BANA, BAZEN GÜVENEBİLİRSİNİZ..

20/8/2008 - SARISABIR TESBİHLERİM





Mısır'da Reşit Şehri'nde
güneş altında
yelpaze pencerelerimde

pencerelerimde
sarısabır tesbihleri
ve usareler
döner mu'tad üzere

çünkü
şımartır tenini sıcak
güneşin sıcaklığı
döndürür rengini
ah!
lezzeti acımsı



El Zaman'da
Ve Roma'da

pan'da bir caka
flavtada menevişler
feryad-sancı ile saçma
minicik bir temas umulur
beklentilere



sessizce söner ışıkları
penceremin
soluklaşır manzaralar
eğer başını razı
sarısabır tesbihlerim





Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

19/8/2008 - AŞKIN'LIĞA YOLCULUK..



Kot      :  Temel ile Zemin arasındaki yükseklik.

Kot      :  Sunu ile İstem arasındaki oran.

Temel :    Mental Basic Program. Plân.
                Standart.
                Kişisel tercihler ile değişmez.


Zemin :  Ground.
              Bilinç olarak ekranda beliren,ışıklı,
              Ayaaltı Alem.
              Temel Program Uygulama Sahnesi.
              Kişisel tercihler ile değişir.


Kişi     ;  Bağlaşıklık sınırında (Tümey), sürekli
              ve kişisel ve değişken (iner-çıkar)
              tercihleri ile yöneylem araştırmaları
              yapar.
              Tercihleri ile kotunu/konumunu belirler. 





Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

16/8/2008 - FUSION ya da PYTHAGORAS..



FUSION ya da PYTHAGORAS

Mneserchos'un oğlu Phthagoras herkesten
çok bilimle uğraşmıştır ve bu eserleri
tercih ettikten sonra, bunlardan kendi
bilgeliğini, yani san'atların en kötüsü
olan bilgiçliği çıkarmıştır.

Herakleitos










Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

13/8/2008 - REENKARNASYON ÜZERİNE..



..Burada halledilmesi gereken en esaslı mesele,
enkarnasyon tabirinin iyi anlaşılmasıdır. Daha
doğrusu bundan ne anlaşılması gerektiğidir..

Genellikle öğretildiği gibi;
"Bir ruh'un bir bedene bağlanması; bir insanın
bir odaya kapatılmasıyla eşit tutulmuştur."

Odanın her tarafında dolaşan varlık, odanın
dışına çıkamaz. Bütün hürriyeti odanın duvarları
ile çevrilmiştir.
Siz buna, "Ruhun Enkarnasyonu" diyorsunuz.

Halbuki ruhun bedene olan hakimiyeti, dört duvar
arasına kapatılmış bir varlığın durumuna benzemez.
Maddi bedenle olan ilişkiler, muhtelif tesir
sahalarından ibaret olan çeşitli kademelerin
araya girmesiyle vuku bulur.

Esasında beden, ruh için bir "Gölge Olay" dan
ibarettir.

Yani sizin şu anda kendiniz hakkında olan bilginiz,
ruhun kendisi hakkında olan bilgisi demek değildir.

Ruhun, gerçek şuur sahibi varlığın, mahlûkun,
bedenle olan irtibatı bir gölge olaydır, demiştik.
Bu tıpkı duvarda kendi gölgesini seyreden, onun
hareketlerini müşahade eden  bir kimsenin vaziyetine
kabaca benzer. Sizin gölgenizin mevcudiyetinin
hakiki varlığın mevcudiyetine bağlı olduğunu
bilirsiniz..

Dolayısı ile beden de, hakiki varlık olan ruhun
mevcudiyetine bağlıdır. Ve beden üzerinde meydana
gelen her türlü değişiklik, her türlü tadilat,
başkalaşma, onu kullanan varlığın kudretleriyle
mümkündür..

Sadıklar Plân'ı Tebliğleri
2.10.1970
 



Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

11/8/2008 - ARAF'TA FOBİ TESİRLERİ..




Kişi; Araf'ta davasını sürdürürken,
Detay'lar sürekli ve etkili alanlar
yaratır.

Detay alanları, Özünde düşük enerji
ortamları olmakla birlikte, kişinin
konu hakkındaki bilgi yetersizliği
bu vizyonlara değerinden fazla değer
yüklemesine ve bir anlamda onları
şişirmesine yol açar.
Işıklı şey'ler/vizyonlar üzerinde
fikirler yürüterek/ihtiyar kullanarak
yeni ve birçok kurgulamalar yapar.

Fakat bu gel-git/süreç, seviyesi alt
düzeyde iletişimler oluşturacaktır.

Enerji düzeyi düşük olmakla birlikte
kişinin yüksek titreşimleri alma
noktasında parazitler oluşturabilen
bu etki alanına bir örnek vermem
gerekirse; "Media" ya da "Basın-Yayın
Sistemleri" ni gösterebilirim.

Araf'ta, Levh'lerin her türlüsü böyle
bir işlev görmekte, Fobi etkilerini
yaymaktadır.

Ancak, bu aktivite kontrol altında
(Mental boyut'ta) tutulabildiği oranda
kişi'ye, birey olma yolunda yüksek
yardımlar/faydalar sağlayacaktır.





Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

10/8/2008 - ARAF ya da AZILUTH..




Araf     ;  Kişi'ye özel Eşya'yı Deneyimleme Sistem
               Lâboratuvarıdır.

Kişi      ;  Birey olma yolunda ilk adımlarını burada
               atar.

Kişi      ;  Eşya ve kodlanmış nominal yapısını algılar
               ve düşündürücü im'leri zihninde tasarımlar.
               Düşüncelerinden sürekli akıp-geçen vizyonlar
               ile ilişkileri oranında yol alır.

Riziko  ;  Şey'lerin nominal değerlerinin olduğu ve
               fakat ilk halinin (subjective) bilinmediği
               noktasıdır ki..

Sonuç  ;  Sistem boyutunda şey'ler analiz/tahlil
               edilirken dikkat edilecek önemli husus
               Yüksek Tolerans gerekliliğidir.
        
        



Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

8/8/2008 - ELF LEYLE VE LEYLE





Agnes, Dağların Perisi ve
gökkuşağının renkleri,
vardiyamda ve yanımdasın
hüzün zamanlarımda.

Agnes, Sürekli dalgalanansın
ve dalgalarda akıp-giden
ve Çoban Yıldızı;
hangisi?
hepsi mi?

Belki bir çıkarım yapmalıyım,
şöyle bir daha incelemeliyim
gereklidir belki.

Şehrazad, büyücüsün sen!
Işıkların ile parlatıyorsun yıldızları,
yıldız oluyorsun parıldayan bazen,
öyle bir bayram ki bu
çıldırıyorum heyecandan.

Her bir postun altında olabilirsin
veya bir halıya binmiş uçuyorsundur,
aynanın arkasına da geçmişsindir kimbilir?

Sonuçta ikilemler öyle anlamsızlaşıyor
sen varken!

Haydi anlat masallarını..






Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

7/8/2008 - DHARMA ya da AYDINLANMA..



Zihin ancak başka bir aracı, başka
bir yardımcı olmadan idrak'e ulaşır,
Kendisini kavrar, aydınlanır.

Kavrama eylemini;
Dış dünyayı, "Kavramsal Kaos Konsept"i
biçiminde algılamak ve bu sistem içinde
gerekli bilgiyi almak ve fakat sistemin
tutkulu ögesi olmamak gibi anlayabiliriz.

Bu durum (Aydınlanma);
Belli bir yol ve sistemler benimseyerek ve
her gün yapılan uygulamalar ile, zihni
arındırma çelışmaları yapmakla ulaşılabilecek
bir durum değildir.
 
"Biraz-biraz, bir parça daha yaklaşmak,"
ve "yavaş-yavaş gelişmek," tarzı hatalı bir
yoldur.

Kavrama, arınma ve aydınlanma ancak "biran!"
da ortaya çıkar.

HUI-NENG
T'AN CHING' den.




Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

6/8/2008 - AZİZE AGNES



ROMA: 304


Genç kızların koruyucusu olan bakire.

Söylencelere göre Agnes, 13 yaşlarında
güzel bir kız iken İsa'dan başkasını
kocalığa kabul etmeyeceğini söyleyerek
evlenmeyi reddetti.

Bunun üzerine talipleri onun Hristiyan
olduğunu açıklayınca, ceza olarak bir
genel eve atıldı.

Kişiliğine saygı duyan Romalı gençlerden
hiçbiri ona el sürmedi. Yalnız bir kişi
tecavüze kalkıştı ve o anda kör oldu. Ama
Agnes duaları ile onu iyileştirdi.

Bundan sonra hiç eziyet görmeyen Agnes,
sonradan Roma İmparatoru Diocletianus'un
giriştiği Hristiyan kıyımı sırasında
öldürüldü.
Via Nomentana'nın yakınlarına gömüldü.

Her yıl yortu gününde Roma'daki S.Agnese
Kilisesi'nde yapılan törende kutsanan iki
kuzunun yünlerinden din adamları için Pallia
(pelerin) yapılır ve Papa bu pelerinleri
yargılama haklarının bir simgesi olarak
başpiskoposlara gönderir.




Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

5/8/2008 - AGNESİ EĞRİSİ ya da ÜST LİMİT ETKİ SINIRLARI..




Bilinmeyen karşısında bilmeyenin ve bilmek
üzere bilgiye yönelerek yaptığı yolculuk
"Türev" dir.

Bilmeyen bu durumda fonksiyoner olmakta
"Sıfır" a doğru gitmektedir. Ve bu süreçte
görevi de orantılı artmaktadır.

Fonksiyoner, her bilgi artımında, o bilginin
genalanı'nı kullanır. (Limit)

Belli bir zaman/mekân limitinde fonksiyoner,
limitinin en uc sınırlarını ve koşullarını
(AGNESİ EĞRİSİ) değerlendirerek kullanırken,
diğer alt limit ögeleri ile de senkronize ve
paralel boyutlarda alâka içinde olacaktır.

Ve doğal olarak alt türev ögeleri, üst limit
elemanının etkileri karşısında tedirginliğe
düşer. (AGNESİ BÜYÜLÜSÜ)



KUR'AN : 53. SURE

7- En yüksek ufuktadır o.
8- Sonra iyice yaklaştı ve sarktı,
9- İki yayın beraberliği gibi,
     belki ondan da yakındı.





Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

BİR MOORTİP VERSİYONU...