× "

saz çalan çocuklar

" arama sonuçları
türk kızı karsu dönmez'in hayatı

türk kızı karsu dönmez'in hayatı

  amsterdam doğumlu türk kızı karsu dönmez'in hayatı, genç yaşında hollandalı bir yönetmen tarafından çekilen belgesele konu oldu. müzik kariyerine 17 yaşındayken amsterdam'daki aile restoranında başlayan karsu, "yaptığım işin önemsenip beğenildiği için bir belgesele konu olması çok sevindirici" dedi.   hatay'ın karsu köyünden 1970'de hollanda'ya göç eden bir ailenin kızı olan ve amsterdam'da dünyaya gelen karsu dönmez, 7 yaşında başladığı piyanodaki becerisini hızla geliştirerek 16 yaşında ailesinin restoranında bir yandan garsonluk yaparken diğer taraftan müşteriler için piyano &cce...

kur’an dinine uyunuz

kur’an dinine uyunuz müslüman olan insan ve toplumların bir tek görevleri vardır, “allah’ın dinine yardım etmek” emevi saltanat egemenleri ve onların düzenlerini devam ettirenler toplumu allah’ın dininden, din anlayışından kopardılar. icat ettikleri devlet dinine insanların yardım etmelerini, destek vermelerini kanun hükmü yaptılar. abbasiler, selçuklular ve osmanlılar, 600 sene egemenli altındaki toplumlara kur’an dini yerine devlet dinini kabul ettirdiler. hâlen islâm coğrafyasında devlet dini egemendir. 1400 seneden beri islâm coğrafyasının her yerinde devlet düzeni ve devlet dini merkezli ilâhiyat eğitimi ve öğretimi yapılmaktadır. saltanat, sömürge ve seküle...

yaşar kemal-ince memed 1 (s. 61-80)

"sönmüş mü?" dedi. "hiç farkında olmamışım." ocağa odun attı, tutuşturdu döne: "bu gavur abdiyi..." abdi lafını duyunca, memedin gözlerine o ışık gene geldi, oturdu. ali: "vuranın," dedi, "eli nurlanır. doğru cennete gider. babası bunun gibi değildi. köylüyü de düşünürdü." aliden sonra, birkaç köylü daha yiyecek getirdi döneye. bunu, abdinin tüyü bile duymadı. ama, bu köylülerin getirdiği ancak on beş gün yetti. ana oğul iki gün aç kaldılar. üçüncü günün sabahı döne hiçbir şey söylemeden, ineği yattığı yerden kaldırdı. boğazına bir ip bağlayarak dışarı &...

bedri rahmi eyüboğlu

bedri rahmi eyüboğlu bedri rahmi eyuboğlu (1911, görele - 21 eylül 1975, istanbul), dünyaca ünlü türk ressam ve şairdir. güzel sanatlar akademisi'nde başlayıp paris'te sürdürdüğü resim öğreniminin ardından yurda dönmüş ve yaşamı boyunca güzel sanatlar akademisi'nde ders vermiştir. yazma, gravür, seramik, heykel, vitray, mozaik, hat, serigrafi, litografi gibi birçok formlarda eserler üreten sanatçı, geleneksel süsleme ve halk el sanatlarında seçtiği motifleri yapıtlarında batı’nın teknikleriyle birleştirerek kullandı. şiirlerinde de halk kaynağından beslendi; masallardan, söylencelerden, türkülerden yararlanarak, doğa tutkusunu, insa...

benim cahil halkım(!)…

    “bu cahil millet.” ” bırak be kardeşim oylarını iki kilo nohut, bulgur ve fasulyeye satıyorlar..” “en büyük sorun eğitimsizlik. okumuyorlar kardeşim.” ” referandumda ” evet” diyen % 58 haindir” “hepsi koyun sürüsü mübarek” “arkadaşım laik ve cumhuriyetçiyim. elbette çağdaşım, gerisi vız gelir bana..” bu satırlarda bazılarımızın her zaman dile getirdiği, bazılarımızın da işin özüne inmeden yazıların altına yazdığı yorumlarda sıkça kullanılan düşünceleri sizinle paylaşmaya çalıştım. aslında bugün oturup bir ikinci yazıyı yazmaya hiç mi hiç ...

güneş yakartepe, 65 müzik aleti çalıyorum. müzik enstruman'

  13 yaşında dünyada 65 müzik enstrümanı  çalan ilk ve tek çocuk güneş yakartepe      günes yakartepe klarnet klarinet sax saksafon zil gunes yakartepe davul saz baglama gitar ud basgitar keman darbuka tef def bendir elektrikgitar mizika  bongo show klavye baglama saz ud      "güneş yakartepe" piyano piyanist konser klasik muzik music akustik piano mehmet yakartepe show gosteri            başbakan’ımız recep tayyip erdoğan ile aynı günde doğan (26 şubat 19...

13 yaşında dünyada 65 müzik enstrümanı çalan ilk ve tek çocuk g

       13 yaşında dünyada 65 müzik enstrümanı  çalan ilk ve tek çocuk güneş yakartepe     başbakan’ımız recep tayyip erdoğan ile aynı günde doğan (26 şubat 1997) güneş yakartepe, 10 yaşında tesadüfen müzik yeteneği olduğu görülerek müziğe başlamıştır. 2,5 senede 96 müzik aletinin eğitimini almış ve bunlardan 65 tanesini çalabilmektedir. absolüt kulağa sahip olan güneş enstrüman eğitiminin yanında; solfej, armoni, şan dersleri aldığından şarkıları nota ile çalıp söyleyebilmektedir. güneş; 10 yaşında, 10 enstrüman çalmayı başarmış ve 10. ayında kral tv’de funda  arar&rsqu...

bedri rahmi eyüboğlu

bedri rahmi eyüboğlu

bedri rahmi eyuboğlu (1911, görele - 21 eylül 1975, istanbul), dünyaca ünlü türk ressam ve şairdir. güzel sanatlar akademisi'nde başlayıp paris'te sürdürdüğü resim öğreniminin ardından yurda dönmüş ve yaşamı boyunca güzel sanatlar akademisi'nde ders vermiştir yazma, gravür, seramik, heykel, vitray, mozaik, hat, serigrafi, litografi gibi birçok formlarda eserler üreten sanatçı, geleneksel süsleme ve halk el sanatlarında seçtiği motifleri yapıtlarında batı’nın teknikleriyle birleştirerek kullandı. şiirlerinde de halk kaynağından beslendi; masallardan, söylencelerden, türkülerden yararlanarak, doğa tutkusunu, insan sevgisini, yaşama sevincini, ...

talip özkan

müzik geçmişinizden biraz bahseder misiniz?4 - 5 yaşlarında ağız mızıkası çaldığımı biliyorum. babam şofördü. ben 7-8 yaşındayken bizim yörük dağ köylerinden saz getirmişti. perdeler metalikti; bakır teldi, plastik değil. onunla başladık. acıpayam'da hasan aydoğdu diye bütün yörenin gençlerine saz dersi veren bir yaşlı vardı. yöre eserlerini çok iyi bilirdi. 45 gün kadar ben de gittim. daha çok, basit olmakla beraber o çağların gerektirdiği; herkesçe tanınan, sevilen eserlerden birkaçını öğrendim: köroğlu; birtakım oyun havaları falan, ondan sonra tamamen kendi gayretimle… başka elimzden tutan olmadı. ailemin teşviki çok sıcak ve itici olmuştur. rahmetli annem ara sıra çaldırırdı. sazın akordu bozulunca -evin karşısında bakkal vardı; bakkal çerçi hüseyin dayı- "hadi götür de he...

yüreğini çiğneyen adam - öykü ıı

karanlıktı gönlü, bunluydu, geceydi. tüm yıldızların aktığı, kaybolduğu bir gece. günün şavkımasını beklemişti bunca yıl. bunca yıl beklediği gün şavkımamıştı daha, şavkıyacağa da benzemiyordu. şimdiye değin ömrü sıkıntılarla geçmişti. çocukları büyüyordu. yaşlılığın ve yoksulluğun yükü gittikçe ağırlaşıyordu. bir ışık uzattılar önüne, ışık yalazlandı, parladı. ellerini uzatsa yakalayacaktı. yalazlaşan ışığa ellerini uzatabilmek, yakalayabilmek, ömrünün şu son yıllarında biraz rahat yaşabilmek için evet demesi gerekiyordu. bir düşünelim dedi. bu yarı yarıya evet demekti. fakat evet demek o kadar zordu, o kadar zordu ki! gözleri çakmak, çakmaktı. damdaki yatağında döndü durdu, uyuyamıyordu. yüreğindeki bun her saniye katlanarak büyüyordu. kalktı, doğruldu. karanlıkta ceketini aradı. ceket...

biraz gülmeye ne dersiniz...

 .: karında saz çalan çocuk :. r bir kadın varmış.bu kadın hamileymiş.bir türlü doğuramıyormuş.bir gün doktora bitmiş.kadın:yav doktor bey ben bir türlü doğuramıyorum demiş.doktor:ben bişey duymuştum küçük sandalye yutan doğuruyormuş demiş.kadın:öyleyse eve gidip yutayımbir hafta sonra geleyim demiş.kadın eve gidip küçük bir sandelye yutmuş.aradan bir hafta geçtikten sonra doktora yine gitmiş.doktor:bu böyle olmayacak en iyisi sen şapka yut.kadının yanında şapka olduğu için onu yutup eve gitmiş.kadın bakmış gene bişey yok yine bişey yok yine doktora gitmiş.doktor:kadına bu seferde saz yut demiş.kadın aşağıya inip ordaki bir yerden saz almış yine doktorun yanına gelmiş ve sazı yutmuş.doktor:gel senin bebeğine bi ultrasyonda bakalım demiş.ultrasyonuaçmalarıyla çoçuk annesi...

sabahattin ali

sabahattin ali öykü / bahtiyar köpek ______________________________________________________________ niçin hep acı şeyler yazayım.. dostlar, yufka yürekli dostlar bundan hoşlanmıyorlar. hep kötü, sakat şeyler mi göreceksin, diyorlar. hep açlardan çıplaklardan dertlilerden mi söz edeceksin.. geceleri gazete satıp izmarit toplayan serseri çocuklardan, bir karış toprak, bir bakraç su için birbirlerini öldüren.. cezaevlerinde ruhları kemrile kemrile eriyip gidenlerden, doktor bulamayanlardan, hakkını alamayanlardan başka yazacak şeyler, iyi güzel şeyler kalmadı mı.. niçin yazılarındaki bütün insanların benzi soluk, yüreği kederli.. bu memlekette yüzü gülen, mutlu insan yok mu..hiç olmaz olur mu.. arayıp görmek gerek. bunun için de kıyıyı köşeyi araştırmak istemez. her şey apaçık ortada, göz önü...

aziz nesin’in 1 temmuz 1993 tarihinde sivas’ta yapt

hepinize saygılarımı, sevgilerimi sunarım. mahdum kuli adında bir azeri yazar var. onun 100. doğum ya da ölüm yıldönümünde bir jübile yapılıyor bakü’de. nazım hikmet’i de çağırıyorlar elbette. o toplantıya gidiyor. ama mahdum kuli hakkında hiçbir bilgisi yok. toplantıdan önce, resmi toplantıdan önce çağrılı yazarlar kendi aralarında konuşurlarken nazım sık sık mahdum kuli hakkında bilgiler edinmeye çalışıyor. ve her konuşmacıdan en canalıcı noktaları saptıyor. ve ilk konuşmacı kendisi olduğu için orada öğrendiği mahdum kuli hakkında bilgileri dinleyicilere anlatıyor. fakat dinleyicilerden mahdum kuli hakkında en canalıcı noktaları öğrendiği için, onları söylüyor. zaten daha önceden başka bilgisi yok. öbür konuşmacılara aşağı yukarı önemli söyleyecek bir şeyler kalmıy...

şiirler-2

yalnız ağaçkıyılarda bölüşülür iki dev korkumuzdenizle gece ötede rüzgârların ıslığınaçığlık katan tek ağaç yıldızsız gecedekabaran denize karşı tek ağaç korkular içinde tarla kuşlarını bekler tanyeri ağarana kadargece yağmurudün bir şal gibi dolandı boynumabozkır ortasında renklar kuşağı ne kadar değiştim, rabbim ne kadarbaşlıyor aksi sedası kalbimdekara sevdalı günlerimkestim ümidimi kitaplardanve senden ey koca deniz!lâkin sesin geliyor derinlerdenhırçın veya yorgun…yalnız şehvet tüten çimenler üstünedökülen bu siyah musiki, bu cömert içkibeni mestediyor, yudum yudumdün bir mezarlıktan geçtim fecre yakınsiyah taşlar konuşurken.beyaz eller gördüm göğe açılan,eller… ebedî insan elleriyazı yazan, resim yapan, saz çalan, hamur yoğuran,güzel eller…susmuş o eller şimdigece y...

Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !