır. verem hastasıyım, hiçbir yerden gelirim yok. üç çocuk ailem ve ben aç, sefil ve perişan durumdayız. yardımlarınıza muhtacız. bizlere yardım ederseniz allah'ın rıza- sını ve bizlerin duasını kazanmış olursunuz...

kırk yılda bir gibisin / duygusuz sevişmeler taciri

artık çok iyi anlıyorum. aşk varsa; o asıl, sevişmeden sonra başlayandır... peki başlamıyorsa; bir uçurum açılıyor ve orada, seviştikten önce ve sonra yitirilenler özleniyorsa... seni yargıladığımı düşünme; ama hissediyorum, görüyorum ve buna engel olamıyorum ne yazık ki... ve gördüklerim acı veriyor bana... çünkü buraya geldiğinden beri benimle sevişmeyi aklından geç irdiğin için, bana öylesine uzak ve öylesine yabancısın ki... hem nasıl da aceleci, hoyrat, nasıl da dikkatsizsin... söylediklerimin hiçbiri geçmiyor sana... bana değil, sanki benden çok uzaktaki garip bir boşluğa bakıyorsun... orada bütün yitirdiklerini, ertelediklerini, isteyip de elinden kaçan bütün fırsatları görüyorsun sanki... fırın gibi sımsıcak bir odada, başsız, kolsuz, ayaksız bedenler hayal ediyorsun sanki... tarih...

rijit sevişmeler

              en son yazdığım yazının, burada yayınlayacağım, son yazı olduğunu ifade etmiştim dostlarıma. dolayısıyla afflarına sığınarak, asıl finali, bu yazımla yapıyorum. başlığın konu ile ilgisi yoktur. ilk kez okunmak istiyorum. belki, bu başlık, birçok okuyucuyu çekebilir.                 sen, bu yazıya konu olan ve bu yazıyı okuyan ! bu yazıyı okurken, aydınlar(!) ın deyişiyle, “dehşete” düşebilirsin. ama bu, ne kadar aciz ve ne olduğunu bilmeyişinden, bilinçsizliğinden daha “dehşetli” olamaz. sabırsızlanma, sana ne olduğunu göstereceğim; gerisi sana kalmış. ben söylüyorum diye sen, “bu” değilsin. sen, R...

Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !