× "

kağıda şekilli isim yazma

" arama sonuçları
osmanlı’da <b>kağıda</b> gösterilen hürmet

osmanlı’da kağıda gösterilen hürmet

  osmanlı’da kağıda hürmet   1554 yılında türkiye’ye avusturya elçisi olarak gelen ogie de busbecq, türklere olan hayranlığını avusturya’ya yolladığı mektuplarda dile getirmiştir. bu mektuplardan bir bölüm: türkiye’yi böyle gördüm yolculuğum sırasında türklerin imaret dedikleri hanlarda kalmıştık. bir şey dikkatimi çekti. duvarların deliklerine sokulmuş kağıt parçaları. bunlara çok rastlamıştım. bunları bulundukları yerden alarak türklere gösterip üzerlerinde neler yazdığını sorduğum zaman önemli bir yazı yazılmamış olduğunu anladım. ancak türkler suallerime bir cevap vermemişlerdi. daha sonraları,  onlarla daha senli ...

kalem kağıda düşünce.

  kalem kağıda düşünce. gidiyorsun demek.. yakışmadı bize bu ayrılık! biliyorsun değil mi? ne yapıcaksın gidipte? darma duman olmayacakmısın sanki, benim gibi.. ne gerek var ki gitmene, 'biz' herşeyin sonu olmamışmıydık? biz'i bölüp, sen ben yapmana sebep hiç birşey olamazdı hani! ne bu haller şimdi..? ölüm ayırır dı ya, hangimiz öldük ki? senden sonra, yalnız kalıp biteceğimi biliyorsun. sensiz bir ölüyüm, biliyorsun... bizim bahsettiğimiz ölüm ihanetle gerçekleşen ölüm müydü, bilmiyordum.. hayırlısı değilmiydik birbirimizin, hep hayırlısı oldu diyorduk ya hani? anlamadım. bir anda de...

kalem kağıda düşünce.

    kalem kağıda düşünce. gidiyorsun demek.. yakışmadı bize bu ayrılık! biliyorsun değil mi? ne yapıcaksın gidipte? darma duman olmayacakmısın sanki, benim gibi.. ne gerek var ki gitmene, 'biz' herşeyin sonu olmamışmıydık? biz'i bölüp, sen ben yapmana sebep hiç birşey olamazdı hani! ne bu haller şimdi..? ölüm ayırır dı ya, hangimiz öldük ki? senden sonra, yalnız kalıp biteceğimi biliyorsun. sensiz bir ölüyüm, biliyorsun... bizim bahsettiğimiz ölüm ihanetle gerçekleşen ölüm müydü, bilmiyordum.. hayırlısı değilmiydik birbirimizin, hep hayırlısı oldu diyorduk ya hani? anlamadım. ...

kalem kağıda düşünce.

    kalem kağıda düşünce. gidiyorsun demek.. yakışmadı bize bu ayrılık! biliyorsun değil mi? ne yapıcaksın gidipte? darma duman olmayacakmısın sanki, benim gibi.. ne gerek var ki gitmene, 'biz' herşeyin sonu olmamışmıydık? biz'i bölüp, sen ben yapmana sebep hiç birşey olamazdı hani! ne bu haller şimdi..? ölüm ayırır dı ya, hangimiz öldük ki? senden sonra, yalnız kalıp biteceğimi biliyorsun. sensiz bir ölüyüm, biliyorsun... bizim bahsettiğimiz ölüm ihanetle gerçekleşen ölüm müydü, bilmiyordum.. hayırlısı değilmiydik birbirimizin, hep hayırlısı oldu diyorduk ya hani? anlamadım. ...

aşk kaçtı kamışa,kan damladı kağıda

kamış hu! dedi. sustu tüm cümleler. inceden bir elif düştü kâğıda. ruhuna denk düşürebilir miydin her kıvrımı? ah! dertli kamış, neylersin ucundaki is kaplı mürekkebi. ister sülüs damlat âharlı kağıda ister nesih’i. hokkanda duran bir tutam lıka bozmaz kamışının edebini. rabbiyesir cümlesini dökmekle başladın hattatlığa. harflerin tüm kıvrımına gönlünü yasladın adeta. ah! izin olsaydı da kamışın ucuna sen yatsaydın, mürekkep olup damlasaydın kâf’la nûn arasına… rabbiyesir! tüm kıvrımlar onda gizli. kamış her kıvrıma değer o cümlede. her harekede, gönül sahibine yönelebilmişse eğer, her kıvrımı aşkına denk düşürebilmiş...

"hal"in kağıda düşmüş gölgesi...yeşil dergahın aynası...

sade, samimi ve akıcı bir uslupla yazılmış bir kitap okudum bugün. adı; yeşil dergahın aynasıyazarı, saliha malhun. sanki adım adım o'nunla dolaştım bursa'nın sokaklarını. oysa bu şehrin içinden çok uzun yıllar önce sadece bir kez geçip istanbul'a gitmiştim bir okul gezisinde. tarihi bir çarşı hatırlıyorum can arkadaşımla bir kaç parça güzellik almıştık oradan. bir yerde yemek yemiş, ulu cami'nin bahçesinde biraz oturmuş, su içmiş, tarihin o kuşatıcılığında manevi havasını içimize çekmiş, ancak kalabalık sebebiyle içeri girememiştik, dönüşte detaylı gezeriz demişti öğretmenlerimiz ama olmadı.ve o gün bugündür yolum düşmedi şanlı osmanlı şehrine. bu kitabı okuyunca ilk hissettiğim biran önce oraya gitmek arzusu oldu.bu duyguya bir de nihat dağlı'nın ödüllü öyküsü "aşk ile bursa, aşk ile..."...

gönülden kağıda...

gönülden kağıda... gönülden kağıda akarken sözler bazen bülbül olur bazen gül olur allah aşkı ile ağlarken gözler bazen pınar olur bazen sel olur...rabiye tanrıverdioğlu yağmur gibi yağar gül kelimeler dizilir satıra inci heceler şairler, yazarlar, daha niceler bazen yolcu olur, bazen yol olur...emine yılmaz dereci nasıl geçti bilmem, baharlar yazlar yaralı yüreğim devamlı sızlar onu anlatmaya yetmiyor sözler bazen vaha olur bazen çöl olur...rabiye tanrıverdioğlu kelime fakiri olunca kalem anlatamaz kalbi, anlamaz alem bütün yıl yağar da üstüne elem bazen ateş olur bazen kül olur...emine yılmaz dereci kağıdın simgesi, şairin sesi g&uu...

bir <b>kağıda</b>  sensizlik  yazdım

bir kağıda "sensizlik" yazdım

bir kağıda "sensizlik" yazdım. yine de çok hoşuma gidiyor.. çünkü sen'sizlik kelimesi bile sen'le başlıyor.. ceyhun yılmaz ...

aşk/ın kağıda yazılınca-flörtmüş

              bismillahiramnairrahim "o hanginizin daha güzel amel yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır"(mülk 2)şüphesizki allah doğru söylüyor.. flörtmüş.. allahın rızası doğrultusunda beslenen sevgilerin ruhları kalpleri birbirlerine denk gelmezmi.. bayan olsun erkek olsun allah ve rasulunün emirleri doğrultusunda bu yolda giden insanlar temizdirler ki temiz olma gayretinde olanlara temizler yollanacaktır elbet.. nadanı terketmeden yaranı arzularsın hayvanı sen geçmeden insanı arzularsın bu din ölçü dini ölçülerse kutsal kitapta ve rasululllah saw. min hayatında belirtilm...

üç kağıda gelmeyi alışkanlık edinen bir yazar

    üç kağıda gelmeyi alışkanlık edinen bir yazar yazar dr. emin şimşek     yeni mesaj yazar’ı muharrem bayraktar yine cehaletinin kurbanı olmuş. yine diyorum , çünkü bu kaçıncı inanın saymadım ! (1) bir yazar , olmayan bir konu hakkında  vede ilmi haznesi dışında kalan bir konuda yorum yapmaya kalkışırsa , don kişot misali bir yel değirmenine toslar. 3 şubat 2006 tarihli “said nursi ve şehitlik” başlıklı yazısında , risale-i nurlardan alıntı olarak gösterdiği bahsedeceğim paragraf , risale-i nurlarda ge&ccedi...

aşk kağıda dökülmüyor ..

nasıl bir yazgıydı bu, yazanı yazdıranı belli olmayan? hangi kader çizgisiydi yollarını kesiştiren? hangi rüzgarlardı o güzel kadını, onun sakin küçük dünyasına getiren? onu sakin denizlerden sürükleyip fırtınalı okyanuslara atan? sırası mıydı bu aşkın, o ununu elemiş eleğini asmış, tüm sevdaları sürgünlere göndermişken? hangi acımasız yazgıydı, onu yeniden aynalara baktıran. o aynalar ki, hiç yalan söylemeyi bilmezlerdi. geçen yılların bırktığı izleri insanın yüzüne acımasızca vururlardı. azaltamazdı ki kalan saçlarındaki akları, yüzündeki çizgileri. küçülüp, eriyordu, o güzel kadının belleğine kazınmış resminin yanında. utanıyordu sevdasında...

aşk kağıda dökülmüyor

aşk kağıda dökülmüyornasıl bir yazgıydı bu, yazanı yazdıranı belli olmayan? hangi kader çizgisiydi yollarını kesiştiren? hangi rüzgarlardı o güzel kadını, onun sakin küçük dünyasına getiren? onu sakin denizlerden sürükleyip fırtınalı okyanuslara atan? sırası mıydı bu aşkın, o ununu elemiş eleğini asmış, tüm sevdaları sürgünlere göndermişken? hangi acımasız yazgıydı, onu yeniden aynalara baktıran. o aynalar ki, hiç yalan söylemeyi bilmezlerdi. geçen yılların bıraktığı izleri insanın yüzüne acımasızca vururlardı. azaltamazdı ki kalan saçlarındaki akları, yüzündeki çizgileri. küçülüp, eriyordu, o güzel kadının belleğine kazınmış resminin yanında. utanıyordu sevdasından, aşkından. ona giden yollardaki uçurumlar, engeller büyüyordu. o, giderek uzak ve erişilmez bir tanrıça oluyordu. kâr etmiyor...

kağıda saygı gerekir mi?

kağıt kendi zatında mukaddes bir şey değildir.kağıda mânevi değer kazandıran,üzerine yazılan yazılardır.nitekim üzerinde müstehcen resim bulunduran kâğıtları ayak altından kaldırma mecburiyeti olmaz.ama âyet,hadis gibi dini ibareler yazılı kağıtları ayak altından alıp çiğnenmeyen yerlere koymak gerekir.islami bir edep ve saygı ifadesidir bu.buna binaen üzerinde hürmeti gerektiren yazı bulunmayan tuvalet kağıtlarıyla temizlik yapmakta mahzur yoktur.mehmet kır11.02.2008-ankara- ...

aşk kağıda dökülmüyor...

aşk kağıda dökülmüyor nasıl bir yazgıydı bu, yazanı yazdıranı belli olmayan? hangi kader çizgisiydi yollarını kesiştiren? hangi rüzgarlardı o güzel kadını, onun sakin küçük dünyasına getiren? onu sakin denizlerden sürükleyip fırtınalı okyanuslara atan? sırası mıydı bu aşkın, o ununu elemiş eleğini asmış, tüm sevdaları sürgünlere göndermişken? hangi acımasız yazgıydı, onu yeniden aynalara baktıran. o aynalar ki, hiç yalan söylemeyi bilmezlerdi. geçen yılların bırktığı izleri insanın yüzüne acımasızca vururlardı. azaltamazdı ki kalan saçlarındaki akları, yüzündeki çizgileri. küçülüp, eriyordu, o güzel kadının belleğine kazınmış resminin yanında. utanıyordu sevdasından, aşkından. ona giden yollardaki uçurumlar, engeller büyüyordu. o, giderek uzak ve erişilmez bir tanrıça olu...

aşk kağıda dökülmüyor

nasıl bir yazgıydı bu, yazanı yazdıranı belli olmayan? hangi kader çizgisiydi yollarını kesiştiren? hangi rüzgarlardı o güzel kadını, onun sakin küçük dünyasına getiren? onu sakin denizlerden sürükleyip fırtınalı okyanuslara atan? sırası mıydı bu aşkın, o ununu elemiş eleğini asmış, tüm sevdaları sürgünlere göndermişken? hangi acımasız yazgıydı, onu yeniden aynalara baktıran. o aynalar ki, hiç yalan söylemeyi bilmezlerdi. geçen yılların bırktığı izleri insanın yüzüne acımasızca vururlardı. azaltamazdı ki kalan saçlarındaki akları, yüzündeki çizgileri. küçülüp, eriyordu, o güzel kadının belleğine kazınmış resminin yanında. utanıyordu sevdasından, aşkından. ona giden yollardaki uçurumlar, engeller büyüyordu. o, giderek uzak ve erişilmez bir tanrıça oluyordu. kâr etmiyordu hiçbir şey; bilge t...

Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !