17/8/2008 - YOK
 1 hafta izin istiyorum sizden. Annemin yanına adaya (Erdek-Paşalimanı adası) gidiyorum cuma günü ve o güne kadar yapılacak bir sürü işim ve 2 tane eğitimim olacak. Ada dönüşü resimleri mutlaka yayınlayacağım. Eğer vakit bulursam cumaya kadar yine de yazarım değilse ada dönüşü...
Senin AdIn “Yok” Olsun Senin adın “yok” olsun Yok dedikçe burada ol Sakın uzağa gitme Kaybolup gitme sakın Tam sana kavuşmuşken İçim seni çekerken Dayanamam yokluğa Bilirim nafiledir Çağırmak bana yasak İsteyince gidersin Yok olunca gelirsin... Sen yok musun sen Beni bu hale koyan Çocuk gibi kandıran...
|
|
Comments (0) :: Your Comment! :: Bağlantı
|
7/8/2008 - HAYAT

Ağır bir ÖSS sorusu gibiydi Esquire dergisininki... 'Hayattan ne öğrendiniz?' Verilen süre içinde aklıma gelenleri aşağıda yazdım. Yanlışların doğruları götürmeyeceğini umuyorum: * * * Sonsuz bir karanlığın içinden doğdum. Işığı gördüm, korktum. Ağladım. Zamanla ışıkta yaşamayı öğrendim. Karanlığı gördüm, korktum. Gün geldi sonsuz karanlığa uğurladım sevdiklerimi... Ağladım. * * * Yaşamayı öğrendim. Doğumun, hayatın bitmeye başladığı an olduğunu; aradaki bölümün, ölümden çalınan zamanlar olduğunu öğrendim. * * * Zamanı öğrendim. Yarıştım onunla... Zamanla yarışılmayacağını, zamanla barışılacağını, zamanla öğrendim... * * * İnsanı öğrendim. Sonra insanların içinde iyiler ve kötüler olduğunu... Sonra da her insanın içinde iyilik ve kötülük bulunduğunu öğrendim. * * * Sevmeyi öğrendim. Sonra güvenmeyi... Sonra da güvenin sevgiden daha kalıcı olduğunu, sevginin güvenin sağlam zemini üzerine kurulduğunu öğrendim. * * * İnsan tenini öğrendim. Sonra tenin altında bir ruh bulunduğunu... Sonra da ruhun aslında tenin üstünde olduğunu öğrendim. * * * Evreni öğrendim. Sonra evreni aydınlatmanın yollarını öğrendim. Sonunda evreni aydınlatabilmek için önce çevreni aydınlatabilmek gerektiğini öğrendim. * * * Ekmeği öğrendim. Sonra barış için ekmeğin bolca üretilmesi gerektiğini... Sonra da ekmeği hakça üleşmenin, bolca üretmek kadar önemli olduğunu öğrendim. * * * Okumayı öğrendim. Kendime yazıyı öğrettim sonra... Ve bir süre sonra yazı, kendimi öğretti bana... * * * Gitmeyi öğrendim. Sonra dayanamayıp dönmeyi... Daha da sonra kendime rağmen gitmeyi... * * * Dünyaya tek başına meydan okumayı öğrendim genç yaşta... Sonra kalabalıklarla birlikte yürümek gerektiği fikrine vardım. Sonra da asıl yürüyüşün kalabalıklara karşı olması gerektiğine aydım. * * * Düşünmeyi öğrendim. Sonra kalıplar içinde düşünmeyi öğrendim. Sonra sağlıklı düşünmenin kalıpları yıkarak düşünmek olduğunu öğrendim. * * * Namusun önemini öğrendim evde... Sonra yoksundan namus beklemenin namussuzluk olduğunu; gerçek namusun, günah elinin altındayken, günaha el sürmemek olduğunu öğrendim. * * * Gerçeği öğrendim bir gün... Ve gerçeğin acı olduğunu... Sonra dozunda acının, yemeğe olduğu kadar hayata da lezzet kattığını öğrendim. * * * Her canlının ölümü tadacağını, ama sadece bazılarının hayatı tadacağını öğrendim.
|
|
Comments (3) :: Your Comment! :: Bağlantı
|
28/7/2008 - Yarın var mı?

Size de olur mu bilmem, hani bazen duygularınızın yok olduğunu düşünürsünüz, ağlayamazsınız, gülemezsiniz, üzülemezsiniz, kahkahalarla gülemezsiniz, sevinç yoktur hiç… Robot gibi sizden bekleneni yapıp öyle yaşarsınız. Aslında bu rölantiye almak gibidir yaşamınızı. Ben sevmiyorum bunu hissetmeyi işte, ama son günlerde aynen bu dediğim gibiyim. Halbuki hep yarın ölecekmişim gibi yaşamayı severim, yakınımdakileri zor duruma düşürmeden aklıma estiğini yapabilmektir hep yapmak istediğim. Bir günlük ömür kalmış da ne yapacaksam son 24 saat içinde yapıp yaşamalısın der hep içimden bir ses. Dışarı çıkacaksam örneğin, sanki son çıkışımmış gibi özenle giyinip makyaj yaparım, birisiyle karşılaştığımda onu son kez görecekmişim gibi sarılıp hal hatır sorarım, telefon geldiyse bir arkadaşımdan bir daha konuşamayacakmışız gibi sevgiyle seslenirim ona (-ki ondandır çoğunlukla çok sevdiğim insanlarla konuşup telefonu kapattıktan 1 dk. sonra tekrar arayıp durmamJ ) İşin kötü yanı ne biliyor musunuz? Benim gibi düşünen kimseye rastlamamış olmam. Tanıdığım herkes rölantide yaşıyor. Olursa olur diyor, yaşadığı gün veya dakikalar için hiç sevinç duymuyor, sevdiğini ifade etmiyor, sıkı sıkı sarılmıyor, empati kurmuyor, karşısındaki insanı ya daraltıyor ya sevgiye hasret bırakıyor…kısacası ilişkilerimizde bir türlü bakmayı beceremediğimiz saksı çiçeklerine dönüyor. Ben genelde dergiye uzun uzun yazarım, burada böyle yazılarıma alışık değilsiniz, o yüzden kısa keseyim;) ve bir şiirle bitireyim. Seziyorum ki kaçacaksın.. Yalvaramam koşamam Ama sesini bırak bende Biliyorum ki kopacaksın Tutamam saçlarından Ama kokunu bırak bende Anlıyorum ki ayrılacaksın Çok yıkkınım yıkılamam Ama rengini bırak bende Duyumsuyorum ki yiteceksin En büyük acım olacak Ama ısını bırak bende Ayrımsıyorum ki unutacaksın Acı kurşun bir okyanus Ama tadını bırak bende Nasıl olsa gideceksin Hakkım yok durdurmaya Ama kendini bırak bende A.Nesin
|
|
Comments (3) :: Your Comment! :: Bağlantı
|
26/7/2008 - Canımın içi

Ne zamanı bir dakika önce geriye alabirim Ne de geleceğimi bir dakika sonra yasayabilirim En bildiğim şeyi yapmalıyım; Seni sende bir ömür boyu sevmeliyim.. Ve seni bir ömür boyu yüreğimde nefesim gibi bilmeliyim.. İnce bir çizgi kalbimde sana olan Duygularım; Ne adını koyabiliyorum bu sevdanın Ne de uykusuz gecelerimi sorguluyorum Sadece tek bildiğim şeyi seni canımdan öte seviyorum...
Karanlığa inat gözlerindeki ışıklarla bakıyorum geceye.. Aldığım her nefesi senin kalbine adayıp her atışım senin güzel yüreğine.. Rahat uyuyamıyorum senden sonra..uyku tutmuyor umut dolu gözlerimi Alacakaranlıklardan sabah ezanına uzanıyor tüm bedenimin hücreleri Tenimde senin tenimde bıraktığın kokun ve kalbimde büyüttüğüm hasretim.. Artık zamanı durdurmak istiyorum seni avuçlarımdan kaybetmemek için.. Yokluğunda bile senin için bu beden nefes almaya devam edecek Ben seni senin beni sevdiğinden daha çok seviyorum! (ne dersen de) Canımın İçi.
|
|
Comments (1) :: Your Comment! :: Bağlantı
|
25/7/2008 - Senin...

Çabuk olalım aşkım Her şeyi paylaşalım Ben kendimi sana adadım Sevgilim sensiz anlamsızım Mahşere kadar benim aşkım Her alemde senindir canım Nereye istersen sür köle diye Sensiz ölürüm cennette
Bin ömrüm daha olsa Kollarında son bulsa Eğer sana kavuşmak varsa Ölmek düğün gibidir bana Sensizlikten çok korkuyorum İnan kendimi bilmiyorum Önce allah sonra sen benim için O bilir nasıl sevdim Seni seven kalbim, senin KADININ ...
|
|
Comments (1) :: Your Comment! :: Bağlantı
|
24/7/2008 - Siyah Kadın

yordunuz beni acı dolu taştı fincan
işte ben bu kadarım incecik bir kadınım bir su kabıyım ellerinize suyun azaldığı yerde bir buğu kadarım
saçılsam bilmezsiniz nişan alsam ipteyim bana bir fırsat verilse ben derine gül ile inerim gülde bahar vardır eşiğinde yorulan evlerin aşk bana kapıyı aç daha çok kadınım şimdi siyah bir kadın ancak
salihayım ben, dükkan önleri ölü böcek kabukları kadarım gözlerimde huzur evi kederi başdöndüren bir koku kadarım
dergi kapaklarından gemiler yaptım asansörlerden korktum hep olmadı bakışlarımın sevgili rengi ölmeye yatmak istedim dün öğlen ölüm ki siyah bir kadındır siyah bir kadın siyah bir kadını ancak
sözle toplar kendinden
|
|
Comments (1) :: Your Comment! :: Bağlantı
|
24/7/2008 - Hüzün

Bugün bir hüzün var içimde Bugün bir hüzün var içimde Hiç duymadığım bir müziğin hüznü Adlandıramadığım bir yokluk hissi Bugün bir hüzün var içimde Gözlerimde uzaklara dalan İçimden lıkır lıkır akan bir hüzün Anlayamadığım bir boşluk duygusunda Bugün bir hüzün var içimde Cama vuran yağmurun sesinde Menekşelerin morumsu renginde Bugün bir hüzün var içimde Mahallede oynayan cocukların sesinde Kapının çalmayan zilinde Komşunun kahvesinde.. Bugün bir özlem var içimde Ne olduğunu bilemediğim hüznü bana getiren...
|
|
Comments (0) :: Your Comment! :: Bağlantı
|
22/7/2008 - Annem
 Canım annem... Bugün 23.Temmuz senin doğum günün. Sana söyleyecek çok duygum var ama kelimeler ifade edemiyor . Sanırım 5 yıl önce dergideki köşemde sana yazdığım aşağıdaki mektubu buldum bilgisayarımda. Onu tekrar yayınlıyorum ama duygularım 5 yıl içinde kat kat artmış haliyle...
ANNEME MEKTUPCanım annem, hatırlar mısın sana ağabeyimle ilk aldığımız anneler günü hediyesi neydi? Ben söyleyeyim, bir plastik şişe Cam-sil ve Flormar’in hep kullandığın ojesi. Sonra her anneler gününde ufak hediyeler değişse de oje uzun süre değişmeden sana geldi. Yanında bazen adi camdan bir salata kasesi, bazen illaki füme rengi giydiğin ince çorap, bazen de çizgili bir dosya kağıdına yazılı anneler günü şiiri. (Biliyorum o şiirleri hala saklıyorsun.) Çekmecende görüyorum, gözüme bir damla yaş geliyor, burnumun direği şöyle bir sızlıyor sonra toparlanıyorum. Aklıma ateşlendiğim geceler geldi şimdi. Nasılda dudaklarını alnıma değdirirdin, sanki alıverirdin bütün ateşimi bir çırpıda (hala aynısını yapıyorsun). İlk kırık getirdiğim karneme baktığında belli etmemiştin üzüldüğünü ama o gün yüzüne bakamamıştım, sadece ellerini görmüştüm karneyi tutan ve ellerin sanki yabacı eli gibi gelmişti bana, oysa sen bana hiç kızmamıştın ki. Bursa’ya üniversiteye gittiğimde dolmuşta ağlamıştım birgün, arabanın radyosunda Zeki Müren’in “üşüdüm üstümü örtsene anne” şarkısı çalıyordu. İnsan annesinin kıymetini yaş ilerledikçe daha iyi anlıyormuş anne, ama yaştan da öte, evlat sahibi olununca iyice kıymetin çıkıyor ortaya. Şimdi annem, seni üzdüğüm her an için beni affet, dilerim senin kadar iyi bir anne olmayı başarırım. Doğum günün kutlu, ömrün uzun ve sağlıklı olsun benim canım annem.
|
|
Comments (1) :: Your Comment! :: Bağlantı
|
21/7/2008 - Evet

damla damla aksam sana doldurur musun kalbini benimle yoksa sende taşıyamazdın döker misin beni yerlere yağmur olsam yağsam sana ıslatır mısın kendini benimle yoksa sende dayanamazdın kaçar mısın en kuytu yerlere ya da bir düşsem kalsam yaşamaktan bir an yorulsam en karmaşık hallerimde kalır mısın benimle birlikte yoksa sende dayanamazdın kaçar mısın bambaşka ellere iyi günümde kötü günümde hayatımın her yerinde aşk denilen bu resimde durur musun benimle birlikte yoksa sende dayanamazdın kaçar mısın bambaşka düşlere seviyorum seni desem sever misin sende bilmem tutar mısın ellerimden sana doğru düşersem gözümün nurusun desem sever misin sende bilmem tutar mısın ellerimden sana sonsuz güvensem
(bu şiirin her satırında evet demek geliyor insanın içinden, hem de milyon kere evet...)
|
|
Comments (0) :: Your Comment! :: Bağlantı
|
|
 MySpace Layouts
Hakkımda

|