pazar günü çok yoruldum ama değdi.. epeydir elimi el işlerime sürmeyince.. ama her gördüğüm malzemeyi.. alıp eve getirince.. hobi odam .. armut üstü kapalı balkonum ..tımarhaneye dönmüştü.. sonunda Irmak hanım ve babasının yokluğundan istifade.. odamı düzenledim.. çok güzel oldu.. tekrar el işi yapmak veya bir şeyler almak yasak kendime..oda dağılmasın diye.. aslında tam al eline kitabını.. keyifle oku durumunda oda..
ama olmaz tabii.. bahçeden fırsat kalırsa.. elişleri de yapılacak.. ve tabii önce odadakiler bitecek..
sırasıyla başlanmış olan çanta.. başlanmamış olan.. yarım duran.. kızımın ufak tefek tamir işleri.. sonra bakalım..
bu arada.. biz şu datça yarım adası turunu bitirelim..
eski datçaya gidip arabadan inince.. hemen 2-3 çocuk belirdi yanımızda..
gezdirelim mi??
biz kendimiz gezelim mi??
....
bilenler bilir.. ben gezerken 3 şeye bakarım..ararım..
çeşmeler..tombul bamya minareler.. tabelalar..
bir de taş işçiliği.. kapı ..pencere.. baca.. gibi yöresel şeyler elbet..
eski datça güzel taş evlerden oluşuyor..sokaklar da taşla döşeli.. döne döne ilerliyorlar..

çeşmeleri.. sevgi dolu..

tombul bamyamınız .. hoparlörü bir beden büyük gelmiş..

feminist tabelamız..

evlerin kapıları ilginç.. az sonra anlatacağım şekilde yakından tanışmak zorunda kaldığım kapıların üzerinde ahşap bir bölüm var..bu resimdeki ev yıklmış ama kapısı ve tahtası hala sağlam..

her evin kapısına yakın yer alan girintilerde.. bir şeyler sergileniyor..ilgimi çekti.. bir iki resimledim.. ne olduğunu da merak ettim.. ama öğle sıcağında kimse yok..soracak..tüh keşke o çocuklardan biri yanımızda olsaydı..bacalar da ilginç..Muğla'ninbacalarının özelliğini bilirdim..ama böyle bacayı hiç görmemiştim..

taş işçiliği çok güzel.. hem eski ve yıkık olanlarda.. hem de restore edilenlerde..antik çağlardan beri buralarda taş kullanımı çok güzel..arada kullanılan bir antik sütun olabilir mi??

ara yoldan güzel bir köprüye ulaştık.. ama altında bir su yok tabii bu mevsimde.. kışın çağlarken güzel olmalı..
bazı evlerin önünde mozaikler.. bunlardan yapmayı denemek istiyorum..

taş evlerin arasında dolaşırken aniden önünde aynalı rüzgar çanları çıngırdayan bir dükkan dikkatimizi çekti.. 
içeri girelim derken.. kapı üstünü kestiremeyen ben.. küüüüt sesi ile ve kulak çınlamasıyla kalakaldım.. ve düşersem diye korkup.. diz üstü indim yere..
eşim yanımda.. o ses çıkarmıyor.. iyi misin gibi abuk sorular sormuyor.. iyi olsam.. ayakta olurdum.. alıştı artık.. bekliyor.. bir ses vereyim diye.. zaten bir damar çatlasa hemen anlaşılacak hali yok.. attım elimi.. kanamıyor.. ama küçük bir top oluşmuş alnımda.. neyse ki şapkam vardı da yumuşattı çarpışmayı.. dükkan sahibi.. dışarı geldi.. her gün kapısı önünde secde eden birileri olmaz ya insanın.. ama sakin.. o da diz çöktü yanıma.. iyi misiniz.. dedi.. o bana empati gösteriyor..ben onu yatıştırma derdindeyim..korkmayın dedim.. biz doktoruz..
ben de hemşireyim dedi.. ve kalktı.. gitti.. geri geldiğinde.. baktım elinde bir torba.. içi buz dolu.. koyduk vuruk yerin üstüne.. taktık şapkayı.. süpeeeer..serin kafayla dükkandan içeri girdik.. cıvıl cıvıl.. her şey el işi.. sabunlar.. 40 boncuklu nazarlılar.. ipleri mumlanırken anneleri nazar duası okumuş.. gülerek efsunlu bunlar diyor hemşirem.... minik saksılar içinde biberiyeler.. kendime efsunlu değil ama sabunlu bir nazar boncuğu aldım..

dükkanın içini resimleyemedim.. ama izin alıp kapının resmini çektim..

bir ara ''kaynak'' deyince oğluma..
ne hoş adı var.. neden kaynak dedi..
e ben pınar olunca.. o kaynak.. kardeşi de ırmak oldu dedik..
memnun oldum ben de yağmur dedi.. güler yüzüyle..
ani kararla oraya yerleşen ve sonra da bu dükkanı açan yağmur.. çevreyi de iyi biliyor.. o girintileri sorunca anlattı.. orası çarşı sokağı imiş.. bu girintilere de o dükkanda yapılan işle ilgili bir şey konurmuş.. bir nevi tabela.. mesela tam karşısındaki dükkan zeytinyağı sıkma işi yaparmış.. girintisinde böyle birşey vardı..

daha önce dikkatimi çeken.. bekçi nine tabelasını sorduğumda.. onu kaybettik maalesef dedi.. ama neden bekçi..bir ninedir.. burda herşey kadınlardır dedi.. kadınlar çalışır çümkü.. onlar yapar her işi.. biraz da onların sözü geçer bu yüzden buralarda..dedi..
evet knidosu gezerken farketmiştim zaten .. kadın egemen bir yarımadada olduğumu.. =))
Can Yücel'in sürekli gittiği bar/kafeyi de o gösterdi..bize..
sıcak havadan mıdır.. kafa travmasından mıdır.. ben de sonunda blog için resim çektirmeyi kabul ettim.. evet beklenen an geldi arkadaşlar.. tüm haşmetimle ben.. şapkam.. gözlüklerim.. yandan sallanan mavi..içi buz dolu naylon torbam.. kahve fincanım sayılmazsa tabii.. nasıl böyle bir izin verdiğime şaşan kızım da yanımda..

|