14/8/2008 ·


Aslında ne yazacağımı bilmiyorum.Onu kaybettik demek içimden gelmiyor.Çünkü kayıp bulunmaya mahkumdur.Sadece bir süreliğine görünürlüğünü yitirmiştir.Biz onu, huzur dolu bir yere gönderdik demek geliyor içimden.(Babamı 28 nisan 2008 saat 12 sularında uğurladık.Jüpiter mars  zıtlığında)
Babacığım böbrek kanseri idi.İlerleyen hücreler beyin ve akciğeri de himayeleri altına alınca, kurtulması mümkün olmadı.
Giderken dahi, tüm hayatım boyunca olduğu gibi bana bir şeyler öğretmeyi ihmal etmedi.Son günlerinde çaresizliğin ne demek olduğunu öğretti bana.Çaresizlik, elinden hiçbirşey gelmeme durumu.Kıpırdayamama, hareketsiz kalma, dona kalma, düşünememe.Ve yaşamımla ilgili harika bir deneyim kazandırdı bana.Teşekkür ederim babacığım.Artık asla çaresiz olmadığımı biliyorum.Yangında pencereden atlayan insanların neden atlama ihtiyacı duyduklarını biliyorum.Çaresizliğin içinde hapsolmak yerine, iyi ya da kötü bir fikir sahibi olmanın ne demek olduğunu bana son nefesinde öğrettin ya, bu dünyada senden iyi baba yoktur diye düşünüyorum.Seni çok seviyorum.Jüpiteryen babam benim.Seni çok seviyorum.

Yorum (0) Yorum yaz!

8/1/2008 ·

08/01/2008
Bittiğini düşünmediniz değil mi?Bitmedi!Kol  ve kafaların havada uçuştuğu iğrenç bir savaşın ortasında gibi hissediyorum kendimi.Sadece kendimi savunabiliyorum, çevremde sevdiklerim de sadece kendilerini.En sevdiğim yaralı, düşmanın topuzu ciğerlerini parçalamak üzere ve ben oraya koşup buna engel olamıyorum.Yapabildiğim sadece izlemek.
Yaşamın gerçeklerini ne kadar hafife aldığımızı düşünüyorum.Gerçeklerimizin asıl gerçeklerle hiçbir şekilde paralelelik göstermediğini görüyorum.Yaşamımızı garanti alma şansımız dahi yok, buna karşın bizler maddi bir takım avuntularla, yaşamda biraz daha fazla kalmamızı garanti edebileceğimizi sanıyoruz.Oysa yaşam hakikaten bir savaş alanı!Sadece kendinin olduğu, öğrendiklerini tek başına eyleme geçireceğin bir arena.Ortalıkta kan gövdeyi götürürken, senin yapacağın tek şey hayatta kalmaya çalışmak.
Bitti mi, asla bitmedi!Bitmeyecek!

Yorum (1) Yorum yaz!

8/1/2008 ·

Lilith!O bir kadın.

Lilith'in hikayesini kendi penceremden aktaracağım size.Bilen bilir, Lilith Ademin ilk karısıdır.İlk göz ağrısı, kendisi ile eşit koşullarda yaratılan ve ardına bakmadan özgürlüğünü alıp onu terkeden.

Tanrı, kendisine yeni bir varlık yaratma kararı aldığında, toprak ve sudan bir çift beden yaptı.Bu prototipler çok hoşuna gitti.Bunlara kendi enerjisini üfledi.Bunlar Lilith nam-ı diğer Leyla ve Ademdi.(Tipik yaratılış efsanesi ama kadının yaratılışı farklı.Eşit şartlarda ve eş zamanlı yaratılan bir türün iki cinsi.)Sonra Tanrı, tüm yarattıklarını bir araya toplayıp, Ademe secde etmelerini istedi.(Bunun bir mantığı yok aslında, neden ADEM?Tanrı tıpkı çocuk gibi geliyor bana bu hikayede, yeni oyuncağına krallığı veren küçük bir çocuk.)

 

Herkes şokta!İtiraz eden ise, Şeytan ve Lilith oldu.Lilith, eş zamanlı ve aynı maddeden yaratıldığı karşı cinsine secde etmeyi reddetti ve cenneti terk etti. Şeytanla beraber yeryüzüne indiler.Adem üzgün, kahrediyordu.Tanrı bu duruma çok içerdi..Meleklerini Lilith'e göndedi.Ademe geri dönmesi karşılığında kendisini affedeceğini söylemelerini emretti.Ancak Lilith, kabul etmedi.Bunun üzerine Tanrı, Ademin üzüntüsünü hafifletmek amacıyla kaburga kemiğinden Havva'yı yarattı.Hava, Ademe kul köle oldu.(Saçınızı neden süpürge ettiğinizi düşünmeyin sevgili Havva kızları):)))))) Lilith ise, bu duruma çok içerledi ve yemin etti, her gün ademin doğan çocuklarının bir kısmını canını alacağına.Tanrıda buna kızdı ve Lilit'in çocuklarını Ademin çocukları sayısına eş olarak yok edeceğini söydi.(Bu hikaye yeni doğan ölümleri ile ilintilidir.O nedenle çocuklarımıza, nazarlıklar takarız.:))

 

Neyse, durum böylece milyarca yıl devam eder, o alır, yetmedi diğeri alır canları.Bir inat uğruna yiten canlarımız!:))

 

Burada beni asıl ilgilendiren olay farklı.Adem oğulları, nedense hep Lilith'in kızlarına aşık olup, Havva'nın kızlarıyla evlenirler.Bu kadar yazıyı bunu için mi yazdın demeyin.Yaşamlarımızın ne tür bir plan üzerine kurulduğunu anlamak için, dinsel öyküler ve mitolojiye gözatmanızda fayda var diyorum.Bir başka zamanda da, fırsat bulabilirsem.Altının insan yaşamında neden bu kadar değerli olduğuna değinicem.Hiç bir işe yaramayan bir madeni neden baştacı ettiğimizi anlatmaya çalışacağım.:))))

Yorum (3) Yorum yaz!

20/8/2007 ·

20/08/2007
Anlamsız bir huzur var içimde.Geçen bir ay boyunca, beni çok üzen olaylarla karşı karşıya kaldım.Korkularım tek tek karşıma çıktı sanki.Terkedilme korkum nedeniyle, hep benim terkettiğimi farkına vardım.Onların yaşadığı acıyı yaşadım.Onları daha iyi anlıyorum şimdi.Soruları cevapsız bırakıp çekip gitmek, karşı tarafı çok acıtıyormuş.Yalnış anlaşılmaktan hep korktum.Bu nedenle sosyal ilişkilerimde ayağımı hep bir adım geride tuttum.Ama beni öyle bir yakaladı ki, korkularım.Olayların tam göbeğinde buldum kendimi.Değil bir adım geri, geriye doğru hızla koşsam dahi kaçamayacağım olayların ateşine düştüm.Yalnış anlaşıldım ve suçlandım.Korktuğum için suçlandım bunu biliyorum.Yüzleşmeliydim.Tüm bunlar bana üç arkadaşa maloldu.Hele biri benim için gerçekten çok özeldi.Son olarak bugün, işimi bıraktım.Artık aşağılanmaya dayanamadım.Çünkü ben değerliyim, hata dahi yapmış olsam bunun söylenme biçimi benim değerimi ayaklar altına almamalı.Böyle bir durumda yapabileceğim en iyi şeyi yaptım ve anahtarları teslim ettim çıktım işyerinden.Otoyolun kenarında uzun bir yürüyüş yaptım.İş yerim şehirin dışına , dolmuşların yoğun olduğu kavşağa kadar yürüdüm.Aklımdan hiçbirşey geçirmeden yürüdüm.Kocaman bir boşluğun içinden çıkarcasına yürüdüm.Sakin bir şekide eve geldim.Yatıp uyudum.Önce ailemle, sonra da arkadaşlarıma söyledim.Üzüldüler benim için, bunu hissediyorum.Ama ben üzülmüyorum.Dedim ya içimde anlamsız bir huzur var.Bir süre parasız kalacağım, hemen iş bulamayacağım, ama bu huzura sahip olmak çok güzel.
 

Yorum (2) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »