Temel : Mental Basic Program. Plân. Standart. Kişisel tercihler ile değişmez.
Zemin : Ground. Bilinç olarak ekranda beliren,ışıklı, Ayaaltı Alem. Temel Program Uygulama Sahnesi. Kişisel tercihler ile değişir.
Kişi ; Bağlaşıklık sınırında (Tümey), sürekli ve kişisel ve değişken (iner-çıkar) tercihleri ile yöneylem araştırmaları yapar. Tercihleri ile kotunu/konumunu belirler.
Mneserchos'un oğlu Phthagoras herkesten çok bilimle uğraşmıştır ve bu eserleri tercih ettikten sonra, bunlardan kendi bilgeliğini, yani san'atların en kötüsü olan bilgiçliği çıkarmıştır.
..Burada halledilmesi gereken en esaslı mesele, enkarnasyon tabirinin iyi anlaşılmasıdır. Daha doğrusu bundan ne anlaşılması gerektiğidir..
Genellikle öğretildiği gibi; "Bir ruh'un bir bedene bağlanması; bir insanın bir odaya kapatılmasıyla eşit tutulmuştur."
Odanın her tarafında dolaşan varlık, odanın dışına çıkamaz. Bütün hürriyeti odanın duvarları ile çevrilmiştir. Siz buna, "Ruhun Enkarnasyonu" diyorsunuz.
Halbuki ruhun bedene olan hakimiyeti, dört duvar arasına kapatılmış bir varlığın durumuna benzemez. Maddi bedenle olan ilişkiler, muhtelif tesir sahalarından ibaret olan çeşitli kademelerin araya girmesiyle vuku bulur.
Esasında beden, ruh için bir "Gölge Olay" dan ibarettir.
Yani sizin şu anda kendiniz hakkında olan bilginiz, ruhun kendisi hakkında olan bilgisi demek değildir.
Ruhun, gerçek şuur sahibi varlığın, mahlûkun, bedenle olan irtibatı bir gölge olaydır, demiştik. Bu tıpkı duvarda kendi gölgesini seyreden, onun hareketlerini müşahade eden bir kimsenin vaziyetine kabaca benzer. Sizin gölgenizin mevcudiyetinin hakiki varlığın mevcudiyetine bağlı olduğunu bilirsiniz..
Dolayısı ile beden de, hakiki varlık olan ruhun mevcudiyetine bağlıdır. Ve beden üzerinde meydana gelen her türlü değişiklik, her türlü tadilat, başkalaşma, onu kullanan varlığın kudretleriyle mümkündür..
Kişi; Araf'ta davasını sürdürürken, Detay'lar sürekli ve etkili alanlar yaratır.
Detay alanları, Özünde düşük enerji ortamları olmakla birlikte, kişinin konu hakkındaki bilgi yetersizliği bu vizyonlara değerinden fazla değer yüklemesine ve bir anlamda onları şişirmesine yol açar. Işıklı şey'ler/vizyonlar üzerinde fikirler yürüterek/ihtiyar kullanarak yeni ve birçok kurgulamalar yapar.
Fakat bu gel-git/süreç, seviyesi alt düzeyde iletişimler oluşturacaktır.
Enerji düzeyi düşük olmakla birlikte kişinin yüksek titreşimleri alma noktasında parazitler oluşturabilen bu etki alanına bir örnek vermem gerekirse; "Media" ya da "Basın-Yayın Sistemleri" ni gösterebilirim.
Araf'ta, Levh'lerin her türlüsü böyle bir işlev görmekte, Fobi etkilerini yaymaktadır.
Ancak, bu aktivite kontrol altında (Mental boyut'ta) tutulabildiği oranda kişi'ye, birey olma yolunda yüksek yardımlar/faydalar sağlayacaktır.
Araf ; Kişi'ye özel Eşya'yı Deneyimleme Sistem Lâboratuvarıdır.
Kişi ; Birey olma yolunda ilk adımlarını burada atar.
Kişi ; Eşya ve kodlanmış nominal yapısını algılar ve düşündürücü im'leri zihninde tasarımlar. Düşüncelerinden sürekli akıp-geçen vizyonlar ile ilişkileri oranında yol alır.
Riziko ; Şey'lerin nominal değerlerinin olduğu ve fakat ilk halinin (subjective) bilinmediği noktasıdır ki..
Sonuç ; Sistem boyutunda şey'ler analiz/tahlil edilirken dikkat edilecek önemli husus Yüksek Tolerans gerekliliğidir.
Zihin ancak başka bir aracı, başka bir yardımcı olmadan idrak'e ulaşır, Kendisini kavrar, aydınlanır.
Kavrama eylemini; Dış dünyayı, "Kavramsal Kaos Konsept"i biçiminde algılamak ve bu sistem içinde gerekli bilgiyi almak ve fakat sistemin tutkulu ögesi olmamak gibi anlayabiliriz.
Bu durum (Aydınlanma); Belli bir yol ve sistemler benimseyerek ve her gün yapılan uygulamalar ile, zihni arındırma çelışmaları yapmakla ulaşılabilecek bir durum değildir.
"Biraz-biraz, bir parça daha yaklaşmak," ve "yavaş-yavaş gelişmek," tarzı hatalı bir yoldur.
Kavrama, arınma ve aydınlanma ancak "biran!" da ortaya çıkar.
Söylencelere göre Agnes, 13 yaşlarında güzel bir kız iken İsa'dan başkasını kocalığa kabul etmeyeceğini söyleyerek evlenmeyi reddetti.
Bunun üzerine talipleri onun Hristiyan olduğunu açıklayınca, ceza olarak bir genel eve atıldı.
Kişiliğine saygı duyan Romalı gençlerden hiçbiri ona el sürmedi. Yalnız bir kişi tecavüze kalkıştı ve o anda kör oldu. Ama Agnes duaları ile onu iyileştirdi.
Bundan sonra hiç eziyet görmeyen Agnes, sonradan Roma İmparatoru Diocletianus'un giriştiği Hristiyan kıyımı sırasında öldürüldü. Via Nomentana'nın yakınlarına gömüldü.
Her yıl yortu gününde Roma'daki S.Agnese Kilisesi'nde yapılan törende kutsanan iki kuzunun yünlerinden din adamları için Pallia (pelerin) yapılır ve Papa bu pelerinleri yargılama haklarının bir simgesi olarak başpiskoposlara gönderir.
5/8/2008 - AGNESİ EĞRİSİ ya da ÜST LİMİT ETKİ SINIRLARI..
Bilinmeyen karşısında bilmeyenin ve bilmek üzere bilgiye yönelerek yaptığı yolculuk "Türev" dir.
Bilmeyen bu durumda fonksiyoner olmakta "Sıfır" a doğru gitmektedir. Ve bu süreçte görevi de orantılı artmaktadır.
Fonksiyoner, her bilgi artımında, o bilginin genalanı'nı kullanır. (Limit)
Belli bir zaman/mekân limitinde fonksiyoner, limitinin en uc sınırlarını ve koşullarını (AGNESİ EĞRİSİ) değerlendirerek kullanırken, diğer alt limit ögeleri ile de senkronize ve paralel boyutlarda alâka içinde olacaktır.
Ve doğal olarak alt türev ögeleri, üst limit elemanının etkileri karşısında tedirginliğe düşer. (AGNESİ BÜYÜLÜSÜ)
KUR'AN : 53. SURE
7- En yüksek ufuktadır o. 8- Sonra iyice yaklaştı ve sarktı, 9- İki yayın beraberliği gibi, belki ondan da yakındı.