× "

sermiyan midyat ermeni mi

" arama sonuçları
<b>sermiyan</b> midyat kimdir, hayatı ve biyografi

sermiyan midyat kimdir, hayatı ve biyografi

televizyon ekranlarının ve sinema filmlerinin başarılı oyuncusu ve aynı zamanda yönetmeni olan sermiyan midyat, 2 aralık 1974 tarihinde ankara’da dünyaya gelmiştir. sermiyan midyat, tuncel kurtiz, ferhan şensoy, derya baykal, ramiz öztekin gibi bir çok ustadan tiyatro eğitimi almıştır. 2007 yılında emret komutanım dizisinde arıza hamza rolüyle dikkatleri üstüne çeken sermiyan midyat’ın yıldızının parlaması da o diziyle olmuştur. sermiyanmidyat bugüne kadar bir çok dizi ve filmde rol almıştır. bunlardan bazıları; emret komutanım, kalbim seni seçti, ay lav yu, hanımeli sokağı, polis, sıla, banyo, biz boşanıyoruz, pardon, gece yürüyüşü, bir dilim aşk… tüm bunlar i...

<b>sermiyan</b> midyat, mahsun'un eski sevgilisiyle yakalandı!

sermiyan midyat, mahsun'un eski sevgilisiyle yakalandı!

  haklarında aşk dedikoduları çıktıktan sonra mine cangal, 'kendisini tanımıyorum' dediği midyat ile cihangir'in arka sokaklarında görüntülendi. akşam'dan nuri altuntaş'ın haberine göre; ellerini birbirlerinin omuzuna atarak yürüyen sevgililer, flaşların patlaması ile adeta şok oldular. sermiyan midyat, oldukça korkarken, mine cangal'ın ise yüzünü gizlemeye çalışması ortaya ilginç görüntüler çıkamasına sebep oldu. ilk olarak yüzünü saklamaya çalışan ve başarılı olan cangal gazetecilerin gittiğini düşünüp sevgilisi midyat ile aynı arabaya binince arabada tekrar görüntülendiler. aracın şöf...

<b>sermiyan</b> midyattan  hükümet kadını  açıklaması hemen izle

sermiyan midyattan "hükümet kadını" açıklaması hemen izle

değişik yorumlarla sermiyan midyattan "hükümet kadını" açıklaması ...

<b>sermiyan</b> midyat resimler

sermiyan midyat resimler

  http://www.sermiyanmidyat.com/       ...

sermiyan midyat’tan ay lav yu fim izle

  8/10 sözde komik film yapabildiğine inanan kişiler için güzel bir emsal. gidip görülecek bir film ve de verdiğiniz parayı hak ediyor. aralarda cahit berkay, mazlum çimen, cem yıldızın olduğu sahneler dehşet ötesi:) çok güldüm, teşekkürler sermiyan olan ismini hatırlayamayıp semircan dediğim yönetmene ...

hiç bir şeyim yok benim

yorgunum taşıyamam artık bedenimi ıslak gözyaşlarına boğulmuş yüreğim sancılar içimde bir alev ateş içindedir bedenim ateş gündüzüm yok gecemi bulamadım ...saatim yok dakikama kavuşamadım hayalim kalmadı artık senden yana umudum , takatim, sabrım yok, hasretim, özlemim nefretim yok. haykırmak istiyorum tüketecek nefesim yok. her yanım, her yerim derin bir sessizlik hüzünlüyüm ama nedenim yok. her şeye sahipken aslında hiç bir şeyim yok. bir yumruktur oturmuş ta şurama çıkmıyor kelimeler türkçem yetmez anlatmaya kürtçem yetmez unutmaya anlatamıyor, unutamıyor ölmüş gibi ama yaşıyorum... kime niye nasıl nerde yaşıyorum ki biliyo...

büyüyünce ne olucam

büyüyünce doktor olucak diyordu babam, babannesinin romatizmalarını tadavi edecek, bize bakacak bazen para gönderecek memlekete."eee onca yıl baktık büyüttük."annem hep evlenmemi isterdi ancak o zaman iş sahibi olabilirdim.ev hanımı!!!onun en iyi bildiği işti.öğretmenlerim kaybetmeyeyim diye ortasından delip silgiyi, boynuma astığımı görünce, "silmek için yazma" derlerdi.benimde yeteneklerim vardı elbetteki bazı kompozisyonlarımın beğenildiği, şiirlerimin okunduğu, bazı koşularda öndekini geçtiğim olmuştu.haziran başlarında hepimiz tiyatrocu olmak isterdik, derslerden kaytarmak için tanıdığım tüm insanlar farklı meslekleri yakıştırsada bana "önce para kazanacak bir işin olsun sonra istersen onuda yaparsın." derdi.ağız birliği etmişcesine.doğruya iş yalnızca para kazanmak içindi...

aşk-ü var (aşık alyuvar)

uzunca bir süredir sevdiği şehir istanbul'dan ayrı yaşıyordu cihan.trafiğin keşmekeşliğinden, gürültü kirliliğinden ve kendisini yoran herbir şeyden uzaklaşmıştı.başkalarının tabiriyle "tam kafa dinlenecek yer" denilen bu kasabada, kendini dinlemeye gücü yokken.dinliyordu, ağustos geceleri açtığı penceresinden, rüzgarın yardımıyla sevişen başakların çıkardığı sesleri.ağustos geceleri pilli radyosundan gelen cılız müzik ve doğanın tülden süzülerek sunduğu sesle uyurdu.uyuduğunda herşeyin durduğunu sanırdı.o yüzden bazen sadece uyurdu.lisede aşık olduğu biyoloji öğretmeninden öğrenmişti ki, insanlar uyuduklarında, metabolizma faaliyetlerini minumum seviyede olsa dahi hiç bir şey durmazdı.uyusanız bile akıyordu damarlarınızda kan ve bunu anlamakta zorlandı cihan.oysaki cihan u...

ağustos akşamları...

ağustos akşamlarıdibine vurduğum demliklerdeüşüdüğümden değilpaltoma sarılışımsebebsiz bir sensizlik hali işteüç satır mektuplardagiderdiğim özlemlerimsin senağustos akşamlarııslatamadığım dudaklarınlazamana direniyor resimlerinşimdi kimbilir nerdedir sesinkime ağlar gözlerin ...

adı elaydı...

adını bilirmisinkırmızı kurdelalarıylasaçları yandan bağlı bir kız çocuğukaybolmasın diye balkondan izlediğinüstünde senin kokunve ilk anne deyişiseni daha çok severdiama parayı benden alırdısüt dişlerinin göründüğü ilk tebessümlerive hamileliğindeki tekmelerinasılda heyecanlanırdınoğlan olacak derdimkız oldukızımız olduilklerinde hep heyecanlıydıkçünkü ilk çocuğumuz oydutopuklu ayakkabılarını kırarrujlarını bitirirdi gülerdikhatırlarmısın ilk aşkı tattığındanasılda korkmuştukacı çekecek diyeunutsun diye aldığın kocaman bebekhala odasında durursonraki aşklarına çok fazla üzüldüğünü sanmıyorumilk aşk iştesonrası ergenlik sivilceleridalgalı saçlarına upuzunbir boy eklemenin sevinciüniversiteyi kazandığındaikimizdede buruk bir sevinç vardıkız çocukları evden ayrıldığında dönmezler geri derd...

sonbahar

sonbaharın sarartığıçınar yaprakları dökülürbir arnavut kaldırım üstünehüznümparçalanmış cam kırıklıklarıçıplak ayakla gelmeyinüstümeüstüme ...

mandal

suya damlardı hayallerimçamaşır ipine asılı sevdalardamandalı kahverengi bir hayat işteçokça çocukça şeyler gördüm ...

cehalet

bir masaldı çocukluğumuzafiş afiş sokaklardahep cahil kaldıko büyümüş dudaklarda ...

aspiratör

sana borçluyumkarşı komşunun kapısındaki terliklerinialtın günlerinde unuttuğun hırkanıomuzlarına değen ıslak saçlarınlaistemeden gittiğin bakkal yolunda kiyürüyüşünüakşam güneşinde gamzelerinde kuruttuğungözyaşlarınıgüneşin diğer balkona düştüğü biröğleden sonrabalkonda yediğin yaş günü pastasınısana en yakışan elbiselerinmandalla tuttulduğu pazar günlerinisevmemi sağladğın içinsana borçluyumişte o yüzdenher hangi bir çay sohbetinden öncedemlik kapağındasana buharlar biriktiriyorumhiç bir aspiratörün çekemeyeceği ...

aşk

kiremit oluklarından akasım var sana,pencerendeki menekşede bitesimdüşünsem seni arabaların stop lambaları gibi utanır kızarırım şimdi.aşk, sokak köpeği gibi her otomobil peşinden koşturma beni, bisiklet pedalı çevirmiş çocuklar kadar yorgunum.kardam adam karşısında üşüyen ayak ve parmak uçlarım gibi üşüyorum karşında.çaresizliğim daha bir çelimsiz duruyor belinay zamanları, hep aynı soru aklımda "kendini yakan yıldızlar ne kadar yaşar?" ...

Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !