Günebakan

  • 11/8/2008 - Küçülen Dünyada Göz göze İletişimin Değeri

  • Farkında mısınız dünya ne kadar küçüldü, uzaklar yakınlaştı. Haberleşme ve bilgiyi paylaşmak için artık bir tuş üstüne tıklamak yetiyor. Önünüzde binlerce sayfa açılıveriyor. İster araştırma yapın ister alışveriş…

     

    Bursa’da yaşayan güzel gelinim, gelinliğinin modelini Boston’daki bir gelinlik evinin internet sitesinden seçti. Eşim, birçok elektronik malzemeyi yine internetten satın alıyor, gerçi bazen bazı sorunlar yaşıyor ama bozuk çıkan ürünü yaşadığımız küçük beldeden bile kargo ile aldırıp yerine yenisini gönderebiliyorlar. Oğlum, bilgisayarda yeni uygarlıklar kurup yıkan strateji oyunlarıyla büyüdü; tarih mitoloji ve arkeolojiye  ilgisi belki de bu yüzden.

     

    Elbette bu teknolojik ilerlemenin yararı kadar sakıncaları da yok değil. Bilginin ve haberin artık böylesine havalarda uçuştuğu bu çağda bilgi kirliliği ve güvenliğimizi tehdit eden sorunlarla da karşılaşabiliyoruz. Herhangi bir internet sitesine ya da bir adrese gönderdiğiniz bir e-posta ya da faks veya bir telefon görüşmesi yüzünden adınızın olmadık şeylere karışması, olmayacak bir şey değil.

     

    Ben de iyi bir internet kullanıcısıyım birçok internet günlüğüm var bu günlüklerde şiirlerimi yazılarımı hobilerimi diğer insanlarla paylaşabiliyorum. Yani amaç yine de başka insanlarla bir şeyler paylaşmak; bir çeşit sosyal ortam oluşturmak. Oğlumun ısrarı ile facebook’a da üye oldum, gördüm ki insanlar çoğunlukla bu paylaşım sitelerinde eski okul arkadaşlarını, çocukluk arkadaşlarını arıyor buluyor ve anılarına dönüyor. Ve hep özlemi çekilen şey, birlikte yaşanmış eski yalın fakat çılgın günlerin, yüz yüze ilişkilerin  sıcaklığı… En basit ve sıradan ayrıntı inanılmaz bir heyecanla anımsanıyor. Çocuklarımın arkadaşlarından çoğu  beni de eklemişler sayfalarına hatta kedimizin bile adı geçiyor böylesine bir nostalji… Bazen soruyorum kendime ben hayatın neresindeyim?

     

    İnternet sitelerinde ilginç olan aynı frekanstaki insanların birbirlerini bulmaları. Sanki her birimiz radyo dalgası gibi bir şey yayınlıyoruz ve dalga boyu denk düşerse kalıcı dostluklar  kurulabiliyor. Macera arayan üçkağıtçılardan söz etmiyorum, anlatmak istediğim daha farklı bir düşünsel ortaklık. Böyle edindiğim dostlarım oldu hatta bazılarıyla tanıştık görüştük ve ne kadar ortak alanımız ve ortak dostumuz olduğunu hayretle gördük. Sonuç, hep yüz yüze  iletişim ihtiyacı.

     

    Günümüz ortamında artık herkes bilgi sahibi, fakat bilgeliğin değerini yitirdik. Bilgelik ise telaşa gelmeyen bir erdem. Hayatın özünü duyumsamak, düşünmek, sorgulamak hatta zaman zaman kendine dönmek… Bunun için geceler boyunca bilgisayar tuşlarına basmak değil belki de yıldızların gökyüzünde kayışını sabırla izlemek gerek…

     

    Evet bunca küçülen dünyada zamanı en iyi nasıl kullanabilirim derken yine de yüz yüze hatta göz göze ilişkilerin özlemini çekiyor insanoğlu… Bu bana Küçük Prens’in “zamanın, su içerek boş yere harcanmasını önlemek amacıyla satılan ve insana haftada elli üç dakika kazandıran su hapları” karşısında “keyfimce harcayacak elli üç dakikam olsa ağır ağır bir çeşmeye doğru yürürdüm” sözlerini anımsatıyor.

     

    Keyfinizce harcayacağınız zamanı, hiç konuşmadan sevdiğiniz bir insanın gözünün içine bakarak geçirmek istemez misiniz? Hangi tuşa tıkladığınızda gözlerin söylediği kadar derin şeyler söyleyebiliyorsunuz daha…

     

    Şule TÜREL

    Yorum ( 4 ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 5/8/2008 - CENNETTE CEHENNEMİ YAŞAMAK
  •  Yanı başımızda günlerce sürüp giden yangınla ilgili bir yazı yazmayı düşünüyorum. Bir türlü yazamıyorum. Sözcükler yetersiz geliyor duygu ve düşüncelerime… 

     On yıldır Çolaklı’da yaşıyorum ve her yaz, özellikle sıcak poyraz rüzgarı esmeğe başlayınca “aman nerede yangın çıkacak” diye telaş içinde bir pencereden ötekine koşup, gördüğüm ilk dumanı “alo orman yangını” hattına bildirme telaşıyla yaşıyorum. Kim bilir ne kadar büyüklükte orman yandı yok oldu bu süre içinde. Aslında ormanlar eksilirken bizim de bir yanımız eksiliyor hepimiz için tehlike çanları çalıyor. Hava daha çok ısınıyor, oksijenimiz giderek azalıyor, toprağın tutunacak yeri kalmıyor.

     Bazı anlar evimin penceresinden görebileceğim kadar bize yaklaşan alevler, gökyüzünü kaplayan karanlık sıcak duman ve üstümüze dökülen küller, cennetin ortasında cehennemin  soluğunu hissettirdi hepimize…

     Anlıyoruz ki rüzgar ve  sıcaktan güç alan  bir yangın bizden daha güçlü. Bu nedenle önce el yordamıyla, itfaiye hortumuyla söndürmeye çalışalım, olmadı helikopterleri çağıralım, yetmedi uçaklar gelip su serpsinler derken bu kadar orman yandı bitti kül oldu. Yangının dördüncü günü evimin üstünden geçip denize inerek kısa zamanda su taşıyabilen amfibi uçağı görünce bu uçak ilk gün gelseydi bu kadar ormanlık alan ve köyler yanar mıydı diye kendi kendime  sormadan edemedim. Bu soru işareti şimdi artık gökyüzünde duman şeklinde öylece asılı duruyor.

     Bizim öncelikle bilinçlenmeye, yangın çıkmasına olanak sağlayan koşulları düzeltmeye sonra da güçlü mücadele için gerekli donanımlara ihtiyacımız var. Ayrıca yanan alanların kısa zamanda büyüyebilecek fidanlarla yeniden canlandırılmasına…  Bu ulusal bir mücadeledir, bir seferberliktir ve bunun için hepimiz gereken desteği vermeliyiz.

     Bir deli sıcak rüzgar esti

    Aleve döndü ağaçlar

    Yandı bitti kül oldu

    Küller savruldu…

     Hepimize geçmiş olsun!

     Şule TÜREL

    Yorum ( 1 ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 31/7/2008 -
  • img111/3995/ormanyangn2ck3.jpg

    Bugün (31 temmuz 2008) Manavgat Beşkonak'ta  başlayan ve kontrol altına alınamayan orman yangınının dumanları tüm bölgeyi böylesine sardı  sanki güneş tutulması gibi... Fotoğrafı evimin penceresinden çektim.
    Yorum ( 0 ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 30/7/2008 - pazaryeri
  • img205/9173/pazaryeri1le5.jpg

    Çolaklı-Manavgat 29 temmuz 2008
    Fotoğraf: Şule Türel
    Yorum ( 0 ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

  • 19/7/2008 - blogcu hakkında
  • Değerli dostlar uzun zamandır blogcuya girip yazı ekleyemiyorum bugün nasılsa belki de bir tesadüf oldu, yazı eklememe izin çıktı yeni editörümüzü nasıl buldunuz sorusuna birkaç kez hiç beğenmediğimi yazdım burada da tekrar ediyorum YENİ EDİTÖRÜ HİÇ BEĞENMEDİM ayrıca bütün bağlantılarım silinmiş blogcu dostlarımın çoğuna erişemiyorum. Blogcunun bir an önce eski haline dönmesini bekliyorum. Bakalım bu yazı ekleyebilme durumu devam edecek mi???Yoksa geçici bir düzelme mi???
    Sevgiler.
    Yorum ( 2 ) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

    Hakkımda

    (günebakan çiçeği'nin fotoğrafı, sevgili Hülya Yılmaz'a aittir) şiir, düz yazı, fotoğraf, el işi... kısacası hayata dair her şey Günebakan'da...

    Bağlantılar

  • Ana Sayfa
  • Profilim
  • Blog Arşivi
  • Arkadaşlarım
  • e-posta
  • RSS
  • GOOGLE
  • Nagihan
  • Nalan
  • Şennur
  • Candan
  • Derya
  • otantik takılar
  • şebboy
  • gelincikler
  • portakal ağacı
  • zeytin ağacı
  • Hale Anday
  • Didem Şahin
  • Münevver Paksu
  • Seden Özalp
  • Selda Ercan
  • Düş Hekimi
  • emel çalışkan
  • elişi
  • gülhis
  • Çiğdem
  • örgü
  • yemek
  • zeliş
  • Hülya Yılmaz
  • kek tarifleri
  • funda
  • resim ekleme
  • ekmek kokusu
  • sonia
  • ayşen tekin
  • mualla soğancı

    Kategoriler

    Kategori yok

    Arkadaşlarım

  • kamuranesen
  • Mavilale
  • turuncudunya
  • yamalibohca
  • nurdanhicyilmaz
  • gulserenoten
  • yust
  • nilayak
  • nelboncuk
  • duyurular
  • erena

    Reklam

  • Sayfa: 1 - Toplam: 36
    Son Sayfa | Sonraki Sayfa