12/8/2008 - mutluluğun sırrı
E-POSTAMA GELEN MAİLİ DOSTLARLA PAYLAŞMAK İSTEDİM. SEVGİLER, solist Gülse Birsel 'den "Mutluluğun sırrı"...
Toplanın, mutluluğun sırrını veriyorum! Bir kere şu ortaya çıktı: Para, mutluluk getirmiyor kardeşim! Modern dünya, sadece 'daha zenginlerin', 'daha az zenginlerden' biraz daha mesut olduğunu, bu saadetin de 'üstünlük' hissinden kaynaklandığını ve uzun sürmediğini keşfetti! Psikologlar 'mutluluk' konusuna takmış durumdalar. Temel ihtiyaçları karşılandığı sürece, daha fazla para ekstra bir mutluluk getirmiyor.
Peki, kim, niye mutlu oluyor? Time dergisinin son sayısı, birçok bilimadamının bu konuda yaptığı araştırmalardan çıkan ilginç sonuçları konu alıyor. Mutluluk, bizim sandığımız etkenlerden çoğuyla hiç bağlantılı değil! Para? Hiç alakası yok! Eğitim? Hiç etkisi yok! Zekâ? Aynı şekilde! Gençlik? Bilakis! Yaşlıların hayattan gençlere göre daha çok zevk aldıkları ve depresyona daha az meyilli oldukları kanıtlanmış! Evlilik? Araştırmalara göre, evli insanlar bekârlara göre biraz daha mutlu olsa da, bunun sebebi zaten mutlu olmaya meyilli insanların evlilikleri daha kolay yürütmesiyle ilgili olabilir! Güneşli havalar? Hayır! Amerika'nın bol yağmurlu bölgelerinde yaşayanların Kaliforniyalılara göre daha depresif olmadığı kanıtlanmış! O zaman insanları mutlu eden ne?
Bulgulara göre dini inanç insanların mutluluğunu artıran önemli bir etkenmiş. İnanan insanlar zorluklara karşı daha kolay göğüs geriyor ve daha iyimser oluyorlarmış. Arkadaşlar, mutsuzluğa karşı müthiş bir ilaçmış! Ahbapları, dostları, aileleri ve çevreleriyle daha yakın ve sık ilişki kuran insanlar karamsarlıktan uzak kalmak için en etkili formülü bulmuşlar. Bu arada, mutlu olmak için bir grup psikoloğun kullandığı 'gün inşa etme' metodundan bahsetmek lazım. Denekler bir gün önce dakika dakika ne yaptıklarını hatırlayıp, bu aktivitenin onların açısından mutluluk düzeyini birden yediye kadar işaretliyorlar. Bu test 900 kişide uygulanıyor. Sonuçlar ilginç... En çok mutluluk veren aktiviteler, arkadaşlarla sosyalleşme, evde yatıp gevşeme, dua etme ve yemek yeme... Bunları spor yapma ve televizyon seyretme takip ediyor. Tuhaf ama 'çocuklarla ilgilenmek' listenin en altlarında, ev işinin bir sıra üstünde yer alıyor! Çoğu insanın hayatında mutluluğunun kaynağı olarak gördüğü çocukların, günlük hayatın mutsuzluk sebeplerinden biri olması ilginç! Demek ki, mutlu ettiğini sandığınız her şey mutlu etmiyor! Ancak, günlük hayatta insanı sinirlendiren, geren, mutsuz eden ufak tefek olaylar, hayatın genelinde mutluluk kaynağı olabilirmiş! Sürekli şikayet ettiğiniz stresli işiniz, hayatınızın en önemli rengi olabilir örneğin. Psikologların bu konuyla ilgili edindiği farklı bir bulgu da: 'Sonların gücü'! Sözgelimi, sizi çok mutlu eden bir ilişki, son bir haftasında berbat kavgalar ve gözyaşı dolu bir ayrılıkla sonlanıyorsa, bütün hayatınız boyunca o ilişkiyi kötü hatırlıyorsunuz! Bu konu, kolonoskopi yaptıran bir grup insan üzerinde test edilmiş. Biliyorsunuz kolonoskopi, bağırsaklarla ilgili rahatsız edici, biraz acılı bir muayene metodu. Bir grup hastaya standart kolonoskopi yapılmış. Diğer grupta ise kolonoskopi aleti, muayeneden sonra 60 saniye hareketsiz bırakılmış. Hastalara acı veren bölüm aletin hareketleri olduğu için, uygulama 60 saniye daha uzun sürdüğü halde, muayenenin sonu 60 saniyelik acısız bir zaman dilimiyle bittiği için, ikinci gruptaki hastalar, uygulamayı, ilk gruba göre daha az rahatsız edici bulmuşlar!
Peki, herkes mutlu olabilir mi? 1996'da yapılan bir araştırmaya göre, bir insanın hayatından memnun olması, yüzde 50 oranında genetik yapısına bağlı! Genler neşeli, rahat bir kişilik yapısını, stresle başa çıkma kapasitesini, depresyon ve endişeye mehili yönlendiriyor! Eğer bir insan genetik olarak mutluluğa meyilliyse, başına berbat şeyler de gelse, hatta kaza sonucu bir uzvunu bile kaybetse, zaman içinde, eski mutluluk seviyesine ya da ona yakın bir noktaya dönebiliyor!
Bütün psikologların üzerinde fikir birliğine vardıkları üç mutluluk formülü var: Şükretmek, iyilik yapmak ve yaptığın işi sevip daha çok konsantre olmak! Şükretmek, hayattan duyduğun memnuniyeti ifade etmek, hatta bunu düzenli olarak yazmak ve söylemek, sadece insanın keyfini yerine getirmekle kalmıyor; Kalifornia Üniversitesi'nin araştırmasına göre fiziksel sağlığı düzeltiyor, enerji seviyelerini yükseltiyor, acı ve yorgunluğu azaltıyor! İyilik yapmak, sözgelimi düzenli olarak bir huzurevini ziyaret etmek, bir komşuya yardım etmek, babaanneye mektup yazmak, mutluluk derecesini ani ve dramatik biçimde artırıyor! Ne para, ne aşk, ne güneş, ne gençlik. Yaptığınız işi sevip, o işe bütün konsantrasyonunuzu ve enerjinizi severek vermek de, mutluluğun formüllerinden biri. Marangoz olsanız da, doktor olsanız da böyle. O kadar araştırma, kolonoskopide ekstra 60 saniyeye katlanan denekler (!), yazışmalar, toplantılar, istatistikler... Psikologlar yine bize anaokulunda öğretilenlerle kutsal kitaplarda yazılanları bulmuşlar: Mutlu olmak için çalış, iyilik yap, şükret!
|
|
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
31/7/2008 - çok ayıp çok
utan utan! hiç bunca zaman buralar boşlanır mı? solist evde olmazsa, akabinde de misafirle eve dönerse boşlanır işte. lafım, hıncım, söylenmem kendime, başkasına değil.
aile ziyaretlerinin olmazsa olmazları bir bir yerine getirildi. anne ziyareti yapıldı, (mezarında da olsa. ) yeğenlerle birlikte şımarıldı. koca göbekli ceviz ağacına kurulmuş olan salıncakta sallanıldı. (vallahi beni bile inlemeden tıslamadan taşımasına, sallamasına şapka çıkarıyorum. sağol sevgili ceviz ağacı! güzün inşallah veriminden bir şey kaybetmezsin) bahçeye konuk gelen üç kuzu ile eğlenildi. bir de yıldız isimli kedi eklenmiş! (kendisi erkekmiş ama adı yıldız olsa da) yıldız'a ciğer pişirildi. bebe şampuanı ile banyosu yaptırıldı. daha doğrusu yeğenlerle annesi yaptırdı, şişko hala tarafından izlendi (bendeniz yani) bahçenin kaysılarından eriklerinden marmelatlar pişirildi, gün kuruları yapıldı. gündüzün bunaltan sıcakları, akşam saatlerinde bahçe sefaları ile telafi edildi. sofra etrafına sıralanan teyze kedi, ayı kedi, boncuk, yeter, terörist'in varlığına rağmen. yıldız'ın yarenleriymiş bunlar. yeter yıldız'ın annesi imiş galiba. yeğenler dna testine kadar gidecek görünüyorlar bu hususta. terörist de rakibi olsa gerek, ikide bir kavga ediyorlar. birisi siyasi birisi edebi iki kitap bitirildi. üçüncüsü melul mahzun boynunu büktü bavulda. hala küskün küskün bakıyor evdeki yerinden. istanbul'dan gelen bir yeğen çocuğu tarafından hala ısırıldı. kolları morartıldı. (elbet bir gün elime düşer o velet!)
gitmeden önce, yaşlı halamızı yollamış idik öte aleme. bugünlerde kırk geleneklerinin hazırlığı sürüyor. mekanı cennet olsun. dağarcığı çok zengindi.
hastamız eve çıkmıştı iki hafta kadar, tekrar yattı. yeni bir ameliyat daha olacak. iyi olacak diye umutlanıyoruz hep. iyi olacak ve kızının elinden tutup parka götürebilecek...
şimdilik selam çakıp sevgilerimi ileteyim. görüşmek dileğiyle
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
27/6/2008 - MUTFAKLARDAN TAŞAN ÖYKÜLER

Aylardan haziran, günlerden pazartesi; haftabaşının da öğleden sonrası. Zil çalıyor, apalak topalak koşturuyorum. "Kim ooo?" Kapıdaki, "kargo" diye cevap yetiştiriyor tez elden. Eh, o kargo der de sevinilmez mi? Pek severiz bu sesi. Heyecandır. Kimi zamanlar yayınevlerinden filan red cevabı için gelen zarflardır, geri dönen dosyalardır ama olsun. Sonuçta heyecandır işte. Naylonu yırtma, zarfı açmadır sabırsızca. Salon kapısının girişindeki kalemlikten acele bir makas çıkarıp itinayla yapıştırılmış büyük zarfı açıyorum. O da ne! sevgili arkadaşım Tijen İnaltong'un yeni kitabı. Hem de alımlı çalımlı bir kapakla. Bilen bilir. Yazmak çizmek, hüner ister. Zor zenaattir. Zihin işçiliğidir. Alın teri ister ki o biçim. Sancılardırır adamı. Dokuz doğurtur. Hele de işin içinde derlemeler. araştırmalar varsa. Tasnifi, acaba'sı, oldu mu'su, editörün makası derken aylardır yıllardır beklenen nur topu gibi kitap dünyaya gözünü açar. İşte bu adını andığımız çiçeği burnunda kitap da sevgili dostum Tijen'in İletişim Yayınlarından çıkan yeni kitabı: MUTFAKLARDAN TAŞAN ÖYKÜLER İstanbul'dan, Atina'ya, İtalya'dan Antep'e, Kemah'tan Kars'a, Bilecik'ten Bodrum'a uzanan, ülkenin dört bir yanını, ülke sınırlarının ötesini anlatan, damakta tad bırakan mutfak öykülerinden oluşuyor. Yarıya geldim ve bitmesin diye dua ediyorum. Tijen hanımın diğer kitapları için de aynı şeyi söyleyeceğim. Okurken alıp götüren, bir sürü bilgiyi siz farkına varmadan aktaran bir üsluba sahip kendisi. Belki yazım aşamasında türlü sancılar çekiyor, katlanması gereken türlü sıkıntıyı göğüslüyor ama bunu okura hissettirmiyor ve üstelik de pozitif enerji yayıyor. Kocaman bir maşallah çekiyorum. Mükemmel bir kitap olmuş. Dalında bir ilk bildiğim kadarıyla. Tuğrul Şavkay'ın, Nedim Atilla'nın, Adnan Şahin'in, Müjgan Üçer'in, Sula Bozis'in, Viktor Ananias'ın, Sevim Gökyıldız'ın, Gökçen Adar'ın... daha pek çok mutfak dostunun, anıları, öyküleri bulunuyor. Yanı sıra birer de tarif eşliğinde. Çoğunuz Radikal gazetesindeki yazılarından tanırsınız onu. Şimdilerde gazetede yazmıyorsa da Radikal kitap ekinde, çeşitli dergilerde, (Atlas, Lezzet, Metro-Gastro...) okuyorsunuzdur mutlaka. Yayınlanmış kitapları (Bodrum Pazarından Renkler, Kokular, Tatlar, Mutfakta Zen, Meyve Ağacından Öyküler, Bir Ot Masalı, Her Güne Bir Yemek...) ve çeviri kitapları mevcut. Mutfağı, araştırmayı, yenilik yapmayı, pazar alışverişi yapmayı seven birisi. En önemlisi de insanı seven, değer veren birisi. Sağol arkadaşım. Ellerin dert görmesin. Kendine iyi bak lütfen. İyi bak ki yeni eserlerinle buluşalım. Pozitif enerjiyle dolalım.
|
|
Yorum (7) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
26/6/2008 -
ÖYLE DE OLSA YAŞAYIN, BÖYLE DE OLSA!
AZ EMEK DEĞİLDİ STADDAKİLER.
BİR DAHAKİNE İNŞALLAH!
.jpg) fazla söze hacet yok! galibiyet rahmetle birlikte geldi. yer gök bayrak renginde. marşlar, havai fişekler, türküler, şarkılar, danslar, halaylar... 7 den 70 e herkes sokaklarda, meydanlarda! darısı başka seferlere...
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
15/6/2008 - kırmızı-beyaz!
fazla söze hacet yok! galibiyet rahmetle birlikte geldi. yer gök bayrak renginde. marşlar, havai fişekler, türküler, şarkılar, danslar, halaylar... 7 den 70 e herkes sokaklarda, meydanlarda! darısı başka seferlere...
DALGALAN SEN DE ŞAFAKLAR GİBİ EY NAZLI HİLAL!
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
her telden çalacağım işte. ne çıkarsa... kimi gün yemek, kimi gün edebiyat, kimi gün hikayem yer alacak sayfamda
Arkadaşlarım
• laleninbahcesi • mitsuko • sureyyam • zeya • pnardnmz • berkol01 • beneklikelebek • PETUNYA • dilara45 • asivemavi36 • oykum57 • lirva • SUNDUSCE • asininrapunzeli • eyust • kucukkurbaa • meddah • nihatgenc • lezzetblogu • aLARaSu • mayinhatti • bocuruk • ulumavi • mavianne • akademisyen67 • dekoratif
<
|