11. Cide Rıfat Ilgaz Sarı Yazma Kültür ve Sanat Festivali
7 Temmuz 2006 Cuma
15:00 Rıfat Ilgaz Evi’nin Önünde Toplanma - Festival Yürüyüşü
15:30 Atatürk Büstüne Çelenk Konulması – Konuşmalar - Halk Oyunları Gösterisi
16:00 Hababam Sınıfı ve Sarı Yazma Resim Sergisi (Yer: Belediye Meydanı)
16:30 Cide Yemekleri Kermesi (Yer: Belediye Meydanı)
18:00 Kemal Ürgenç Karikatür Sergisinin Açılışı
(Yer: Cide Atatürkçü Düşünce Derneği)
21:00 Gürcistan Halk Dansları Gösterisi
Recai Yılmaz Cide Resimleri Slayt Gösterisi (Yer: Kapalı Spor Salonu)
8 Temmuz 2006 Cumartesi
11:00 Panel: “Rıfat Ilgaz’ın Şiiri”
Enver Ercan (Şair - Yazar - Türk Yazarlar Sendikası Genel Başkanı)
Mustafa Köz (Şair) - B.Sadık Albayrak (Yazar)
(Yer: Belediye Sahil Düğün Salonu)
12:00 Cide Yemekleri Kermesi (Yer: Buket Cafe)
13:30 Doğaçlama Çocuk Tiyatrosu: “Kumdan Betona ve Cideli Çocukların Öyküsü”
Emel Dinseven – Belgin Türkyılmaz – Sadık Albayrak
(Yer: Belediye Sahil Düğün Salonu)
15:30 Panel: “İran: Bölgedeki Mayın”
Mustafa Balbay (Yazar)
(Yer: Belediye Sahil Düğün Salonu)
20:30 Konser: Coşkun Sabah - Nadide Sultan
Havai Fişek Gösterisi (Yer: Limaniçi)
9 Temmuz 2006 Pazar
11:00 Şarkı Yarışması (Coşkun Sabah jüriliğinde)
(Yer: Belediye Sahil Düğün Salonu)
14:00 Bisiklet Yarışı
*** Zuhal Demirtaş’ın resim sergisi, festival boyunca Belediye Sahil Düğün Salonu’nda gezilebilir.
***********************************************
“Cide, doğduğum eşsiz ve benzersiz memleket… Ne iyi etmiş de, anam beni bu cana yakın memlekette doğurmuş! Her şeyimi yitirdiğim günlerde Cide’nin, belleğimin duvarlarına yansıyan görünümleriyle dirilir, yaşama gücümü tazelerdim. Çocukluğumun anılarıyla yetinirdim. Bahçe içindeki evimizin yalağına boşaltılan hediyelik balıkların düşleriyle giderirdim açlığımı. Şimdi köküne kıran girdiği söylenen uskumruların, barbunyaların, lüferlerin düşleriyle…”
CİDE ve RIFAT ILGAZ
Karadeniz’in en uzun sahiline sahip şirin ilçesi Cide’de doğdu Rıfat Ilgaz. “Annemden duyduğuma göre, ‘derin kar’da dünyaya gelmişim. Derin kar Karadeniz kıyılarına 1910’da yağmış. Kimi yerlerde evlerin saçaklarına kadar yükselmiş.”
Balkan Savaşı, 1. Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı; Osmanlı Devleti’nin yıkılıp yerine Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna tanık bir yaşam… Uğur Mumcu’nun 1991’de ustanın 80. yaşı kutlanırken söylediği gibi, “Rıfat Ilgaz’lar kardelen gibidir; üstü karla örtüldükçe hep yeniden çıkar.”
Derin karın ortasında dünyaya gelen bir kardelen Rıfat Ilgaz…
1940 Kuşağı toplumcu-gerçekçi kuşağının en güçlü seslerinden biri olarak, edebiyat kapısını şiirle aralamış ve roman, öykü, çocuk kitabı türlerinde eşsiz yapıtlar vermiştir.
CİDE’DE DOĞDU
“Ciğerlerim havaya ilk burada kavuşmuştu. Demek vücudum buranın havasına, suyuna, besinine göre oluşup gelişmişti. Gözlerim buranın görünümüne bakarken daha dingindi. Kimbilir sinirlerim, sağduyum, bilinçaltım da öyle olmalıydı…”
“Rıfat Ilgaz denince akla Karadeniz gelir; önce Memişköylü, sonra Cideli oluşum. Cideli olduğumu yapıtlarımda gösterişim; kimilerinin sandığı gibi Cide’ye, memleketime turistik katkıda bulunmak için değil, doğanın güzelliğini, doğa-insan ikilemi, değerlendirilmemiş üretimi, sömürüyü, geri kalmışlığı, bulup çıkarabilmek (…) bu gerçekleri yeryüzü insanlarına gösterebilmek. Demek ki, amacımın içinde yöresel olmaktan çok evrensel olabilme çabası var.”
“… İlk izlenimlerim, doğa-toplum ilişkilerim, insan sevgim burada biçimlenip uç verdi; halkı, köylüyü, kıtı kıtına yaşayan insanları burada tanıdım. (…) Hâlâ köylü dendi mi, Cide köylüsü gelir aklıma…”
CİDE’DE YAŞADI ve YAZDI
Cideli kimi zaman ‘Sarı Yazmalı’ oldu şiirlerinde; ‘Halime Kaptan’, ‘Şaduman’ oldu romanlarında; ‘Bacaksız’ oldu çocuk kitaplarında… Türk yazını, büyük usta Rıfat Ilgaz ile tanıdı Cide’yi, Cideliyi…
İnatçı bir yaşamdı Rıfat Ilgaz’ınki; hapishane ile hastane arasında dokunmuş bir ömür. Doğruyu yazmaktan hiçbir zaman çekinmemiş; yapıtlarında acıya da, sevince de yer vermiş; kalemini ‘gözüm toplumda, kulağım halkta’ söylemi ile hep dik tutabilmiş bir Koca Çınar…
7 Temmuz 1993’e dek 83 yıl sürmüş onurlu bir yaşam demek Rıfat Ilgaz…
Genciz genç kalabiliriz de
Kırılacak dal değiliz karayellerde
Savrulacak yaprak değil.
Köküz, gövdeyiz ölümsüz
İzinden gelenlerle
Yeter ki genç kalmasını bilelim
Öleceksek dostluk için, barış için ölelim
Eşsiz bir gözlem gücüyle kaleme aldığı kitaplarında aydınlığa giden yolu da gösterdi halkına, en büyük zorluklarla bile umudu eksik etmeden savaşabilmeyi de.
Kaldır başını kan uykulardan
Böyle yürek böyle atardamar
Atmaz olsun
Ses ol ışık ol yumruk ol
Karayeller başına indirmeden çatını
Sel suları bastığın toprağı dönüm dönüm
Alıp götürmeden büyük denizlere
Çabuk ol
Tam çağı işe başlamanın doğan günle
Bul içine tükürdüğün kitapları yeniden
Her satırında buram buram alın teri
Her sayfası günlük güneşlik
Utanma suçun tümü senin değil
Yırt otuzunda aldığın diplomayı
Alfabelik çocuk ol
Yollar kesilmiş, alanlar sarılmış
Tel örgüler çevirmiş yöreni
Fırıl fırıl alıcı kuşlar tepende
Benden geçti mi demek istiyorsun
Aç iki kolunu iki yana
Korkuluk ol
CİDE
Cide adı tarihi metinlerde ilk olarak Homeros’un ünlü eseri İlyada’da anılır; “Erkek yürekli Pylaimenes komuta eder Paphlagonialılara, gelmişler yaban katırlarıyla ünlü Enetler’in yurdundan, Kytoros’ta, Sesamos’ta otururlar, Parthenios Irmağı çevresinde kurmuşlardır ünlü saraylarını, kentleri Kromna Aigialos, yüksek Erythinoi’dur.”. İlyada’da adı geçen Paphlagonia kentlerinden Kytoros bugün Cidelinin çok az bir söylem farkıyla Gideros dedikleri sahil köyüdür. Kromna Cide’nin 28 km. batısındaki Kurucaşile’nin, Sesamos’ta şimdiki Amasra’nın Büyük İskender tarafından Kraliçe Amastris’e düğün hediyesi olarak verilmeden önceki adıdır.
Aigialos ise Osmanlı döneminde Karaağaç adını alacak olan Cide iskelesidir. Aigialos kentinin kalıntılarının bugünkü liman içerisinde kaldığı tahmin edilmektedir.
Cide adı muhtemelen daha sonraki dönemlerde, Romalılar döneminde Guacalla’nın komutanlarından birini adı olan Calla da Cide adından gelmektedir. Cide’de Calla da Cide adına kesilen paralar bulunmuştur. Bölgede; Gasgaslar, Paphlagonialılar, Enetler, Romalılar, Bizanslılar, Candaroğulları ve Osmanlılar egemenlik kurmuşlardır. Batı Karadeniz’de Kastamonu iline bağlı olan Cide ilçesi; doğuda Doğanyurt, güneyde Şenpazar, Azdavay, Pınarbaşı, batıda Bartın iline bağlı, Kurucaşile ve Ulus ilçeleri, kuzeyde ise Karadeniz ile çevrilidir.
Cide: İlçe merkezi, Karadeniz kıyısında yer almaktadır. Bartın’a 90 km, İnebolu’ya 100 km, Kastamonu’ya 140 km, İstanbul’a 500 km uzaklıktadır.
İnsana dair inancını hiç yitirmeden, paylaşmanın erdemiyle yazdı son şiirini:
Elim birine değsin
Isıtayım üşüdüyse
Boşa gitmesin son sıcaklığım
BAROK SARISI
Poyraza dönük bir yamacında Gideros'un
Görmüş geçirmiş bir barok çalısı kar altında,
Karayelde dal dal titreşir durur
Çağların derinliğinde kökleri
Düşünür geçmişini -yalnız değildir-
Kalyon kalyon uygarlıklar geçer önünden,
Allı pullu bandıralar yansır sulara,
Venedikli kadırgalar, Ceneviz barkaları,
Ambarları altın gümüş baharat,
Pontus korsanları pupa yelken…
Tüm çağlar sayfa sayfa belleğindedir.
Şimdi bir temmuz güneşidir özlediği,
Temmuz güneşinde alev alev bir sarı,
Bir sarı ki uzak adalardan kaçırılma,
Serçelerle dal uçlarında cıvıldaşan
Böylesine bir sarıdır özlemini çektiği…
Gideros kıyılarında yoksul bir barok çalısı,
Günü geldi mi mutlu bir barok çiçeğidir,
Bağnaz martıların çığlıklarında
Düşer sarıların en ateşlisi yüreğine
Orda sarıların en yiğitiyle birleşir.
Şu durmadan değişen evrende
Ölümsüz bir yaratı bırakmak değil mi amacımız,
Sözgelişi kalıcı bir ürün?
Barok sarısı mı yaratma istediğimiz,
Gideroslu bir kadının tutkusuyla en azdan
Bir sarıyazmada sürdürebilmeliyiz.
|