× "

eski amerikan aktörleri

" arama sonuçları

ikinci bir türkiye istemediler

  mısır'da ilk kez demokratik bir seçimle cumhurbaşkanı seçilen mursi'nin, aniden ülkenin istenmeyen siyasetçisi konumuna gelmesini prof. faruk el baz ile görüştük. el baz uzun yıllar nasa'da çalışmış mısırlı bir bilim adamı. ama kalbi hâlâ mısır'da! çünkü orada akrabaları bulunuyor. son saldırılarda yeğenin de yaralandığını söyleyen el baz'ın yeni şafak'a özel açıklamaları şöyle:   boston'da yaşıyorsunuz ama mısır ile olan bağınız kopmadı değil mi?   evet uzun yıllardır abd'deyim ama akrabalarımın çoğu iskenderiye, kahire ve dimyat'ta yaşıyorlar. mısır'da darbe sonrası çatışmalar başladığında onl...

türk milletinin, türk devletinin yeni savaşı

türk milletinin yeni savaşı yeni savaş’ın gerekçesi yaşadığımız dünyayı ne kadar yuvarlak görünsede, genelde doğu batı olarak iki kısma ayrılmıştır. batı diye bahis edilen hristiyan ülkeler ve onların temsil ettikleri medeniyetlerdir. doğu diye tarif edilen ise islam ülkeleri ve islam medeniyetidir. batı, yaşadığı müreffeh hayatı devam ettirmek için doğunun kaynaklarına muhtaçtır. teknoloji farkı batının lehinedir. en geri batı ülkesi ile en ileri doğu ülkesi arasında teknoloji varkı binlerce kattır. batı tüm teknolojisini kendisi üretmiştir. kendi uçakları, kendi otomobilleri, cep telefonları, uyduları ve en önemlisi kendi silahları vardır. bu üretimlerde hi&cced...

oğuzhan asiltürk ve ergenekon

oğuzhan asiltürk ve ergenekon

  oğuzhan asiltürk ve ergenekon 31 ocak 2012 | tüm yazılar: nevzat çiçek, yazarlar nevzat çiçek nevzatcicek@gmail.com oğuzhan asiltürk; milli görüş’ün ak saçlılarından, derin milli görüşçülerden. eski içişleri bakanı. devleti de, derin yapıları da, uluslar arası siyaseti aktörleri de iyi tanıyan bir isim. erbakan’ın yanı başında erbakan’la birlikte partiyi şekillendiren en önemli isimlerden bir tanesi. oğuzhan asiltürk, kendisini mustafa kamalak’ın üzerinde milli görüş lideri olarak gören bir isim. geçtiğimiz günlerde katıldığı bir televizyon programında erg...

opsiyon piyasalari ve tarihsel gelişimi

  2.1.opsiyon piyasaları ve tarihsel gelişimi: fiziksel mallara ilişkin opsiyon ticareti oldukça eski tarihlere dayanmaktadır. bu sözleşmelerin ortaçağda italya ve almanya gibi ülkelerde kullanıldığı düşünülmektedir. hisse senedi opsiyonları ise ilk kez 17. yüzyılda ingiltere ve hollanda’da yarı organize borsalarda işlem görmüştür.19 opsiyon 1973 yılında şikago opsiyon borsası (chicago of options exchange – cboe) ‘nın açılmasıyla ortaya çıktı. hisse senetlerinden başlayarak diğer alanlara da yayıldı. anılan yıla kadar opsiyon ticareti organize olmayan tezgah üstü (over the counter) pazarlarda gerçekleşiyordu. hisse senedi opsiyonlarından on yıl sonra borsa endeksi...

uluslararsı ilişkiler disiplini

uluslararsı ilişkiler disiplini daha önceleri siyaset biliminin bir alt dalı olan uluslararası ilişkiler disiplini 1900’lü yıllar ile beraber ayrı bir disiplin olarak gelişegelmiştir. bununla beraber uluslararası ilişkiler ile siyaset bilimini birbirinden ayırmak neredeyse imkânsızdır. ancak 20. yüzyılın başında uluslararası ilişkiler, siyaset biliminin yanında ayrı bir ekol olarak yerini almıştır. uluslararası ilişkiler disiplini genel manada üç bilim dalından oluşur: 1)siyasi tarih 2)uluslararası hukuk 3)uluslararası politika uluslararası ilişkiler, uluslararası sistemin güç mücadelesini tarihsel süreklilik içinde değişen egemen güçlerin ideolojik, siyasal ve ekonomik taleplerini yansıtır. ...

ünlüler daha önceleri ne iş yapıyordu?

jennifer aniston: ünlü yıldızın ilk işi ‘friends’ dizisindeki rachel rolünde olduğu gibi garsonluk yapmaktı.  jennifer lopez: ünlü şarkıcı jennifer lopez, iş yaşamına şarkı söyleyerek ve dans ederek başladı. ancak, bugün müzikleri ve dansları ile milyonları peşinden sürükleyen lopez, 20’li yaşlarında, dans ve müzik derslerinin ücretlerini ödeyebilmek için bir hukuk bürosunda çalışmak zorundaydı.  mariah carey: ünlü şarkıcı ilk işine manhattan’daki bir kuaför salonunu süpürerek başladı.  teri hatcher: ‘umutsuz ev kadınları’ dizisinde canlandırdığı karakter ile 2005 yılında altın küre ve televizyon aktörleri ödülle...

medeniyetler çatışması(samuel huntington)

samuel huntington'un medeniyetler çatışması isimli makalesi, 11 eylül sürecinden sonra çok daha fazla konuşulur oldu. huntington bu makaleyi kaleme aldığında bosna savaşı sebebiyle islam-batı gerilimi ya da hristiyan-müslüman çatışması diyebileceğimiz bir gerilim noktası bulunuyordu. filistin sorunu, afganistan'ın ruslar tarafından işgalinin yarattığı sorunlar, çeçenistan krizi devam ediyordu. ancak pek çok kişi 11 eylül sonrası dünyanın bu şekilde konumlanabileceği öngörüsünde bulunamıyordu. bu sebeple tez bir ütopya, kötü bir varsayım olarak ta kabul edildi. bugün abd siyasetine yön veren ekibin fukayama ile birlikte huntington'un yaklaşımlarına da değer verdiği g&oum...

paşaların ya tersi olsaydı

paşalarım ya tersi olsaydı!şener paşa, hurşit paşaya tersi olsaydı!tersi olmadığı için dua eder misiniz bilmem!'geçmiş olsun, allah kurtarsın’ dileklerimin kabulünü de!sizi izlerken sevindiğimi ve memnun olduğumu da!geçmişe dalıp çok acı çektiğimi fark edip etmediğinizi de!bildiğim bir şey var; sizin gibi generallerin hele de orgenerallerin hakkında kuvvetli bilgi ve belge olmadıktan sonra gözaltına alınıp içeri atılamayacağı!öyle ya, bundan 65 sene evvel, hani 43’teki tek partili dönemde, bir orgeneral olan mustafa muğlalı’nın van’ın özalp ilçesinde iranlı koyun hırsızlarına yardım ettikleri iddia edilen 33 masum, savunmasız köylüyü bir gecede kurşuna dizdirdiğini biliyors...

emperyalizmin ağında dans etmek: stk'cılık

ibrahim horozibrahimhorozk@gmail.comstk’cılık emperyalizmin dünyayı, özellikle de bölgemizi yönetme stratejisinin parçasıdır. kendi kaderini emperyalizmle birleştirmiş olan yerli işbirlikçilerin, stk’cılık ağının bir parçası olmasından doğal bir şey yok. “solculuk”, “demokratlık” adına veya “masum” gerekçeler sunarak emperyalist kurumlardan para alanlara ise ilk olarak “ayıp!” diyoruz. bile bile “ayıp etmeye” devam edenler ise giderek ajanlaşacaktır. unutmayalım: parayı veren düdüğü çalar! düşmanın ekmeğini yiyen, onun kılıcını sallar!türkiye’de stk ve stk’cılık önemli bir sorun. öncelikle stk nedir, nasıl ortaya &cced...

derin devlet ve aktörleri (devam 2)

adı:kaşif kozinoğlu kim: mit'in dış operasyon eski sorumlusu kozinoğlu, alaattin çakıcı'nın yargıtayla ilgili davasıyla ilgili pürüzleri gidermek için başkan eraslan özkaya nezdinde kulis yürüten kişi olarak hafızalara kazındı. skandal patlak verince herkes alaattin çakıcı'nın adamları ile telefon görüşmesi yapan, yargıtay başkanıyla görüşen kozinoğlu'nun kim olduğunu merak etmeye başladı. hakkında bilinenler özel harp dairesi kökenli eski bir binbaşı olduğu, afganistan'da generallik ünvanı aldığı, mit'te dış operasyonlar daire başkan yardımcılığı görevini yürüttüğünden ibaretti. kozioğlu'nun uzmanlık alanı orta asya.orta asya ve afganistan geçmişi, kozinoğlu'nun 1999'da amerikan gizli servisi cıa'ya "usame bin ladin'i yakalayacak ada...

dünya ekonomik krizleri

dünya ekonomik krizleri tarih, tekerrür ve ekonomik krizler yazan: alev alatlı 1. bölüm: kükreyen 20'ler tarih her zaman tekerrür edecek diye bir şey yok, hayır. ancak, ekonomi, siyaset gibi bazı sahalar var ki, buralarda gelişen olayların başlangıç durumlarındaki benzerlikler, sonuçlarını da benzer kılıyor. bu nedenledir ki, çoğu kez hatalarımızdan ders alabiliyor, hatalarımızı tekrarlamama yoluna gidebiliyoruz. örneğin, amerikalılar: amerikalılar, 1929 krizinden ders almamış, gerekli önlemleri geliştirmemiş olsalardı, 1987 krizini meselâ, atlatamazlardı. ki, 1987 krizi, 1929 krizinden çok daha vahimdi. ’29 felâketinde borsa %12.8 puan düşmüştü, 1987’de %22.6 puan! buna rağmen, tarihe büyük çöküntü olarak geçen ve on yılı aşkın bir süre...

agsp, agsk, nato, ab, kıbrıs...

        aralık ayına girilirken ankara'daki "diplomasi trafiği" birden yoğunlaşmıştır. özellikle tüsiad başkanı tuncay özilhan'ın 26 kasım günü "ab üyeliği, türkiye için vazgeçilmez bir hedeftir... türkiye'nin sayın denktaş'ın uzlaşmaz tutumunu desteklemesini de doğru bulmuyoruz" açıklamasıyla birlikte kıbrıs sorunu neredeyse dış politikanın birinci maddesi haline getirilmiştir.       ve tüm dikkatler tüsiad, ab üyeliği, kıbrıs ve rauf denktaş'ın "uzlaşmaz tutumu" üzerinde toplandığında, ab dönem başkanı belçika başbakanı'nın türkiye'ye gelişiyle birlikte, asıl sorunun kıbrıs olmayıp, avrupa güvenlik ve savunma politikası[1*] (agsp) olduğu ve bu çerçevede oluşturulacak olan avrupa ordusu (acil müdahale gücü) konusund...

gladio

gladio yine elini kana buladı                                      istanbul, kana bulandı. 57 kişi öldürüldü. dört noktada patlatılan en az dört ton patlayıcı, herkesin kanını dondurdu. 16 ve 21 kasım günlerinde beyoğlu, osmanbey, ingiliz konsolosluğu ve levent’teki hsbc bankası önünde patlatılan bombalı araçların içinde c-4 patlayıcı maddeleri olduğu gazetelere yansıdı.konunun uzmanları, patlayıcılar arasında bulunan c-4 kalıplarının cıa ve pentagon imalatı olduğunu bilir. plastik tahrip maddesi olarak bilinen c-4’ler, bütün dünyada terör örgütleri tarafından kullanılıyor. yani abd’nin f...

1. giriş: tarihte abd'nin orta asya'ya ilgisi*

olaf caroe 1967'de basılan sovyet imparatorluğu orta asya türkleri ve stalinizm başlıklı eserinde, sovyetler birliği'nin orta asya'daki cumhuriyetlerde yaşanacak sorunlar nedeniyle çökeceğini ileri sürmekteydi. caroe'ye göre "1300 yıla dayanan bir müslüman geçmişi bulunan ve sovyet yönetimi tarafından ortadan kaldırılmaya çalışılsa da güçlü biçimde varlığını devam ettiren türklük bilincine sahip orta asya halkları, moskova'nın ruslaştırma ve dinsizleştirme politikalarına başkaldıracaklardı".(1) caroe'nin kitabıyla aynı tarihte türkiye'de de samet ağaoğlu'nun sovyet rusya imparatorluğu adlı gezi kitabında, orta asya türklerinin yoğun komünist propagandayla dinsizleştirilmeye çalışıldığını, bu bölgenin zenginliklerinin moskova tarafından sömürüldüğünü ve bu ...

küresel denizlerde çapasını unutmuş bir gemi

    bir nevi antibiyotik yapmalıyım...” diyordu cemil meriç. bir nevi panzehir. düşünme melekesi iğdiş edilmiş nesillere sunulacak olan şifa küpü kelimeler, bir başka deyişle. gecenin karanlığını, gündüzün sisini delen gözleri, cemil meriç’i aydınların beyin felcine bir tiryak aramaya sevk etmişti. ömrü günü bu arayışın peşinde geçmiş, bu yolda yorulmuş, yaralanmıştır. “aydın, yaralıdır” ona göre çünkü. aydının yaralı olması, şanındandır. ama aynı zamanda o, yaralarını başkasına bulaştırmak yerine, kanını içine akıtacak, dışarıya ise “kızılcık şerbeti içtim” diye gülümseyecektir. çünkü bilmelidir ki, kendini tedavi ederken yalnız kendisini değil, bir paratoner gibi üzerinde topladığı toplumun asırlık yıldırımlarını sağaltan, yumuşatan ve to...

Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !