× "

zaptetmek

" arama sonuçları

cebr

cebr bir şeyi zaptetmek, tamir etmek, zorlamak, zor kullanarak (ikrah) ıslah etmek, telâfi etmek. genel anlamda cebr'in mukabili ihtiyar; ikrâh'ın mukabili de rızâ'dır.icbâr, kelime anlamı itibariyle ikrah'a yaklaşmakla, hatta bazı durumlarda birbirinin yerine kullanılmakla beraber; her birinin kullanım alanı umumiyetle farklıdır. icbâr, daha ziyade, hukuken yetkili bir kimsenin şer'î bir hükmü gerçekleştirmek amacıyla bir kimseye bir işi zorla yaptırması veya o işi onun adına, rızası ve ihtiyarı hilâfına cebren yapması durumunu ifade eder. ikrah ise tam tersine, hukukî ve meşrû olmayan bir zorlamayı ifade eder.velâyeti altında bulunan kimseler hakkında, istesinler-istemesinler, tasarrufu geçerli (nâfiz) olan veliye "veliyy-i mücbir" denir. aynı kökten türeyen "cübâr" kelimesi...

oruc

 oruç, yalnız aç ve susuz kalmak değildir. bir hayvanı veya inanmayan bir kimseyi bir odaya hapsedip aç, susuz bırakmakla oruç tutturulmuş olmaz. orucun, sabır, şükür, nefs terbiyesi gibi diğer ibadetlerle irtibatı vardır. onun için hadis-i şerifte, (her şeyin bir kapısı vardır. ibadetlerin kapısı ise oruçtur) buyuruldu. (ibni mübarek)sinir sistemimizin vücuttaki yeri çok mühimdir. dil sinirleri felç olan konuşamaz. bacaktaki sinirler felç olursa, insan yürüyemez. sinirimizin bozulması nispetinde hayatımız, az veya çok tehlike içindedir. siniri bozuk kimse, huzursuz olur, sabredemez. cemiyetteki kavgaların, cinayetlerin çoğu sinirli olmaktan, sabredememekten ileri gel...

oruç tutmaktan maksat nedir?

oruç, yalnız aç ve susuz kalmak değildir. bir hayvanı veya inanmayan bir kimseyi bir odaya hapsedip aç, susuz bırakmakla oruç tutturulmuş olmaz. orucun, sabır, şükür, nefs terbiyesi gibi diğer ibadetlerle irtibatı vardır. onun için hadis-i şerifte, (her şeyin bir kapısı vardır. ibadetlerin kapısı ise oruçtur) buyuruldu. (ibni mübarek)sinir sistemimizin vücuttaki yeri çok mühimdir. dil sinirleri felç olan konuşamaz. bacaktaki sinirler felç olursa, insan yürüyemez. sinirimizin bozulması nispetinde hayatımız, az veya çok tehlike içindedir. siniri bozuk kimse, huzursuz olur, sabredemez. cemiyetteki kavgaların, cinayetlerin çoğu sinirli olmaktan, sabredememekten ileri gelmekted...

akşehir adı

  aksehir selçuklularin ihtiyat hazinesi     aksehirin yerinde bulunan eski sehri tarih « philomelium » seklinde adlandirir. simdiye kadar küçük asyanin tarihiyle. tarihî cografyasiyla mesgul olanlardan hiçbirisi bunun hangi dilden oldugunu ve ifade ettigi manayi söylememis ve göstermemistir. aksehir orta anadolunun meshur bir meyva sehridir. burada çok iyi elma da yetisir, eski aksehirin bali da meshur imis. bizim tahminimize göre sehir adini elmasinin veyahut balinin söhretinden almistir. kelimenin sonundaki eki (yum) atilirsa «philomel — filomel» kalir. yunanca (filo) dost ve seven (meli) bal, (milo) da elma anlaminadir.     türkler burasini (ak...

1 mayıs alanı bizimdir

1 mayıs; coşku dolu, umut dolu, özlem dolu bir gündür. hangi koşullarda olursak olalım, bu duyguları yaratır. çünkü 1 mayıs, bu düzenin böyle sürüp gitmeyeceğinin, sömürünün devam edemeyeceğinin ezilenler tarafından en açık şekilde ilanıdır. 1 mayıs tüm dünya çapında yüzyılı aşkın süredir böyle bir misyonu yerine getirir. bu yıl, 2008 1 mayıs'ında da dünyanın hemen her yerinde, bir kez daha çıkacağız alanlara ve bunu bir kez daha ilan edeceğiz. ülkemizde ise, bu sene 1 mayıs'ı, ülke çapında merkezi bir şekilde, tarihsel 1 mayıs alanı'mızda kutlamak istiyoruz. bu, emekten yana tüm güçlerin onlarca yıllık özlemidir. bu, ülkemiz işçi sınıfının tartışılmaz, meşru hakkıdır. bu meşru hak, onlarca yıldır, baskıyla, zulümle, yasaklarla engellenmeye çalışılıyor. geçmiş yılla...

akşehir

akşehir adı nasıl konulmuştur aksehirin yerinde bulunan eski sehri tarih « philomelium » seklinde adlandirir. simdiye kadar küçük asyanin tarihiyle. tarihî cografyasiyla mesgul olanlardan hiçbirisi bunun hangi dilden oldugunu ve ifade ettigi manayi söylememis ve göstermemistir. aksehir orta anadolunun meshur bir meyva sehridir. burada çok iyi elma da yetisir, eski aksehir'in bali da meshur imis. bizim tahminimize göre sehir adini elmasinin veyahut balinin söhretinden almistir. kelimenin sonundaki eki (yum) atilirsa «philomel - filomel» kalir. yunanca (filo) dost ve seven (meli) bal, (milo) da elma anlaminadir. türkler burasini (aksehir) seklinde adlandirmislardir. adlandirma sebebi hakkinda da iki rivayet vardir: türkler kalelerinin beyazla badanalanmis veyahut ak tasla yapilm...

malazgirt meydan muharebesi

istek,öneri ve şikayetleriniz   uzak bozkırlardaki yurtlarından bir daha dönmemek üzere gelerek, selçuklu hizmetine giren ve bu devletin şuurlu sevk ve idaresi altında bizans sınırlarına yığılan türkmen kütlelerinin, üstelik yayla iklimi ve bol otlaklariyle kendi yaşayışlarına son derece elverişli hayat şartlarındaki anadolu'ya el koymak istemeleri kadar tabiî bir şey olamazdı.        tuğrul bey zamanından beri azerbaycan ve erran'da bizans'a bağlı ermeni, gürcü ve abhaz hükümdarlarının mağlûp edilmesi ve gence, ani, kars gibi mühim strateji merkezlerinin ele geçirilmesi ile orta ve kuzey anadolu'ya doğru akınlar icrası hayli kolaylaşmış oluyordu. yine bu yıllarda gümüş-tigin, afşin, ahmedşah, sâlar-i hor...

oruç ve aç durmak dinimiz.

oruç ve aç durmak sual: bazıları aç ve susuz durmanın ne faydası olur ki diyorlar. oruç tutmaktan maksat nedir?cevaporuç, yalnız aç ve susuz kalmak değildir. bir hayvanı veya inanmayan bir kimseyi bir odaya hapsedip aç, susuz bırakmakla oruç tutturulmuş olmaz. orucun, sabır, şükür, nefs terbiyesi gibi diğer ibadetlerle irtibatı vardır. onun için hadis-i şerifte, (her şeyin bir kapısı vardır. ibadetlerin kapısı ise oruçtur) buyuruldu. (ibni mübarek)sinir sistemimizin vücuttaki yeri çok mühimdir. dil sinirleri felç olan konuşamaz. bacaktaki sinirler felç olursa, insan yürüyemez. sinirimizin bozulması nispetinde hayatımız, az veya çok tehlike içindedir. siniri bozuk kimse, huzursuz olur, sabredemez. cemiyetteki kavgaların, cinayetleri...

oruç ve aç durmak

oruç ve aç durmak sual: bazıları aç ve susuz durmanın ne faydası olur ki diyorlar. oruç tutmaktan maksat nedir?cevaporuç, yalnız aç ve susuz kalmak değildir. bir hayvanı veya inanmayan bir kimseyi bir odaya hapsedip aç, susuz bırakmakla oruç tutturulmuş olmaz. orucun, sabır, şükür, nefs terbiyesi gibi diğer ibadetlerle irtibatı vardır. onun için hadis-i şerifte, (her şeyin bir kapısı vardır. ibadetlerin kapısı ise oruçtur) buyuruldu. (ibni mübarek)sinir sistemimizin vücuttaki yeri çok mühimdir. dil sinirleri felç olan konuşamaz. bacaktaki sinirler felç olursa, insan yürüyemez. sinirimizin bozulması nispetinde hayatımız, az veya çok tehlike içindedir. siniri bozuk kimse, huzursuz olur, sabredemez. cemiyetteki kavgaların, cinayetleri...

oruç ve aç durmak

oruç ve aç durmak sual: bazıları aç ve susuz durmanın ne faydası olur ki diyorlar. oruç tutmaktan maksat nedir?cevaporuç, yalnız aç ve susuz kalmak değildir. bir hayvanı veya inanmayan bir kimseyi bir odaya hapsedip aç, susuz bırakmakla oruç tutturulmuş olmaz. orucun, sabır, şükür, nefs terbiyesi gibi diğer ibadetlerle irtibatı vardır. onun için hadis-i şerifte, (her şeyin bir kapısı vardır. ibadetlerin kapısı ise oruçtur) buyuruldu. (ibni mübarek)sinir sistemimizin vücuttaki yeri çok mühimdir. dil sinirleri felç olan konuşamaz. bacaktaki sinirler felç olursa, insan yürüyemez. sinirimizin bozulması nispetinde hayatımız, az veya çok tehlike içindedir. siniri bozuk kimse, huzursuz olur, sabredemez. cemiyetteki kavgaların, cinayetlerin çoğu sinirli olmaktan, sabredememekten ileri...

az yemenin faydaları

sual: oruç tutarak aç durmanın faydaları nelerdir?cevaporuç tutmak başka, aç durmak başkadır. aç durmanın faydaları: 1- aç duranın basireti açılır. anlayış kabiliyeti artar. hadis-i şerifte, (aç duranın idraki artar, zekası açılır) ve (tefekkür, ibadetin yarısı, az yemek ise tamamıdır) buyuruldu. (i. gazali) çok yiyen çok uyur, çok uyuyanın da ömrü boşa geçer. çok yiyenin zekası ve zihni dumura uğrar. hadis-i şerifte buyuruldu ki: (çok yiyip içeni allahü teâlâ sevmez.) [i.gazali] 2- açlık, kalbde incelik doğurur. hadis-i şerifte, (az yiyenin içi nurla dolar) ve (allahü teâlâ, az yiyip içen ve bedeni hafif olan mümini sever) buyuruldu. (deylemi) 3- açlıkta arzular kırılır, nefs uysallaşır. çok yemek, gafleti doğurur. azgın bir atı zaptetmek zor olduğu gibi, çok yedirmekle nefsi zaptetmek de...

sen !

    sen! ey yalnızlığımın adı, sevdanın adresi, sonsuz ahı hasretimin. tükenmeyen hülyalarımın sahibi dil-i suzan. benim bitmeyen yanlızlığım, yanlızlığımın bitmeyen umutışığı. ruhumun sahibi, yüreğimin canyoldaşı dilruba. beni diyar diyar süren gurbet ellere, seyyah edip gezdiren, hasretini çektiren ölümüne... sonsuz acılara gark edip kanlı yaşlar döktüren gözlerimden... gözlerindeki aşka mahkum kılan ve azat etmeyen bir ömür... çıkıp gitme zamanı şimdi yine ey yar, uzaklar düşünce bir kez yüreğe, sen düşünce hayale, ruhumu zaptetmek mümkün müdür?... ki, gittiğim her yerde senden izler ararım, hiç bir yerde olmadığını bile bile. olmadık zamanlarda aklıma düşersin, yaralanırım... dilimin ucuna her geldiğinde dilimi ısırırım, seni sevdiğimi haykırmamak için. seni sevdiğimi yal...

şeriatın başkenti... ahmet altan

müziği de yok, mutfağı da yok, kendine has tasavvuf imbiğinden geçmiş müslümanlığı da yok, mimarisi de yok, adabı da yok. ölçüsüz ve örneksiz bir toplumun hoyratlığı var sadece. bir halife tarafından yönetilen bir şeriat ülkesi olan osmanlı’nın başkentindeki o hoşgörülü müslümanlığı bugün görebiliyor musunuz? bir şehri zaptetmek zor iştir. hele yüzlerce yılda defalarca kuşatılmış, saldırıya uğramış, kendini savunmayı öğrenmiş, geniş surlarla ve denizlerle çevrili bir şehri zaptetmek daha da zordur. fatih sultan mehmed akıllı ve ihtiraslı bir adamdı. peygamberin rüyalarına girmiş bir şehri almak onun için yeterli değildi.   o istanbul’u almak değil, istanbul’un ruhunu ele geçirmek, yeniden şekillendirmek ve ona sahip olmak istiyordu. büyük iskender’in yu...

şeriatın başkenti... bugün istanbul yok.

şeriatın başkenti... bugün istanbul yok. müziği de yok, mutfağı da yok, kendine has tasavvuf imbiğinden geçmiş müslümanlığı da yok, mimarisi de yok, adabı da yok. ölçüsüz ve örneksiz bir toplumun hoyratlığı var sadece.bir halife tarafından yönetilen bir şeriat ülkesi olan osmanlı’nın başkentindeki o hoşgörülü müslümanlığı bugün görebiliyor musunuz? bir şehri zaptetmek zor iştir. hele yüzlerce yılda defalarca kuşatılmış, saldırıya uğramış, kendini savunmayı öğrenmiş, geniş surlarla ve denizlerle çevrili bir şehri zaptetmek daha da zordur. fatih sultan mehmed akıllı ve ihtiraslı bir adamdı. peygamberin rüyalarına girmiş bir şehri almak onun için yeterli değildi. o istan...

Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !