Taşınıyorum...
Blogcu.com'un verdiği kötü hizmetten dolayı www.halenzeozlem.blogspot.com adresine taşınıyorum. Blogspot sayfam henüz tamamlanmadı ama buraya gelen yorumları maalesef açamıyorum. Yeni adresime bekliyorum.
Sevgiler..
Hoşgeldin Hamza bebek..

Sevgili oğluşumuz Hamza 23 Şubat günü aramıza katıldı. Artık Wireless bir hayat sürmek üzere aramızdaki kabloyu kopardı:) Kendisi blog alemine yabancı değil. Bilgisayarı açtığım zaman kucağımda heyecanla çırpınmaya başlıyo. Eh kendisi kablosuyla ( göbek bağı) bana bağlı olduğu günlerde geceleri az gezmedik bloglarda. Son 3 ayımız oğluşla sitelerde pasta kek tatlı tariflerini okuyup gecenin bi saati kalkıp pişirmekle geçti.. Sofra Öçlem'imle geceleri msn de her karşılaştığımızda diyalog şu olurdu.
Ben : Öçlemmmmmm:)
Öçlem: Halenzem sakın yapma dur diyorum sakın ha.....
Ben: Ehehe yaptım bile:)) Şapırt şupurt :))
Elde var tombik bir anne ve tombalak bir beboş. Bizi yoldan çıkaran tüm bloglara teşekkürü bir borç biliriz:)
Güzel bir hamilelik ve keyifli bir loğusalık geçirdim. Akşamları özellikle saat 18:00 da Hamza'nın ağlama krizleri dahil (bütün bebekler akşam saat 18:00 da ağlamaya başlarmış zaten) herşey çok güzeldi. Sakinleştirmek için babası ve ben envai çeşit icatlarda bulunduk:) Hepsi de işe yaradı çok şükür. Birincisi pusetine yatırıp mutfağa götürdük davlumbazı çalıştırdık. Bebekler davlumbaz sesini anne karnındaki uğultuya benzettikleri için sakinleşirlermiş. En azından 45 dakika sakinleşti. İkincisi gün içerisinde ağzına damlattığımız gaz ilacını ağzı yerine emziğe damlatıp verdik bir on dakika kadar da öyle sakinleşti. Üçüncüsü kucakta zıplatarak evi dolaştırdık. Dizleriniz ve beliniz sağlam değilse denemeyin. Bir arkadaşımız bu işi pilates topu üzerinde yapıyormuş:))) Dördüncüsü küvetine su doldurup pestili çıkana kadar suda tuttuk. Her defasında 10 dakika içinde nakavt oldu. Eğer ağlamaya devam etseydi ben tellak tutup kese attırmayı falan düşünüyodum:))) Tüm bunların hepsi bizde sadece 2 hafta sürdü. Çocuk baktı ''bu cadı anneden kurtuluş yok biraz daha ağlarsam bu kadın evi çarşı hamamına çeviricek'' dedi ve pes etti . Evet bazen hiç bitmeyecek sandık ama bir bakmışız 5. aya girmişiz ve herşey okadar çabuk ve hızlı gelişiyorki dün ne yaşadığınızı unutuyorsunuz. Ben geçirdiğim 4 ayı unuttum bile:) Şimdi evimizde kıkırdayan ve çıngırdağıyla oynayan süslü minik bir erkek var. Eh okadar yıkarsak. Metroseksüel oldu çıktı başımıza:) Eh ne diyelim darısı tüm anne olmak isteyenlere, anne adaylarına hatta şimdilik bebek düşünmeyenlerin başına. Hadi bakalım blogcu kızlar Sobe . Sıra sizde:))) Sobelediklerim : Sofra Öçlemim ve Misss Zerrin :)))
Bir itiraf: Ben doğum öncesi ve sonrasında yüzlerce yemek ve tatlı pişirdim. Ama resmini çekmeye fırsat kalmadan afiyetle yedim. :)) Alta yiyeceklerin tarifini koyup üste necefli maşrapa resmi mi koysaydım acep:)
Sobe (Yine Başladık:)
Sofra Öçlem'im ne yapıp edip beni yine blogun başına oturttu ya bravo ona:) Sobelere dayanamadığımı biliyo akıllı kız vesselam..
Olsam ne olurdum??
Yemek olsam ne yemeği olurdum?

Şööle lüks bir Fransız lokantasına gidip menüyü elinize alıp nasıl okudunduğunu bilemediğiniz bilsenizde önünüze ne getireceklerini kestiremediğiniz hatta yedikten sonra faturanın kaç lira geleceğini asla tahmin edemeyeceğiniz bir yemek olurdum kesin:))) Yedikten sonra geğirmeğin hakkaten çok kötü olur, ayıp ya:))
Elbise olsam ne olurdum?
Simsiyah saten bir gece elbisesi.. Işıl ışıl parıldayan aksesuar olarak uzun eldivenler. (Annem pasaklı kadınlar siyah giyer derdi :)) Anne söz veriyorum her 5 senede bir yıkıycam, valla:)

Ayakkabı olsam ne olurdum?
Bu kıyafetin altında hamam takunyası giyecek halimiz yok. Dost başa düşman ayağa bakarmış. Düşmanlarımızı sevindirmeyek demi... ( Bunun siyahını sordurdum mağazada kalmamış kırmızısıyla idare edicez artık.)

Araba olsam ne olurdum?
Şimdi bu elbiseye bu ayakkabıya sarı taksi olmaz demi? Elbette Rolls Royce. Yalnız ben birde şöför reca edeyim...

Mevsim olsam ne olurdum?
Tabiki de kış. Serin serin, bembeyaz, pırıl pırıl tüm çirkinlikler yorgan gibi örtülmüş. O kıyafet o ayakkabı o araba ben nasıl karda gezicem onu merak ediyorum. Büyük ihtimalle şatomum camından bakıyo olurdum:))) Oğlak megalomanlığı bu olsa gerek:) Tüm blogcu arkadaşlarım bu manzaraya davetlidir. Siz kardan adam yaparken ben size 300 metrekarelik mutfağımda salep pişiriyo olurum:))

Müzik aleti olsam ne olurdum?
Eh bu kadar süslü birine kabak kemane yakışık almaz. Müzik aletim ayakkabıma elbiseme yemeğime uygun olmalı. Şatomun duvarlarında ahenkle yankılanmalı. Demekki neymiş Halenze Öçlem Piano olurmuş:))) Dınımm Dınımm dımmm...

Sofra Düzenlemeleri..
Selam, yine uzun bir ara ve yine ben :) Önümüz Bayram, yılbaşı, sevgililer günü. Dedim şimdi bizim kızlar ööle blog blog geziniyorlardır ne yapsak ne etsek, Halenze'de bir sofra kursada baksak diye. Doğru düşünmüşüm de mi? Aslında şaka bir yana bu sofraları Sevgili Misss Zerrin'in rahmetli Esra ile çıkaracağı Kevgir dergisi yılbaşı sayısı için hazırlamıştım. Ama maalesef nasip olmadı. Kısmet burayaymış. Umarım beğenirsiniz.
Sofradaki şişeler zeytinyağı şişesi olup, kadehlerdeki kırmızı sıvı kuşburnu çayıdır ve dekor amaçlı kullanılmıştır:)))

Bu pembe sofrada en alta beyaz dertsiz örtü üzerine pembe organze tül kullandım. Şamdan şeffaf cam etrafına çiçekçilerden temin edeceğiniz bebek nefesi adı verilen beyaz minik çiçekleri demet yapıp koyu pembe bir kurdeleyle bağladım. Bol bol mum ve dilerseniz ipe dizilmiş incileri dilerseniz tane şeklinde boncukları masa üstüne serpebilirsiniz. Vazo şeklinde katladığınız peçetelerin içine de şamdanda kullanılan çiçekten konabilir.
Bu turuncu sofrada ortadaki yuvarlak çiçek kapılara asılan süslerden. Ya kapınızdan sökün, yada bir tane sofralarda kullanmak üzere temin edin:)) Örtü yine alta beyaz dertsiz örtü üste somon rengi organze tül..
Bu kırmızı sofrada farklı olan tek şey büyük şamdanlar...
Siyah Örtü kullanılarak hazırlanmış bir başka sofra. Siz böyle bir siyah sofrada altın rengi veya kırmızıyı ağırlıklı olarak kullanabilirsiniz... Örtüler herzaman temin edilecek cinsten. Pazardan veya tülcülerden parça kumaşçılardan bulabilirsiniz. Önemli olan az para çok iş ve mevcudu değerlendirmek :)
Büyüleyen Mutfak Kokumuz Esra...

Hepimiz ölümü bir şekilde hatırladık, ama bir gün seninle hatırlayacağım hiç aklıma gelmemişti. 2 gündür bana yazdığın yorumları açıp okuyorum. Büyüleyen mutfak kokum, Esram, tombişim, ne çok sevenin var senin, inşallah bizi ordan görüyorsundur. Bu logonla hep seni anacağız. Nur içinde yat, mekanın cennet olsun. Rabbim ailene sabırlar versin.
Fastane Şekeri...
Diğer adıyla Sahte Kestane Şekeri.. Bu nefis tarifi Yogurtland adresinden aldım. Kim der ki bu nefis karışım kuru fasulyeden yapılıyor:) Kuru fasulye yemeyen çocuklarınız için ideal. Ha çocuklarınız kuru fasulyeyi seviyor kestane şekerini sevmiyorsa gerçekleri açıklamanızda fayda var:)
Bir ayrıntı ekleyeyim. Ben fırından çıkardıktan sonra geniş bir tepsiye ters çevirip çıkardım ve çatalla dağıttım ılınmasını bekledim. ve elimle ceviz büyüklüğünde yuvarlayıp resimdeki pasta kapsüllerinin içine koyup üzerine bitter çikolata eritip kaşıkla döktüm..Şekerleri buzdolabında tutun. Soğuk olarak servis yapın. Deneyin gerçekten inanılmaz bir benzerlik...
Afiyet olsun...



