× "

ikide bir nasıl yazılır

" arama sonuçları

franz kafka - ceza sömürgesi özet

  subay, "eşsiz bir alet" dedi yolcuya ve kendisine hiç de yabancı olmayan makineyi hayran hayran süzdü. yolcu, büyüğe saygısızlık ve hakaret suçuyla ölüme mahkûm edilen bir askerin idamında bulunmayı teklif eden komutanın çağrısını, sırf nezaket gereği kabul etmişe beziyordu. sömürgeliler de bu idama pek ilgi göstermemişti zaten. bu küçücük, kumlu vadide, dört yanı yalçın kayalıklarla çevrili bu çukurda, subaydan, yolcudan ve saçı başı dağılmış, ağzı açık aptalın biri olan hükümlüden ayaklarına, bileklerine ve boynuna gerilmiş ve birleştirici halkalarla birbirine tutturulmuş zincirlerin bağlı olduğu ağır b...

9.sınıf dil ve anlatım

                                              yazım kuralları ve noktalama işaretleri                                              yazım kuralları büyük harflerin yazımı  özel adlar büyük harfle yazılır: (yeryüzü, kişi, ülkeler, diller...) minik kedisine hep pamuk diye seslenirdi...  kurum ve...

ekler cümlelerde nasıl yazılır

* bağlaç olan da, denin yazılışıbağlaç olan da, de ayrı yazılır. kendisinden önceki kelimenin son ünlüsüne bağlı olarak ünlü uyumlarına uyar: kızı da geldi gelini de. durumu oğluna da bildirdi. sen de mi kardeşim? güç de olsa. konuşur da konuşur.not : ayrı yazılan da, de hiçbir zaman ta, te biçiminde yazılmaz.not : ya sözüyle birlikte kullanılan da mutlaka ayrı yazılır: ya da.not : da, de bağlacını kendisinden önceki kelimeden kesme ile ayırmak yanlıştır: ayşe de geldi (ayşe'de geldi değil).not : da, de bağlacının bulunma durumu eki olan -da, -de, -ta, -te ile hiçbir ilgisi yoktur. bulunma durumu eki getirildiği kelimeye bitişik yazılır: devede (deve-de) kulak, evde (ev-de) kalmak, yolda (yol-da) ka...

noktalama işaretleri

duygu ve düşünceleri daha açık ifade etmek, cümlenin yapısını ve duraklama noktalarını belirlemek, okumayı ve anlamayı kolaylaştırmak, sözün vurgu ve ton gibi özelliklerini belirtmek üzere noktalama işaretleri kullanılır. noktalama işaretlerinden nokta, virgül, noktalı virgül, iki nokta, üç nokta, soru, ünlem, tırnak işaretleri, ayraç ve kesme ait oldukları kelimelere bitişik olarak yazılır ve kesme dışındaki işaretlerden sonra bir harf boşluğu ara verilir. nokta ( . ) 1. cümlenin sonuna konur: türk dil kurumu, 1932 yılında kurulmuştur. saatler geçtikçe yollara daha mahzun bir ıssızlık çöküyordu. (reşat nuri güntekin) 2. bazı kısaltmaların sonuna konur: alb. (albay), dr...

franz kafka - ceza sömürgesi

subay, "eşsiz bir alet" dedi yolcuya ve kendisine hiç de yabancı olmayan makineyi hayran hayran süzdü. yolcu, büyüğe saygısızlık ve hakaret suçuyla ölüme mahkûm edilen bir askerin idamında bulunmayı teklif eden komutanın çağrısını, sırf nezaket gereği kabul etmişe beziyordu. sömürgeliler de bu idama pek ilgi göstermemişti zaten. bu küçücük, kumlu vadide, dört yanı yalçın kayalıklarla çevrili bu çukurda, subaydan, yolcudan ve saçı başı dağılmış, ağzı açık aptalın biri olan hükümlüden ayaklarına, bileklerine ve boynuna gerilmiş ve birleştirici halkalarla birbirine tutturulmuş zincirlerin bağlı olduğu ağır bir zinciri elinde tutan askerden başka, kimsecikler yoktu. uysal bir köpek gibiydi hükümlü; öyle ki, görenler, "bu adam serbest bırakılsa, dolaydaki tepelerde uslu uslu gezin...

franz kafka - ceza sömürgesi - edebi metinler - alıntı yazılar

subay, "eşsiz bir alet" dedi yolcuya ve kendisine hiç de yabancı olmayan makineyi hayran hayran süzdü. yolcu, büyüğe saygısızlık ve hakaret suçuyla ölüme mahkûm edilen bir askerin idamında bulunmayı teklif eden komutanın çağrısını, sırf nezaket gereği kabul etmişe beziyordu. sömürgeliler de bu idama pek ilgi göstermemişti zaten. bu küçücük, kumlu vadide, dört yanı yalçın kayalıklarla çevrili bu çukurda, subaydan, yolcudan ve saçı başı dağılmış, ağzı açık aptalın biri olan hükümlüden ayaklarına, bileklerine ve boynuna gerilmiş ve birleştirici halkalarla birbirine tutturulmuş zincirlerin bağlı olduğu ağır bir zinciri elinde tutan askerden başka, kimsecikler yoktu. uysal bir köpek gibiydi hükümlü; öyle ki, görenler, "bu adam serbest bırakılsa, dolaydaki tepelerde uslu uslu gezinir...

sıfat, zarf,zamir,edat,bağlaç , ünlem

sıfat, zarf,zamir,edat,bağlaç , ünlem [bu yazıyı izle] sıfatlar(önadlar) a. sıfatların özelliklerib. sıfat çeşitleri 1. niteleme sıfatları 2. belirtme sıfatlarıa. işaret sıfatları b. sayı sıfatları        - asıl sayı sıfatları        - sıra sayı sıfatları        -kesir sayı sıfatları        -üleştirme sayı sıfatları        -topluluk sayı sıfatları c. belgisiz sıfatlar d. soru sıfatları c. sıfatlarda anlam1. sıfatlarda anlam kuvvetlendirme2. sıfatlarda anlam daraltma3. sıfatlarda karşılaştırma d. yapı bakımından sıfatlar 1. basit sıfatlar 2. türemiş sıfatlar 3. birleşik sıfatlar     ...

sıfat, zarf,zamir,edat,bağlaç , ünlem

sıfatlar(önadlar) a. sıfatların özelliklerib. sıfat çeşitleri 1. niteleme sıfatları 2. belirtme sıfatlarıa. işaret sıfatları b. sayı sıfatları        - asıl sayı sıfatları        - sıra sayı sıfatları        -kesir sayı sıfatları        -üleştirme sayı sıfatları        -topluluk sayı sıfatları c. belgisiz sıfatlar d. soru sıfatları c. sıfatlarda anlam1. sıfatlarda anlam kuvvetlendirme2. sıfatlarda anlam daraltma3. sıfatlarda karşılaştırma d. yapı bakımından sıfatlar 1. basit sıfatlar 2. türemiş sıfatlar 3. birleşik sıfatlar      a. kaynaşmış birleşik sıfatlar     ...

franz kafka - ceza sömürgesi

subay, "eşsiz bir alet" dedi yolcuya ve kendisine hiç de yabancı olmayan makineyi hayran hayran süzdü. yolcu, büyüğe saygısızlık ve hakaret suçuyla ölüme mahkûm edilen bir askerin idamında bulunmayı teklif eden komutanın çağrısını, sırf nezaket gereği kabul etmişe beziyordu. sömürgeliler de bu idama pek ilgi göstermemişti zaten. bu küçücük, kumlu vadide, dört yanı yalçın kayalıklarla çevrili bu çukurda, subaydan, yolcudan ve saçı başı dağılmış, ağzı açık aptalın biri olan hükümlüden ayaklarına, bileklerine ve boynuna gerilmiş ve birleştirici halkalarla birbirine tutturulmuş zincirlerin bağlı olduğu ağır bir zinciri elinde tutan askerden başka, kimsecikler yoktu. uysal bir köpek gibiydi hükümlü; öyle ki, görenler, "bu adam serbest bırakılsa, dolaydaki tepelerde uslu uslu gezinir, idam saa...

franz kafka :ceza sömürgesi

subay, "eşsiz bir alet" dedi yolcuya ve kendisine hiç de yabancı olmayan makineyi hayran hayran süzdü. yolcu, büyüğe saygısızlık ve hakaret suçuyla ölüme mahkûm edilen bir askerin idamında bulunmayı teklif eden komutanın çağrısını, sırf nezaket gereği kabul etmişe beziyordu. sömürgeliler de bu idama pek ilgi göstermemişti zaten. bu küçücük, kumlu vadide, dört yanı yalçın kayalıklarla çevrili bu çukurda, subaydan, yolcudan ve saçı başı dağılmış, ağzı açık aptalın biri olan hükümlüden ayaklarına, bileklerine ve boynuna gerilmiş ve birleştirici halkalarla birbirine tutturulmuş zincirlerin bağlı olduğu ağır bir zinciri elinde tutan askerden başka, kimsecikler yoktu. uysal bir köpek gibiydi hükümlü; öyle ki, görenler, "bu adam serbest bırakılsa, dolaydaki tepelerde uslu uslu gezinir, idam saati...

yazı

dünya şairin kitabıdır gonca özmen şiirsel yolculuğunu, deneyimlerini yeni arayışlarla sürdüren ilhan berk yeni bir yapıtla çıktı karşımıza: tümceler geliyorum. kitapta, düzyazı şiir ya da aforizma da diyebileceğimiz düşünsel yoğunluk ve derinliği olan metinler var. ilhan berk, bir filozofun diliyle, gerçeklikle ilgili mantıksal, doğru bilgiler ortaya koymak için yazmıyor. dünyaya, insana ve gerçekliğe bir şair olarak bakıp bir şair olarak yazıyor; ince bir dil işçiliği ve şiirsellikle. bodrum’da, küçük bir suyun önünde, ilhan berk’le tümceler geliyorum’u konuştuk. gördüğünüz her şeye, her nesneye yazılacak bir şey diye baktınız: sokaklara, evlere, insanlara, ağaçlara, kuşlara, böceklere, sulara... son zamanlarda ise d...

franz kafka - ceza sömürgesi

subay, "eşsiz bir alet" dedi yolcuya ve kendisine hiç de yabancı olmayan makineyi hayran hayran süzdü. yolcu, büyüğe saygısızlık ve hakaret suçuyla ölüme mahkûm edilen bir askerin idamında bulunmayı teklif eden komutanın çağrısını, sırf nezaket gereği kabul etmişe beziyordu. sömürgeliler de bu idama pek ilgi göstermemişti zaten. bu küçücük, kumlu vadide, dört yanı yalçın kayalıklarla çevrili bu çukurda, subaydan, yolcudan ve saçı başı dağılmış, ağzı açık aptalın biri olan hükümlüden ayaklarına, bileklerine ve boynuna gerilmiş ve birleştirici halkalarla birbirine tutturulmuş zincirlerin bağlı olduğu ağır bir zinciri elinde tutan askerden başka, kimsecikler yoktu. uysal bir köpek gibiydi hükümlü; öyle ki, görenler, "bu adam serbest bırakılsa, dolaydaki tepelerde uslu uslu gezinir, idam sa...

millÎ şairimizin son günlerinden bir hatıra / özlemek mi oğlum?.

  bünyamin ergün ..   türk edebiyatına, son devrin çok güzel şiirlerini hediye eden büyük şair mehmet akif vatandan on bir senelik ayrıldıktan sonra vatanına kavuşmuştu. fakat istiklâl marşı’nın millî his, millî heyecan ve millî şiir meydana getiren bu büyük şairi yurda hasta dönü ve hastahanede tedavi altına alındı. yedigün mecmuası muhariri kandemir, onun yurttan ayrı yaşadığı günlerdeki hatıralarını, intibarlarını kaleme aldı. aşağıdaki yazı bu büyük şairin son hâtıralarıdır: "cennet vatanın hasretiyle yanan mehmet akif, istanbul’a ayak basar basmaz hastalanıyor. üstad hemen şişli sıhhat yurdu’nda tedavi altına alınıyor.. ― günün birinde sessiz sedasız yola revan olarak, vatan ufuklarını aşan şair mehmet akif, tam on bir yıl süren uzun bir zaferi...

ceza sömürgesi

subay, "eşsiz bir alet" dedi yolcuya ve kendisine hiç de yabancı olmayan makineyi hayran hayran süzdü. yolcu, büyüğe saygısızlık ve hakaret suçuyla ölüme mahkûm edilen bir askerin idamında bulunmayı teklif eden komutanın çağrısını, sırf nezaket gereği kabul etmişe beziyordu. sömürgeliler de bu idama pek ilgi göstermemişti zaten. bu küçücük, kumlu vadide, dört yanı yalçın kayalıklarla çevrili bu çukurda, subaydan, yolcudan ve saçı başı dağılmış, ağzı açık aptalın biri olan hükümlüden ayaklarına, bileklerine ve boynuna gerilmiş ve birleştirici halkalarla birbirine tutturulmuş zincirlerin bağlı olduğu ağır bir zinciri elinde tutan askerden başka, kimsecikler yoktu. uysal bir köpek gibiydi hükümlü; öyle ki, görenler, "bu adam serbest bırakılsa, dolaydaki tepelerde uslu uslu gezinir, idam saati...

düşüncenin örtüsü 'sükut suretinde' bir dilegeliş öyküsü

nuri pakdil'de, dil, kimi zaman düşünceyi örter, kimi zaman üzerindeki örtüyü kaldırır, bizi yalın olanla karşılaştırır. düşünceyi örter diyorum, bu, belki de o'nun bilinçli biçimde dilde açtığı çığırın ortaya getirdiği bir şeydir. heidegger gibi pakdil de, türkçeyi yani düşünceyi, teolojik olandan soyutlama/temizleme gibi bir dava gütmüştür. böylesi bir çabası var mıdır, ya da buna, düşünceyi teolojiden arındırma mı demeli, bundan doğrusu emin değilim. çünkü, hakkında yapılan tartışmaların bir boyutunu hep bu dil sorunu oluşturagelmiştir. yaygın ve beylik görüş, pakdil'in, aşırı biçimde dünyevileşmiş çevrelere (ve/veya sol, sosyalist 'cephe'ye) 'öğreti'yi taşıma çabası olduğudur. o'nun çabasında bu niyeti çağrıştıran unsurlar bul...

Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !