× "

topuğuma basamıyorum

" arama sonuçları

vuruyorlar topuğuma

giyilen yeni ayakkabılar gibi bu kentte de her yeni  dar geliyor vuruyor yüreğimin topuklarına biraz daha aşınıyor gönlümün derisi eskileri sarıyorum yaralarıma…     yaramıza “bent “ler aramıyorum dört dörtlük sıralanmıyor  umutlar alt alta iki teselli yeteriz aşınmışlığımıza diyorum böylede yürümeye çalışıyorum .kanata kanata zamanla genişler oturursun diye yüreğime bantlıyorum ağzımı. dindiriyorum yaralarımı   dost sohbetlerinde yaralarımın üzerine anılarımızı basıyorum ama artık nedense eskisi gibi suskunun boşluğuna bağıramıyorum da…   ellerimi karın içinde saklıyor...

ahmet kutsi tecer'in şiirleri

vadi 17 ekim 2008 vadi  bir çıplak yamacın altında dere, yollardan gelinir şırıltısına ne söylüyor bilmem bu söğütlere? dalmışlar suların akıntısına.   ufukta dalları kızıl bir orman, bürüyor yolların üstünü duman, benziyor değneğe yaslanan çoban, bir eski heykelin karaltısına.   bir kanlı cenk teri olan bu vadi, bulanır ıssızlık içinde şimdi, dalmıştır yıllardan beri ebedi akseden bir mızrak şakırtısına.       tabiat odam google_protectandrun("ads_core.google_render_ad", google_handleerror, google_render_ad);  tabiat odam  severim kırlarda ben yaşamayı, on iki ayı. ...

oliver wendell holmes « ilginç yaşam öyküleri

çamur. askerlerin özellikle de piyadelerin başının belası. bazen dünya sanki çamurdanmış gibi gelirdi. belki de silahını ve aletlerini temizledikten sonra böyle düşünmüştü genç asker. güneş, 1863 mayısının güzel bir bahar sabahı, virginia kırlarının üzerine doğmuştu. ışınlan massachusetts 20. piyade alayı askerlerinin kemiklerini ısıtıyordu. uzun bir günün yorucu yürüyüşünden sonra değişiklik bütün askerlerin hoşuna gitmişti. yorgun kemikleriyle yere çökmüş, birkaç dakikalık paydos için sabırsızlanıyorlardı. kıdemliler de çaylaklar da kurak toprağa aldırış etmiyordu. "bugün süvari olmak vardı" diye bağırdı içlerinden biri. genç asker, beraberindekilerin mola vermek için durduğu dere yatağına göz atmak için yapmakta olduğu işlere ara verdi. bir askerin korkmadan etrafını inceleyecek zamanı ...

a$k ruhumu parçala

aşk ruhumu parçala.. korkmuyorum yanmaktan.aşk tenimi yakarken lime lime olmaktan.rüzgar dağıtıyor saçlarımı;ben korkmuyorum dağılmaktan.ruhum süzülüyor,bedenimden ayrılıp yapayalnız kalıyorum.korkmuyorum bulmak için kaybolmaktan. silahsız çıkıyorum yola,ayaklarım ağır basıyor yere.bedenim güçlü,bakışlarım keskin.kuru toprak ve yakıcı güneş yıldırmıyor beni,meydan okuyorum.ellerim tetikte duruyorum. bir silah sesi...savruk kahkahalar arasında dönüp gitmeye hazırlanıyor tetiğe basan,tetiğe bastığı anda kendini vurduğundan habersiz..sımsıcak bir kan huzmesi sızıyor,bedenimi yalayıp geçiyor,bedenimi yakarak aşağı iniyor;göğsümden belime,kasıklarımdan bacaklarıma,topuğuma ve toprağa..akıp karışıyor..soyunuyorum bedenimden;arzularım,şehvetim,vahsetimle çırılçıplak kalıyorum.ne masum,ne do...

yazı

şehri gezerken ya üç şerefeli, ya eski cami, ya sultan selim, ya sultan süleyman, geziyorum burda sabahtan beri, sürüklüyor beni tarih ve zaman. boş sokaklar, hüzün, vehim, heyecan... sanki her şey birden unuttu beni; asesler geliyor işte arkamdan, kovalıyor beni bir yeniçeri. kaçıyorum, şurda ulu bir çınar, ötede yolumu kesen bir konak; ne tarafa gitsem beni kovalar, ucu topuğuma değen bir mızrak. nereye yönelsem, kime sığınsam kafesler örülü, kapılar kilitli. bir mescit, önünde yaşlı bir imam, kapıyı çekince o da seğirtti.şurası bir terzi, şurası berber, şurası bir fırın, şurası kapan. bu kadar ahali nereye gider? nerede saklanır bu kadar insan? şurası havuzlu kahvehaneydi, burada sohbetler, sazlar olurdu. buraya gelince dizim kesildi, ben durdum, arkamda bir ayak durdu. o zaman öğrendim...

işte ebru'nun güzellik formülleri

güzel sunucu ebru akel güzellik sırlarını anlattı. 1.72 boyunda, 55 kilo. gün içinde litrelerce su içiyor. yüzünü her zaman soğuk suyla yıkıyor. güneş koruyucusu sürmeden dışarıya adımını atmıyor, asla sir ağda yaptırmıyor. estetik ameliyat yaptırmaktan da çok korkuyor!.. * saçlarım benim için çok önemli... saçlarım için yaptığım en iyi şey onları hep temiz tutmak. saçımı her gün yıkamamaya özen gösteriyorum. saçta jöle ve sprey gibi kalıcı maddeleri bırakmak çok kötü... bu yüzden çekimlerden sonra mutlaka saçımı yıkarım. işimin olmadığı günlerde ise saçımı gün aşırı yıkıyorum. bunu yaptığımdan beri saçımın daha az yağlandığını görüyorum. bir de saçla çok fazla oynamamak gerekiyor. sürekli ellerimizi saçımıza sürmemiz doğru değil. çünkü bütün gün elimizde biriken kir bu hareketimizle saçı...

samantha foxy lady darbanville

güzel bir gündü buz tutmuştum merdiven kayıp düştü belini çarptı gerçeklerle o kadar kör olmuşlardı ki toprak anaya pembe yağmur duasına çıktım tanrıtanımazlığım tanıyıpta tanımazlıktan gelenler yüzünden elinden, dilinden incinmiş bellerinden ve pullanmış dullar zarlanmış dallar pencereden kaçıp giden dulun fonetik uyumu foseptik kokusu zardanadamlarla puldandulların kapıyı örtün bari kapınızı örtün allahtan tavla bilmem şükredin tav, tavla, tavlamak bilmem ama yemin ederim samantha fox'a benzeyen biriyle yattım onunda parfümü sur-realdi ve kelimelerin fazla surreal diyen yayımcının yüzüne geçirdim kara kızıl boyalı çekiçten gerçek bir yumruğu   hava güzel ve buz tutmuştum yüce bir yanı kalmadı dedim tüm kotlarımın dizleri aşındı ve istemiyorum bu...

sesin kadar

sesin kadarsesine adımı yazdım kaçamazsın!yüzünü silen yönlerde,kırılır bakışların apansız;fahiş özlemlerde boğulursun.giz cebine dokununca,ölüm tatmış dilin;uykun beni kusar,yorulursun.adım sesinde yazılı susturamazsın!ihtimallere gölgeler tutulur aynaların saçında;sen kere açmış yelimi uzatırım ağlak ruhuna.uçurtmalar sızar sesinin yırtmacından;izleri boyunca adım boyanır göğün tavanına.(paçanda teğelli vurgun yemişliğim;ondardır gidiş kokulu gelişlerin bana...yarına sepeledim yumuk gözünün hayat bilmecesini;bundandır çıplak güneşin sinişi bahtıma...)sesine adımı yazdım kaçamazsın!dönerse kederinin bıçak kesmiş nefesi bana,alnımdaki çok sesli yazgı merasimi iner topuğuma;sen tane bayır toplarım yolumun sevda sapağına,korkmam hicazın üremesinden adımlarımda...adım sesinde yazılı susturama...

adın neydi senin

sesine adımı yazdım kaçamazsın! yüzünü silen yönlerde,kırılır bakışların apansız; fahiş özlemlerde boğulursun. giz cebine dokununca,ölüm tatmış dilin; uykun beni kusar,yorulursun. adım sesinde yazılı susturamazsın! ihtimallere gölgeler tutulur aynaların saçında; sen kere açmış yelimi uzatırım ağlak ruhuna. uçurtmalar sızar sesinin yırtmacından; izleri boyunca adım boyanır göğün tavanına. (paçanda teğelli vurgun yemişliğim; ondardır gidiş kokulu gelişlerin bana... yarına sepeledim yumuk gözünün hayat bilmecesini; bundandır çıplak güneşin sinişi bahtıma...) sesine adımı yazdım kaçamazsın! dönerse kederinin bıçak kesmiş nefesi bana, alnımdaki çok sesli yazgı merasimi iner topuğuma; sen tane bayır toplarım yolumun sevda sapağına, korkmam hicazın üremesinden adımlarımda... adım sesinde yazılı...

son kulaç-yedi

ağzım açık yolda unutuldum.. ayağıma taşlar battı..parmakarası terlik pisliği canımı yaktı.. 10 saat fok bekledim.. 2 gün boyunca dizimi kırıp tuzu damıttım damarlarımda.. iyonda kaldım..mavi kapı..taş ev.. gömük pencereye açtım kırmızı saçlarımı.. yanımdaydın..yatak arasına düştü hayallerimiz.. elini tuttum..sırtıma akıttım acını.. solungaçlarıma yer ettim.. unutma..bekliyor olacak hala ora bizi..         tek emet met..(e) yi cebimde saklıyorum..       kestane vurdu kendini topuğuma..yaladım yuttum ne varsa.. demliği ateşte bırakıp, efendinin koynuna sokuldum nemlice.. şimdi kolum ayazda..incir yaprağını itip düşürdüm.. düşüm açıkta kaldı..dibim yamuk.. kahrolası siyah çekti kendini önümüze..vur..parçala.. farı kırık kaldı y...

son delikanlı..

zevkle okuduğum halime gürbüz ablamdan.... bakalım siz beğenecekmisiniz :)   son delikanlı - hicran? yine sarkmışsın camdan!- hıh!..- ne o afra tafra şekilleri, ha?! silkme omuzunu öyle şarkı arasında ritim tutan as solist bozuntuları gibi! adamı hasta etme kız!- sen beni sevmiyorsun...- allah allah... bir yamuğumuz mu oldu? bilemedik de alemde hatalı mı sektik? gerip sakız gibi uzatma mevzuyu da söyle!- bak herkes sevgilisine hediye almış. - sana ne? adamı hasta etme hicran! be nankör kedi. ekmeğimizi böldük de yedik, yemedik mi? - bugün sevgililer günü. insan hiçbir şey bulamazsa çiçekçiye girer de bir buket gül sardırır.- delikanlı adamın çiçekçide, böcekçide işi olmaz çiçeğim...- bana ne! bugün sevgililer günü... bana ne!- hicran! memleketteki gülleri topluca ateşe...

geleceğim

geleceğimyanımda olaydın gözümde şavkınçıldırmış olurdu , yıldızlar dökülen saçlarımdankarlı dağlar gibi inerdin topuğuma değin dokunsan ellerin ipek ,sesin dahası özlemekten öleceğim yanındabitmiyor ömrümün dağdağası !sen yıllarca aradığım geleceksin ,aysız kalmasın geceler , gel ,gelmediğin  zaman geleceğimsin !  30.12.2005                 ...

buzul ateş sallandırıyor beni

buzul ateşi öfkelendirdim toroslarda bir türküdür öfkem yiğitlerin aşkına vay dedim küçük ateşlerle   off dedim şu kızarmış kazığlara sallandııyorlar beni tumanımdan gazel den şarkıları yüreğime seslendiriyor ayrılık çobanı   hastalıkları kestim küçük dağların arkasında   şarkılara offf diyemiyorum gülmekten yüreğimi yıkıyorlar şarkılar ııssız topraklarda canlar pusuya düşünce   aşkın mermisi saplandı kör topuğuma kelimelerim dalgalarımda yol katlediyor   yiğitlerin o aşkı varya güne durmuştu mehtap korkuları mehtapa salladı dağlarımızın o ılık güneş batıyor toroslarda ...

güneşi ısısız şarkılara bırakıyorum

buzul ateşi öfkelendirdim toroslarda bir türküdür öfkem yiğitlerin aşkına vay dedim küçük ateşlerle   off dedim şu kızarmış kazığlara sallandııyorlar beni tumanımdan gazel den şarkıları yüreğime seslendiriyor ayrılık çobanı   hastalıkları kestim küçük dağların arkasında   şarkılara offf diyemiyorum gülmekten yüreğimi yıkıyorlar şarkılar ııssız topraklarda canlar pusuya düşünce   aşkın mermisi saplandı kör topuğuma kelimelerim dalgalarımda yol katlediyor   yiğitlerin o aşkı varya güne durmuştu mehtap korkuları mehtapa salladı dağlarımızın o ılık güneş batıyor toroslarda   ...

ilahi bir sms'e ihtiyacım var!

:)bu akşam uyumaya hazırlanıyorum,topuğuma ve elime kremimi sürmüşüm.iş sabah erken kalkmak için cep telefonunu kurmaya kalmış...bu aralar beynim biraz meşgul, topun ağzında bekleyen bir kaç şey var.bunlar ile ilgili endişelerim, kafamı kurcalayan sorular...bazen filmlerde izleriz ya oyuncu'şu anda bir işarete ihtiyacım var' der ve ufak bir şey olur: ondan aldığı güçle ne yapacaksa yapar veya daha iyimserdir artık.benim de bir işarete ihtiyacım var son zamanlardayaşamama gerek yok, rüyama bile girse yeter.zaten şu aralar rüyamda beyaz bir çarşaf görsem bile kafi:beyaz ferahlıktır  mantığı ileama tık yok!insan takıldı mı takılıyor.elimde cep telefonu bunları düşünürken dedim ki kendi kendime böyle zamanlarda neden bir sms gelemiyor cep telefonumuza, kimden geldiğini bilmey...

Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !