SEVDİĞİM FİLMLER,DİZİLER VE ÜNLÜLER

Mar. 22, 2008

ÇANAKKALE DESTANI

Çanakkale Destanı

Yıl 1915
18'indeyiz Martın.
Kendine gel biraz!
Pek tekin değildi Çanakkale'nin suyu,
Geçilmez bu boğaz...
Geçilmez bu boğaz...
Bizi
Ne topun yıldırır,
Ne kurşunun.
Çünkü artık
Başladı cengimiz.
Er meydanında bulunmaz dengimiz...
Sen misin Mustafa Kemal'im ileri diyen?
İşte fırladık siperden.
Sırtına yüklenmiş kahraman
Seyit 276 kiloluk mermiyi,
Koşuyor bataryasına ateşler içinden.
Bu mermi denizlere gömecek Elizabet'i Buvet'i...
Yanıyor bugün Anafartalar yanıyor,
Denizler yanıyor,
Dağlar yanıyor.
Zafer bizimdir artık
Düşman zırhlıları batıyor...
Türk'üm,
Muzaffer olarak doğmuşuz bir kere.
Bir karış toprak uğruna Kimimiz şehit oluruz.
Kimimiz gazi.
Hiç değişmez bu yazı.
Dünyada her yer geçilir belki
Lâkin geçilmez Çanakkale Boğazı.

Fahri ERSAVAŞ

 

Çanakkale Şehitlerine

Şu Boğaz Harbi nedir? Var mı ki dünyada eşi?
En kesif orduların yükleniyor dördü beşi,
Tepeden yol bularak geçmek için Marmara'ya,
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya,
Ne hayâsızca tahaşşüt ki ufuklar kapalı!
Nerde -gösterdiği vahşetle "bu, bir Avrupalı"
Dedirir-yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yahut kafesi!
Eski Dünya, Yeni Dünya, bütün akvâm-ı beşer,
Kaynıyor kum gibi... Mahşer mi, hakikat mahşer,
Yedi iklimi cihanın duruyor karşına da;
Ostralya'yla beraber bakıyorsun Kanada!
Çehreler başka, lisanlar, deriler, rengârenk.
Sâde bir hadise var ortada: Vahşetler denk.
Kimi Hindû, kimi Yamyam, kimi bilmem ne belâ...
Hani tâ'ûna da züldür bu rezil istîlâ...
Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-i asîl
Ne kadar gözdesi mevcûd ise hakkıyle sefîl,
Kustu Mehmedciğin aylarca durup karşısına;
Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.
Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz...
Medeniyet denilen kahpe, hakikat, yüzsüz.
Sonra mel'undaki tahrîbe müvekkel esbâb,
Öyle müdhiş ki: eder her bir mülkü harab.
Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı;
Beriden zelzeleler kaldırıyor a'mâkı:
Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;
Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
Yerin altında cehennem gibi binlerce lâğam;
Atılan her lâğımın yaktığı yüzlerce adam.
Ölüm indirmede. gökler, ölü püskürmede yer;
O ne müdhiş tipidir: savrulur enkaaz-ı beşer...
Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak;
Boşanır sırtlara, vadîlere sağnak sağnak.
Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller
Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller.
Veriyor yangını, durmuş da açık sînelere,
Sürü halinde gezerken sayısız tayyare.
Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler...
Kahraman orduyu seyret ki bu tehdîde güler!..
Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;
Alınır kal'a mı göğsündeki kat kat iman?
Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrına râm?
Çünkü te'sîs ilâhî o metîn istihkâm.
Sarılır, indirilir mevki-i müstahkemler,
Beşerir azmini tevkîf edemez sun'-î beşer;
Bu gögüslerse Hudâ'nın ebedî serhaddi;
"O benim sun'-î bedî'im, onu çiğnetme!" dedi.
ÂSIM'ın nesli.. diyordum ya... Nesilmiş gerçek;
İşte çiğnetmedi nâmûsunu, çiğnetmeyecek,
Şühedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar
O, rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar,

Vurulup tertemiz alnından uzanmış yatıyor;
BİR HİLÂL uğruna, yâ Rab, ne GÜNEŞLER batıyor!
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!..
Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor TEVHÎDİ...
BEDR'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi...
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
"Gömelim gel seni târîhe!" desem, sığmazsın.
Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb...
Seni ancak ebediyyetler eder istiâb.
"Bu, taşındır" diyerek KÂBE'yi diksem başına;
Rûhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;
Sonra gök kubbeyi alsam da, ridâ nâmiyle,
Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmiyle,
Ebr-i nîsânı açık türbene çatsam da tavan,
Yedi kandilli Süreyyâ'yı uzatsam oradan;
Sen bu âvîzenin altında, bürünmüş kanına,
Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına,
Türbedârın gibi tâ fecre kadar bekletsem;
Gündüzün fecr ile âvizeni lebrîz etsem;
Tüllenen mağribi, akşamları, sarsam yarana...
Yine bir şey yapabildim diyemem hâtırana.
Sen ki, son ehl-i salîbin kırarak savletini;
Şarkın en sevgili sultânı SELÂHADDÎN'i,
KILIÇ ARSLAN gibi iclâline ettin hayran...
Sen ki, İslâmı kuşatmış, boğuyorken h
ûsran;
O demir çemberi göğsünde kırıp parçaladın;
Sen ki rûhunla berâber gezer ecrâmı adın;
Sen ki a'sâra gömülsen taşacaksın... Heyhât!
Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihat...
Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
Sana âğûşunu açmış duruyor PEYGAMBER.

Mehmed ÂKİF ERSOY

 

Çanakkale'de Ruhlar

Gurbette geçen yolculuğum üç aya vardı
Etrafımı çepeçevre saran sanki duvardı
Olmuştu büyük, süslü şehirler bana zindan
Dünyayı gözüm görmedi yurt hastalığından.

Döndüm; bu yeşil tablo uzaklarda belirdi:
Bir gün vapur aheste Çanakkale’ye girdi.
Tuttum, ona hürmet ederek şapkamı elde:
Durmuştu o kaç devlete; gaziydi bu belde…

Türk bayrağının ufkuma ilk doğduğu gündü:
Maydos’ta ateş külleri halinde göründü.
Ben sarhoş olurken Boğaz’ın manzarasından,
Bir abide yükseldi ağaçlar arasından.

Baktım, bu, şehitlikte dikilmiş bir anıttı;
Daldım… Bu anıt neş’emi bir anda dağıttı:
Vaktiyle bu yerlerde ölen gençleri andım,
Dağlandı içim, ben de bakarken yaralandım.

Akşamdı. Sararken eriyen dağları sisler,
Sandım geliyor eski siperlerden akisler,
Canlandı savaş, kan dolu bir perde çekildi.
Birden o şehit ruhları karşımda dikildi.

Karşımda dirilmiş, dile gelmiş gibi durdu.
Hiç ummadığım bir nefer isyanla kudurdu:
- Ben evde ölenlerle bugün bir mi tutuldum?
- Ben yurt için öldüm, niye erken unutuldum?

Haklıydı. Ararken utanıp kaçmaya bir yer,
Tutmuştu elimden beni bir koç yiğit asker:
- Git annemi gör, sor ki perişan mı oğulsuz,
- Git, koyma hiç olmazsa onun sırtını çulsuz.
- Ver, Tanrı için yoksula bir lokmacık ekmek,
- Aç karnına güçtür bu kadar mihneti çekmek…

Yaşlar akadursun bu şikayetle gözümden,
Bir genç adam yaklaştı: Vurulmuştu yüzünden,
Delmişti temiz alnını kurşun… Yere çöktü,
Kanlar sızıyorken yarasından, derdini döktü:

- Hiç yoktu sebep… Cenge sürenler bizi kimdir?
- Köylerde kalan bir çocuğum var, ki yetimdir…
- Parçaydı canımdan, iki yıllık güneşimdi,
- Git bak… O şehit oğlu sürünmekte mi şimdi?

Kalbim eriyip düştü gözümden iki damla,
Ben hasbıhal ettim daha dertli bir adamla, meyus dedi:
- Jandarmayı buldum düğünümde,
- Gittim o sabah askere en zevkli günümde.
- Bir haftada bahtım beni Kumkale’ye attı,
- Ettikti hücum; dört bir yanı süngü kuşattı,
- Dul kaldı karım böyle… Unutmam onu asla..

Ruhlar çekilip gitti; içim doldu bu yasla,
Yattım, gece rüyada fakat mahşeri gördüm,
Bir harbe sebepsiz atılan Enver’i gördüm;
Baktım ki, azaplar çekerek kıvranıyordu,
Etrafını sarmıştı alevler, yanıyordu…

Necdet RÜŞDÜ

 

Bir Yolcuya

Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın,
Bu toprak, bir devrin battığı yerdir.
Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın,
Bir vatan kalbinin attığı yerdir.

 

Bu ıssız, gölgesiz yolun sonunda,
Gördüğüm bu tümsek, Anadolu’nda,
İstiklal uğrunda, namus yolunda,
Can veren Mehmed’in yattığı yerdir.

 

Bu tümsek, koparken büyük zelzele,
Son vatan parçası geçerken ele,
Mehmed’in düşmanı boğuldu sele,
Mübarek kanını kattığı yerdir.

 

Düşün ki, hasrolan kan, kemik, etin
Yaptığı bu tümsek, amansız, çetin,
Bir harbin sonunda, bütün milletin,
Hürriyet zevkini tattığı yerdir.

Necmeddin Halil ONAN

 

Vur

Ey Türk vur, vatanın bâkirlerine
Günahkâr gömleği biçenleri vur.
Kemikten taşlarla şarap yerine
Şehidler kanını içeni vur!
Vur, Güzel âşıklar cenazesinden
Kırmızı meş’aller yakanları vur:
Şehvetin raksına yetim sesinden
Besteler, şarkılar yapanları vur!
Vur, katlin o kızıl sapanlarıyla
Dünyaya ölümler ekenleri vur:
Vur, zulmün o kanlı urganlarıyla
Bir kavmi iplere çekenleri vur.
Vur, etten, kemikten saraylar kuran
O vahşi ruhları ezmek için vur:
Dört büyük rüzgâra küller savuran
O müerrim elleri kesmek için vur!
Vur, sende mukaddes hürriyet için.
Dünyanın diktiği bayrak için vur:
Her dinin sevdiği adalet için.
Her yerde haykıran bir hak için vur!
Vur, aşkın ve hakkın zaferi için.
Vur, senden bak, dünya bunu istiyor:
Vur, yerde bak tarih senin seyircin:
Vur, gökten bak Allah sana, “vur!” diyor.
Vur, çelik kolların kopana kadar
Olanca aşkınla, kuvvetinle vur:
Son düşman, son gölge kalana kadar
Olanca kininle, şiddetinle vur.
Vur, senin darbenden çıkacak ateş
İntikam isteyen bir milletindir:
Alnında doğacak kırmızı güneş,
Bu senin ilâhi hürriyetindir!...
 

Mehmet Emin YURDAKUL

 

 

Çanakkale Türküsü 
Çanakkale içinde vurdular beni 
Ölmeden mezara koydular beni
Of gençliğim eyvah
Çanakkale köprüsü dardır geçilmez
Al kan olmuş suları bir tas içilmez
Of gençliğim eyvah
Çanakkale içinde aynalı çarşı
Anne ben gidiyorum düşmana karşı
Of gençliğim eyvah
Çanakkale içinde bir dolu testi
Anneler babalar ümidi kesti
Of gençliğim eyvah
Çanakkale'den çıktım yan basa basa
Ciğerlerim çürüdü kan kusa kusa
Of gençliğim eyvah
Çanakkale içinde sıra söğütler
Altında yatıyor aslan yiğitler
Of gençliğim eyvah
Çanakkale'den çıktım başım selamet
Anafarta'ya varmadan koptu kıyamet
Of gençliğim eyvah
 
 
 Ey şanlı ordu,ey şanlı asker
Haydi gazanfer, umman-ı safter
Bir elde kalkan, bir elde hançer
Serhadde doğru ey şanlı asker.

Deryada olsa herşey muzaffer
Dillerde tekbir, Allahü ekber

Allahü ekber, Allahü ekber
Ordumuz olsun daim muzaffer.
 
 
ÇANAKKALE ŞEHİTLERİMİZİ SAYGIYLA ANIYORUZ.
 
VE ONLARA ŞU MESAJI GÖNDERİYORUZ:
"EMİN OLUN,EMEKLERİNİZ BOŞA GİTMEYECEK!"
 

Mar. 6, 2008

120

KARLARA YAZILMIŞ GERÇEK BİR DESTANAN

Özgün ad 120
Yönetmen Murat Saraçoğlu
Özhan Eren
Yapımcı Özhan Eren
Senaryo yazarı Özhan Eren
Oyuncular Cansel Elçin
Özge Özberk
Burak Sergen
Halil Kumova
Demir Karahan
Emin Olcay
Oytun Öztamur
Görüntü yönetmeni Mustafa Kuşcu
Film müzikleri Özhan Eren
Yapım yılı, ülkesi 2008, Türkiye
Yapım şirketi Posta Film
Dağıtım şirketi Özen Film
Dil Türkçe
Cins Sinema filmi
Tür Savaş
Dram
Tarih
Renk Renkli
Gösterim tarihi 15 Şubat 2008
  
Tür :

Müzik

Oyuncular

Van.. 1915 Ocak.. Kış...
1’nci Dünya Harbi’nin ilk ayları...
Eli tüfek tutan herkes Ruslarla ölüm – kalım harbindeyken sınır birliklerinde cephane tükenir...

Vanlı çocuklar gönüllü olurlar; Yaşları 12 – 17 arasında değişen 120 isimsiz kahraman çocuk... Cephaneyi sırtlanırlar, karlı dağlarda günlerce gecelerce yürürler...

İşte, isimleri unutulmuş olsa da bu büyük yolculuğu gerçek bir kahramanlığa dönüştüren gençlerimizin şanlı öyküsü bugünlerde beyaz perdeye aktarılıyor. Hazırlıkları 3 yıldır sürmekte olan “120”, özellikle günümüz gençleri için “uzun bir memleket türküsü” hedefiyle tasarlandı; 1914 yılı dekorları ve kostümleri yeniden üretildi.


 

fragman:

http://www.youtube.com/watch?v=3iVoXY-aqBE

 

resmi site:

www.120filmi.com

 

RESİMLER:


 


 

Feb. 12, 2008

RUPERT GRİNT

 

 Rupert'ı anlatamayacak kadar çok seviyorum.Şimdilik bu kadar resmini koydum.Daha sonra ekleyeceğim...

Feb. 7, 2008

OXFORD ÜNİVERSİTESİ

Bu resimler size birşeyi hatırlatıyor mu?Evet,doğru bildiniz.Burası Harry Potter filmleinin çekildiği yer:OXFORD ÜNİVERSİTESİ.Burası dünyanın bir numaralı üniversitesi.Gerçekten büyüleyici ama değil mi?...

Feb. 6, 2008

MERHABALAR

ARADA BİR YAZABİLİRİM ARTIK İNTERNET BAĞLANDI SİZLERİ ÇOOOOOOOK ÖZLEDİM BANA DUA EDİN SOSYAL BİLİMLERİ KAZANMAK İSTİYORUM BANA DUA EDİN SİZİ ÇOOOOOK SEVİYORUM!

Sep. 21, 2007

MESAJIM VAR!

Arkadaşlar benim annem ve babam öğretmen.Bu yazıyı şu an onların okulundaki internetten yazıyorum.Bizim evdeki internet tatile giderken çıkarılmıştı.Henüz bağlanmadığı için sitemle ilgilenemiyorum.Ayrıca,korkarım ki bağlansa da çok az ilgilenebilirim.Çünkü bu sene benim Oks senem ve hedefim:ANADOLU ÖĞRETMEN LİSESİ.Hedefime ulaşmam için çok ders çalışmalıyım...Beni seven herkesi ben de seviyorum...Hepinizi öptüm,hoşçakalın canım arkadaşlarım!

Jun. 28, 2007

YAZ TATİLİ VEDASI

 

ARKADAŞLAR BEN 20 AĞUSTOS'A KADAR TATİLDE OLACAĞIM BU YÜZDEN SİTEMLE İLGİLENEMEYECEĞİM.

LÜTFEN KUSURA BAKMAYIN.

BENİ ARKADAŞ LİSTENİZE EKLEYİP DE BENİM EKLEMEDİĞİM İÇİN SİNİRLENMEYİN ÇÜNKÜ BURADA OLMAYACAĞIM VE 20 AĞUSTOS'A KADAR SİTEMLE İLGİLİ HİÇBİRŞEYİ BİLMEYECEĞİM.

HEPİNİZDEN TEKRAR ÖZÜR DİLİYORUM.

AMA GİDİYORUM DİYİNCE DE SANMAYIN Kİ SİTEYİ KÜFÜRBAZLARA VE KÖTÜ NİYETLİLERE BIRAKIYORUM...BEN YOKKEN YORUMLARI CANIM KANKAM BİRİCİK ARKADAŞIM PEMBENUR DENETLEYECEK.

BU ARADA BENİM GİBİ HARRY POTTER FİLMİ FANI OLANLARA 13 TEMMUZ'DA SİNEMAYA YENİ FİLMİ İZLEMEYE GİTMELERİNİ ÖNERİRİM.BEN ÇOK YOĞUN OLACAĞIM İÇİN GİDEMEME İHTİMALİM VAR AMA MUTLAKA GİTMEYE ÇALIŞACAĞIM.HOŞÇAKALIN...

Jun. 25, 2007

NASIL

Arkadaşlar,oku nasıl mor ve yıldızlı yaptığımı merak edenler olmuş.eğer www.dolliecrave.com sitesine girerseniz orda şablonunuza eklemek için herşeyi bulabilirsiniz.O sitenin tek kötü yanı var:İngilizce olması!!!

Jun. 24, 2007

ZÜMRÜDÜANKA YOLDAŞLIĞI'NDAN BİRKAÇ RESİM:

Jun. 22, 2007

LÜTFEN BU SİTEYE GİRİN:

Arkadaşlar size çok güzel bir site öneriyorum:

 

www.blogcu.com/uctatlicadi

« Önceki :: Sonraki »