× "

zemahşer ne demek

" arama sonuçları
zemahşerÎ

zemahşerÎ

                       zemahşer&ıcirc;                                                                                                   alperen gürbüzer                                       zemahşer harezm’e bağlı bir ilim kasabası. zaten kendisi hicri 467- miladi 1075 yılındabu kasabada doğmuştur. harezm’e değer katan en önemli hususiyet her t&uum...

büyük günahların bursalı ismail hakkı hazretleri’ne göre tertibi

  büyük günahların bursalı ismail hakkı hazretleri’ne göre tertibi mehmed zâhid kotku (rh.a) nefsin terbiyesi şimdi size bursalı ismail hakkı hazretleri’nin, büyük günahlar hakkında telif ettiği eseri de yazmaya çalışacağım. bu ismail hakkı’nın evliyâ-i kiramdan olduğundan hiç şüphemiz yoktur. kendi ismiyle müsemmâ tekkesinin şeyhidir. tekkesinin bahçesindeki kabristanda medfundur. yüzden fazla eseri vardır ki, on cilt olarak basılanrûhü’l-beyân tefsiri pek meşhurdur. tasavvufta çok ileri gitmiş bir zât-ı muhteremdir. dergâhındaki çilehânesinde birçok seneler riyazete devam etmiş olan bu eh...

furkan

furkân hakkı bâtıldan, doğruyu yanlıştan ayıran. furkân. ism-i masdardır: masdar değildir. fark kelimesinden daha anlamlıdır. çünkü furkân sadece hak ile bâtılı birbirinden ayırma manasında kullanılır. fark ise, daha umumî olup, ayırmanın mümkün olduğu bütün nesneler hakkında kullanılır (abdu'r-rauf el-mısrî, mu'cemü'l-kur'an, beyrut 1367/1948, ıı, 77). furkân, kur'an-ı kerîm'de değişik anlamlarda kullanılmıştır: 1- zafer anlamında: "hani musa 'ya doğru yola gelirsiniz diye, o kitabı (tevrât'ı) ve furkân'ı (zaferi) vermiştik" (el-bakara, 2/53). 2- dinde insanı sapıklıktan ve şüphelerden çıkarma...

prof. dr. bayraktar bayraklı'nın ''yeni bir anlayışı

tefsir yazmak cenâb-ı allah’ın murâdını açıklamak demektir. bir bakıma allah adına konuşmak anlamına gelir ve son derece mesuliyetli bir iştir. bu sebeple eski âlimler diğer alanlarda genç yaşlarda eser yazdıkları halde, eğer tefsir yazacaklarsa bunu ekseriya ömürlerinin sonlarına bırakır, bütün ilimlerde ihata kesp ettikten sonra ancak allah’ın ayetlerini açıklama cesareti gösterirlerdi. modern zamanlarda ne yazık ki bu hassasiyet kalmamıştır. artık islamî düşünüş biçimini topluma açmak isteyen hemen her ilim ve düşünce adamı ilk iş olarak açıklamalı meal veya kur’ân sözlüğü gibi kur’ân-ı kerim üzerine bir şeyler yaz...

münafık...

münafık:   "iki yüzlü, araya nifak sokan. fitnekâr. iki yüzlü riyakar ahdini bozan, yalan söyleyen, hıyanet eden. "    görünüşte müslüman olup hakikatte kâfir ve düşman olan. ("münafık öldükten sonra namazı kılınmaz" meâlindeki âyet, o zamandaki ihbar-ı ilâhî ile bilinen kat'i münafıklar demektir. yoksa zan ile, şüphe ile münafık deyip namaz kılmamak olmaz. mâdem "lâ ilahe illallah" der, ehl-i kıbledir. sarih küfür söylemese veyahut tevbe etse, namazı kılınabilir... münafık itikadsızdır, kalbsizdir ve vicdansızdır. peygamber (a.s.m.) aleyhindedir. r.n.) m&u...

sad suresi mevdudi tefsiri 1.sayfa

l38 sâd suresi giriş adı : açılış harfi (sad), surenin adı olmuştur. nüzul zamanı : ileride de açıklanacağı gibi hz. peygamber (s.a) mekke'de islâm'ı açıkça anlatmaya başladığı zaman, daveti kureyş'in ileri gelenleri arasında bomba etkisi yapmıştı. bu bakımdan surenin, risaletin 4. yılında nazil olduğunu söyleyebiliriz. nitekim bazı rivayetlere göre bu sure, hz. ömer islâm'a girdikten sonra nazil olmuştur. hz. ömer'in ise, habeşistan hicretinden sonra müslüman olduğu bilinmektedir. fakat surenin ebu talib'in hastalığı zamanında nazil olduğunu bildiren rivayetlere itibar edilirse, o zaman bu surenin risaletin 10. veya 11. yılında indiğini kabul etmek gerekir. ...

müddesir30 -56

30. üzerinde ondokuz varbu "ondokuz"un ne olduğunu açıklayan kelime zikredilmiyor. ancak bundan sonraki âyetten bunun, o cehennemin korucuları olan melekler yani zebaniler olduğu anlaşılıyor. insanoğlunun ruhî ve ahlâkî kuvvetlerinin analizini yapıp sınıflandırarak bu sayının sır ve hikmetini açıklamaya çalışmak isteyenler olmuşsa da, doğrusu bunun akılla bilinebilecek bir ilim işi değil, mutlak bir iman işi olmak üzere bir sınama için olduğu ikinci âyette özellikle anlatılmıştır. onun için bunun, kayıtsız şartsız bir iman ile inanılması istenen mutlak bir ilâhî haber olduğunu tasdik edip "yorumunu ve mânâsını allah bilir" demek gerekir. özet olarak şöyle diyebiliriz: yüce...

müddessir 30-56

30. üzerinde ondokuz var.bu "ondokuz"un ne olduğunu açıklayan kelime zikredilmiyor. ancak bundan sonraki âyetten bunun, o cehennemin korucuları olan melekler yani zebaniler olduğu anlaşılıyor. insanoğlunun ruhî ve ahlâkî kuvvetlerinin analizini yapıp sınıflandırarak bu sayının sır ve hikmetini açıklamaya çalışmak isteyenler olmuşsa da, doğrusu bunun akılla bilinebilecek bir ilim işi değil, mutlak bir iman işi olmak üzere bir sınama için olduğu ikinci âyette özellikle anlatılmıştır. onun için bunun, kayıtsız şartsız bir iman ile inanılması istenen mutlak bir ilâhî haber olduğunu tasdik edip "yorumunu ve mânâsını allah bilir" demek gerekir. özet olarak şöyle diyebiliriz: yüc...

fısk

fısk kelimesi hak yoldan ve doğru (sevab) olandan ‘çıkmak’, bir şeyden ‘sapmak’, ayrılmak, günah işlemek, zina işlemek gibi anlamlara sahiptir. kelimenin kökü olan ‘fe-se-qa’ fiili, ‘hurma kabuğundan çıktı’ anlamına gelmektedir. rağıb el-isfehani’ye göre, "feseqa fulanün" dendiğinde: "şeriat alanından çıktı" manası kastedilmiş olur. ‘darul fısq’, ‘fuhuş evi’ (genelevi) demektir. rağıb el-isfehani, bazen az günah işlemekle, bazen de çok günah işlemekle fısk olacağını, fakat genelde, çok işlemekle olacağını ileri sürmektedir. fâsık, fısk işleyen yani, günahkar, kötü yolda olan kimse, suçlu, zâni, adil olmaya...

"yeni bir anlayışın ışığında kuran tefsiri" bayrraktar bayraklı

prof. dr. bayraktar bayraklı’nın “yeni bir anlayışın ışığında kurân tefsiri” adlı eseri üzerine tefsir yazmak cenâb-ı allah’ın murâdını açıklamak demektir. bir bakıma allah adına konuşmak anlamına gelir ve son derece mesuliyetli bir iştir. bu sebeple eski âlimler diğer alanlarda genç yaşlarda eser yazdıkları halde, eğer tefsir yazacaklarsa bunu ekseriya ömürlerinin sonlarına bırakır, bütün ilimlerde ihata kesp ettikten sonra ancak allah’ın ayetlerini açıklama cesareti gösterirlerdi. modern zamanlarda ne yazık ki bu hassasiyet kalmamıştır. artık islamî düşünüş biçimini topluma açmak isteyen hemen her ilim ve düşünce adamı ilk iş olarak açıklamalı meal veya kur’ân sözlüğü gibi kur’ân-ı kerim üzerine bir şeyler yazmayı deniyor. şahsî ...

rabıta

bağlantı, bağlantı vasıtası, bağlılık, tutarlılık, tertip, düzen, bağ, münâsebet, ilgi; müridin, şeyhini düşünerek, kalbinden dünya ile ilgili şeyleri çıkarması, şeyhi vasıtasiyle hz. peygamber (s.a.s)'e ve allah'a kalbini bağlaması anlamında bir tasavvufî terim. "rabıta" arapça bir kelime olup, "r-b-t" kökünden türemiş bir isimdir. çoğulu "revâtib"dir.kur'an'da "rabıta" kelimesi geçmemekle beraber, kökü olan "r.b.t" mazi fiili iki yerde, muzarisi olan "yerbitü" bir yerde, emri çoğul olarak "râbitü" şeklinde bir yerde ve aynı kökten gelen "ribât" ismi de bir yerde geçmektedir (kehf, 18/14; el-kasas 28/10; el-enfâl 8/11; Âl-i imran 3/200; el-enfâl 8/60).bütün bu ayetlerde geçen bu kelimeler, birbirlerine yakın manalar ifâde etmektedirler. hemen hemen hepsinde "bağ, bağlantı,...

kur'Ân okumak, kur'Ân'ı "tegannÎ" ile okumak

kur'Ân okumak, kur'Ân'ı "tegannÎ" ile okumak   kur'ân'ı kerim okurken "teganni" yapmanın bazıları haram olduğunu söylerken bazılar da haram olmaması gerektiğini söylüyorlar. bunların hangisi doğrudur? bu meselenin hükmünü birbirine muarız iki ayrı şekilde gösterir gibi olan hadisler vardır. farklı izahlar da, herhalde bu hadislerin herkes tarafından çok iyi anlaşılmamasından kaynaklanmaktadır. biz-allah'ın izni ile iyi anladığına inandığımız alimlerimizin görüşleri ile mes'eleyi açıklığa kavuşturmaya, ya da daha doğru ifade ile varılan açıklığı anlamaya çalışacağız. . konu ile ilgili olarak kur'ân-ı kerim'de önemli bir ayet-i kerime vardır: "... kur'ân'ı da açık açık, tane tane (tertîl ile) oku".(k. müzzemmil, (73) 4) "tertil ile oku" b...

rabıta

rabıta   bağlantı, bağlantı vasıtası, bağlılık, tutarlılık, tertip, düzen, bağ, münâsebet, ilgi; müridin, şeyhini düşünerek, kalbinden dünya ile ilgili şeyleri çıkarması, şeyhi vasıtasiyle hz. peygamber (s.a.s)'e ve allah'a kalbini bağlaması anlamında bir tasavvufî terim. "rabıta" arapça bir kelime olup, "r-b-t" kökünden türemiş bir isimdir. çoğulu "revâtib"dir. kur'an'da "rabıta" kelimesi geçmemekle beraber, kökü olan "r.b.t" mazi fiili iki yerde, muzarisi olan "yerbitü" bir yerde, emri çoğul olarak "râbitü" şeklinde bir yerde ve aynı kökten gelen "ribât" ismi de bir yerde geçmektedir (kehf, 18/14; el-kasas 28/10; el-enfâl 8/11; Âl-i imran 3/200; el-enfâl 8/60). bütün bu ayetlerde geçen bu kelimeler, birbirlerine yakın mana...

zâriyât

1- esip savuranlara. 2- yükünü yüklenenlere. 3- kolayca süzülenlere. 4- işi ayıranlara and olsun. 5- size va'dedilen, mutlaka doğrudur. 6- ceza muhakkak olacaktır. bu kısacık ve hızlı etkilerin böylesine anlamı kapalı ifadelerle gelmesi -giriş kısmında da belirtildiği gibi- insanın his ve duygularına bambaşka ilhamlar ve belirli duygular vermekte ve kalbi dikkate değer bir işe ve dikkat edilmesi gerekli bir duruma bağlamaktadır. ilk nesiller arasında da birçok kişi ayette geçen "zariyat", "hamilat", "cariyat" ve "mukassimat" kelimelerinin anlamını sormak zorunda kalmışlardır. ibn-i kesir tefsirinde derki: haccac oğlu şu'be, ibn-i ar'ananın oğlu halid oğlu semmak'tan, o da hz. ali'den şunu duyduğunu belirtmiştir. aynı şeyi şu'be de ebu bezze oğlu ka...

dünya ve ahiret için çalışmada ölçümüz? ...

dünya ve ahiret için çalışmada ölçümüz?    kur’an diyor ki: çalışın …bilindiği gibi kur’an-ı kerim, insanlığın hidayeti, refahı ve mutluluğu için allah (c.c) tarafından cebrail (a.s) vasıtasıyla hz. muhammed (sas)’e gönderilen en son ilahî kitaptır. bu sebeple, kıyamete kadar her çağın insanına hitap eden ve yol gösteren prensiplere sahiptir. bazılarının dediği gibi kur’an, sadece, 14 asır önceki insanlara hitap eden bir kitap değil, her devirdeki insanlara hitap eden ve bizlere ilim, ilerleme, başarı ve medeniyetin yollarını gösteren evrensel bir kitaptır. kur’an’ın getirdiği prensipler bugüne kadar hiç eskimemiştir, kıyamete kadar da eskimeyecektir. mesela kur’an, doğruluğu, gerek ticarette, gerek...

Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !