× "

otele gitme oyunları

" arama sonuçları
'çünkü'sü olmayan şey

'çünkü'sü olmayan şey

  çocukken yaptığınız en garip şey neydi? bence vereceğiniz hiçbir cevap, aynı şeyi yapmış bir sürü kişinin daha varlığını öğrendiğiniz an kadar garip olamaz. evet, yaptığınız duvarda yürümek de olsa, bir kirpinin her dikenine limon dilimi geçirip onu ayaklı bir kokteyle çevirmek de olsa, mutlaka onu denemiş en az yüz kişi vardır. bir çocuğu kumsala koyarsanız, hemen çukur kazmaya başlar. üstelik, küreğinin olması da gerekmez. elleriyle kazar, ayaklarıyla kazar, kulaklarıyla kazar, yine kazar. elbette insanların düşünme şekilleri birbirinden delice farklı. ama bazı konularda beyin denen organ, otomatiğe bağlamış şekilde herkese aynı emri veriyor. ve bu durum, kulaklarıyla çukur ka...

bomba (kitap özeti)

kitabın adı bombakitabın yazarı ömer seyfettinyayın evi bilgi yayın evibasım yili mayıs 19971.kitabın konusu:milli dil ve kültürüne yabancı yetişen kimliğini bulmasıdır.2.kitabın özeti:               serin ve karanlık eylül gecesinin yıldızsız seması altında selanik, sanki gündüzki heyacanlardan , gürültülerden yorulmuş gibi , baygın ve sakin uyumaktadır.rıhtım tenhadır. olimpos palas’ın , kristal’in, splandit palas’ın,diğer küçük gazinoların lambaları çoktan sönmüştür.tramvay yolunu tamir için yığılmış parke taşlarının ilersinde,denize inen küçükmerdivenin başında,ha...

bodrum hakimi

bodrum hakimi (ı)yıl 1965, düziçi ilköğretmen okulundan yeni mezun olmuş çiçeği burnunda bir öğretmendim. ilk atamam kastamonu'nun azdavay ilçesinin çengel köyüne çıktı. 27 temmuz'da 1965 tarihinde göreve başladım. çengel adana'ya oldukça uzaktı. iklimi ayrı, gelenekleri ayrı. biri akdeniz, öbürü karadeniz. yaşayış da çok farklı. yollar sarp köy hayli uzaktı. işte bodrum hâkimi'yle de çengel köyünde ilkokul öğretmenliği yaptığım sırada tanıştım. çengel; batı karadeniz dağları üzerinde bir orman içi köyü. sahilden cide'ye ( karadenize) uzaklığı 70–80 kilometre. bu kadar yakın olmasına rağmen istanbul'a gitmeyenle...

bodrum hakimi

yıl 1965, düziçi ilköğretmen okulundan yeni mezun olmuş çiçeği burnunda bir öğretmendim. ilk atamam kastamonu'nun azdavay ilçesinin çengel köyüne çıktı. 27 temmuz'da 1965 tarihinde göreve başladım. çengel adana'ya oldukça uzaktı. iklimi ayrı, gelenekleri ayrı. biri akdeniz, öbürü karadeniz. yaşayış da çok farklı. yollar sarp köy hayli uzaktı. işte bodrum hâkimi'yle de çengel köyünde ilkokul öğretmenliği yaptığım sırada tanıştım. çengel; batı karadeniz dağları üzerinde bir orman içi köyü. sahilden cide'ye ( karadenize) uzaklığı 70–80 kilometre. bu kadar yakın olmasına rağmen istanbul'a gitmeyenler denizi hâlâ görmemiş. okulun bulunduğu şatır köyü iki dağın arasında. diğer mezraların da merkezi. onun için cami ve okul buraya yapılmış. istanbul; anadolu'nun o...

oyun 2.kısım

başarısız müdahale ve tedavi çabalarının başarısızlıkla sonuçlanması üzerine profesör emilio'dan kendilerine pek bir fayda gelmeyeceğini,sınırlı finans güçlerini bunu tedavi etmek yerine yeni bir kobay bulmak için harcamaları gerektiğini düşünüyordu.emilio dan kurtulmaları gerekiyordu,masrafsız ve belasız bir şekilde.katya ise günler geçtikçe emilio'ya daha fazla tutulmuştu.emilio' nun başlayıp bitiremediği siyah gözler merkezli tablosu hariç, yaptığı bir kaç resiminde şahit olduğu olağanüstü yeteneğine ve karakterine gün geçtikçe daha çok kapılıyordu. katya cep telefonunu kapatıp bir süre düşünceye daldı.felixle geçidiği anlara döndü.en başından biliyordu aslında bunun bir oyun olduğunu.biliyordu ki bu adama kapılırsa çok üzülecekti.gardını hep havada tutmaya çalıştı.en başt...

ruhi su kültür ve sanat vakfı

yaşam öyküsü 1912’de van’da doğdu adı mehmet’ti;  anasını babasını hiç bilmedi. kendi anlatımıyla, “birinci dünya savaşı’nın ortada bıraktığı çocuklardan biriydi”. van’dan adana’ya getirdiklerinde çok küçüktü. çocuğu olmayan,  fakir bir ailenin yanına verdiler. onları, amcası ve yengesi biliyordu, öyle çağırıyordu. anlaşılan, amca -yenge demesi istenmiş, böyle hatırlıyordu mehmet.   mehmet, evin bireyiydi artık. evdeki keçilerden, ineklerden, tavuklardan o sorumluydu. onları gütmek, yemlemek onun işiydi. işe, çobanlıkla başlamıştı.getir-götür işleri de doğal olarak ona aitti. hayvanları seviyor, onları karanlık basıncaya kadar kırlarda tarlalarda güdüyordu. ağaçların tepesinde meyve topluyor, günlük yiyeceğini...

Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !