2/7/2006 - GİZLİ MEKTUP
-I-
Dışa bir tomurcuk gibi patlayabilmek için bir kelimeyi arar durur şair.Aysız , yıldızsız, ışıksız , bir kedi gözü parıltısına muhtaç gecelerde , bir dağ köyünde , elinde denizci feneri karanlığa dalan bir çoban gibi pürdikkat seçer kelimelerini , gizli bir ayin de giz olacakmışçasına. Kurtların uluduğu sarı dağlarda , çıplak ayak gezmeyi öğrenir , elinde bir demet dağ sümbüllü ve göğsünde depreşen kumru yetiştirme arzusuyla muzdarip bir münzevi ;şehir mürtedi.Ağaçların yapraklarını hışırdatan yaz rüzgarlarıyla oynaşır arılar ; çiçekler tohum olur, çeşni olur , bal olur.Hüzün anzer balı , damla damla düşer adamın yüreğine
Hüzün ve öfke olmasaydı tomurcuk patlamazdı, dualar olmasaydı çoban bir kez daha yatağından doğrulamazdı ,samimiyet terk i diyar eyleseydi boz kayalıkları bu dağlara hiç kumru konmazdı.Gözlerin olmasa bunların hiç biri olmazdı.
Kırık bir gülsün sen ;kökleri beynime uzanan.Uzayan bir ışıksın bana ait doğudan kaçışan.Kızıl kıpkızıl bir rengin var ;gül rengi kan rengine karışmış gibi
Bu kızıl gülün yapraklarından yaptığım yelkenliler sahra çölünde kumlara karışmasaydı, bakışların yunus balıklarınca , bilinmemiş olsaydı , bana doğru sıktığın yumruğun etrafımda infilaklar oluşturmasaydı , kendi vadisine çekilmiş kıl çadırında oturan bir kızılderili olabilirdim.
Ama sen arzın içinde bir yerde, bir okul kantininde , bir masada oturuyorsun. Siyah zambaklar oluyorsun , uzanıyorsun gözlerime ve ben sevdiğinin saçlarının bir teline dokunmamış tüm aşıklar adına bu kırık gül resmini takdim etmeliyim sana.

-II-
Bu oyunu biz yazmadık.Hiç bir oyunu biz yazmadık.Bir oyundan arta kalan kelimeleri defederek beynimden , gönlümden geçiyor öğrenmek şu soruların cevaplarını
Hiç okşadımı anan saçlarını.Cebrailin kanadı değdimi gözlerine.Hiç bir kır çiçeğini ezdimi parmakların.Rüyalarında kanatlandımı serazat kartallar
İnce yağmura ve ince hastalığa tutulmuş bedenim , senin sloganın olsun diye dayanırdı toprağa.Sisli sonbahar akşamlarında kulağım toprakta yürüyüşünden muştular çıkarırdım. Sıkılmış bir yumruğun gergin damarları olur kulak kesilirdim adımlarına. Biliyorum suçlu bendim.
Akbabalar cesedimi sürükleyince daha iyi anladım çölde çiçek açmazmış
Gözlerin siyah zambaklar olmasaydı , rüzgar taşımasaydı kokunu tüm bunlar olmazdı.Anladım saksıda yetiştirilmemeliydin.Saksıda olmasaydın kırlarda da değil kayalık dağlarda kök salan bir manisa lalesi olsaydın , simsiyah bir lale olsaydın , gözlerine bakmazdım.Köklerine yağmurlarla inmeye çabalardım ve tüm bunlar olmazdı
Ben hiç bir çiçek görmedim göğsünde isa tasviri , kollarında ikonlar, çatılmış kaşları;yalnız gözlerinde hayat okunan.
Rüzarga salınmasaydınız, bu kadar çok şeyi bu kadar az bir gayretle ifade etmeseydiniz , ettirilmeseydiniz ; atam YUNUS peygamber gibi pişman , ama yalvaran , ama umutlu olabilirdim.
Sen olmasaydın sana adanabilirdim.Yeşil bir çarmıha gerilmeseydi gizemin , siyah bir zambak gözlerine hapsedilmemiş olsaydı, kanımdan çıkan görüntülerden anlamlar çıkarabilirdim.

-III-
Kadınların saksağan yuvasını en beğenilen yuva seçtiklerini geç öğrendim.Kara bir dumanın üzerimize çökmüş olmasının parlak nesnelerin değerini arttırdığını da geç öğrendim.Bir genç kızın neden buz kesmiş bir afrodit olduğunu ve pelerinini ve adımlarını nasıl bu kadar ustalıkla yönettiğini güç öğrendim.
Akıntıya salındığım bir zamandın sen ; umuyordum ki her akan nehir bir denize ulaşır.
Denizin sen olduğunu, istiridyeyi hiç tanımamış olan benim inci çıkarmak için niçin dibe inmesi gerektiğini ve neden vurgun yediğini dahi anlamadığını biliyormusun?. Keşke deniz değil de dağ başında ufak bir göl olsaydın.O zaman bir buz kütlesi olan ben ilkbaharın ılık ışıklarında sana doğru ağardım.
Keşke kutsal yazılardan öğrendiklerimi test etmeseydim.Kutsal bir yazı olduğuna olan inancım hiç sarsılmasaydı.
Keşke aynı darağacının ipini paylaşmasaydım seninle.Keşke papatyaları bu kadar hoyrat yolmasaydım: Keşke toprak olabilseydim ; zambakların hiç kaçmadığı.Keşke sen bu siyahlığını fabrika bacalarından almasaydın.Keşke ben yağmura sadece arınmak için çıkabilseydim.Keşke bu diyarda nergisler ,yaseminler , salon çiçekleri, kaktüsler , devedikenleri ve zambaklar bir arada olmasaydı.
Siyah bir zambağa kırık bir gül takdim etmek zorunda kalmasaydım.
Yazan:Hamit Akçay
Çizgi:Hasan Aycın
|