× "

hayat nur artıran kimdir

" arama sonuçları

harun kolçak dinle

harun kolçak harun kolçak harun kolçak dinle harun kolçak gitme seviyorum dinleharun kolçak - gitme seviyorum dinle izleharun kolçak korkuyorum dinle harun kolçak-korkuyorum dinle izleharun kolçak albümleriharun kolçak yanımda kal harun kolçak müptelayım sana harun kolçak karşıyım harun kolçak ağlat beni harun kolçak - aşk beni hep değiştirecek (2007)aşk beni hep değiştirecek (t-ekspres mix)aşk beni hep değiştirecek (modulation wave mix)aşk beni hep değiştirecek (t-ekspres radyo mix)aşk beni hep değiştirecek (modulation wave radyo mix)harun kolçak - beni affetgir kanımamüptelayım sansensiz olamambeni affetbana ellerini veryıllarözlüyorumzorundayımgit işineyüreğimin yangınlarıharun kolçak - biz { bendeniz düet } sev birazsev biraz - remixelimde değilelimde değil - remixharun kolçak -...

enam suresi elmalı tefsiri 6.sayfa

soruyorum, 'allah şişman bilgine buğzeder' diye tevrat'ta buluyorsun değil mi? halbuki sen şişman bilginsin, yahudilerin yedirdiği şeylerden şişmanlamışsın" buyurmuş. orada bulunanlar gülmüşler, malik b. sayf kızmış, hz. ömer'e dönüp: "allah hiçbir beşere bir şey indirmemiştir" demiş, muhammed aleyhisselâm'ın peygamberliğini inkârda mubâlâğa etmek için, öfkesinden müşrikler gibi hepsini inkâr edivermiş. sonra bu sözünden dolayı yahudiler tutmuşlar kendisini b aşkanlıktan indirip yerine kâb b. eşref'i geçirmişler. bu âyetin, nüzul sebebinde meşhur olan çoğunluk görüşü budur. bundan dolayıdır ki sûrenin başında ...

....en'am suresi ayetleri tefsiri...dört..

bununla beraber "ümmü'l-kurâ" merkezlik mânâsı dikkat nazarına alınmaksızın "mekke" demek gibi düşünülürse, 'dan mekke çevresi, mekke civarı, bundan da nihayet arap yarımadası düşünülür. bu ihtimale göre kur'ân'ın nüzul hikmeti yalnızca mekke ve arap yarımadası halkının uyarılmasına mahsusmuş gibi bir kuruntu akla gelebileceğinden "mekke ve etrafını uyarman için" buyurulmadığı gibi, "ümmü'l-kurâ ve etrafını uyarman için" de buyurulmayıp atıf vâvı ile "ve ümmü'l-kurâ ve etrafını uyarman için" buyurulmuş ve bununla kur'ân'ın nüzulünün, muha...

satılık ölüm

                            "ölüm" nadir olmayan bir antikaydı. kataloglarda yoktu. adı anıldığında müzayede salonuna kar yağdı bu yüzden. kar sessiz yağar. müzayedeyi yöneten, "artıran yok mu!" diyemedi. paha biçemedi kimse ölüme. "satıyorum" kelimesini ne kadar uzatsa da bir bayrak kalkmayacak. ölümün müşterisi yok. başlar öne eğilmiş. kalkmayacak bir çin vazosu çıkana kadar masaya. beş yüz yıllık çin vazosu görünür görünmez bayraklar çırpınıyor! çiçekler fışkırıyor topraktan!...

satılık ölüm

  "ölüm" nadir olmayan bir antikaydı. kataloglarda yoktu. adı anıldığında müzayede salonuna kar yağdı bu yüzden. kar sessiz yağar. müzayedeyi yöneten, "artıran yok mu!" diyemedi. paha biçemedi kimse ölüme. "satıyorum" kelimesini ne kadar uzatsa da bir bayrak kalkmayacak. ölümün müşterisi yok. başlar öne eğilmiş. kalkmayacak bir çin vazosu çıkana kadar masaya. beş yüz yıllık çin vazosu görünür görünmez bayraklar çırpınıyor! çiçekler fışkırıyor topraktan! "artıran yok mu!" var. bir servet ödenebilir bu kadim vazoya. şu renklere bakın, cıvıl cıvıl. salonun köşesine ne g&uum...

satılık ölüm

  "ölüm" nadir olmayan bir antikaydı. kataloglarda yoktu. adı anıldığında müzayede salonuna kar yağdı bu yüzden. kar sessiz yağar. müzayedeyi yöneten, "artıran yok mu!" diyemedi. paha biçemedi kimse ölüme. "satıyorum" kelimesini ne kadar uzatsa da bir bayrak kalkmayacak. ölümün müşterisi yok. başlar öne eğilmiş. kalkmayacak bir çin vazosu çıkana kadar masaya. beş yüz yıllık çin vazosu görünür görünmez bayraklar çırpınıyor! çiçekler fışkırıyor topraktan! "artıran yok mu!" var. bir servet ödenebilir bu kadim vazoya. şu renklere bakın, cıvıl cıvıl. salonun köşesine ne g&uum...

allah korkusu kitabından bölümler

şu anda içinde bulunduğunuz odada yalnız değilsiniz. zaten kendinizi en yalnız sandığınız zamanlarda bile siz hiçbir zaman yalnız olmadınız. allah tarafından görevlendirilen yazıcı melekler sürekli sizi izliyorlar. ağzınızdan bir kelime çıkmasın, hemen yazıyorlar. her adımınızı, her düşüncenizi, her yaptığınızı, yapmanız gerekip de ertelediğinizi, hepsini eksiksiz kaydediyorlar. küçük büyük hiçbir şeyi ayırt etmiyorlar. siz uyuyorsunuz, onlar yine yanınızdalar. unutmaları ya da yanılmaları mümkün değil, emrolundukları şeyi kusursuzca yapıyorlar. öte yandan size vekil kılınan ölüm melekleri de bekliyorlar. neyi mi? size verilmiş olan sürenin dolmasını. sizin için tayin edilen ecel geldiğinde canınızı onlar teslim alacaklar. bu arada hiç hesaba katmadığınız hatta belki de aklınızdan bile...

derviş ile zerniş

 “kendine âşık” zerniş’in “aşka âşık” dervişine varış sürecinin öncesidir endam aynasında saatlerce kendisini seyrediyor olmaktan bir türlü bıkmazdı. yastığının altındaki bir rüya deseniyle süslenmiş yuvarlak ayna ile uyumak onun en vazgeçemediği işlerindendi. güzeldi ve bu güzelliğini kendisine söylemekten aynalara da tasdik ettirmekten çok hoşlanırdı. sabah uyandığında ilk merhabasını pencereye konan kuşlarla paylaşmak yerine evindeki bütün aynalara tek tek gülümsemeyi tercih ederdi. aynaların o’na “evet sen çok güzelsin” diye fısıldadığına inanır ve aynaların en gerçek dost olduğunu tekrarlardı kendi kendine. aynalar...

tarih sahnesinden aniden silinen pompey’in günahı da sosyo

çevgenler şahıs ve zümrelerce alabildiğine sahiplenmiş, sınıflı toplumun ahtapotları kendi zevk ve sefaları için çoğunluğun zorunlu ihtiyacına gidecek değerleri israf etmişlerdi. sistem medeniyetten uzak, olduğu gibi politehizm dinlerinin baş kâhinlik makamına ismi papaya çevrilmiş kahin papa kaim olmuştur. sisten tepeden tırnağa armut şeklindedir. yani mısırda piramitle simgelenen dokuz genlidir. önceki bölümde çevgenlerin özelleştirilmesinin ve bu yolla kazanılan gelirin insanı necis yaptığını gördük. çünkü verim artırıcı alet edevat ve teknolojinin imtiyazlı kişilerin elinde tekelleşmesi çoğunluğu fakir, yoksul, yoksun ve mağdur eden başlıca sebeplerdendir. böylece güçlen...

termitler 10-11-12

termitler 10   termitlerin yuva onarım teknikleri termitlerin yaptıkları inşaatlara ilk bakıldığında plansız bir şekilde yürütüldüğü izlenimi oluşabilir. çünkü inşaatı oluşturan topraklar, gelişigüzel yığınlar halinde biriktirilmiş gibi bir görüntüye sahiptir. ancak bu durum uzun sürmez ve biraz önce de belirttiğimiz gibi kısa bir süre sonra bu rastgele yığınlardan çok ince ayrıntılarla düzenlenmiş bir yuva ortaya çıkar. genel hatlarıyla yuvalar birbirlerine benzeseler de, detaylarda sınırsız çeşitlilik ve ince tasarımlar vardır. her aşamada, bir sonraki adımda oluşacak detayı tahmin etmek imkansızdır. inşaat işçisi termitlerin bir özelliği de inşaat planında herhangi bir değişiklik olduğunda buna hemen uyum sağlamaları ve gerekeni geciktirmeden yapmalarıdır. termitler...

rahibem

termitler 11   termitlerin kullandıkları acil durum teknikleri her termit kolonisi, yaşadığı bölgenin özelliklerine göre yöresel bir inşaat tekniği kullanır. olağanüstü durumlara karşı hemen uyum sağlar ve yeni taktikler geliştirirler. örneğin termitlerin havalandırma sistemi ciddi bir zarar gördüğünde, 48 saat içerisinde tepeciğin üzerine yeni binalar inşa edilir. bu binalar çok gözenekli, küçük şapkaları andırır ve termitler tarafından yeni kurulan havalandırma sistemini çalıştırırlar. böylece havalandırma sistemi, kolonide hiçbir sıkıntı yaşanmaksızın tamir edilmiş olur. yanda yeraltına yapılmış yuvanın yeryüzüyle bağlantısının yüksek bacalar aracılığıyla sağlanması gösterilmektedir. başka bir örnek olarak da macrotermes ve odontermes isimli t...

birinci cild bölüm-14

divan-ı kebir                                                       birinci cild bölüm-14 241. her sözü duymamak için kulağma pamuk tıka! fa'ilatün, fa'ilatün, fa'ilatün, fa'ilat (c. 1, 402) • canlar canları yaratana doğru gitmek arzusundadır. fakat bu arzu, bu gidış. bilginlerin, akıllı kişilerin dillerindedir. aşıkların da gönüllerindedir. • "ben batanları sevmem"105 ayeti bilginlerin dillerindedir. "kalıcı olan iyi şeylerdir."106 ayeti ise aşıklarm gönüllerinde yer almıştır...

düşüncenin örtüsü 'sükut suretinde' bir dilegeliş öyküsü

nuri pakdil'de, dil, kimi zaman düşünceyi örter, kimi zaman üzerindeki örtüyü kaldırır, bizi yalın olanla karşılaştırır. düşünceyi örter diyorum, bu, belki de o'nun bilinçli biçimde dilde açtığı çığırın ortaya getirdiği bir şeydir. heidegger gibi pakdil de, türkçeyi yani düşünceyi, teolojik olandan soyutlama/temizleme gibi bir dava gütmüştür. böylesi bir çabası var mıdır, ya da buna, düşünceyi teolojiden arındırma mı demeli, bundan doğrusu emin değilim. çünkü, hakkında yapılan tartışmaların bir boyutunu hep bu dil sorunu oluşturagelmiştir. yaygın ve beylik görüş, pakdil'in, aşırı biçimde dünyevileşmiş çevrelere (ve/veya sol, sosyalist 'cephe'ye) 'öğreti'yi taşıma çabası olduğudur. o'nun çabasında bu niyeti çağrıştıran unsurlar bul...

Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !