Ramazan başlamadan önce bir gece, Şeyhle birlikte Tekke'deydik.Vakit hayli geçti ve Şeyh, Tekke'den evine dönen birini uğurluyordu ve biz de, adetimiz üzere, onunla birlikte Tekke'nin olduğu tepeden aşağı, arabamızı park ettiğimiz yola yürüyorduk.Yolda hayli şey tartışıldı ve Şeyhe bir sürü soru soruldu.Tüm tartışmalar, nihayet, Şeyhin bize Franz Kafka'nın bir öyküsünü, 'Bilimler Akademi'sine Rapor'u okuyup okumadığımızı sormasına dayandı.Aramızda okuyan çıkmayınca öyküyü kısaca anlattı.Öykü, kendi memleketinin ormanlarında yakalanıp, bir hayvanat bahçesine gönderilmek üzere bir gemiye konmuş bir maymunun ağzından anlatılıyordu.Sahne, maymunun gözünde gözlük ve sırtında muhafazakar ve medenilere özgü cübbesiyle, Bilimler Akademi'sinin önünde kürsüye çıkışı ile başlar.Nasıl yakalandığını ve hayatının geri kalanını bir hayvanat bahçesine hapsedilerek geçirmek gibi korkunç bir felakketten kurtulmak için, kendisini esir edenleri taklit etmekten başka çare bulunmadığını anlatır.Daha kafesindeyken, onların ses tonları ile hareketlerini taklit etmeye başlar.Bu gelişme gemide hayli ilgi uyandırır ve maymun, kaptanı eğlendirsin diye kaptan karmarasına alınır.Böylece, maymun, gemi limana ulaşıncaya kadar, kendini esir edenlerin yaşayış tarzına büyük ölçüde hakim olur.Nitekim, çok geçmeden konuşmaya da başlar ve bir yıl sonra kaptan ve rahiple birlikte kahvaltı etmeye başlar.İki yıl sonra bir üniversite bitirir ve beş yıl içinde de öğretim görevlisi ünvanını hak eder.Maymun çalışmalarına hiç kesintisiz devam eder ve derken o korkunç hayvanat bahçesi akibetinden kurtulmak uğruna, on yıl sonra Fransız Bİlimler Akademisi üyesi olur.Neredeyse bir türden bir başka türe dönüşmesini sağlayacak böylesine akıl almaz gayrete girişmesinin nedeni sorulunca da, büyük bir sadelikle cevap verir: 'Başka çarem yoktu.'
'Bu öykünün özü' dedi, Şeyh, 'harekete geçmek, amelde bulunmaktır.İnsan, çaresiz kaldığı bir noktaya gelip dayanınca, bazen kendisinden umulmadık şeyler başarabilir.'
Su Üstüne Yazı Yazmak, sy.181
