× "

hasretle beklemek

" arama sonuçları
ateş altında kalmaktır beklemek!

ateş altında kalmaktır beklemek!

                                    ateş altında kalmaktır beklemek!..   hiç dikkat etmedim! belli belirsiz bir ruj mu sürmüştü, yoksa doğal rengimiydi? ziyarete geleceği yeri düşünerek özenle seçip giydiği ve gösterişten uzak siyah kıyafeti, yüzünün tüm detaylarını ortaya çıkarmıştı… hafif çilli yüzü, küçük burnu, kıyısına yosun vurmuş deniz gibi gözleri ve güneşin yaktığı altın başaklı ekinlerin sarılığınca parlayan kısa saçları, yıllar önce son gördüğüm günün güzelliğinden hiçbir şey yitirmemiş...

beklemek

beklemek denizi hasretle ararız çölde.. yağmurda, ışığı.. güneşi!. yazın karlı bir orman düşlerimizde.. kim takar kışı.. ateşi! sevgiliyi beklemektir aşığın işi! ben seni beklerim! her gün büyür özlemim, amansız.. ama öldün.. apansız! biliyorum kavuşmamız imkânsız biliyorum.. dönmeyeceksin! ne güzel! aşkım!. hiç bitmeyeceksin! ......

aşk ne tuhaf ve vazgeçilmez...

    insanların çoğu sevmekten aşktan muzdaripler... aslında herkes birilerini seviyor veya birileri tarafından seviliyor... ama insanlar en çok özel bir kişiyi sevmekten dolayı mutlu oluyor veya mutsuzluk içinde kıvranıyor... genelde benim izlenimlerim seven kişi sevdiği tarafından sevilmeyince çenesi açılıyor yazmak derdini duyurmak acısını paylaşmak istiyor... belkide söyleyemediği cümleleri haykırıyor duymak istemeyenlere...   bu sevenin bir yanı yani karşılıksız sevmek sevmelerin en zoru.hiç gelmeyecek bir insanı sevmek çok zor, seni hiç sevmeyecek olması mesela yada hayatına bir başkasının girmesi ihtimali ve başka birini sevmesi ihtimali oldukça can acıtıcı sanki... am...

seni beklemek

takvim yaprakları çizik çizik, delik deşik her köşesinde siyah noktlar her sayfasında hasretle çizilmiş günler,aylar ve yıllar. saatime bakıyorum şimdi zaman tıpkı kum saatindeki gibi vakit yine gecenin onikisine dayandı ve yağmur çiseliyor üstüme üstüme soğuk bir kış gecesinde geceyle birlikte hayallerim belki de ümidim bir kere daha kararıyor. adını yıldızlara yazdığım sevgili ben buradayım her zamanki yerde boğazın girişinde nöbet tutan moda’nın kayalıklarla dolu sahilinde mavi yelekli çaycı her zamanki gibi salına salına geliyor elindeki demli çayıyla, az ileride seninle ilk karşılaştığımız yeri asırlık meşe ağacını görüyorum tutsak bir mahku...

seni beklemek

takvim yaprakları çizik çizik, delik deşik her köşesinde siyah noktlar her sayfasında hasretle çizilmiş günler,aylar ve yıllar. saatime bakıyorum şimdi zaman tıpkı kum saatindeki gibi vakit yine gecenin onikisine dayandı ve yağmur çiseliyor üstüme üstüme soğuk bir kış gecesinde geceyle birlikte hayallerim belki de ümidim bir kere daha kararıyor. adını yıldızlara yazdığım sevgili ben buradayım her zamanki yerde boğazın girişinde nöbet tutan moda’nın kayalıklarla dolu sahilinde mavi yelekli çaycı her zamanki gibi salına salına geliyor elindeki demli çayıyla, az ileride seninle ilk karşılaştığımız yeri asırlık meşe ağacını görüyorum tutsak bir...

beklemek

yollarda geleni beklemek, hasretle yolları gözlemek, göreceğini umut etmek, gelecek varsa güzeldir beklemek.. hasret var yollarda, gözler hep uzaklarda, orada var olmakta, uzun olan zalim yollarda.. beklemek zor şeydir derler, bekleyen neler der neler, beklerken bazı şeyleri özler, zaman beklemekle geçer gider.. adı var hasretin dillerde, gönül hep birlerini beklemekte, nice ümit ve emellerde, beklenilmekte hep bana gelmekte, kısa ömür yaşanır gider, bu özlem bir gün olur biter, özlem o gelince elbet biter, gönlüm mutluluğa ancak erer.. unutursun beklerken çektiğin çileyi, gelince çözersin gönüldeki ilmeği, bitir...

uğur mumcu'ya hasretle....

her sene bu ve benzeri bir çok tarihte iç sızılarımız fışkırıyor benliklerimizden.her bir tarihin acısını,yüreğimizin en derinlerin de seneler geçmesine rağmen,çözülemeden beklemek işkenceden,adaletsizlikten başka bir şey katmıyor yüreklerimize…. unutulmaz bir pazar sabahı,arabasına yerleştirilen kalleş bir bombayla ömründen ömür alınıyordu uğur mumcuların..sadece o değil,beraberin de bir sürü uğur mumcu götürüyordu aslında.mumcu’nun dizelerin de adaletsizliği görmek her zaman mümkündü.o beyaz doğruların temsilcisi,haksızlıkların en büyük takipçilerinden biriydi aslında.her araştırmasında,her yazısında değinemediklerine değiniyordu devletin.b...

ne zaman düştün sol yanıma ey sevgili!...

ne zaman düştün sol yanıma ey sevgili, vuruldum sözlerinden kalbime geçen yollardan benim yazımsın sen, korkarım kışım olmazsında tenimde çıldırmış bir dilek tutuşturur iliklerin sen ateşsin kor kor yakarsın sol yanımı ey sevgili kimbilir, şimdi neredesin, hangi rüzgârın esintisindesin senin yangınlara yakalandım, alevlerin sardı bedenimi ab-ı hayat suyuna düştüm, hayat buldu son bakışlarım seni isterim uzaktır kıyı boyların, memleket toprakların sevgin kalbime işlenmiş, nakış nakış, ilmek ilmek aşk! sevdiğim ama dokunamadığım bir çiçek kulaç attığım dalgalara alabora oldu haykırışlarım beklemeyi öğrettiler bana yüreğim, gözlerim yollardadır yırttığım takvim yap...

deniz de tren beklemek

  uzaktan sevmek hasretle sevmek ne berbat bir duygudur. seviyordu, kendine de itiraf edemiyordu, bitmeyen sevda sanmıştı. adam yalan makinasıymış. hatta soğusun diye adama kötü de yazıyor du, adam soğumuştu ama kadın kendini soğutayım derken daha da sever olmuştu. ona olan sevgisi ile adamın yaptıklarını uzaktan takip ediyordu, arkadaş olamazlar dı.. giderse bitecekti sevgisi... ama unutamıyordu da. deniz de tren beklemekti... vapurlar bir bir geçip giderlerken...  insan bu kadar sevebilir mi, acaba o da beni arasıra da olsa düşünüyormu ki böylesi severim derdi. yok yok ne ölüm ne dirim umurunda değil dedi en mahzunundan.  uzun süre evden de çıkmaz olmuştu ve bir gün çıktı sanki başka bir ülkedeydi dışarıya çıkmaya çıkmaya her yer yabancılaşmıştı, sahile g...

biz olacağız..

                                                                                                               u.t.seninle aynı yerdeaynı havayı solumak,sana yakınkensenden uzak olmak,oysa şimdi senden uzakbelki daha yakınsın sen bana,senin yanında s...

beklemek sıkıyor ...

    beklemek sıkıyor böyle eli kolu bağlı oyuncak robot gibi uzaktan kumandalı böyle olmamalı beklemek ah bu beklemek ölümü beklemek gibi bir şey galiba oysa ölüm nasıl beklenir bilmiyorum ben şarkılardaki bir iki notada kalmamalı hayatım. böyle birinin seslendirmesini bekleyerek geçmemeli beste olmalı, bestekar olmalı keman sesleriyle kulaklardan kalplere en güzel ve en acı hikayesini anlatmalı yaşamın. beklemek sıkıyor insanı yalnızlık sıkıyor sonra, hasretle geçen zamana acıyor insan. evrim bani...

beklemeyi bilenlere...

  gönüllere damgasını vuran ve unutulmayacak kadar derin acılar bırakan yaranın adıdır ayrılık.  insanoğlunun, kaderinin her dönüş noktasında yaşadığı bir tiyatro sahnesidir. bizler ki ayrılığa yazgılı olarak yaratılmışızdır. ayrılıkta varlığımıza katılarak kendini kanıtlamıştır. kimi zaman bu kanıtlayış kan olup akmıştır gönüle, kimi zamanda gözyaşı olup karışmıştır bir gülün rengine.  zaman yine umursamaz tavrıyla geçse de, günler birbirini kovalamaya devam etse de, güneş ile ay doğuş ve batışlarını sergilese de gören gözlere;geçip gitmeyen şeyler vardır insanın içinde. sevdası vardır, hasreti vardır gurbeti vardır.. hepsinin derininde de bir ayrılık hançeri saplıdır. işte bu hançer izleridir yüreği bülbül eyleyip de inleten. şarkılar ve türkülerdir bu inleyişten dirile...

beklemek

               uluçınar köyünden 3 dönümlük bir bahçe satın almaya karar verdim.iki odalı kerpiç bir bağ evinin olduğunu ,bu bahçenin her yanı çim ,çiçek ve meyve ağaçları ile doluydu.kiraz ,dut,şeftali,erik.menekşeler güller kasımpatıları...evi satan kişi ile tüm bahçeyi dolaştık bir süre.dsı  sulama kanallarına bağlı arklarının olduğunu, yüksek gerilim hattından da kaçak elektrik aldıklarını anlattı.birden ne alaka dedirtecek bir ağaç gördüm.hurma ağacı!!bu yörede hurma yetişmez ki.marmara bölgesinde ne işi var bunun? satıcı gülümsemeye başladı.acı bir tebessümdü bu. "yıllar önceydi"diye anlatmaya başladı. hastalandım yataklara düştüm.hastaneye kaldırmışlar beni.ölmek üzereyim.sanırım ciğerimde kocaman bir yara .doktorlar ü...

böyle bir sevmek

bir çığlık geliyor içimden, içimde yankılanıyor, içimi sağır edip duruyor.. bense susuyorum, bağıramıyorum ki karışsın çığlığım evrene.. mühürlü gibi dudaklarım, susuyorum.. ilk kelimesini öğrenmiş bir bebek gibi yalnızca adını tekrarlıyorum.. susuyorum,su gibi berrak gözlerine susuyorum,derinimi kanatan sözlerine susuyorum, konuşamıyorum yine de.. ikinci bir insan gibi hayalin, sanki gerçek, sanki gerçeğin gibi sıcak... bana baktığında gidiyorum, yokuluveriyor birden.. anlasana, artık hasretinden şizofrence yaşıyorum! özlemin gün geçtikçe büyüyor içimde, özlemin gün geçtikçe sığmıyor içime, nefessiz kalıyorum, dayandı özlemin nefes yerine! başka bir hayal giremiyor gözlerimin içine, kalbime,düşüncelerime.. uyanma sebebim bile sensin, yattığımda ölüme gitmeye.. kaç zaman oldu böyle sevme...

hasretle beklemek, dostlarla kaynaşmayı

sevgili arkadaşlarım; beytüşşebapdan geldiğim gece dükkanda arkadaşlarla hasret giderdikden sonra bloğuma göz atıp onlardan müsade sitedim.   annemi, canım eşimi, ve minik meleğimiz irem'i (4 aylık) çok özlemişdim.hemen dükanın üst katındaki eve çıktım.4 gündür büyük bir özveriyle dükana bakan zamanlarını ve emeklerini feda eden iki arkadaşım sağolsunlar o gün de dükkanı bensiz kapattılar.   ertesi sabah  05:00'de dükanı açtım.biraz ortalığı toparlayıp temizlik yapayım derken saat 14:00 olmuş.tesadüfi bir telefon konuşmasıyla akşam dükan kapatılmadan az önce bilgisayarın klavyesine kazayla kola döküldüğünü öğrendim.bol sabunlu iyice sıkılmış bir bezle tuşları sildim çünkü dıbık dıbık olmuşlardı.saç kurutma makinesiylede tuşların arasını kurutup bilgisayarı öyle aç...

Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !