BASİTÇE

6/10/2008 ·


Göç göçürenlerin açtığı mevsimde,içinden geçtim puslu yayla havasının ,bulutlarının ,ağaçlarının.Hiç bir şeyi tarif etmeyeceğim,ne coskun derelerin güzelliğini,ne tepelerden dökülen çağlayanın azmetini.Nemli yayla havasını nasıl ciğerlerime doldurduğumu da anlatmayacağım.Sadece göç göçüren çiçekleri var dimdik toprağı delip fışkırmış.Bir de bu çiçeklerin rengi ile mora kesmiş bir dünya.

Başka ne olabilir ki?

Yorum (0) Yorum yaz!

Hetfield

20/9/2008 ·

 
  Hem melek hem  şeytan  tasvirinde kullanılabilecek bir yüz.İnsanla Satir arası  biraz da Centaur yani yarı keçi yarı insan ya da mitoljinin at adamı olarak üçüncü boyuta iniş yapmış bir maceracı. Kontrol edilmesi bir çok bedele maal olan fütürsuz ateşin , kah yakıp kah savurduğu beden içinde, bunca yıldır sükunet arayan insan ruhu. Şimdilik dingin gibi görünen mavi gözleri, uzak ufka takılmış gibi bakan koca cüsseli bir adam.

  Gırtlaktan gelen ,her tınısında isyan olan   söylediği yazdığı,yaşadığı şarkılarına cuk oturmuş bir ses .Son derece şişkin bir ego,tam bir 'bireyci' , kendini beyenmiş ,hep benim dediğim olur diye ter ter tepinen ,ama arada bir güvendiği birinin kulağını çekmesine izin veren haşarı bir çocuk.

  Kırk yıldır devasa tusunami dalgalarıyla kabarıp duran ruhunun önüne  ,babalık göreviyle koca bir dalgakıran yapmayı beceren insan.

Eskinin anarşisti, kapitalist düşmanı bu sayede iyi para kazanmış olması ironiktir.

Sevdim seni Hetfield , onyedi yaşımdayken kızardım ama ,galiba şimdi anlaşabiliyoruz.

Yorum (0) Yorum yaz!

TAGOR

12/9/2008 ·

Ateşböcekleri

Hayellerim,
Canlı ışık lekecikleri,
Karanlıkta gözkırpıştıran
Ateşböcekleridir.

O dikkati çekmeyen,
Sesleri, yolkıyısı hercailerinin
Mırıldanır bu gelişigüzel çizgilerde.

Zihnin uykulu karanlık mağaraları içinde,
Rüyalar
Günün kervanından dökülen parçalarla,
Yuvalarını yaparlar.

Bahar, geleceğin meyveleri için değil
Fakat bir anın kaprisi için
Çiçeklerin petallerini saçar.

Neş'e Kımıltısız yerin zincirinden kurtulmuş
Sayısız yapraklara doğru
Koşar ve dans eder
Bir gün için havada.

Hiçbir önem taşımayan kelimelerim
Zamanın dalgaları üstünde hafifçe dans edebilirler,
Mana ile ağırlaştıkları zaman dibe çökerler.

Zihnin derinliklerinde güveler
İnce kanatlarını büyütürler;
Ve veda ederek uçuşurlar,
Gün batımı göğünde.

Kelebek ayları değil, fakat an'ları sayar
ve yeter zamana sahiptir.

Benim düşüncelerim, kıvılcımlar gibi, kanatlanmış
Sürprizler üzerinde giderler,
Tek bir gülüş taşıyarak.
Ağaç sevgi ile bakar kendi güzel gölgesine
Buna rahmen onu hiçbir vakit kucaklıyamaz.

İzin ver, güneş ışığı gibi, aşkım seni sarsın
Ve yine de aydınlık özgürlüğü versin sana.

Renklendirilmiş kabarcıklardır günler,
Dipsiz gecenin yüzüne çıkan,

Hatırlamanı istemek için armağanlarım çok küçüktür;
Ve bunun için
Onları sen hatırlamalısın.

Çıkart, at ismimi armağandan;
Bir yük olacaksa,
Ancak şarkım kalsın.

Nisan, bir çocuk gibi,
Çiçeklerle tozlar üzerine hiyogralifler yazıyor.
Onları siliyor ve unutuyor.

Hatıra, rahibe, hali öldürüyor,
Ve onun kalbini ölü geçmişin türbesine sunuyor.

Mabedin kasvetli heybetinden
Çocuklar tozda oynamak için dışarı koşuyorlar,
Tanrı onların oyununu seyre dalıyor,
Ve rahibi unutuyor.

Zihnim, düşüncelerinin akışında
Birdenbire yanan bir ışık gibi çalışmaya başlar,
Asla tekrarlanmıyan akıcı notasiyle bir küçük ırmak gibi.

Dağda, sessizlik kendi yüksekliğini bulmak için
kabarmaktadır,
Gölde, hareket kendi derinliğini tahayyül etmek için
hareketsizleşir.

Veda eden gecenin
Sabahın kapalı gözlerine kondurduğu öpücük
Şafak yıldızında parlıyor.

Ey bakire, senin güzelliğin bir meyve gibidir,
Henüz olgunlaşmamış ve açılmamış bir sırla dopdolu.

Onun anısını yitiren acı
Kuş seslerinden uzak,
Fakat yalnız ağustosböceğinin ıslığının duyulduğu ses-
siz karanlık saatler gibidir.

Gerilik onun öldüren bir pençe ile gerçeği elinde güvenle
tutmaya çalışır.
Zayıf bir lambayı canlandırmayı arzulayarak uzun gece
bütün yıldızlarını ışıklandırır.

Hernekadar O
Dünyayı
-Gelini-
Kollarında tutuyorsa d,
Gök,
Sonsuzluğa kadar
Uzaktadır.

Tanrı, dostlar arar ve sevgi diler,
Şeytan, eserler arar ve itaat ister.

Toprak hizmetine karşılık
Ağacı kendisine bağlar,
Gök ise hiçbirşey istemez
Ve onu özgür kılar.

Çocuk, tarihin tozu ile aydınlanmış
Yaşı bilinmiyen zamanın gizliliği içersinde
Edebi olarak oturmaktadır.

Uzakta olan O, sabahleyin bana geldi,
Işık tarafından alınıp götürüldüğünde daha da yakınlaştı.

Beyaz ve pembe zakkumlar buluştular
Ve, ayrı lehçelerde neş'e ile eğlendiler.

Sessizlik
Kendi kirlerini
Süpürüp yürüyünce
Fırtına olur.

Rabindranath Tagore

Yorum (3) Yorum yaz!

Günün sözü

4/9/2008 ·



  "Ancak  'iyi niyetli'  insanlara tahammül ederek  cennete  gidebiliriz".

                                                                                                     Ali Bey

Yorum (1) Yorum yaz!

Ali Beyden İnciler

3/9/2008 ·

Uzun boylu, adam kalbinde hissetiği şeylerden emin , mutlu ,gururlu...

__  Bizim  kapımız herkese açık.

Ali Bey:

__ Kapı öyle açık bırakılır mı? Ya Çingen girerse?

Uzun adam, artık kendini biraz daha meleğimsi hisseder

__ Girsin, bizim kapımız herkese açık Mevlana gibi...

__ Mevlana bütün kapıları açmış mı?

Uzun adam , mutlu ruhu bir kuş kadar hafif :

__ Evet..

Ali Bey:

__ Niye yalnız mı kalmış??

__ .......????


 Başka bir gün ve aynı mekan:

Ali Bey:

__ Ben hergün eve başka bir yoldan giderim...

Ben:

__ niye??

Ali Bey:

 __ Hep aynı yoldan gitmek  bağımlılık  yapar.

__ ....???

Biraz daha uzak geçmiş, aynı mekanın bahçesi

Hademe:

Ya Ali bey şu çuvala bir el at, çok ağır.

ALi Bey saatine bakar.

__  Olmaz mesayim bitti.

Hademe:

__ Ama sana süt alacağım.

Ali Bey :

__ İnek sütü mü?

__ ...???
 

Yorum (4) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »

Son Yazılarım

Kategorilerim

Arkadaşlarım

Bağlantılarım