NuMANoLOji

18/6/2007

mini-MAL-ist

-Aşağıda kaldı

-Git al..

-Hiç zamanım yok.

-Kim bırakmış?

-Bilmiyorum..

-Peki nasıl geldi buraya?

-Bilmem bana gelmesinde...

-Ben bakayım,gene başımıza kaldı bu..

-Kaçtım…

 

 

Aşağı iner..Bebeği kucaklar altını değiştirmek gerekir…Topaç gibidir,huzursuzdur ağlamaklı titremeklidir ...üstelik kokuyodur da..

-Ağlama!

-Sen yokken asla ağlamam,sen varsan ağlarım..

 

Sütü ısıtır…

Kaşıklar,tadar, ayarlar..

-Sen hep ağlarsın..

-Köşe başından mı?

Sütü ağzına dayamadan altını değiştirir…Sonra biberonu sokar ağzına.

Bebeğin karnı doyunca sesi kesilir…

-Ağlaman mutluluğa dönüştü—

-Evet..

-Altını değiştirince rahatladın..

-Süt sağlammış bozulmamış..

-Mama istemedin..

-Ağır geliyor gaz ve bulutsu, fazla oluyor..Geberiyordum geçenlerde..

-Öğle vakti uykuya bırakayım mı seni?

-Birazdan dalarım zaten....

-Canım benim!.. süt istersen biraz daha enjekteleyeyim.

-Şu an bu iyi.

-Güzel…

 

Bebek uyur!?

 

Adam onu bir başına bırakır...diğeri kaçar..bir başkası salınır sokakta,diğeri gözetir...112 geçer 129t boşaltır...İskeleler kapanır...Sıcak kavurur.Kadranı sararır her saatin

 

bebek uyur!?

 

Dünyaya hoş geldin koca herif!…tükürük hokkası dünyaya...

Yaşa bakalım sürekli  bir topaç varoluşuyla..

Elin nasılda  bırakıyor o ipi hızla... 

25/2/2007

LAND OF FUCKIN’ OPPORTUNITY (1)

 

91 yazı çok sıcaktı Nashville’de…Numan öğleden sonra 4 gibi dışarı çıkardı.Ana caddeden Vanderbilt Üniversite’sinin oradan geçer kampüsü ve hastaneyi yoklardı.Yol dümdüzdü ve sakin gezintisi esnasında bir iki kişnin selamını alırdı…Diyecek bir şey olmadan karşılıklı iki kelime…Yol boyunca fahrenheit’lı göstergeden sıcaklığı ve nemi yoklardı.Her zamanki gibi Tennessee yazı karmakarışık bir buğuyla önce tişörte ardından pantolonlun arkasına kadar inerdi…Numan için derme çatma bir araba iyi olurdu ama inat etmişti…Almayacaktı.Yolda dalga geçenler de olurdu yürüdüğü için ama seviyordu bunu...Arada laf atanlara karşılık verdiğinde komik bulurdu kendisini çünkü hızla geçip giderlerdi…

Sonra Güney Nashvile’ e doğru yollanır Cumberland Nehrinin üzerindeki köprüyü geçerdi…Buradaki Türkler Numan’ı biraz garip bulurlardı zira götleri çoğu zaman yemediği için kampüsten eve evden markete sonrada TV’nin başına geçerlerdi…Yürüyen tek adamsı Numan..Kesin köprünün üzerinde bir karaderili olurdu..Beyaza karşı kaldırıma geçme uyarısında bulunan bir kara…Ama Numan yolunu değiştirmezdi ve Kara adam kesin bir Quarter isterdi..25 Cent için bazen yok diyen Numan eğer hava gerçekten sıcaksa çıkartır 25 cent verirdi…Buharın asfalt yol üzerindeki titremesine bağlıydı yapacağı bu iyilik..İstanbul’daki gibi bir şey sorabilir miyim diyerek yaklaşıp para dilenmezdi kimse burada..Direk parayı isterlerdi.Numan ikincisini hep daha harbi bulduğu için es geçmezdi..Korelilere karşı da Siyahları tutardı Numan ( Başka bir sefere başka bir yazı da)

Sonra Downtown’da iki seçenekli caddesine yaklaşır ve daima Tootsie’den içeri girerdi.Hemen karşıdaki bara konfederasyon bayrağı asılı olan o kapıdan sadece bir kere girmişti ilk ve son (Başka bir sefere başka bir yazıda)…İçerde ki country müziği için şimdilik para ödemesi gerekmezdi zira bazen canlı müzik olmayınca Allman Brothers çalardı kesin içerde…Bir keresinde Gregg Allman’in Tootsie’ye geldiğini bile söylemişlerdi…Ama uyuşturucudan berbat durumda olduğunu da ekliyorlardı…Yada şu  Duane Alman motosiklet kazasında öldükten sonra belki de her şey tepetaklak olmuştu Gregg için ama Fillmore East konserini Numan hemen kapmıştı Great Escape’den (Başka bir sefer başka bir yazı)

Dostları bir iki kişi olmakla birlikte onlarda açık insanlardı,Numan ‘dan bir bra sitediklerinde çok uzatmazdı ısmarlardı...Kimse teklif etmez kimse yavşamazdı bir şey istemek söz konusu olduğunda …her şey direkti burada…Hustler ve loser’lardan en çok loser ‘larla muhabbet iyiydi zira bunların değişik bir bohemlikleri olurdu..Muhabbeti kesip gitarı kapıp barda şarkı söyleyenlerine raslardı…Herkes söyleyebilirdi burada…İki akor bilende söylerdi iki dize bilen de …Kimse de ego yoktu ve kimsede çok para…

İyi bir grup geldiğinde şimdilerde büyükanne olduğunu düşündüğü Martha 2.50 dolar toplardı dinlemeye kalanlardan…Numan bazen ödemezdi…O zman kimse *ö*ü*üze vurmadan kapı dışarı olmanız gerekir…Numan da dışarı çıkardı..Arkasına takılırdı şöyle bir dize … Allman’den ‘Can you hide a dead man’s ghost?

Caddenin ortasında öylece dururdu..Evet hiçbir şey yapmadan caddenin ortasında öylece durmayı burada öğrenmişti tek başına…Öyle yolda ikili üçlü kollu yürüyenler ülkesi 17 bin kilometre uzakta kalmıştı…27 saatlik uçak yolculuğu ötesindeydi cemaat kimliği…burada tek başına olmayı öğrenmişti…sokağın bir köşesinde öylece…Sıcağın altında…

Sonra eve dönüş için gene 1.5 saatlik yolculuk başlardı eğer Carlton yoksa..eğer o varsa durum cidden değişirdi (Başka bir sefere başka bir yazıda)…tam 13 dolar çekiyordu ev ama yaş 22 olunca topu topu 1.5 saatti …ertesi gün Pandora’daki kanlı bifteğe de para kalmış oluyordu böylece…

Şimdi belki anlamışsınızdır…Yada kafanızda bir f’kir oluşmuştur…

neden Numan’ı bi’kere olsun Türk gününe çağırmadıklarına dair…

 

 

 

Bu yazı için Numan’ın İmla Lügatı

 

Bra:bira

Sitemedikleri:İstemedikleri

Zman:Zaman

Raslardı:rastlardı

Motosiklet:motorsiklet

Bi’kere:Bir kere

F’kir:Fikir

kişnin:kişinin

17/1/2007

Olanı da olmayanı da...

Numan Sevgilisiyle Migros’a girdi.Derin bir septik koku meyve kumaş vesaire…Aldırmadılar sonra kız gitti kendi eşyalarının olduğu bölüme.Numan baktı ki her şey de bir kimyevi zikredilmiş hal var.Aldırmamak umursamamak elde değil.Gereksiz şeylerini bile ambalajı eften püften ürünlerin bile bir kriptiröz metalimsi jelatin ve boya karışımı giysisi var.Meyve bölümüne geçti orada adam gibi bir şey bulacağını sanırken ay taşı gibi portakalları gördü yamrulmuş ve yumrulmuş bir yerleri şişmiş neden ki derken deminki hadisenin buraya da aksettiğini anladı.Portakallara erkeklik hormonu verilmişti.Domateslerden birisini ısırdı tadı aynı küçükken banyoda oynadığı küçük ördeğinin plastik tadı gibiydi.Gitti bir muzu ağzına aldı..Hakikaten ağzına aldı kelimenin tam anlamıyla ağzına aldı…Selüloz ve esans karışımı baygın bir şey ağzından aktı.

 

Tıpkı bir porno film gibi her şey rol kesiyordu her şey o an oymuş gibi yapıyordu.

 

Anladı ki başka yerlerde de farklı değildi bu durum.Kendisi de dahil olmak üzere erken olgunlaştırılıp rolüne biçilip dikiyorlardı.

 

Olmayanı da oymuşlardı…olanı da…

 

Kendi vücudunda ki hormonları düşündü Numan…Göğüsleri büyüyüp pipisi küçülen bir adama mı dönecekti.

 

Kız arkadaşının derisini kalçalarını ve rahmindeki kimyayı ,sıvıyı neyin ne kadar etkilediğini bilemeden çaresizlik içinde çıktı dışarı…

 

Dışarı çıkınca da bu köylü toplumunun (Yada tahıl demek gerekir belki) 20 derece sıcakta doğalgazı bırakıp evinde kömür yakmaya başladığını kalın ve pis bir hava katmanını soluyunca anladı…

 

Ana avrat küfretti,,kız arkadaşını da orada bıraktı..nereye gittiğini bilemedi….

 

Belki de bir minibüs şöförünü  bıçaklayacaktı… bozuk para eksik çıktı diye …

dallamalık yapan…

22/12/2006

baba radyo..

Babamın yapmayacağı şey yoktur.Kavga sırasında eline ne geçirirse atıverir.Hele bir keresinde nasıl olmuştu hatırlıyor musun?

Hayır !..

Bir keresinde eline radyo geçmişti…

Nasıl?

Evet bir radyo Grundig marka bir radyo elde dinleyebilirdin.

Evet…

İşte o geçmişti eline ve anneme fırlattı.

?

Radyo anneme isabet etmedi.Duvardan sekerek benim önüme düştü.

Sonra?

Sonra onlar yan odaya geçip başka bir şeyler fırlatmaya başladılar…Bağırmalar çağırmalar..Ben alışıktım

Amma adamsın be’ Yuh!...

Radyo çalışmıyordu…

Eh artık annenin kafasına çarptıysa

Çarpmadı dedim ya lan…

Duvara çarptı..

İyi…

Ben onu tamir ettirdim bir iki kere ama bu sefer babamın elinin altından çektim.Babam zaten anneme fırlatmak için bir kristal küllüğü hep elinin altında bulundururdu…Benim radyoyu sordu bir keresinde eliyle tarttı ve annemin kafası için uygun olmadığını düşündü..

Ne kadar şiddeti içselleştirmişsiniz be kardeşim..

Öyle…Bizde öyle,

Sonra ne yaptın radyoyu…

Bir süre kullandım ancak ev taşırken kayboldu…

İyi olmuş

Geçenlerde Ulusoy’un Bolu dağı tesislerinde kayıp eşya bürosunda bir Grundig radyo gördüm

?,

İnanmıyacaksın ama oydu…20 yıl sonra şu tesadüfe bak…Nereden gelmiş oralara nasıl düşmüş..işte acı tatlı hatırladım her şeyi…

Attın?

Allah Kuran çarpsın…

Allah Kuran hem bu radyoyu hem beni hem bu radyonun akıbetini çarpsın

Güzel dedin…

Aslında baban senin kafaya atmalıymış onu..

……

….

10/10/2006

Kalmak...

İçeri girilir.Bir ev ve oturma odası.Halı kokusuna karışmış biraz akşam yemeği yada sabun, deterjan banyodan… biraz da koltuklara sinmiş  insan kokusu kızın her zaman sıyrılarak her gün sıyrılarak Numan’a geldiği

Kız tedirgin baba ortalarda yok henüz.Bu iyiye işaret..

Gerçekte iki erkek olması iki kadın bir erkek olmasından daha iyidir.

Kız mutfağa gider.Anne ordadır.Sessiz bir bilinmezliktir anne…

Bir kara madde .

Tanışmadan önceki bütün anneler gibi hepsi temiz ak pak olduğu düşünülen…derli toplu ve sessizce içeri girer anne.Numan toparlanır oturduğu koltuktan…Derlenir yani ayaklar içeri çekilir eller biraz daha karına doğru.Böyle olması salakçadır ama dişi aslanlanların erkekler kadar yırtıcı olmaları unutulacak bir hata değildir.Anne hoş geldin der.Kız tanıştırır.Anne soru sormaz. Numan’ın suratına o kendi suratına bakmadığı zaman bakar.

Bu suratların hiç birleşmemesi bir iletişim oyunudur…Suratların birleşmediği yerde göz teması zaten olmaz.

Göz, karşıdaki başka yere bakarken surata bakar…Bu kuraldır.

Numan anneyi metamorfoz öncesi kıza benzetir.Demek ki yaşlanınca yani 20 yıl sonra kız böyle olacaktır.Biraz karın ilerlemiş mi..yada kalçalarda anaç genişleme …ama bunlar bir iki saniyeye sığmalıdır.Olsa olsa yüzün bütün güzelliği kalacaktır.Anne derin bir zaman tünelidir ama tünelin başındayız henüz der Numan kendi kendine…Anne oturmak istemez gibidir ama kız ister istemez onu olayın içine çekmeye can atar.Bunda sorun yoktur ,sorun sonraki konuşmalarda imalardadır…

Anne hangi oğlanı beğenecektir kafada ?...bunlar dizilerin karışımı ilk aşk kalıntıları sadakat ve terbiyeyle karışmış seksüel bir bulamacın üreteceği, bir ömür boyu çözülemeyecek muammadır…Zavallı kızın kalıplarında dökülmeyen bir şey…

‘Çayı koydun mu?’

Numan çaydanlıktaki su olmak ister..Kaynamak buharlaşıp deme karışmak sonrada evden dışarılarda bir yerlerde havaya karışmak….Kaçmak üzere kodlanmış erkek arkadaş bir yaşın genel olgusudur…

‘ O kadar oturmayacağız’ der Numan

Annenin bir kaşı kalkar..

« Önceki :: Sonraki »