<$BlogTitle$>


<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Perşembe, Ağustos 28, 2008

...penceremde şantiye defteri:)

günlerdir
kafamda beyaz baretim,elimde lazermetrem,kalemim,ozalitim...
sahaya indim,hep ofiste çizmekle olmuyormuş,şantiyeyi de görmeliymiş..
oldum olası sevmişimdir çimento kokusunu,çalışmak daha bir manalı,direk uygulamadayken...
düşünüp kağıda aktarılanları,yerinde inşa etmek,çizgilerinin duvarları oluşturduğunu görmek çok güzel...
ama güzel olmayan birşeyler var
mesela ofisim evime 10 dakikalık yürüme mesafesinde,ama ben 1 haftadır servise binip,2 saatimi yolda geçiriyorum sabah+akşam...
6da uyanıp 7 de servise binip trafiğin durumuna bağlı olarak 9 9:15 de ofiste oluyorum...ofis dediğim kutu kutu prefabrikler...akşam 18:00 18:30 da araca binip 20:00 21:00 arası evime varıyorum...
off yol çok uzun olmasaydı keşke...
ve orda
sağımda mısır ve domateslerle ekili bir bahçe,solumda toz toprak,önümde ise 7 aydır proje ekibinde var olduğum yükselen beton bloklar,umarım içinde yaşayanlar mutlu olsunlar...
çaycı mehmet abinin neşeli tavırları
çalışan işçiler,çalışkan eller...
peki ya ben?
acaba mutlumuyum gerçekten şantiyede olmaktan...iyiler ve kötüler eşit mi sanki?
sanırım öz masamı,öz ofisimi,balıklarımı,ofiste kalan arkadaşlarımı çok özledim...

Salı, Ağustos 12, 2008

...ne güzel -2-




















9 ay olacak yeniden başlayalı;
yeniden birbirimizi bulalı
karakedimle "sil baştan"yapalım herşeye yeniden başlayalım demiştik
9 ay geçmiş...
ne çabuk geçmiş,ne güzel geçmiş...
pişman olmamak ne güzel...
seni tanıyor olmak ne güzel...
seninle beraber bir ömrü yaşamayı düşlemek ne güzel...
bugünlerde güzellikler sardı her yanı
nazar değmesin kolyesi lazımdı
teşekkürler...

Pazartesi, Ağustos 11, 2008

...ne güzel

uzun uzun yollara gitmek
geçmiş yıllarda güzel anılar biriktirdiğin o gündüzleri sakin geceleri coşkun şirin yerde iki kocaman hafta geçirmek
şehrini özlemesende,şehirdeki sevdiğini,evini,dostlarını özlemek
bilgisayarını özlemesende,ofisteki en yakın arkadaşa emanet ettiğin balıklarını,öğle yemeği sohbetlerini cumartesi sabahı kahvaltılarını özlemek
50 hafta boyunca biriken herşeyi minicik 2 hafta da ölçmek tartmak düşünmemeyi istemek
sonra
kızgın kumlardan serin sulara atlamak
trafiğin olmadığı bir şehirde araba sürmek
dağ tepe tırmanmak
sevdiğin sanatçının konserine gidip geceni şenlendirmek
kumsalda düneş yağının kokusu eşliğinde uyumak&kitap okumak
incir ağaçlarında sallanmak
çok yürümek çok gezmek çok yüzmek
roma dondurmacısını zengin etmek
ve dönmek
en sevdiklerine sarılmak,çok özledim demek
yastığına sarılmak,en huzurlu uykuyu onunla yakalamak
ilk iş gününün sabahında kekikli zeytinlerle arkadaşlara tatil anılarından bahsetmek
ne güzel değil mi
ah tatil ah...
çabuk geçse bu 50 hafta,güzel geçse...
50den sonraki 2 hafta yine tenimize çikolata rengini getirse...


Saturday, Temmuz 26, 2008

...pencerem

saçlarımı kestirdim...
sadece 3 parmak kesmesini istediğim kuaför;
neredeyse sadece 3 parmak uzunluğunda saç bıraktı kafamda...
gıcık gıcıık diye bağırasım geldi,
gerildim
mutsuz olunca kuaföre giden,mutlu olup geri dönen türdeşlerim
mutlu iken kuaföre gittim,mutsuz oldum geri geldimSasirmis
acep ne etsem şimdiSoru

Salı, Temmuz 22, 2008

geçen günler...

o kadar çok şeyi biriktirdim ki
anlatmak istediğim birsürü olay oldu sessiz kaldığım günlerde
bir sürü an,hayata eklenenler çıkıp gidenler...
en çok iş oldu bu dönemde
cumartesi pazarları bile çalıştım,normalde çalışma saatim 1000 1900 arasıdır
her gün 0800 2300 arası çalıştım
1 gece ofiste sabahladım
çook çalıştım
gözlerim şişti bilgisayara bakmakdan
hep işin arasında blogcu.com a baktım
yazı ekle dedim
çıktım...
ekle dedim
çıktım...
çok istediğim halde vakit ayıramadım
demek ki
her zaman istediğimiz gibi yönlendiremiyormuşuz hayatıÇilgin

taa ki bu güne kadar
dün bitti o yoğun dönem
projeler bitti
çıktılar alındı,kağıtlara döküldü emekler
artık tatil için hazırlık zamanı
bugün işe gidilmedi
gezmelere gidildi
şapkalar güneş yağları alındı
cici cici terlikler alındı

gidiyorum ama
istanbulda kalacak bir parçam,özlemek güzel bir duygu...
seviyorum seni hayat
şükran yeşeriyor kalbimde,sunulanlara karşı...

Pazartesi, Temmuz 7, 2008

bla bla bla,yüzmek istiyordum ben bugünn...

Veee
İzine çıkamadı pencereniz
planladığı tarihte...
planlarının üstüne bir bardak soğuk su içmek zorunda kaldı,
halbuki bugüne dair hâyallerinde
senenin ilk deniz kum güneş gününü tasarlamıştı...
nereden bilsin gariban deryanız,hayallerinin erteleneceğini...
nereden bilsin masasının köşesindeki balıklara bakarak
iç geçirmeye
aah ah demeye devam edeceğiniHoley
bu gördüğünüz canlılar
5 aydır masamın üzerindeki koca fanusda ikamet etmekteler,benim sevgimdir onları yaşatan,yoğun ilgimdir efendim...
her işte bir hayır varmış,demekki minik derya ve minik meltemin bana ihtiyacı varmış bu hafta...
projelerimi çizerken onların camına tıktıktık dokunmam gerekliymiş bu hafta...
ara ara saf saf onlara bakıp,dalmam gerekirmiş 4 litrecik fanus suyuna{#emotions_dlg.cheesy}

bakmayın sadece şu benekli ve sade turuncunun varlığına

ki o benekli adaşım olur,onu hafife almayınızGözler
birde kara murat var,ama o basına poz vermekden kaçınıyor nedense...
onu da çeker ekleriz...
buralardayız bir kaç hafta daha...

sevgi ve saygılarımla...

Çarşamba, Temmuz 2, 2008

az kaldııı azz:))

senelik iznime 5 kala;
son günler öylesine yoğun geçer ki,aklın hayalin durur...
"tatile gidecek elemanı ne kadar yorsak o kadar iyi"der sanki birileri
kim bilir,iyi niyetlerinden belkide,tatilde bu günleri düşünüp daha çok keyf alalım diyedir...

tatil tatil dediğin
epi topu 14 iş günü zaten,nedir ki bir çırpıda geçiyor...
koskoca 52 de kendin için sadece 2Havali
ilk günlerde şezlongda uzanırken gözünün önüne masan gelir,yarım kalan projelerin,dönünce yapacaklarının listesi...huzurun kaçar...
ama insan alışıyor, o tatlı rehavete ;dünyayı unutuyor,sadece dinleneyim,huzur biriktireyim kalbimin dört odasının birinde tıka basa huzur dolsun diyorsun...
sonra
rengin tam karamel kıvamına geliyor ki,bir de bakmışsın tatilin son günleri...


dönüş yolunda trafik işkenceleriSinirli
cepte tatlı anılarMasum
özleyenler,bekleyenler,şehrin kalabalığı...Gözler
tatilden sonraki ilk pazartesiSasirdim
bilgisayarın açma düğmesine duyulan gıcıklık hissiÇimdik

tüm bunları yaşayabilmek içinnn

şimdi çok çalışmalıyım,daha çok çizmeliyim
sevgimi bıraktım penceremin önüne,zemheride güvercinleri beslemek ister gibi çok hemde...
herkese sağlıklı, mutlu günler...

Çarşamba, Haziran 25, 2008

blogculara da bakım şart!

ne desem de
blogcu.com'a
sitem etsem, duygularımı dile getirsem...Sinirli

başka blog alemlerinde mi pencere açsak be derya?
-bilmiyorum...
tamam,sende her gün birşeyler yazmıyorsun,ağır aksak güncelliyorsun kelimelerini ama çok stres olduk,napsak?
-evet ama,bilemiyorum ki...
tamam hadi hergün yazmak önemli değil,ama okuyamadın dostlarını,yorum yapamadın kimselere kaç gündür...
-tamam da,gitmek mi gerekir,bi bilsem,arkadaşlarım yine burada,ne farkeder yeni bir pencere...ah bi bilsemm...
e sen ne biliyorsun oğlaklı balık deryacım?
beni de blogcu.com'unkisi gibi
15 günlük bi bakıma alsalar ya,ulaşamasa kimse,az bi sakin,az bi sessiz...
iyi olmazmıydı aslındaKararsiz


Perşembe, Haziran 12, 2008

yeni yaz...

Hava çok soğuktu,ama yağmur yağmıyordu.diğerleri kapalı alanda oturmuşlardı,bir ben ve sen vardır güvertede,üşüyen ve ısınmaktan utanan, yani sarılmaktan...kollarımı sarkıtmıştım tuzlu suya dokunmak istiyordum...hava çok soğuktu ellerim ve burnum kızarmıştı...üşümek öylesine güzeldi ki...bir cümle kurdum...

"ben senin yanında üşümeyi çok seviyorum..."

o gün her üşüdüğümde o günü yadederek mırıldanırdım gayri ihtiyari,senin yanında da senden uzakta da...

"ben -senin yanında- üşümeyi çok seviyorum..."

martılar,siyahi bulutlar,vapur düdükleri yaren oldu çok sene,sensizlikte...

hiç yaz geçirmemiştik ki beraber,hazandaydı başlangıç,bir kıştı paylaşılan...

bahara onca mana yüklememin sebebi buydu,en çok eylülü sevmemin de...

en güzel masaldın, senli günlerin devam etmesine inanmak ne güzel bir beklenti...

ve sen

geldin

baharda geldin

onca korku varki savaşılası

onca sevinç,onca düş var ki yaşanılası

gitme

40bahar 40hazan 40kış...

ve 40 yaz...

ömür yeterse 50,60,70...

ama sadece  1 yaz olacaksa da yanımda kalışın,sonraki yaz da bende buralarda olmayayım lütfen...

 

 

Salı, Haziran 10, 2008

öğrendik...

Utanmis

serçeler

ben onları yavru sanıyordum,meğersem onların ufacıcık bedenleri beni yanıltıyormuş...

divisore