ben bu şehri bilmem yağmurunu, güneşini ..
zamanın, içinde durduğu takvimlerden sıyrılınca an’ın cismi, bir sen kaldın mayınlı gülüşleri sonsuzluğun hüznüne ayarlı. kum saatinin belinden süzülen kumlarla saçlarını tarayan senin rüyanın melekleriydi. ötelere gitmenin ...
hoşçakalamadım sen gidince. dipsiz yamaçlarda bıraktım hevesimi kulağımda çağlayan bi ses kaldı geriye “gidiyorum”… reddedemedim ve nadasa bıraktım öfkelerimi hoşçakalamadım… özledim, güneşi ayaklarını gererek uyandı
sana bu gece özlemden bahsedecem biraz, hatırlar mısın bir yol vardı hani, daracıktı. yağmurlar nisanda yağardı oralara… onlar, baharın dökmüş saçları sayılırdı. hüzün kokardı biraz içinden a ...
...